Altınla ilgili büyük yanılgı! İran savaşı sürerken neden düştü?
Yatırımcıların yıllardır “güvenli liman” olarak gördüğü altın, İran savaşının başladığı günden bu yana yaklaşık yüzde 18 değer kaybetti. Piyasa uzmanlarına göre bu durum, altının jeopolitik risklere karşı her zaman koruma sağladığı yönündeki yaygın inancı sorgulatıyor.
Küresel piyasalarda altın denildiğinde akla ilk gelen kavramlardan biri “güvenli liman” oluyor. Ancak İran savaşı sırasında yaşanan fiyat hareketleri, bu algının her zaman gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu.
Savaşın başlamasından bu yana altın fiyatlarının sert şekilde gerilemesi, yatırımcıların altına ilişkin geleneksel kabullerini yeniden değerlendirmesine neden oldu. Piyasa analisti Mark Hulbert, ABD merkezli finans yayını MarketWatch için kaleme aldığı makalesinde dikkat çekici bulgular paylaştı:
Piyasalarda genel beklenti, jeopolitik gerilimlerin arttığı dönemlerde yatırımcıların güvenli liman arayışıyla altına yönelmesi yönünde. Ancak İran savaşının başlamasından bu yana geçen yaklaşık 100 günlük süreçte altın fiyatları yüzde 18 geriledi. Bu durum, savaş ve siyasi kriz dönemlerinde altının otomatik olarak yükseldiği yönündeki yaygın görüşle çelişiyor.
Ekonomistler Dario Caldara ve Matteo Iacoviello tarafından geliştirilen Jeopolitik Risk Endeksi (GPR) kullanılarak yapılan analizler, altın ile jeopolitik riskler arasında istikrarlı bir ilişki bulunmadığını gösteriyor.
1968 yılından bu yana incelenen verilerde altının performansı ile jeopolitik risk göstergeleri arasındaki korelasyonun zaman zaman pozitif, zaman zaman ise negatif olduğu görülüyor.
Yatırımcıların en büyük yanılgılarından biri, altının her olumsuz gelişmede yükseleceğini düşünmeleri. Tarihsel veriler ise altının kısa vadeli hareketlerinin yalnızca savaşlar veya siyasi krizlerle açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle jeopolitik gelişmelere bakarak altının kısa vadeli yönünü tahmin etmek çoğu zaman mümkün olmuyor.
Altının enflasyona karşı koruma sağladığı yönündeki görüş de uzun yıllardır yatırımcılar arasında yaygın kabul görüyor. Ancak yapılan çalışmalar, kısa ve orta vadede altın ile enflasyon arasındaki ilişkinin oldukça değişken olduğunu gösteriyor.
Bazı dönemlerde altın enflasyon karşısında güçlü performans sergilerken, bazı dönemlerde ise beklentilerin altında kalabiliyor. Araştırmada altının performansı ile ABD dolar endeksi ve Ekonomik Politika Belirsizliği Endeksi arasındaki ilişki de incelendi.
Sonuçlar, bu göstergelerin de altın fiyatlarını tutarlı şekilde açıklayamadığını ortaya koydu. Uzmanlar, yatırımcıların tek bir ekonomik göstergeye bakarak altın yatırımı yapmasının riskli olabileceğini belirtiyor.
Dimensional Fund Advisors Başkan Yardımcısı Wes Crill, yatırımcıların bekledikleri olumsuz gelişmelere karşı korunmak amacıyla altına aşırı güvenmemesi gerektiğini söyledi. Crill’e göre altın, bazı dönemlerde koruma sağlayabilse de kısa vadeli piyasa hareketlerinde beklentileri karşılamayabiliyor.
Duke Üniversitesi'nden Campbell Harvey ile eski emtia fonu yöneticisi Claude Erb tarafından yapılan araştırmalar, altının çok uzun vadede satın alma gücünü koruyabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle 100 yıl ve üzerindeki zaman dilimlerinde altının değerini koruma eğilimi gösterdiği belirtiliyor.
Uzmanlar, yatırımcıların altın pozisyonlarını sürekli olarak savaş, enflasyon veya faiz beklentilerine göre değiştirmeye çalışmasının çoğu zaman istenen sonucu vermediğini vurguluyor. Piyasalardaki karmaşık dinamikler nedeniyle altının yönünü tahmin etmek sanıldığından daha zor olabiliyor.
Analistlere göre altın yatırımı yapmak isteyenler için en mantıklı strateji, portföy içinde makul bir pay ayırarak uzun vadeli düşünmek olabilir.
Tarihsel veriler, altının kısa vadeli haber akışlarından bağımsız hareket edebildiğini gösterirken, yatırımcıların duygusal kararlar yerine uzun vadeli planlara odaklanmasının daha sağlıklı sonuçlar verebileceğine işaret ediyor.