Şans Sohbetleri: Evde kalan 'kripto'ya sardı

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri'nde bu hafta yeni yıl beklentilerini ele aldı, dijital para konusuna da mercek tuttu. Evde geçen sürenin uzaması kripto para işlemlerine rekor kırdırdı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Güldağ: Sene başında adettendir, genel değerlendirmeler yapılır. Muhtemel gelişmelere ilişkin tahminler paylaşılır. Biz Şans Sohbetleri'nde işin o kısmını geçen yıl bitirdik. Senenin son günü de sayende '2021 için portföy önerisini' okurlarımızla dunya.com'dan paylaştık. Teşekkür eden çok oldu.

Ağaoğlu: Sağolsunlar, ben de tüm okurlarımızın yeni yılını kutlarım.

Güldağ: Bu yıla aslında çok önemli bir sorunla girdik. Daha doğrusu son yıllarda çok yakından hissettiğimiz küresel iklim değişikliğiyle beraber gelen kuraklığı bu yıl derinden yaşıyoruz. Hatta, Diyanet kanalıyla yağmur duasına çıkıldığına dahi şahitlik ettik. Biz İstanbul’da kar yağışını unuttuk diyoruz, ancak Doğu illerimizde de durum farklı değil. Yakın bir dostum, bu hafta sırasıyla Elazığ, Malatya, Tunceli, Bingöl, Muş illerini gezdi, oralarda da kar yokmuş.

Ağaoğlu: Gerçekten kuraklık meselesi büyük sorun. Bu aralar sorulunca '2021 sulak bir yıl olsun' diyorum. Yılbaşı gecesi balkonda oturup kahve içtiğimi hiç hatırlamam amabu defabu mümkün oldu. Yarın yazın ortasında da fırtınayla karşı karşıya kalabiliriz. Kuraklık gibi bir ihtimal söz konusu olduğu için tarımsal emtia tarafına bunun yansımaları olacağını konuşmuştuk.

Güldağ: Mesela geçen bizim Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin TİM ile birlikte düzenlediği yılsonu buluşmasında, gıda sektörümüzün önde gelen ismi Mehmet Reis, 2021'de tüm dünyada bir gıda enflasyonu beklediğini açıkladı. Kuraklıkla birlikte gelen tehlikelere dikkat çekti. Ne gıda ne de enerji fiyatlarını öyle kolay kontrol edilebilecekmiş gibi gelmiyor. Hepimiz sözleşmiş gibi, yılın ikinci yarısında enflasyonda düşüş bekliyoruz. Piyasanın beklediğinin tersine hareketler olacağını hiç aklımıza getirmiyoruz gibi... Benim portföy meselesiyle ilgili de bir derdim var. Geçen gün yazarımız Atılım Murat da dikkat çekiyordu. Neredeyse 2021 için senaryo belli: Gelişmekte olan ülkelere para akacak. Borsalar yükselmeye devam edecek. Emtia fiyatları artmaya devam edecek. Neden? Çünkü dolar diğer para birimleri karşısında zayıflayacak. Piyasada bol likidite var. 2021'de de öyle olmaya devam edecek.

Ağaoğlu: Kimse bana diyemiyor ki majör merkez bankaları parasal genişlemeden vazgeçecek, faiz artıracak, sac stokları parayı geri toplayacak. Bunu bir Allah'ın kulu diyemiyor ben de dahil. Şimdi bunu söylemediğimiz yerde dönüp dolaşıp bakıyoruz ve diyoruz ki, ya kardeşim evet merkez bankaları bu likiditeyi sağladılar, geçtiğimiz yılın hareketliliklerinden bir tanesi doların akışkanlığıydı, likiditesi değildi. Bu sene akışkanlık probleminin büyük oranda çözüldüğü bir ortamdan bahsediyoruz. Bu likidite nereye gider diye baktığımızda dolar likiditesinin arttığı bir ortamda doların karşısındaki her şey ya da dolar bazında fiyatlanan her şey zamlanıyor dedik. Bunun da benzerinin 2008'de yaşandığını söyledik. Doların çok değersiz olduğu bir dönemde emtia arasında, petrolden metallere, değerli metallerden endüstriyel metallere, oradan tarımsal emtiaya tekrar değerli metallere, tekrar petrole uzandılar. Ben ona büyük spekülasyon dedim, yani saçma sapan bir spekülasyon hareketlerdi bunların tamamı. Hatta bir ara pirince kadar geldi.

Güldağ: Bu sene çok konuşulmayan iki değişiklik var. İlki kripto para tarafında bir gölge finans sistemi gelişmeye başladı. 2020'de dijital paralara geçeceğiz demiştik 2021'de bu hayata da geçebilir. Neden dersen bu negatif faizi çalıştırmıyor merkez bankaları. ABD'de verilen yeni paketler ki açıklanan bu paketlere ekstra paketler de gelebilir, doların arzının artacak olması, dolardan bir anlamda kaçış mümkün, müthiş bir likidite var.

Ağaoğlu: Başta dediğiniz gibi likidite bolluğu, temel merkez bankalarının faizlerini artırmayacak olmasıyla alakalı. Henüz daha koronavirüs sürecini de atlatamadık, aşılarla umudumuz artmakla birlikte endişelerimiz tam olarak azalmış değil. O yüzden piyasadaki likidite bolluğu spekülasyona katkıda bulunuyor.

Güldağ: Ne gibi mesela.

Ağaoğlu: Çok ilginç bir şey söyleyeyim, evlerde kalmak spekülatif hareketleri destekliyor. Özellikle kripto para tarafında bunun daha fazla olduğunu düşünüyorum. Haftasonları müthiş rekorlar kırıyor mesela, çünkü onlar 7/24 işlem görüyorlar. Evde oturan insanlar can sıkıntısından işlem yapıyor.

Güldağ: Hisse senetlerinin artışındaki nedenler arasında da sayabilir miyiz bu hafta sonu mesaisini?

Ağaoğlu: Hisse senetlerinin artışındaki neden de bu olabilir tabi ki. Davranışsal finanscıların bu dönemi bir yakın merceğe almasında fayda var. Kripto paraların yükselişinin içinde de bu derinliğin azalması, piyasalardaki kullanılabilir bitcoinlerin soğuk cüzdanlara çekilmesi nedeniyle ortaya çıkan bir arz azalması da var. Yani biraz suni bir durum var ortada ama bunu hisse senetlerinde de yaşıyoruz. Neden herkes aynı yöne bakıyor da aksi yöne bakan az dersen yani büyük oranda cevabı majör merkez bankaların faizleri düşük tutacaklarına dair neredeyse taahhüt aşamasındaki söylemleri. Hal böyle olunca da orada getiri kalmayınca hisse senetleri ve tahvil tarafında getiri kalmayınca emtia tarafına dönüyorlar. Evde oturunca alım satıma biraz ağırlık verince hem hacimler hem de fiyatlar artıyor.

Güldağ: Hem kurumsal hem de durumsal. İkisi bir arada. 2021'de gelebilir dediğin dijital para meselesi... Faizlerin bu derecede kalması onu özellikle mi tetikliyor?

Ağaoğlu: Temelde 3 konu var. Mesela ABD'de daha önce yapılmış yatırımlara bakıldığında neredeyse üçte ikisi ya tasarrufa ya da borç ödemeye gidiyordu. Şu anda doğrudan sokaktaki adama yardım ediliyor. Gerçek anlamda ekonomiyi döndürmeye yönelik bir katkı amaçlanıyor. Bunu sağlayabilmenin yolu aslında son kullanım tarihi olan paralar yaratmak.

Bu şu demek ben size bir yardımda bulunuyorum ama ben bunu gidip tasarruf edin diye sonsuza kadar size vermiyorum demeniz lazım. Üç ay içinde harcarsanız yüzde 100'ünü harcarsınız, altı ay içinde harcarsanız yüzde yetmiş beşini kullanabilirsiniz diyebilmenizin koşulu ancak ve ancak parayı dijitalleştirmeyle olabilir. Dijital paraların ihtiyaç duyulmasının ikinci sebebi de üstüne para ödenmek istenmemesi. Çünkü para hesapta olduğunda sen dijital olarak eksi faiz üzerine çalıştırıyorsun. Paran azalmasın diye ekonomiye sokman gerekiyor veya bunu bir takım yatırımlara ve yaptırımlara dahil etmeleri istenmeli.

Güldağ: Üçüncü neden de vergisel olabilir mi?

Ağaoğlu: Üçüncü temel sebep de vergi. Şimdi nakit olarak paranın kayıt dışı dönmesiyle siz sistemin kayıt dışılığına izin veriyorsunuz demektir. Dijital hale geçirdiğimiz anda hiç kimse kaçamaz. Düşünsene İBAN aslında hepimizi kelepçeledi. Her şey kayıt altında. Onun için dijital para hızlanıyor, 2021'de çok daha hızlanacak.

Güldağ: Peki böyle bir durumda güvenli limanda portföyü tutuyoruz diyelim. O zaman fazla bir harekete de gerek yok, boşuna komisyon ödemeye de gerek yok bu sene diyebilir miyiz?

Ağaoğlu: Büyük oranda haklısın. Bu portföy önerimiz sadece bir tahmin, bu çok kazandıracak, kesinlikle kazandıracak demek değil. En kazandıracak şey bugün bir metayı aldığında, doğru da tahmin edebilirsin, müthiş de bir haber gelecektir, bir hisse senedinde bir metalde veya bir tarımsal emtiada bir kuraklık olacaktır. Veya atıyorum bir hastalık gelecektir onlara da mesela soyaya bir hastalık gelecektir. Böyle bir olaydan haberiniz varsa gider soya fasulyesi kontratı alırsınız çoluk çocuk torunlarınız bile ihya olur. Onu bilemem. Makul ölçülerde baktığımızda, hiçbir finansal ürünler sonsuz yükselmez sonsuz düşmez.

"MB, 7.20'li seviyelere geldiğinde dolan alım ihalelerine başlamalı"

Güldağ: Bu arada dış borçlar meselesi de önemli, reel sektörümüzün borçlu olduğunu biliyoruz. Bir sıkıntı olmadı borçları çevirmede ama o yine Demokles'in Kılıcı gibi sallanıyor. Ayrıca kurlardaki bu son gelişmeler bizi o hızlı çıkışın öncesine, 6.50'lere getirebilir mi gibi bir takım beklentiler var. Ben bu durumun ihracat konusunda bizi sıkıntıya sokacağını düşünüyorum.

Ağaoğlu: Kilo bazlı ihracat bandında bir ülke olduğumuz için tonajda artıyor olsa bile karşı tarafta kur yükselince alıcılar sizin yerel ürettiğiniz mal ve hizmetler veya ara malların avantajının bir kısmını bize verin diyorlar. O yüzden fiyatı indiriyorlar aşağıya, mecburen satmayı kabul ediyorsun fakat iş normale döndüğünde dolar veya Euro başındaki fiyatı düşük kabul ettiğin anda değerli TL'nin sana verdiği zararı karşı taraftan talep edemiyorsun. Bu sefer de tonaj düşüyor. Böyle bir açmazla yıllardır karşı karşıyayız.

Güldağ: Kur konusuyla ilgili bugün de bir rapor geldi. Diyor ki yabancı bir bankanın 7.39'dan doları satın TL'yi alın, evet şu anda enflasyon beklentileri üzerinde geliyor ama bu geçtiğimiz kur döneminin etkileri, yavaş yavaş düşmeye başlayınca enflasyonda da iyileşme gelecek. O yüzden kur 6.50'lere kadar gelebilir diyen bir tahminleri var.

Ağaoğlu: Ben şöyle devam edeyim çok kur düşüşü olacaksa biz bu zorlukları neden yaşadık diye sormamız lazım. Ya da kurun yüksek rakamlara ulaşmasına neden izin verdik diye sormamız lazım. Onu aşağı indirmek için neden bu kadar büyük mliyete katlanıyoruz diye sormamız lazım. Bu soruların sayılarını artırmamak adına paylaştığım şeyi tekrarlamak istiyorum. Merkez Bankası belli bir seviyenin altına düştüğünde, bana göre bu seviye 7.20'li rakamlardır, artık döviz alım ihalelerine başlayabilir. Haziran döneminde yapılan satışın karşılığında bankalara verdiği borcun kazandığı faizi bugüne getirdiğimizde o kurla 7.35-7.40'lara geliyor. Yani bugün siz 7.20'den MB olarak, karı yalnız hazineye vermemek koşuluyla, o karı da kullanarak elindeki eksi rezervlerini önce sıfırlayıp sonra bir parça artıya geçirmesi lazım. Bence böyle bir satış gelirse 6.50'lere kadar düşmesi çok da hayrımıza olamayacak diye düşünüyorum. MB'nin matematiksel olarak da böyle bir karının olduğu ortamda da ben yavaş yavaş döviz ihaleleri alım yoluyla kurun belli bir seviyede stabilize edilmesi ve bunun da MB rezervlerinin artırılması için kullanılması gerektiğini düşünen taraftayım. Çünkü kurun düşük olması bizde ithalatı veya tüketimi çok hızlı artırabiliyor. Bizim onu kaldıracak bir durumumuz olduğunu düşünmüyorum.