19 °C

'AB kriterleri için gece gündüz çalışıyoruz'

AB Bakanı ve Başmüzakereci Çavuşoğlu, Türkiye'nin üyelik süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, kriterleri yerine getirmek yoğun bir şekilde çalıştıklarını söyledi

'AB kriterleri için gece gündüz çalışıyoruz'

ANKARA -  Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, TBMM Tören Salonu'nda düzenlenen Kamu Denetçiliği Kurumu'nun kurulmasının desteklenmesi projesinin açılış toplantısında, AB'nin çok önemli iki ülkesi İspanya ve Fransa ile Türkiye'nin kamu denetçiliği kurumlarının yürüttüğü bu ortak projenin anlamlı olduğunu söyledi. 

Bireylerin temel hak ve özgürlüklerini nasıl genişletileceği ve güçlendirilebileceği, ülkeler ve ülkelerin kurumlarının neler yapabileceği ile uluslararası örgütlerin buna nasıl destek verebileceğine ilişkin çalışmalar yapılırken, 3 ülkenin kamu denetçiliği kurumlarının bu konuda işbirliği yapmasının önemine işaret eden Çavuşoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM)  bugün, tek başına Avrupa'daki insan hakları ihlalleri ile mücadelede yetersiz olduğunu gördüklerini kaydetti. 

Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"AİHM'in verdiği kararlar, bunların üye ülkeler tarafından uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesi, insan hakları ihlallerinin en kısa süre içinde telafisinin nasıl giderileceği konusunda soru işaretleri var, tereddütler, hatta endişeler var. Elbette mahkemeler içinde reformlar yapabilirsiniz, başkanlıklar, daireler oluşturabilirsiniz, daha hızlanmasını sağlayabilirsiniz, başvuruların kabul edilip edilmeyeceği konusundaki mekanizmaları daha etkili çalıştırabilirsiniz. Ama sonuçta tüm değerlendirmeler ve tespitler, özellikle ülkelerin kendi içindeki alması gereken tedbirlerle ilgilidir. Yani ihlalleri nasıl azaltabiliriz. Bunun için etkin iç hukuk yollarının çok iyi kurulması gerekiyor. 

Mahkemelerin, Anayasa Mahkemesi'nin rolü bireysel başvuruda çok önemli. Ama herşeyin mahkemeler yoluyla çözülemeyeceği de açıktır. O nedenle kamu denetçiliği ve insan hakları kurumlarının, bugün Avrupa ülkelerinde temel hak ve özgürlüklerin korunması ve güçlendirilmesi konusunda çok etkili rol oynadığını görüyoruz. Vatandaşların ücret ödemeden, avukata ihtiyacı olmadan ve korkmadan bu mekanizmaları kullanabilmesi çok önemli."

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu'nun kurulduğu günden bu yana, kısa bir süre içerisinde başarılı ve objektif çalışmaları, raporları ile kendisini ispatladığını kaydetti.

Kurumun yayınladığı raporun İngilizce'ye çevrilmesi konusunda kurum ile birlikte çalıştıklarını belirten Çavuşoğlu, "Tecrübe paylaşımı çok önemli. Burada amaç herkesin birbirine bir şey öğretmesi değildir. AB'ye üye ülkeler dahil, her ülkenin aynı seviyede olmadığını kabullenmemiz gerekiyor" dedi.

Çavuşoğlu, "Türkiye'de kamu denetçiliği kurumunun kurulmasıyla, bugün açmaya çalıştığımız fasılların da aslında gayriresmi açılış kriterlerini de yerine getirdik. Etkili çalışmalarıyla, 23. ve 24. fasılların daha açılmadan bir çok kriterlerin yerine getirilmesi konusunda önemli katkısını da görmeye başladık. Mart ayı içinde Bakanlar Kurulu kararıyla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ihlallerini önlemeye yönelik kabul ettiğimiz eylem planı ile de 23. faslın gayri resmi tüm kriterlerini yerine getirmiş olduk. AB hala bu fasıllarla ilgili resmi açılış kriterlerini bize bildirmediği halde, biz Türkiye olarak tüm kurumlarımızla bu açılış kriterlerini yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz ve aynı anlayış içinde de çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

 Avrupa'nın değerlerini tehdit eden akımları, AB Parlamentosu seçimlerinde herkesin gördüğünü ifade eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Irkçılık, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık, nefret, nefret suçları ve söylemleri ve siyaseti... Bu seçimden sonra, bu konudaki ciddi tehdidi tüm Avrupa kurumları ve halkları da görmeye başladı. Artan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadeleyi tek başına siyasetçiler yapamaz. Ombudsmanlık kurumlarının çok önemli, aktif rol oynaması gerektiğini düşünüyorum. Hele hele Avrupa siyasetinde bırakın bu marjinal partileri, merkez partilerin bile kaybettikleri desteği almak için, bu popülizme doğru kaydıklarını üzüntüyle gördük. Dolayısıyla biz siyasetçilere bu işi bırakırsanız, maalesef oy kaygısıyla bu konuda samimi adımlar atmakta tereddüt ediyoruz, işimize de gelmiyor; o nedenle de sizin gibi kurumlara güveniyoruz. Hep birlikte Avrupa'nın geleceğini tehdit altına almaya başlayan bu akımlarla da mücadele edeceğinizi düşünüyoruz."

"Kamu hizmetlerinin görülmesinde müttefik olarak görme"

Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu da hazırlıkları 2013 yılında AB-Türkiye Delegasyonu tarafından başlatılan bu projenin, 1 Nisan 2014 tarihi itibariyle hayata geçtiğini belirterek, projenin bütçesinin 2 milyon 574 bin avro olduğunu belirtti.

Ombudsmanlığın kendine has dinamikleri bulunan farklı bir uygulama olduğunu vurgulayan Ömeroğlu, ombudsmanlığın kamu kuruluşu olmakla birlikte halkın hizmetinde olduğunu söyledi. Ömeroğlu, Türkiye'de ombudsmanlığın sadece hukuka uygunluk denetimi yapmadığını, hakkaniyete uygunluk denetimi yaptığını, tutum ve davranışları da incelediğini bildirdi. "Bu Türkiye için bir milattır" diyen Ömeroğlu, ombudsmanlığın ilk kez idare ve bireyi birbirlerine karşı değil de kamu hizmetlerinin görülmesinde müttefik olarak gördüğünü kaydetti.

Ömeroğlu, ombudsmanlığın; klasik anlamda geriye dönük denetim yerine, bireyin sürecin içinde bulunduğu, ileriye dönük çözüm odaklı, yenilikçi bir uzlaşmayı zorunlu kıldığını ifade ederek, "Kaybedenin olmadığı bir uzlaşma sayesinde tüm taraflar kazanmaktadır.  Böylesine bir bakış açısı zenginliği, bu alandaki uluslararası deneyime duyulan ihtiyacı artırmıştır. Diğer ülkelerdeki çözüm örneklerini görmek, nasıl ve neden sorularına geniş bir yelpazede cevap vermek önemli hale gelmektedir. Zira artık günümüzde her ülkede dinine, milletine, ırkına bakılmaksızın insan önemlidir. Artık değer insandır, hizmet insanadır. İnsana hizmet eden tüm kurumların deneyimleri ve mirasları da ortaktır. İnsana ve insanlığa hizmet üzerine birbirine aktaracakları pek çok bilgi olacaktır" diye konuştu.

"Kızlarımızı geri getirin diye haykırmalıyız" 

İspanya Ombudsmanı Soledad Becerril ise kamu denetçiliği kurumlarının, vatandaşların haklarını korumak, bireyi savunmak ve onlara yardım etmek amacıyla kurulmuş kurumlar olduğunu söyledi.

Ombudsmanların, sağlam prensipler ve karşılaştırmalı eylem planları oluşturmak durumunda olduğunu, savunulmaya ihtiyacı olan bireylerin yanında olması gerektiğine işaret eden Becerril, "Geçtiğimiz günlerde Nijerya'da 200 kız çocuğumuzun durumu insan hakları ihlallerinin en somut örneğidir. Her birimiz bu olayı kınamakla kalmamalıyız, insan haklarının savunucusu olarak seslerimizi birleştirip özgürleşmelerini savunmalıyız, 'kızlarımızı geri getirin' diye haykırmalıyız" dedi.

Becerril, bir yıldan fazla bir süredir Nihat Ömeroğlu yönetiminde hizmet veren bu kurumdan çok şey öğrenileceğini belirtti.

Ombudsmanlığın İspanya'daki kuruluş süreci hakkında bilgi veren Becerril, "İspanya ombudsmanlık kurumunun temel özellikleri, görevlerini yerine getirirken sahip olduğu bağımsızlığı ve özerk yapısıdır. Bağımsızlık, vatandaşların özgürlükleri ve haklarının korunmasında kurumun temel aldığı bir unsurdur. Eğer ombusdmanlık kurumu Hükümetin, idarenin bir kurumu haline gelirse yetkisini kaybeder. İspanya ombudsmanı hukukun, parlamentonun bir parçasıdır ve sadece parlamentoya karşı sorumludur" diye konuştu.

 Becerril, ülkesinde ombusdmanlık kurumunun Anayasa Mahkemesi'ne başvurma yetkisi olduğuna işaret ederek, "Bu yetki, kurumun sağduyu ile ön plana çıktığı önemli bir güç ve etkisinin sınırlarını artıran bir özelliktir" dedi.  Becerril, ülkesinde ombusdmanlık kurumunun, cezavlerindeki insan hakları ihlallerini de incelediğini söyledi.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Stefano Manservisi de Türkiye'de kamu denetçiliği kurulmasının, Türkiye'nin AB üyeliği açısından önemli bir kriter ve başarı olduğunu vurguladı.

Kamu denetçiliği kurumunun sahada resen inceleme yapmasına izin verilmesi, Anayasa Mahkemesi'ne başvurma hakkı tanınması ve kararlarının Meclis'te tartışmaya açılması gerektiğini belirten Manservisi, kamu denetçiliği kurumunun Türkiye'de Anayasal mirasın değişmez parçası ve demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından birisi haline geleceğinden şüphesinin olmadığını kaydetti.

Projenin temel amacının, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun Avrupa Birliği standartları ve Paris İlkeleri'ne uygun olarak kapasitesinin güçlendirilmesinin sağlanması olduğu belirtildi.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.