Merkez Bankası: Makroihtiyati politika çerçevesi güçlendirilecek

Merkez Bankası politika faizini sabit tuttu. PPK metnine eklenen 'makroihtiyati politika setinin güçlendirilmesi' vurgusu dikkat çekerken, analistler ihracatçı dövizi, zorunlu karşılık artışı ve enflasyona endeksli enstrümanlara destek verilmesinin bu çerçevede değerlendirilebileceğini belirtti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Şebnem TURHAN

Merkez Bankası yılın dördüncü Para Politikası Kurulu toplantısında da politika faizini piyasa beklentisine paralel yüzde 14’te sabit bıraktı.

Para Politikası Kurulu karar metninde kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile bulaşmasının önemli olduğuna dikkat çekilerek “Bu çerçevede kurul, makroihtiyati politika setinin güçlendirilmesine karar vermiştir” ifadesi eklendi.

Bu yeni cümle Merkez Bankası’nın makroihtiyati tedbiri olarak ilk hamlesinin zorunlu karşılık adımı olabileceğine yorumlarına yol açarken şirketlerin ihracat gelirlerinden alınan payın artırılması ile çıkarılması planlanan enflasyona endeksli enstrümanlara destek verilmesinin de bu çerçevede sayılabileceği belirtildi. Ancak analistler bu PPK metninde de para politikasında hiçbir değişiklik işareti verilmediğine dikkat çekti.

Analistler savaşın etkilerine ve majör merkez bankalarının politika değişimine ilişkin yorumlar olmasını beklerken PPK karar metninde çok büyük değişiklikler yaşanmadı. Geçen aylarda olduğu gibi merkez bankalarının para politikalarında ayrışma olduğu ifade edilen karar metnine karşılık analistler dünya çapında merkez bankalarının belirgin bir parasal sıkılaştırma sürecine girdiğine dikkat çektiler.

Dış talebin giderek artan olumlu etkisi

PPK karar metninde en fazla değişiklik talep, cari açık ve kredilerle ilgili bölümde gerçekleşti. İktisadi faaliyetin dış talebin martta yer alan olumlu etkisi yerine giderek artan olumlu etkisiyle güçlü seyrettiğine işaret ettiği belirtilen PPK metninde yılın ilk iki ayında hızla artan cari açık için cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesinin fiyat istikrarı için önem arz ettiği kaydedildi.

Metinde, “Kurul, uzun vadeli Türk lirası yatırım kredileri de dâhil olmak üzere kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşmasının finansal istikrar açısından önemli olduğunu değerlendirmiştir. Bu çerçevede Kurul, makroihtiyati politika setinin güçlendirilmesine karar vermiştir” denildi.

PPK metninde önceki aylara göre en büyük fark da makroihtiyati politika setinin güçlendirilmesine karar verilmesi ifadesi oldu. Analistler öncelikle böyle bir ifadenin yer almasının bazı yeni değişiklikler getirilmesi ihtiyacı olduğunu göstermesi bakımından önemsedi. Yapılan yorumlar yapılabilecek en majör değişikliğin zorunlu karşılıklarda bir artış olabileceğine yönelik olurken Merkez Bankası’nın ayrıca ticari kredilerde daha az karşılık ayrılmasını tüketici kredilerinde daha yüksek karşılık ayrılmasını da getirebileceğini belirtti.

Ayrıca analistler ifadeyi belirsiz bulsalar da geçen günlerde gündeme gelen şirketlerin ihracat gelirinin yüzde 25’ten yüzde 40’a çıkarılması hedeflenen Merkez Bankası’na satması zorunluluğunun da bu makroihtiyati tedbirler kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bunun yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin bu hafta başında enflasyona endeksli enstrümanlara ilişkin açıklamasını da hatırlatan analistler Merkez Bankası’nın bu araçlara destek verebileceğini dile getirdi. Son olarak da kur korumalı TL mevduattın faiz sınırında bir değişiklik olabileceğini söyleyen analistler yüzde 17 sınırının artırılabileceğini vurguladı.

UZMANLAR KARARI NASIL YORUMLADI?

Yeni bir şeyler ihtiyacı doğmuş

Dünya Yazarı Tuğrul Belli: Makroihtiyati tedbir olarak ilk akla gelen zorunlu karşılıklar burada da genellikle bu karardan birkaç gün sonra uygulama oluyor. Onun dışında bugüne kadar uygulamaya koyduğu tedbir sayamayacağımız bir KKM enstrümanı var. Bunu bir makroihtiyati tedbir içinde görüyor mu bilmiyorum. İfade belirsiz ama zorunlu karşılık tedbiri kredi büyümesine daraltıcı, para tabanını daraltıcı etkidir. Burada daha ciddi kaygı döviz dengesindeki durum. Cari açığın belki kararda net bir şekilde ifade edilmese bile gidişatı ilk üç ayda çok parlak değildi. Yaz ayları geldikçe enerji ihtiyacı azalabilir turizm gelirleri artabilir. Makroihtiyati tedbirle döviz sağlamakla ilgili tedbirler düşünülebilir. İhracat gelirinin yüzde 40’ını Merkez Bankası’na satması makroihtiyati tedbir olarak düşünülüyor olabilir. Bu da rezervleri kalıcı şekilde artıracak bir önlem değil. Enflasyona endeksli enstrümanlar da makroihtiyati tedbir kapsamlında düşünülebilir. Muğlak bir ifade olmuş ama konmuş olması yeni bir şeylerin getirilmesi ihtiyacının doğduğunu gösteriyor. Öte yandan enflasyon gelişimleriyle ilgili bu konu tamamen gündemin dışına atılmış. Ciddi bir tedbir getirilmedikçe ortalama yüzde 65-70 olacaktır. 80-90’lı yılları bilen biri olarak diyebilirim ki kendi kendine enflasyon düşmez.

Kredi kullanımı şartlarına yenileri gelebilir

Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu: Kurul kararı bir önceki toplantı kararlarına çok benzer gelmiş durumda. En önemli farklarda birisi makroihtiyati politika setinin güçlendirilmesi görünüyor. Makro ihtiyati politikalar genellikle talep kaynaklı enflasyonist etkileri ve cari açık üzerinden gelebilecek kırılganlıkları azaltmak amacıyla kullanılır. Yeni önlemler hem iç talebi kontrol etmek hem de kredi genişlemesinin kurlar üzerinde yaratabileceği baskıları azaltmaya yönelik olabilir. Özellikle önümüzdeki dönemde yeni KGF paketleri gelebilir, makro ihtiyati politikalar kredi kullanımı şartlarına yenilerini getirebilir. Kaldıraçlı işlemleri sınırlamak da bu çerçevede düşünülebilir. Para politikasının genel çerçevesinde bir değişiklik görülmüyor. Baz etkisiyle enflasyon düşüşü en önemli beklentilerden birisi olmaya devam ediyor. Enflasyon MB tahminlerinin çok üzerine çıkmış durumda, Nisan enflasyon raporunda da yeni ve yukarı yönlü güncellemeler gelecektir.

Bazı sektörleri öne çıkaran adım atılabilir

Gedik Yatırım Ekonomisti Serkan Gönençler: TCMB enflasyonda yakın dönemde gözlenen yükseliş konusunda ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarını ve küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların öne çıkarmaya devam ediyor. TCMB küresel barış ortamının sağlanmasıyla (ve baz etkilerinin devreye girmesiyle) dezenflasyon sürecinin başlayacağını belirtiyor. Aynı zamanda, fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla, tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme sürecinin devam edeceğini belirtiyor. Bu açıklamalar, TCMB’nin enflasyonda emtia fiyatları artan risklere rağmen, politika faizini önümüzdeki süreçte de sabit tutma eğilimini ve mevcut stratejisine bağlı kalma niyetini yansıtıyor. TCMB mevcut kredi bileşiminden memnun görünüyor. TCMB enflasyon gelişmeleri dışında, uzun vadeli Türk lirası yatırım kredileri de dâhil olmak üzere kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşmasının finansal istikrar açısından önemli olduğunu değerlendiriyor ve bu çerçevede makroihtiyati politika setinin güçlendirilmesine karar verdiğini belirtiyor. Bu açıklamalardan TCMB’nin mevcut kredi bileşiminden (kredi büyümesinin ağırlıklı olarak ticari kredilerde yoğunlaşmasından) memnun olduğu, ancak kredilerin dağılımında bazı sektörleri öne çıkaran selektif adımlarım atılabileceği sonucunu çıkarabiliriz.