Şans Sohbetleri: İhracata çok iş düşecek

Ali Ağaoğlu ve Hakan Güldağ, bu hafta sohbetlerinde 2021 büyüme trendlerine değindi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ali Ağaoğlu ve Hakan Güldağ, bu hafta sohbetlerinde 2021 büyüme trendlerine değindi. İhracatın bu yıl büyümeye katkı sağlayacağını söyleyen ikili, negatif tarafta emtia fiyatlarına dikkat çekti. Kurlarda ise henüz bir trend değişikliği olmadığı belirtildi

Güldağ: Görünen o ki, sanayi cephesinde, imalat cephesinde işler iyi gidiyor. Sadece Sanayi Üretim Endeksi kasımda yıllık olarak yüzde 11 yükselme gösterdiği için söylemiyorum. Ki, gayet iyi bir haber. Dün Türkiye'nin en büyük gümrük müşavirliği şirketlerinden birindeydim. İhracat da iyi gitmeye devam ediyor.

Ağaoğlu: Nasıl veriler? Güldağ: Aralık ayında gördüğümüz ivme devam ediyor. Sadece İstanbul'da değil. Anadolu'da da ihracat, dolayısıyla üretimde bir düşüş yok. Hatta bir kısım ihracat rakamlara da yansımıyor. Aslında daha fazla ihracat yapıyoruz. Ağaoğlu: Ne kastediyorsun? Güldağ: Mikro ihracatı kastediyorum. E-ticaret hızla büyüyor. Keza e-ihracat ve mikro ihracat da... Diyeceksin ki adı mikro, ne olur? Öyle değil. Her pakette 700-800 Euro. Ciddi para ediyor. Denizli'de geçen sene sınır ötesi e-ticaretten 4 milyon dolar gelir elde eden bir firma ile konuştum. Bu yıl, hedefi 8 milyon doların üstüne çıkarmış. Şimdi bizde 90 bin civarında ihracatçı var. 10'da biri böyle yapsa, diyelim ki 9 bin ihracatçı, rakamlar büyüyor. Rakamları Türkiye'de takip eden yok diye, kendisi de yok demek değil. Hiç ihracat yapmayan da bu yolla ihracat yapmaya başladı. Sonra bakıyorlar, Türkiye'den online pazar yerleri üzerinden satış imkanı varsa, ABD'de de online pazar yerleri var. Onlara da bu kez B2B satışlara da başlamışlar.

Ağaoğlu: O zaman bu yıl büyüme için ihracata epey iş düşecek...

Güldağ: Öyle görünüyor. Şimdi kasım sanayi üretimi şunu da gösterdi. 2020'nin son çeyreğinde büyüme beklenenden yüksek olabilir. Dolayısıyla, 2020 büyümesinin tamamı da daha yüksek olabilir. Mesela Dünya Bankası 0.5 büyüme beklediğini açıkladı 2020 için. Aralık ayı sanayi üretimi daha düşük gelse bile yüzde 7 civarında bir son çeyrek ortalaması gelebilir üretim tarafında. Bu da son çeyrek büyümesini yüzde 5'e yaklaştırabilir. O zaman büyüme de 2020 yıllık bazda yarım değil en az 1.5 olur.

Ağaoğlu: İki şeye çok fazla kafayı takmamayı öğrendim. Bir tanesi büyüme rakamları. Geçmişin büyüme rakamı bana gelecekle ilgili bir şey söylüyor mu diye bakarım önce. Mesela çalışanların enflasyon oranında zam aldıklarında da benzer bir durum var. Aslında geçmişteki enflasyondaki kayıplarını telafi ederler. Büyüme denilen şey de yaşandı bitti. Biraz da kaygılı bir şekilde bitti. Pozitif tarafta kalmak avantajlı diye bakılacak ilk olarak.

Güldağ: Tabii, sonuçta Çin, Bangladeş ve Mısır ile birlikte pozitif büyümede yer alıyorsun dünyada. Ama son 3 yıl diye bakarsan, 2018 yüzde 2.6, 2019 yüzde 0.9, 2020'de haydi diyelim ki yüzde 2. Ortalaması 2 bile olmuyor. Yetmeyeceğine göre, ne gibi politikalar geliştirmemiz gerekir diye bakmamız lazım. Ayrıca bu yılki büyümeyi tahmin ederken baz etkisi açısından da önemli.

Ağaoğlu: Katılıyorum. Bunları takip etmek zorundayız elbette. Ben de kaygısız bir şekilde izlemiyorum, kaygılı bir şekilde dikkat ederek izliyorum aynı sebeplerden dolayı. Büyüme dediğimiz rakamın oynak olması kötü bir şey. Volatiliteden kastım, koronavirüsü istisna tutuyorum ama bizi bu sene artıya taşıyacak şey ikinci çeyrekte, üçünce çeyrekte gelen çok büyük bir büyüme. Ne ile sağladık bunu? Yüzde 8-9 faizleri düşürerek sağladık.

Güldağ: Keşke bu kadarlık büyüme için, bu denli çok sorun yaratmasaydık diye de düşünebilirsin. Aktif rasyosu, zorunluk karşılıkla, enflasyonun altında faiz ile bu kadar zorlamasaydık diye düşünebilirsin.

Ağaoğlu: Sonra ne oldu, yüzde 17 politika faizine geldik. Şimdi o faizin getireceği bir fren etkisi olacak. Daha önceki büyüme bugün gelen küçülme etkisi olacak. Şimdi bu yüksek faiz ortamına Türkiye o denli katma değer yaratabiliyor mu? Hayır!

Güldağ: Türkiye'nin 2021 büyümesi için IMF yüzde 5, Dünya Bankası yüzde 4.5 diyor.

Ağaoğlu: Bu büyüme mümkün olacak mı? Ben önümüzdeki döneme baktığımda çok mümkün görmüyorum, şu andaki faiz ortamıyla. Bir önceki çalışmaya geri döneyim. Büyüme dediğiniz şey aslında bir bileşik faiz fonksiyonu, bir önceki yılın büyümesine siz bir büyüme eklediğinizde bir önceki yılın büyümesini de artırıyorsunuz. Eğer pozitif büyürseniz siz hep katlayarak büyüyorsunuz. Ama bir yıl büyük bir pozitif, bir sonrakinde büyük bir negatif büyüdüğünüz ya da küçüldüğünüz zaman sizin bileşik büyümeniz yani 10-15 yıllık perspektife baktığınızda bu oynak büyüme iyi ve sağlıklı bir büyüme değil.

Güldağ: Var mı gelişmekte olan ülkelerde örneği? 8-10 yıl hızlı ve sürekli büyüyüp, lig atlayanları biliyoruz. Hemen hepsi de Asya-Pasifik'ten son dönemde...

Ağaoğlu: Ben bir çalışma yapmıştım bu konuda. İlginç bir örnek olarak karşıma Brezilya çıktı. Brezilya her yıl yüzde 3.2 ile 2.9 arasında büyümüş. Lula döneminde. Hiç öyle yüzde 8-10 büyümemişler. Ama yüzde 5-8 de küçülmemişler. Hep öyle yüzde 3 civarında büyüyünce, taş üstüne taş koyup, toplam büyümeleri yüzde 40’lara ulaşmış. Ama şimdi biz 'artı kapattık, çok iyi' dediğimizde onun bedeli var. Çünkü hormonlu büyüme sayesinde biz açığı kapatacağız. Onun bir bedeli olmayacak mı 2021’de? En azından ilk çeyrek veya ilk yarı yılda o yüksek faizin etkilerini göreceğiz. O da kritik bir süreç. Belki yeterince büyüyememeler bence hızlı faiz indirimlerini de beraberinde getirebilir. Onun da başka sonuçları olur.

Güldağ: Yüzde 2.9 tahmini de açıklandı bir yabancı banka tarafından... The Economist ise yüzde 3.6 tahmininde bulunuyor...

Ağaoğlu: Baz etkisinden dolayı 2021'de Türkiye ekonomisinin yüzde 3.5 üzeri büyümesini bekliyorum her halükarda. Orada bir problemimiz yok ama bizim zaten normal büyüme patikamız yüzde 4.5 ortalama, Cumhuriyet tarihinden bu yana böyle. Yani yüzde 4.5’i garantilemeyen hiçbir büyüme anlamlı değil. Dünya Bankası aslında Türkiye’nin potansiyelini söylüyor.

Güldağ: Bizim burada sorun nerede, bizi bugüne kadar hangi dinamikler getirdi, bundan sonra hangi dinamikler büyütür diye bakmamız lazım...

Ağaoğlu: Ömrüm vefa ederse bir doktora tezi olarak yapmak istiyorum. Hormonlu büyümeler ya gelecek nesillere ihraç edilen kriz ya gelecek nesillerden çalınan refahtır. Üçüncü çeyrekteki yüzde 6.9 büyümeyi biz düşük faizle yaptık. Düşük faizin bedelini de şimdi 17 ile ödüyoruz ve daha da ödemeye devam edeceğiz.

Güldağ: Öte yandan, yatırımlarda bir canlanma, KOBİ’ler tarafında ihracata yönelim görüyorum. Bu yıl dış ticaret tarafında pozitif bir katkı gelebilir gibi görünüyor. Sence büyümenin dinamikleri nerelerde oluşur?

Ağaoğlu: İyi taraflarından ve kötü taraflarından bakalım. COVID-19’un dahi iyi bir tarafı olduğunu görüyorum. İnsanlar aslında biraz evde ya da ofiste kapanmak zorunda kaldığında tembelleştiler ama biraz da erteledikleri bazı şeyleri devreye almaya başladılar. Güldağ: Ne gibi?

Ağaoğlu: Bir projesi vardı, vakti oldu o projeye önem verdi. Verimlilik artışında iyimser birtakım şeyler olmasını bekliyorum. Verimliliğe dönük adımlar bizi pozitif etkileyecek. Dediğin gibi, büyümenin önemli bir kısmının bu yıl ihracat ve yarattığı etkilerden geleceğini düşünüyorum. Turizmde pozitif taraftayım.

Güldağ: Ya negatif tarafta?

Ağaoğlu: Üretim ve sanayi tarafının en ciddi sıkıntılarından birisi emtia fiyatlarının yükselişi ve bu yükselişin de yönetilemez olması. Bence üretim tarafında hem hammadde tedariği hem de bunların fiyatının yükselmesi bizi ihracatta da zorlayacak noktaya geliyor. Endüstriyel metaller tarafına baktığımızda, özellikle tarımsal emtiaya baktığımızda ciddi bir fiyat yükselişi ile karşı karşıyayız. Buna Çin talebi, arz tarafındaki aksamalar veya olası aksamalar ki buna koronavirüsün de önemli katkıları oldu. Yani insanlar tarlalara giderken bile zorlandılar veya gidemediler veya mevsimsel zamanlamayı doğru yapamadılar. 3-5 günlük bir erteleme bile verim kaybına yol açabiliyor. Onun için tarımsal emtia tarafındaki sorunlar bir tarafa endüstriyel metaller sıkıntı yaratabilecek konulardan bir tanesi. Bu sene bizim açımızdan büyümeyi olumsuz etkileyecek bir aday. Kuraklığı da saymıyorum, umarım olmayacak.

Güldağ: Mevsimsel kuraklık var hiç şüphesiz ama şu anda henüz tarımsal bir kuraklığa dönüşmüş görünmüyor. Ama bu yöndeki beklenti, uluslararası fonların spekülasyon arayışlarıyla da birleşince tarımsal emtiayı yukarı itti. Öte yandan, biraz önce de bahsetmeye çalıştığım gibi, büyümenin kaynaklarında da bir değişim var. Mesela Türkiye’de kadın girişimciliğinin toplam girişimciliğin içerisindeki payı yüzde 9. Ama iş online satış platformları üzerinden yapılan girişimciliğe gelince kadın girişimciliğinin payı yüzde 25’lere geliyor. Önümüzdeki dönem büyümelerine farklı faktörlerin de etkisi olacak. Ama bizim asıl meselemiz sanayimizin teknolojik dönüşümünde. Onu başardığımızda cari fazla veren bir büyümeye geçebiliriz ki, bu da asıl kazanmamız gereken dinamik bana göre. Yoksa bugünkü büyüme modelimiz artık dur-kalk dışında bir dinamik üretimiyor.

Kurdaki hareket normal, henüz bir trend değişikliği yok

Güldağ: Şimdi Türkiye varlıkları bakımından 6 Kasım'dan bu yana pozitif havada gittik. Genel olarak TL’nin değerleneceğini savunduk. Öyle oldu da... Şimdi bu hafta bir kıpırdanma var kurlarda. 7.50'yi test ettik. Sonra dolar yurtdışında hafif değer kazanmasına rağmen, 7.40'a çekildi. Bana göre asıl riskler jeopolitik riskler ama içeriden bakınca nasıl değerlendiriyorsun? Bir trend değişikliği var mı, kurlarda?

Ağaoğlu: Birkaç noktayı paylaşmakta fayda var. Şimdi DTH’larda artış devam ediyor ya da en azından artışın sona ermediği görüntüsü var. Bireysel yatırımcılar neden DTH’lara kaydı diye bakmak lazım. Bir güven erozyonu söz konusuydu. Yeni ekonomi yönetiminin ve tabii Cumhurbaşkanı'nın verdiği mesajlar piyasada özellikle profesyonel kesimde daha hızlı algılandı. 'Fırsattan yararlanalım' diye pozisyonlarını TL varlıklarına yönelttiler.

Güldağ: 7.20'leri beklerim dedin...

Ağaoğlu: Dolarda 8.60 civarından 7.24’e geldi. İki konu var burada. Birincisi yeni yabancı gelip gelmeyeceği… Şimdilik geldiği çok teyit edilmediği için daha fazla düşüş olmadı. İkincisi, piyasalardaki bazı hareketleri trend değişikliği olarak yorumlamak doğru değil. 8.50’den 7.20’ye düşmüş olan bir kuru; ucuz bulmuş olanlar, 8.50’den satmış olanlar ve döviz ihtiyacını ertelemiş olanlar diye üçe ayırmanın faydası var. Şimdi bunların hepsine baktığımızda 8.50’den satmış olan birisi için 7.30’dan 7.40’dan almak kardır, illa benim dolarım elimde kalsın diyenler için. Bir de döviz düşecek düşüncesiyle talebini ertelemiş olanların getirdiği bir alım var. 'İlanihaye düşmeyecek' diye düşünen bir kesim de olabilir. Şimdi insanların kıyas yapmak için zamana ihtiyacı var. Yüksek TL faizinden yararlanmayarak kaybettiklerini hissetmek, bu hissin de bir süre sonra acıya dönüşmesi zaman alıyor. Onun için çok da aceleci olmayalım ve bunu da bir düzeltme olarak görelim. Hatta 7.75’e gitse de halen daha düzeltmenin içinde bir yerdeyiz diye düşünürüm. Ne zaman bu 8.25’lerin üzerine çıkar ve bu hareketi çık hızlı yapar. O zaman bir trend değişikliği veya yeniden zirve arayışı ortaya çıkar diye düşünürüm. Ona da zaman var. 7.20’den 7.40 çıkmış olan kuru ben hareketlenme olarak görmüyorum. Kurda henüz bir trend değişikliği yok. Düşüş sonlarına yaklaşıyoruz ama bu düşüşten sonra fiyat yataya girdi dediğim yer 7.207.70 arasındaki bir yerde istediği kadar kalabilir, hiçbir sakıncası yok.

Bitcoin’de 100 ‘balina’ piyasayı istediği gibi yönetiyor

Güldağ: Sonunda Avrupa Merkez Bankası da kripto para işine el attı. ECB Başkanı Chirstine Lagarde, Bitcoin'i "spekülatif bir varlık" olarak tanımladı. Regülasyon çağrısı yaptı...

Ağaoğlu: Bitcoin’e söyleyecek hiçbir şeyim yok. Bitcoin 200 dolardan 800 dolara gittiğinde de, 2 bin dolardan 20 bin dolara çıktığında aynı şeyi söyleyen ben 40 bin dolara çıktığında da aynı şeyi söyledim. Ama çıktı mı, çıktı! Sonunda haklı çıkacağım, ama ben haklı çıktığımda birileri çok ciddi para kazanacak bu da ayrı bir konu. 100 civarında balinanın piyasayı istediği şekilde çevirebildiği ve bu kadar aç gözlü insanın olduğu dünyada piyasayı istediği şekilde manipüle ediyorlar. Güldağ: Köpekbalığı değil miydi o? Ağaoğlu: Hayır, balinalar...

Güldağ: O zaman orka cinsi filan mı?

Ağaoğlu: Evet, o cins... 40 bin dolardan satışın gelmesinin sebebini mantığını biri bana söyleyebilir mi? Herhangi bir borsa mı patladı? Birinin Bitcoin’ini mi çaldılar? Bitcoin ile ilgili güvenlik endişeleri çok mu arttı? Sadece birisi dedi ki '41 bin çok iyi fiyat ben buradan satayım'.

Güldağ: İlginç gerçekten...

Ağaoğlu: Daha ilgincini söyleyeyim 40 bin dolara çıkarken yapısal bir faktör rol oynadı ama o faktör halen varken de Bitcoin düştü. O da şu, borsalara güvensizlikten dolayı, o sıcak cüzdan dedikleri borsalarda Bitcoin’i tutmaktansa soğuk cüzdan dedikleri o USB tarzındaki aletlere çektiklerinde, tedavüldeki Bitcoin miktarı azaldı diye Bitcoin yukarı çıkmıştı. Onlar halen o soğuk cüzdanlarda. Peki şimdi neden düştü? Dolayısıyla, Bitcoin ve şürekası bu tür hareketler yaparken şimdilik uzaktan seyrediyorum. Ama yüzde 1’lik portföyü oraya ayırıp bu piyasayı da yakından takip etmek gerekiyor.

Güldağ: Ya altın ve gümüşteki hareket?

Ağaoğlu: ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin '0' noktalı rakamlardan '1' noktalı rakamlara yükselmesine bağlıyorum. Gümüş başta olmak üzere sert bir satış geldi. Bizim henüz daha bilmediğimiz birtakım sebepleri olabilir. Ama eğer enflasyon ve arz yönlü sıkıntılardan dolayı genel bir fiyat yükselişi olursa bu satışların yerini yavaş yavaş alışlara bırakacağını düşünüyorum.

Güldağ: Gümüşte mi, altında mı?

Ağaoğlu: Ben bu sene gümüşün daima altından daha iyi performans göstereceği taraftayım. Altındaki satışa oranla gümüşteki satış çok daha sert oldu. Eğer bir düzeltme gelirse gümüş tarafındaki düzeltmenin daha hızlı olacağını ama altında halen daha 1760 seviyesine kadar bir test imkanının olduğunu düşünüyorum.