10 kadın başekonomistten 2015 öngörüsü
Haber: Jülide Yiğittürk Gürdamar
Türkiye’nin 10 kadın başekonomistine göre 2015 yılı ‘volatiliteli ve sürprizli’ bir yıl olacak. Yılın kaderini dışarıda FED’in faiz artırım süreci, içeride ise 7 Haziran’da yapılacak genel seçimler çizecek. Yıla damgasını vuracak iki gelişmenin de yılın ortasına denk gelmesi 2015’i iki eşit parçaya da böldü.
Banu Kıvıcı Tokalı / Halk Yatırım Başekonomist
Bu yılın ana teması 'yüksek volatilite'
2015 yılının ana teması ‘yüksek volatilite’ olarak kalmakla birlikte, volatilitenin boyutu ve piyasaların yönünü tayin etme açısından geçen yıla göre öngörülebilirliğin arttığını söyleyebiliriz. Küresel olarak para politikalarının ana eğiliminin daha net ortaya çıkması olduğunu düşünüyorum. FED’in yönünün normalleştirme ve sıkılaştırma tarafında olduğunu; ECB ve Japonya merkez bankası başta olmak üzere zayıf gelişmiş ekonomilerin para politikalarının genişlemeci tarafta kaldığını; gelişen ekonomilerin ise küresel likidite koşulları desteklediği sürece genişlemeci adımlarının ‘ölçülü’ olduğu, genel olarak da temkinli tutumlarını sürdürme baskısı altında kaldığını görüyoruz. Dolayısıyla, bir taraftan riskli varlıklara yönelik eğilim devam ederken; diğer taraftan güvenli ekonomi ve yatırım araçları da, risk algılamasının yükseldiği dönemlerde cazibesini koruyor.
Küresel risk iştahının devamında en önemli risk ise FED’in normalleşme adımlarının hızlı gerçekleşmesi. Ancak, gerek ABD ekonomisinden gelen ılımlı büyüme sinyalleri, gerekse de küresel ekonomiye yönelik devam eden riskler, bu senaryoyu düşük bir olasılık haline getiriyor. FED’in söylemleri de, sıkılaştırmada “küçük adımlar” beklentimi destekliyor. İç dinamiklerle ilgili olarak, petrol fiyatlarındaki sert düşüş ve sonrasında dengelenme çabası, petrol ithalatçısı olarak Türkiye ekonomisinin enfl asyon ve cari açık başta olmak üzere kırılganlıklarında rahatlama sağlayarak, ekonominin gelişen ülkeler arasında dış kırılganlıklara karşı daha güçlü bir görünüm vermesini sağlıyor. Küresel temaları, güçlü dolar, düşen emtia ve kıymetli metallerde ayrışma; iç dinamiklere yönelik olarak da, büyüme modeli, düşük enerji fiyatları, dünya pazarında gelişim gibi faktörler doğrultusunda, inşaat- çimento, cam, telekom ve havacılık gibi sektörleri ‘güvenli’ alanlar olarak ön plana çıkarıyoruz.
Güldem Atabay Şanlı / Egeli&Co Araştırma ve Strateji Direktörü
2015 ilginç ve zor bir yıl olacak
2015 ilginç ve ilginç olduğu kadar da zor bir yıl olacak. İki önemli dönüm noktası var: biri FED’in faiz artırım süreci, diğeri de 7 Haziran genel seçimleri. FED tarafında, en azından tahmin yapmak için uygun bir zemin var ve Yellen küresel ölçekte öngörülebilir bir manevra yapmakta. Türkiye’ye özel genel seçim ise, daha yılın başından kendini belli ettiği üzere sürprizlerle dolu bir sürecin daha başlangıcına işaret ediyor. 2008’den bu yana küresel ölçekte yaşanan “büyük durgunluk” FED’in faiz artırmaya başlayacak olması ile ABD adına son bulmuş demek. Dolayısıyla, dolar 2015 boyunca daha değer kazanmaya devam edecek. Türkiye için anlamı, 2008’den bu yana elde edilen GSMH artışının büyük ölçüde dayandığı likidite bolluğunun adım adım azalması.
Avrupa merkez bankası, Japonya ve Çin tarafından gelen parasal genişleme adımları ise ana hareketin yönünü ancak yumuşatmaya yardımcı olabilir. Gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde değer kaybı, dalgalanma, ekonomik aktivitede önemli yavaşlamalar 2015-2017’nin ana temaları. Bu öngörülen süreçte, merkeze verimlilik artışlarını koyarak hazırlık yapan gelişmekte olan ekonomiler daha az hasar alırken; Türkiye gibi seçimler silsilesi içinde ekonomik öncelikleri kaybetmiş ülkeler zorlukları daha derinden hissedecekler. Daha şimdiden merkez bankası üzerinden yaşanan tartışmalar çoktan düşen petrol fiyatlarının yarattığı olumlu alanı yok etmişe benziyor. 2015’in Türkiye için en önemli gelişmesi ise 7 Haziran genel seçimleri. Sertçe tartışılan başkanlık sisteminin alacağı şekil kadar Kürt barış süreci ile beraber HDP’nin %10 barajını geçerek Meclis’e girebilme ihtimali, yeni Meclis tarafından artık hazırlanması beklenen yeni anayasa açısından kritik önemde. Bu anlamda, seçim sonrası Türkiye için büyük bir değişim ve denge savaşına gebe gibi görünüyor.
Özlem Yetkin/ Aktif Bank Başekonomist
Terazinin bir kefesinde Fed, diğerinde dünya
Türkiye 2015'e vites değiştirmeden giriyor. Ocak—Şubat döneminde güven endeksleri bir önceki çeyreğin düzeyinde seyrederken dış ticaret ortaklarımızda da medcezir devam ediyor. Ve bu makroekonomik gelgitlerin etki alanı jeopolitik risklerin telaff uz edildiği doğudaki komşularımızla sınırlı değil. Küresel finansal krizin neredeyse yedinci yılında dünyanın dört bir yanından en muhafazakar merkez bankaları dahi beklenmeyecek ölçüde proaktif politika kararlarına imza atıyorlar. Petrol fiyatlarındaki düşüşten faydalanacak ülkelerden birisi de Türkiye. Ekonomi yönetiminin bir kez daha dalgalı sulardan temkinli geçmeyi seçtiği 2015'te gayrisafi yurtiçi hasıla büyümesinin %3’e yakınsamasını bekliyoruz. Petrol fiyatlarının yıl içinde sadece ılımlı bir artış sergileyeceği varsayımı altında ise cari açığın 30 milyar doların altına ineceğini öngörüyoruz.
Finansal piyasalardaki oynaklığın lira üzerindeki etkisi nedeniyle enfl asyonun yılı %7 sonlandırmasını bekliyoruz. Fed’in uzun zamandır verdiği faiz artış sinyallerinin güçlenmesi ve 2013 Mayıs ayında gördüğümüz hareketin bir benzerini yaşamamız bu yılın en önemli riski olarak duruyor. Fed’in yılın ilk yarısı sonlanmadan daha net bir tarihi işaret ederek yılın ikinci çeyreğinde volatiliteyi ve TL varlıkların üzerindeki risk primini artırabileceğini düşünüyoruz. Bu tarihin seçimlerin son virajı ile buluşması ise dalga boyunu bir miktar arttırabilir. ABD’de ilk faiz artışından sonra ise yurtiçi piyasada olası kayıpların geri alınacağını düşünüyoruz. Bu görünüm altında yılsonunda 2 yıllık gösterge tahvilin faizinin %8,25, dolar kurunun 2,55 ve endeksin 86900 seviyesinde seyredeceğini düşünüyoruz. 2015'te terazinin bir kefesinde Fed ve politika kararları diğer kefesinde dünyanın geri kalanı yer alacak diyebiliriz. ABD’de beklenen normalleşmeye karşın diğer ülkelerde yaşanan zımni kur savaşı. Türkiye için öngördüğümüz senaryo gelişmekte olan ülkelerin çoğu için geçerli olacaktır.
Nihan Ziya Erdem / Garanti Bankası Başekonomist
Piyasalarda temkinli yaklaşım korunacak
2015 yılı özellikle ABD ve Avrupa merkez bankalarının attığı adımların ve bu adımların etkilerinin takip edildiği bir yıl olacak. Küresel kriz sonrasındaki ekonomik toparlanmanın dünya genelinde yaygın olmaması nedeniyle ortaya çıkan para politikasındaki ayrışma, piyasaları yönlendirmeye devam ediyor. Özellikle ABD ekonomisindeki toparlanmanın belirginleşmesi, ABD Merkez Bankası'nın (FED) yıl içinde faiz artırım sürecine başlayacağına işaret ediyor. Öte yandan Avrupa Merkez Bankası ise tahvil alımlarına başlayarak enfl asyonu yükseltmeye ve ekonomide kalıcı büyümeye destek olmaya çalışıyor. Bütün bu gelişmeler, küresel piyasalarda oynaklığın yüksek kalmasına neden oluyor. Türkiye’nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülke ekonomileri değerlendirildiğinde; yıl genelinde en belirgin riskin FED’in beklentilerden önce ya da beklentilerden hızlı faiz artırması olduğunu düşünüyorum. ABD’de faizlerin yükseliş eğilimi, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk alma iştahını azalttığı için piyasaları olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan Avrupa Merkez Bankası’nın likidite yaratmaya devam edecek olması, Avrupa’da ekonomik toparlanmanın sağlamlaşması durumunda FED’in faiz artırım sürecinin yarattığı etkiyi sınırlayabilir. Ayrıca 2015 yılında jeopolitik risklerin de gündemde kalmaya devam etmesi piyasalardaki hareketlerin keskin olmasına neden oluyor. Ukrayna-Rusya krizi ve komşu ülkelerdeki gerginlikler ekonomik etkiler yaratması nedeniyle karar alma süreçlerini etkiliyor. Petrol fiyatları eğilimine ilişkin belirsizlik olsa da 2015 yılında petrol fiyatlarının 2014 yılının altında kalması özellikle cari işlemler açığında daralma sürecinin devam etmesini sağlaması açısından olumlu. Ancak tüm gelişmeler değerlendirildiğinde, önümüzdeki döneme ilişkin mevcut olan önemli belirsizlikler nedeniyle finansal piyasalarda temkinli bir yaklaşımın korunmasını öneririm.
Nilüfer Sezgün / Erste Securities İstanbul Başekonomist
Fed ve seçimler en önemli riskler
2015’te hem büyüme hızlanacak, hem de cari açık ve enfl asyon düşecek. Türkiye açısından nadir bir bileşim ve bu nedenle de 2015’in şanslı bir yıl olduğunu düşünüyoruz (%3.8 GSYH büyümesi, %6.2 sene sonu enfl asyonu ve %4.7 cari açık olarak beklentilerimizi sıralayabiliriz). Kısa vadede faizlerin bir miktar düşmesi için alan olduğunu düşünüyoruz. Ancak, yılın ikinci yarısı için temkinliyiz ve daha yüksek bir faiz patikası bekliyoruz. Ayrıca, FED’in daha sıkı bir politikaya geçecek olması ile TL’nin özellikle dolar karşısında baskı altında olmasını bekliyoruz. FED ve seçimler bu senenin piyasalar açısından en önemli riskleri. Fed’in faiz artırımına haziranda başlamasını bekliyoruz, ki bu da bizim yılın ikinci yarısında yurtiçindeki faizde yükseliş beklentimizi besliyor. Faiz artırımı gecikirse, yurtiçinde tahvil getirilerinin daha uzun süre düşük kalma olasılığı olacaktır. Seçim açısından ise HDP’nin pozisyonu tek parti hükümeti kurulmasından, AKP’nin anayasal çoğunluğa erişmesine kadar birçok kritik eşikte belirleyici olabilir.
Bu durum piyasa açısından bir belirsizlik yaratıyor. Ayrıca, petrol fiyatlarının düşük seviyelerini korumaya devam etmesi de piyasalar açısından önemli olacaktır. Avrupa ve ABD’de ekonominin toparlanmasını bekliyoruz. ABD’de faiz artırımları ile birlikte tahvil getirilerinde bu sene 1 puan yükseliş görebiliriz, ancak Avrupa’da getiriler Avrupa Merkez Bankası’nın gevşek politikaları sayesinde çok daha sınırlı bir yükseliş gösterebilir. 2013 yılında yaşanan çalkantının tersine bu defa Fed’in sıkılaşma politikalarının piyasalar tarafından daha kolay sindirebileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, risk iştahı açısından görece olumlu bir beklentimiz var, ki bu da borsalar açısından destekleyici bir unsur olmaya devam edebilir. Borsa için doğru hisseler tercih edildiğinde tahvil ve mevduat faizine kıyasla çok daha iyi getireler elde edilebilir. Özellikle yapısal olarak güçlü olan bazı banka hisseleri, iç talebin toparlanmasından fayda sağlayan şirketler in portföylerde öne çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.
Gizem Öztok Altınsaç / Garanti Yatırım Başekonomist
Faiz indirimleri enflasyonla kademeli yapılmalı
Yılın genelinde finansal piyasalarda oynaklığın ciddi şekilde devam etmesini bekliyoruz. Bunun da temel sebebi önümüzde FED, Rusya, Yunanistan gibi risklerin olması. Türkiye genelinde enflasyonun ve cari açığın düştüğü bir yıldayız. Buna rağmen, yıla çok iyi başlamış olsak dahi, son dönemde hem global tarafta yaşanan baskı hem de yurt içinde finansal piyasalarda yaşanan gürültü, yılbaşındaki kazanımların geri verilmesine sebep oldu. Bu yıl makro tarafta büyümenin 2014 yılına kıyasla daha iyi olmasını bekliyoruz. 2014’ü muhtemelen %2.5 civarında bir büyüme ile kapatıyoruz, 2015 içinse beklentimiz %4 büyüme. Özellikle TL’de aşırı bir değer kaybı olmazsa bu büyüme rakamı rahatlıkla yakalanır. Türkiye’de şöyle bir yanılgı var; büyüme faizden ziyade kura duyarlı, dolayısıyla faiz düşse dahi kurda yaşanacak her olumsuz hareket bize daha düşük büyüme olarak geri döner. Bu sebepten de faiz indirimleri evet gereklidir, fakat indirimler enfl asyon düştükçe kademeli ve temkinli şekilde yapılmalıdır ki kuru rahatsız etmesin.
Faiz iner ama TL çok değer kaybederse büyümeden yeniden feragat etmemiz gerekir. Cari açık tarafında ise petrol fiyatlarının düşüşünden en çok faydalanan ülkelerden biri Türkiye olacak. Bu bu yıl için avantaj. Enfl asyon da keza düşüyor olacak, yeter ki biz 2015’e bu denli avantajlı girmişken bu kazanımları geri verecek, kuru riske atmak gibi, ortamlar hazırlamayalım. Dışarıda öncelikle FED faiz artırım süreci gelişen piyasalar için risk oluşturuyor. Diğer taraftan Yunanistan, Rusya gibi ülkelerde yaşanan riskler de piyasada kısa vadeli volatilite yaratmaya devam edebilir. FED faiz artırımına geçerken gelişen piyasalarda volatilite görmemiz çok olası. Türkiye de bu evrenin dışında kalamayacaktır. İçeride ise en önemli gelişme Genel Seçimler olacaktır. Nisan ayından itibaren konu daha çok gündemimize oturur. Özellikle yeni dönemde ekonomi yönetiminin nasıl şekilleneceği ve piyasaların yeni yönetimi nasıl karşılayacağı önemli. Özetle geçen yıla kıyasla 2015 yılı çok daha fazla olaya gebe, bu da ister istemez riskleri yükseltirken oynaklığı artıracaktır.
Aslı Savranoğlu Seren / Burgan Yatırım Kıdemli Ekonomist
Türk piyasaları için orta vadede olumluyuz
2015 yılı bir geçiş yılı ve yılın neredeyse tamamında piyasalar üzerinde bu geçişin yarattığı oynaklığı hissetmeye devam edeceğimizi düşünüyoruz. Belirsizliklerin büyüklüğü göz önüne alındığında, kısa vadede geçen yılın sonundan beri değiştirmediğimiz temkinli duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bu süreçte düşük petrol fiyatları gibi fırsatlar, doğru politika karışımları ile desteklenirse, Türk piyasaları için orta vadede olumluyuz. Seçimler yaklaşırken, daha önce arka planlara itilmiş olan yurtiçi politik risklerin tekrar ön plana çıktığını görüyoruz. Yeni hükümetin ekonomi yönetimi ve/veya söyleminde yapacağı değişiklikler bir test süresini beraberine getiriyor. FED’in normalleşme süreci, henüz fiyatlanması tamamlanmamış olsa da, artık bir risk değil, bir realite diye düşünüyoruz. Veriler ve küresel görünüm, faiz artırımlarının zamanlaması ve büyüklüğünde küçük kaymalara neden olabilir; ve yurtiçi riskleri daha az veya çok görünür hale getirebilir.
Türkiye için bir diğer önemli risk, Avrupa Birliği ekonomisinin genişlemeci politikalara tepkisi ve toparlanma gücü olmaya devam ediyor. Farklı ülke ve ülke gruplarının farklı dinamiklerle hareket ettiği ve politikaların da buna paralel olarak şekillendiği bir yıl yaşıyoruz. ABD Doları'nın değerlenmesi sürecinin bir süre daha devam etmesini bekliyoruz. ABD tahvil faizlerinde yıl ortasına doğru yükseliş hareketinin hız kazanacağını düşünüyoruz. Mevcut riskler gevşeyen para politikası ile birleşince, TL üzerindeki baskıyı artıyor. TL’nin bir süre daha reel olarak değer kaybedeceğini ve yıl içinde 2.50-2.60 bandında dalgalanacağını düşünüyoruz. Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin sınırlı kalacağı, TL'nin istikrar kazanacağı ve dezenfl asyon eğiliminin süreceği varsayımı altında, faizlerin %8.0-8.25 seviyelerinde olacağını öngörüyoruz. Yıl sonu endeks hedefimiz ise 96,000.
İzlem Erden / İş Bankası Ekonomik Araştırmalar Bölüm Müdürü
Önümüzdeki dönem önemli belirsizler barındırıyor
Her ne kadar uluslararası kuruluşların tahminleri 2015’te 2014 yılına kıyasla daha yüksek bir küresel büyüme oranının yakalanabileceğine işaret etse de, önümüzdeki dönem önemli belirsizlikleri barındırmaktadır. 2015 yılının en önemli gündem maddesinin Fed’in faiz artırımları olacağı düşünülmektedir. Fed’in faiz artırımlarına başlamasıyla birlikte küresel ekonominin yeni bir dönemece gireceği; sermaye akımlarının yön bulmaya çalışacağı bu süreçte gelişmekte olan ülkelerde ekonomik aktivitenin geçmiş yıllardakine kıyasla baskı altında kalacağı anlaşılmaktadır. Öte yandan Euro Alanı ülkeleri açısından da önümüzdeki dönemin sıkıntılı olacağını tahmin ediyorum.
Türkiye’nin petrol fiyatlarındaki düşüşten olumlu etkilenecek ülkeler arasında yer almasının beklendiği göz önünde bulundurulduğunda, 2015’in makroekonomik kırılganlıkların hafiflediği bir yıl olabileceğini düşünüyorum. Bununla birlikte, Türkiye açısından 2015 yılına dair en büyük endişe kaynağının Fed’in faiz artırım sürecinin olacağını, yakın coğrafyamızdaki sorunların etkisinin azalarak da olsa devam edeceğini tahmin ediyorum. Ekonominin 2015 yılında %3,5 oranında büyüyeceğini öngörüyorum. 2014 yılında ılımlı iç talep koşullarına rağmen enfl asyon, TL’deki değer kaybının gecikmeli etkileri ve yüksek gıda fiyatları nedeniyle yılsonu hedefinin üzerinde gerçekleşmiştir. Petrol fiyatlarının etkisinin yılın özellikle ilk yarısında da belirgin olmasını; ancak, kurlardaki yüksek oynaklığın enfl asyondaki gerileme eğilimini sınırlandırmasını ve 2015 yılı sonunda enflasyonun %6,5-7,0 civarına gerçekleşmesini bekliyorum. TCMB’nin para politikasında 2015 yılı boyunca temkinli duruşunu koruyacağını tahmin ediyorum.
Dr. Fatma Melek/ Akbank Başekonomist
Fed'den ilk faiz artırımı ikinci yarıda gelecek
Fed’in faiz artırımı projeksiyonu ile piyasa faiz artırım fiyatlamaları arasında belirgin bir farklılık mevcut. Buna dönem dönem çeşitli Fed Para Kurulu üyeleri de dikkat çekiyor. Her ne kadar tapering sürecinde yaşanan volatiliteye benzer bir dinamik beklemiyorsak da, faiz normalizasyon sürecinde, faiz artırımının zamanlaması konusunda süren belirsizlik ek volatilite yaratabilir görüşündeyiz. Global piyasalar ECB’den Mart başında gelecek geniş montanlı likiditeyi fiyatlıyor: Mart başında ECB aylık 60 milyar euro varlık alımına başlayacak. Fed ilk faiz artırımının zamanlaması konusunda net bir işaret vermedi. Ancak, ilk faiz artırımı muhtemelen 2015 yılının ikinci yarısında gerçekleşecek. Döviz sepetinde son bir aylık yükseliş %4.3; Dolar/TL’de aynı dönemde bir miktar daha hızlı bir yükseliş gördük. Bu hareketle birlikte reel efektif döviz kurunun Şubat ayında uzun vadeli trendine yakınsayabileceğini öngörüyoruz. Dolayısıyla dolar/TL’de sert bir yükseliş yakın dönemde beklenmemeli.
Ancak, Türkiye’de yurt dışına göreli yüksek enfl asyon seviyemiz, yine reel kur dinamikleri açısından değerlendirildiğinde, yılın ikinci yarısında dolar/TL’ye sınırlı yükseliş olarak yansıyabilir. Politika faizi yüzde 7’ye gerileyebilir. Koridorda paralel bir indirim söz konusu olabilir. Ancak kısa vadeli faizlerdeki bu gerilemenin, uzun vadeli faizlere yakın dönemde yansıması daha sınırlı olacaktır görüşündeyiz. IMKB -100 endeksi, değerlemeler açısından hala uygun gözüküyor. Yıl sonuna kadar 95.000 seviyelerine kadar bir yükseliş söz konusu olabilir. Ancak, yurt dışı piyasa koşullarına bağlı olarak, belirgin dalgalanmalar görülebilir. Yurt içi yapısal tasarruf açığı TL cinsinden mevduatları cazip kılıyor. Dövizde gelinen seviyelerden ve döviz cinsinden getirilerin düşük olmasından dolayı, 1 yıllık vade için önemli bir portföy tahsisi önermiyoruz. Hisse senedi yatırımcıları açısından şu anki endeks seviyeleri bir miktar değer barındırıyor.
Gülay Elif Girgin / Şeker Yatırım Başekonomist
2015 iki parçalı bir portre çiziyor
2015 yılı eşit iki parçaya bölünmüş gibi bir portre çizmektedir. Birinci yarı yıl gözardı edilmeyecek getiriler sunuyor görünürken, ikinci yarı yıl daha karanlık bir resim sunmaktadır. Bu çerçevede FED’in faiz artırımlarına ilişkin güvercin yaklaşımı, AMB’nın 1.1 trilyon Avro’luk genişleme paketi, düşük enerji fiyatları, diğer büyük Merkez Bankalarından genişleme adımları, gelişmekte olan ülkelerdeki genişlemeci para politikaları ve Türkiye’de düşen enfl asyon ile beraber faiz indirim sürecinin başlaması ile birinci yarı yılda risk iştahının devam edeceğini düşünüyoruz. Fakat ikinci yarı yılda FED’in atacağı adımlara bağlı olarak küresel piyasalarda riskten kaçınma eğiliminin artacağını düşünüyoruz. FED’in faiz artırımlarına küçük adımlarla başlaması durumunda piyasalardaki ilk tepki sonrası piyasaların ekonomideki normalleşmeyi ve ekonomik toparlanma beklentisiyle risk iştahını devam ettirebileceğini düşünüyoruz. Bu yıl piyasa anlamında en önemli risk FED’in atacağı adımların mahiyeti olacaktır.
FED 2015 ikinci yarısında olması muhtemel şekilde faiz arttırırlarına gideceğinin sinyalini vermiştir. Bu durum, büyümelerini finanse etmek için yabancı tasarrufl arına ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkeleri etkileyecektir. Türkiye’de düşük iç tasarruf oranı ile etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. Bu çerçevede, yeni döneme uyum sürecinin önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddesi olacak. Beklentiler genel olarak sermaye piyasalarında yaşanacak oynaklığın, varlık alım programının sona erdirileceğinin açıklandığı zamana göre daha az olacağı yönündedir. Tüm dünyadaki faiz hadlerinin ülkelerin büyüme hızına da bağlı olarak bu yeni döneme uyum sağlamak zorunda kalacağını düşünüyoruz. Bu çerçevede, Türkiye’nin küçük ve açık bir ekonomi olarak yurtiçinde öngörülmeyen ani bir şok durumunun olmayacağı varsayımımız altında genel olarak yurtdışı kaynaklı gelişmelerden etkileneceğini düşünüyoruz.