Petroldeki düşüş bu sefer güldürmeyecek

Petrol fiyatlarında yaşanan çöküş, sadece arz bolluğundan kaynaklanmıyor. Uzmanlara göre bu sefer bir şok etkisi de koronavirüs salgını. Normal şartlarda Türkiye’nin cari açığını iyileştiren bu gelişme, uzmanlara göre mevcut durumda çok da iyimser yorumlanacak bir durum değil.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Hilal SARI

Aramco’nun dampingi sonrası petrol fiyatlarında çöküş yaşandı. WTI bir gecede yüzde 33 düşüşle 27,59 dolara, Brent yüzde 30,33 düşüşle 31,54 dolara kadar adeta çakıldı. Fiyatlar dün gün içinde bir nebze geri alımlarla yükselse de, ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs Brent Petrol varil fiyatının 20 doları görebileceğini öngörüyor. Normal koşullar altında net petrol ithalatçısı olan Türkiye ekonomisi için iyi haber olan petrol savaşları uzmanlara göre bu sefer talep tarafında yaşanan ‘koronavirüs’ şoku nedeniyle bizi güldürmeyecek.

Goldman Sachs, pazar günü müşterilerine gönderdiği bir notta Suudi Arabistan’ın fiyatlarda yaptığı indirimin 20 yıldır yapılmış en büyük fiyat indirimi olduğunu ve bunun koronavirüsün petrol talebini baskıladığı bir döneme denk gelmesi nedeniyle fiyatların 2014 yılından da daha düşük düzeylere geçebileceğini söyleyerek Brent için ikinci ve üçüncü çeyrek öngörüsünü 30 dolar/varile indirdi ve fiyatların 20 dolara kadar düşebileceğini öngördü.

Citi Group Emtia Araştırmaları Direktörü Ed Morse da 20 dolar öngörenlarden. Morse "Petrolde aynı anda hem arz hem talep şoku yaşandığını ilk kez görüyorum, Bundan sonrasını tahmin etmek zor" diyor. Bannockburn Global Forex de virüsün hem arz hem talep tarafında bir şoka neden olduğu, bunun yeni petrol savaşlarının eskisinden farklı olacağı anlamına geldiği değerlendirmesi yapılıyor. Exxon eski kıdemli danışmanı Ali Khedery de Twitter’dan yaptığı paylaşımda “2020’de petrol 20 dolar yaklaşıyor” yazdı. Khedery bu durumun net petrol tüketicileri için tam zamanında bir teşvik olacağını, Irak ve İran gibi petrol üreticileri için felaket olduğunu yazdı.

Peki gelişmelerden Türkiye nasıl etkilenir? Uzmanların genel görüşü, fiyatlardaki düşüşe çok da sevinmememiz yönünde.

Herkes kan ağlarken petrol bizi güldürmez

Şekerbank Başekonomisti GÜLAY ELİF YILDIRIM:

Şekerbank Başekonomisti Gülay Elif Yıldırım 2020 yılının küresel büyüme anlamında kayıp bir yıl olacağını öngördüğünü belirterek petroldeki düşüşe ilişkin basit hesapların doğru sonuç vermeyeceğini vurguluyor. Bizim ihracat pazarlarımızın da mevcut gelişmelerden olumsuz etkilendiğine dikkat çeken Yıldırım şu değerlendirmeleri yapıyor: “Bizim cari açığımıza etkisi konusunda başka hiç bir koşulun değişmediğini varsaysak kolay bir hesap var: Her on dolarlık düşüş 3-3,5 milyar dolar iyileşme getiriyor. Fakat koronavirüs ile birlikte petrol savaşı söz konusu olunca bu kadar basit bir hesap yapamıyorum. Şu an dünya, 2019’da 2020 için senaryolar yazılırken, hiç gözönünde olmayan iki şeyle boğuşuyor. Virüsün özellikle küresel büyüme üzerindeki baskısı ve OPEC’te masanın devrilmesi. Petrol bizim için bir gider ama birçok ülke için de gelir kaynağı. Petrol ihraç eden ülkelerin harcanabilir gelirini negatif yönde etkileyecek. Virüsün etkileriyle reel ekonomi durmuş durumda ve onun da ihracat pazarlarımıza olumsuz etkisini önümüzdeki dönemde göreceğiz. Başta gelen ihracat pazarlarımızdan İtalya’da büyük bir karantina var. Bu nedenle çok basit hesapların doğru bir sonuç vereceğini düşünmüyorum. 2020 yılının kuresel büyüme anlaminda kayıp bir yıl olacağını düşünüyorum. İllaki virüs sorunu bitecek ve herşey yoluna girdiği zaman düşük faiz ortamı olacak. Jeopolitik risklerimizle ilgili bir sorun olmazsa, herşey bittiğinde düşük faiz ortamında kalacağız. Bunun orta vadede diğer gelişen ülkelere olduğu gibi bize de faydası olur. Ama kısa vadede her tarafta bir çakılma var. Herkes kan ağlarken bu denli kuresel ilişkiler çercevesinde bizim gülebilecegimizi düşünmüyorum.”

Gelişen ülke varlıklarına ilginin seyri önemli

Deniz Yatırım Araştırma Stratejisti ORKUN GÖDEK:


Deniz Yatırım Araştırma Stratejisti Orkun Gödek ise petroldeki düşüşün temelinde global yavaşlama kaygıları olduğunu belirterek gelişen ülke varlıklarına ilginin seyrinin Türkiye için önem arz ettiğini belirtiyor: “Petrol fiyatlarındaki gerileme nominal olarak bizim açımızdan pozitif etkiye sahip. Maliyetlerimiz geriliyor, döviz bulma ihtiyacımız azalıyor. Öte yandan fiyatlardaki hareketliliğin neden kaynaklandığını da dikkate almak gerekiyor. Örneğin, son hareketin tetikleyicisi her ne kadar Suudi-Rus gerginliği ve arzın artırılacak olması gibi görünse de temelinde global yavaşlama kaygıları ve talep düşüşü yer alıyor. Bu nedenle riskli varlıklardan kaçış isteğinin bir adım öne çıktığını görüyoruz. Yani, enerji maliyetlerindeki düşüş her zaman tam anlamıyla pozitif yansıma göstermeyebiliyor. Nominal olumluluk farklı alanlardaki götürü ile birleştiğinde net etkisi düşük kalabiliyor. Gelişmekte olan ülke varlıklarına olan ilginin nasıl seyredeceği önemli. Global büyüme temasının hasar gördüğü ortamda gelişmiş ülkelerin yavaşlaması gelişmekte olan ülkeler açısından da büyüme riski oluşturuyor. Ayrıca, fon akımlarından ne ölçekte nemalandığınız da önemli. IIF verilerine göre Ocak-Şubat döneminde gelişmekte olan ülke varlıklarına 30 milyar doların üzerinde fon girişi gerçekleşti. Aynı dönemde Türk lirası cinsi varlıklarda 3 milyar dolar çıkış yaşandı. Petrol fiyatlarının düşük seyretmesi Türkiye’yi ödemeler dengesi ve enflasyon üzerinden iki önemli makro kalemde pozitif etkileme potansiyeline sahip. Bu nedenle liranın zayıflamasına karşı bir yerde direnç sağlayabilir. Ancak, unutmayalım ki global döviz kurları eğiliminden uzak durma imkanımız çok yok.”

Ticaret daralırken, petrolün düşmesine sevinemeyiz

EKONOMİST ARDA TUNCA:


Ekonomist Arda Tunca petroldeki düşüşün ekonomik koşulların kötüleştiği ve durgunluk konuşulan bir dönemde meydana gelmesi nedeniyle bunun Türkiye’ye yapacağı olumlu cari açık faydasına çok da sevinmemek gerektiğini belirtiyor. Goldman Sachs’ın 20 dolar öngörüsünün artık çok da ihtimal dışı bulunmadığını belirten Tunca “Cari açığımıza olumlu etki yapacağına ilişkin birçok görüş var. Fakat unutmamamız gereken şu, bu gelişme dünya ticaretinin yavaşladığı ve resesyon ihtimalinden konuştuğumuz bir dönemde oldu. Bu koşullarda ben Türkiye’nin cari açığını iyileştirecek diye petrol fiyatlarındaki düşüşü olumlu görmüyorum. Ticarete ihtiyaç var. Aracınız hasar da alsa, gidiyor olması lazım. Verileriniz istediğiniz kadar olumlu gelsin, ticaretin daraldığı ve özel sektörün bir yıl içinde 61,5 milyar dolarlık borcunun olduğu bir ortamda gelişmeleri olumlu değerlendiremiyorum” değerlendirmesi yapıyor. Tunca’ya göre resesyon ihtimali ve koronavirüs endişelerinin olmadığı bir ortamda bu fiyat düşüşü gerçekleşseydi, Türkiye için tartışmasız olumlu bir etkisi olurdu, fakat şu anda durum bu değil.

Yarar abartılmamalı

Sabancı Üni. Finans Kürsü Başkanı ÖZGÜR DEMİRTAŞ:

Sabancı Üniversitesi Finans Kürsü Başkanı Özgür Demirtaş petroldeki düşüşün Türkiye’ye etkisini şu ifadelerle yorumluyor: “Petrol fiyatlarının düşüşü Türkiye’ye yarar mı? Kısmen evet. Ama bu yarar abartılmamalı. Çünkü Türkiye’den emlak alan, Türkiye’de tatil yapan zenginler parasını petrolden kazanıyor (Dolaylı veya doğrudan). O yüzden aşırı sevinecek bir şey yok.”

BÖYLESİ İLK AMA TARİH BUNLARI DA GÖR

1973 Arap-İsrail savaşı
Arap-İsrail savaşı sırasında ABD’nin İsrail’e yardımı petrol ihraç eden ülkelerin hoşuna gitmedi. 16 Ekim 1973 tarihinde OPEC petrol üretimini düşürüp, Batılı ülkelere özellikle de ABD ve Hollanda’ya petrol taşıyan sevkiyatlara ambargo koyar. Hem üretim sınırlanıp hem de OPEC ayrıca petrol fiyatlarını yükseltmiş ve arz azalmasına rağmen talep sabit kalınca fiyatlar muazzam artar. 1970’lerde 1.8 dolar olan petrol 12 doları geçer. New York Borsası 97 milyar dolar değer kaybeder. Ekonomik olarak zor durumda olan Avrupa ülkelerinde hükümetler değişir, ABD’de karne ile petrol satışı başlar.

● 1979 İran İslam Devrimi
Petrolde ikinci büyük kriz İran’ın iç karışıklıklardan İslam Cumhuriyeti’ne geçişiyle başlar. Devrimden sonra ülkede petrol üretiminin azaltılması ilk krizin etkilerini üzerinden atamayan dünyada paniğe yol açar. Öyle ki İran’da üretim sadece yüzde 4 düşmüştür. Bu 12 ayda fiyatların ikiye katlanmasına neden olun 20 doların üzerine çıkar fiyatlar. Hemen ardından İran-Irak savaşı başlar 1980’de. Bu kez iki ülkenin petrol üretimi, yıllık 6.5 milyon varil azalarak günlük 1 milyon varile geriler. Tüm dünyada da üretim yüzde 10 düşünce petrol fiyatları 35 doları görür.

● 1986 yeni kaynaklar krizi
Üst üste yaşanan iki kriz dünyada ülkeler daha verimli enerji kaynaklarına yönelmeye iter. Hem de geleneksel petrol arama bölgelerinin dışında yeni petrol kaynakları alanları araştırmalarını artırdı. Bu durum ise Suudi Arabistan’ın gelirindeki azalmayı petrol üretimini artırmakla karşılamaya çalışmasına yol açtı. Petrol fiyatı da 10 doların altına geldi.

● 1990 Körfez Savaşı
Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgali petrol fiyatlarını hareketlendirdi. Nitekim üretim konusunda belirsizlik olması piyasayı endişelendirdi. Petrol fiyatları 40 doları aştı. ABD’nin Kuveyt’i kurtarmak için giriştiği Körfez Savaşı’nda da yüksek seyir sürdü. Ardından devamlı bir düşüş trendine giren petrol fiyatları 90’ların ortalarında 21 yılın en düşük seviyelerini gördü.

● 1997 Asya ekonomik krizi
Hızlı büyüyen Asya kaplanlarının yani Asya ülkelerinin sıkıntılı bir sürece girmesi dünya ekonomilerini olumsuz etkiledi. Kontrolsüz büyüyen başta Tayland olmak üzere Endonezya, Filipinler, Güney Kore ve Malezya’daki kriz talebi azalttı. Ancak bu talepteki düşüş tam da OPEC’in üretim arttırdığı döneme denk gelince petrol fiyatları düştü. Fiyatlar 25 dolardan 11 dolara kadar geriledi.

● 11 Eylül 2001
Artık arz güvenliği için daha fazla çalışan ülkelerden Rusya üretimini artırmaya başladı. Ancak dot.com krizi sonrası küçülen ABD ekonomisine bir de 11 Eylül saldırısı gerçekleşince OPEC, üretimi azaltarak petrol fiyatının gerilemesini durdurmaya çalıştı. Ancak fiyatlarda yüzde 35’e yakın düşüşe engel olamadı.

● 2003 Irak Savaşı
11 Eylül sonrasında ABD’nin saldırdığı Irak’ta petrol üretimi engellendi. 2002’de günlük 6 milyon varilin üzerindeki olan ülkenin petrol üretimi 2003’te günlük 2 milyon varilin altına indi. Savaş boyunca da üretim düşmeye devam etti. Bunun üzerine petrol fiyatları ilk başta yüzde 20 arttı ardından hızla 70 doların üzerine tırmandı. Tabii Katrina Kasırgası’nın da etkisiyle.

● 2008, sert yükseldi sert düştü
ABD’nin İran’a yönelik yaptırım tehditleri, ABD dolarındaki değer kaybı, Çin ve Hindistan’ın talebindeki hızlı artış, soğuk kış senaryoları ile Cezayir, Pakistan ve Kenya’daki jeopolitik tansiyon petrol fiyatını fırlattı. Petrol fiyatları, Haziran 2008’de varil başına 147 doları gördü. Ardından 2008 küresel krizi patlak verdi. Ve 2008 Aralık ayında petrol 36 dolara kadar gerileyerek tarihteki en hızlı düşüşünü yaşadı. 2008’deki küresel ekonomik krizin ardından yükselme eğilimine giren ham petrolün fiyatı, 2012’de varil başına 128 dolara kadar çıktı.

● 2016 arz fazlası düşüşü
ABD’nin petrol üretiminin 7 yıl içinde ikiye katlanarak 2014’te günde 10 milyon varile çıkması ve buna karşın Suudi Arabistan’ın liderliğinde OPEC üyelerinin üretimlerini kısmamaları sonucu petrol piyasasında oluşan arz fazlası, ham petrol fiyatlarını Haziran 2014’te ulaştıkları 115 dolardan 30 doların altına indirdi. ABD’de birçok enerji şirketi battı. OPEC günlük 1.8 milyon varil kesinti kararı aldı ama ABD en büyük petrol üreticisi oldu.