19 °C

2030 çöküşe mi, entegrasyona mı sahne olacak?

2030 çöküşe mi, entegrasyona mı sahne olacak?

Okan UMRUK

İSTANBUL - ABD'nin en önemli kurumlarından olan Ulusal İstihbarat Raporu 2030 yılında dünyanın nasıl olacağına dair hazırladığı Küresel Trendler 2030 raporunda en iyiden en kötüye dört alternatif dünya senaryosu saptadı.

Raporda, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın birlikte ekonomik olarak Asya'nın gerisine düşeceği yinelenirken Batı'nın gerilemesini neyin izleyeceğinin belirsiz olduğu vurgulandı. Olabilecek en iyi senaryo küresel sorunların çözümü için ABD, Çin, AB gibi büyük güçlerin aralarındaki işbirliğini derinleştirmesi, en kötü senaryo ise başta Asya'da olmak üzere devletler arası ihtilafın artması, küresel ekonominin krize girmesine bağlı olarak tüm uluslararası sistemin çöküş rotasına girmesi olarak belirtildi.

ABD'nin çatı istihbarat örgütü Ulusal İstihbarat Konseyi (NIC) geçtiğimiz hafta son derece tartışılacak bir rapor yayınladı. "Küresel Trendler 2030: Alternatif Dünyalar" adı verilen rapor ABD yönetimine kısa vadede dünyanın ekonomik ve siyasal yörüngesi hakkında fikir vermeyi amaçlıyor. En sonuncusu 2008'de açıklanan ve bugüne kadar beşinci kez yayımlanan Küresel Trendler raporu yakın geleceğe dair bir dizi olanaklılıkları sıralıyor.

Açıklanan son rapor üç konu başlığı altında yakın geleceğe dair analizlere başvuruyor. İlk konu başlığı mega trendler olarak niteleniyor. Rapora göre mega trendler yani çok büyük eğilimler önümüzdeki 20 yıllık süre zarfında çok büyük ihtimalle gerçekleşecek süreçler olarak tanımlanıyor. Diğer bölüm "oyun-değiştiriciler" olarak tanımlanıyor. Oyun-değiştirici gelişmeler rapora göre mega trendlerin etkili olduğu yörüngeyi değiştirebilecek kritik değişkenler ya da sorular olarak tanımlanıyor. Bu soruların yanıtlarının ne olacağı 2030'da dünyanın neye benzeyeceğini büyük öçlüde ortaya koyacak. Son bölüm ise mega trendler ve oyun değiştirici gelişmelerin etkileşimiyle 2030'da ortaya çıkacak "alternatif dünya" projeksiyonlarından meydana geliyor.

Raporun 2030 yılına dair başlıca eğilimleri yani mega trendleri dünyanın 2030'da bugünkünden radikal bir şekilde dönüşeceği saptamasıyla başlıyor. Küresel Trendler raporu 2030'da ABD veya Çin, hiçbir büyük ülkenin hegemonik pozisyonda olamayacağı temel saptamasıyla başlıyor. Dört adet sayılan mega trendin ilki bireyin gücünün artması olarak belirtiliyor.

Buna göre bireyin gücü 2030'da günümüze göre artacak. Bireyin gücünün artmasında yoksulluğun azalması, orta sınıfın büyümesi, eğitim imkanlarının gelişmesi, yeni iletişim ve imalat teknolojilerinin yaygın kullanımı ve sağlıkta ilerlemelerin rol oynayacağı belirtildi. İkinci megatrend gücün yayılması ya da diffüzyonu, olarak tanımlanıyor.

Bu anlamda devletler arasında gücün yayılması ile gücün devletlerden enformel ağlara yayılması ikinci megatrendi oluşturuyor. Bu iki megatrend de Batı'nın 1750'den bu yana dünyadaki yükselişini tersine çevirerek Asya'nın küresel ekonomideki ağırlığını eski haline getirecek. Bireyin güçlenmesi ile gücün devletler arasında ve devletlerden çeşitli ağ tipi formasyonlara yayılmasının uluslararası ve devlet düzleminde yeni bir "demokratikleşme" dönemini getirecek.

Bireyin gücünün artması ile devlet gücünün diffüzyon anlamında yayılmasına ilaveten rapor iki mega trendin de 2030 yılına doğru dünyayı şekillendireceğini öngörüyor. Demografik eğilimler özellikle de yaşlı nüfusun oranının hızlı biçimde artması ile özellikle su ve gıda konusunda artan kaynak taleplerinin kıtlıklara yol açabileceği belirtiliyor. Bu eğilimlerin bugün de var olduğu vurgulanmakla birlikte önümüzdeki 15-20 yıllık süre zarfında çok daha fazla ivme kazanacağına dikkat çekiliyor. Mega trendlerin dayandığı tektonik değişimler olarak tanımlanıyor. Bu tektonik değişimler dünyanın nasıl işleyeceğini etkileyecek küresel ortamın niteliklerine dair kilit değişiklikleri ifade ediyor.


Mega trendlere dair tahminler yalnızca 2030'a kadar değişmiş bir dünyaya işaret ediyor. Ancak rapor, dünyanın radikal açıdan çok farklı dönüşümlere sahne olabileceğini de ifade ediyor. Rapor bu noktada bu farklı rotalara 6 kritik oyun-değiştiricinin yani küresel ekonomi, yönetişim, anlaşmazlık, bölgesel istikrarsızlık, teknoloji ve ABD'nin rolüne soruların 2030'daki dünyanın görünümünü büyük ölçüde belirleyeceğini ileri sürüyor.

Küresel Trendler Raporu aynı zamanda Kuğu Gölü Balesi'ndeki Odile karakterine atıfla Siyah Kuğu olarak nitelenen çok ciddi ve büyük çıktılara yol açabilecek muhtemel "ayrık olaylara" da yer veriyor. İkisi dışında (Çin'de demokrasinin kurulması ve İran'da rejim reformu) bu potansiyel ayrık olayların 2030'un dünyasına olumsuz etkileri olacağı vurgulanıyor. Rapor, mega trendler ile ilgili bilinenler ve oyun-değiştirici gelişmeler ve mega trendlerin oyun-değiştirici gelişmelerinin etkileşiminin 2030'da hiçbiri kaçınılmaz olmayan dört farklı dünya senaryosunun saptanabileceğini belirtiyor.

 

[PAGE]

 

MEGA TRENDLER ve İLGİLİ TEKTONİK DEĞİŞİMLER

Megatrend 1: Bireyin güçlenmesi

Rapora göre bireyin güçlenmesi yoksulluğun azalması, orta sınıfın küresel çapta devasa büyümesi, sağlık hizmetlerinin gelişmesi ve eğitim kalitesinin yükselmesiyle önümüzdeki 15-20 yılda önemli ölçüde hızlanacak. Orta sınıfın büyümesi dünya nüfusunun çoğunluğunun ilk kez yoksulluktan çıkışı anlamında bir tektonik değişime yol açacak. Bireyin güçlenmesi ise küresel ekonominin büyümesi gelişmekte olan ülkelerin hızla büyümesi ve yeni teknolojilerin yaygın kullanımı dahil diğer trendlerin sebep-sonucu olduğu için en önemli megatrend olarak niteleniyor. Bir yanda önümüzdeki 15-20 yıl boyunca giderek artan küresel sorunların çözümü için daha büyük çaplı bireysel inisiyatif alma potansiyeline tanık olunacak. Diğer yandan bir başka tektonik değişim de bireyler ve küçük grupların ölümcül ve işleyişleri aksatıcı teknolojilere erişme olanağının artması olarak niteleniyor. Örneğin siber saldırı, biyoterör gibi risklere dikkat çekiliyor. Bu olanakların eskiden devletlerde bulunduğuna dikkat çekiliyor. 

Mega trend 2: Gücün yayılması

Rapora göre ülkeler arasında gücün yayılması 2030'un dünyasını ciddi oranda etkileyecek. Asya, GSYH, nüfus, küresel güç, askeri harcama ve teknoloji yatırımları bazında Kuzey Amerika ve Avrupa toplamını geçecek. Çin tek başına muhtemelen 2030'dan birkaç yıl önce ABD'yi geçerek en büyük ekonomi olacak. Bir tektonik değişim küresel ekonominin sağlığı artan ölçüde Batı'dan çok gelişmekte olan ülkelerin ne kadar iyi performans gösterdiğine bağlı olacak. Çin'e ilaveten Hindistan, Brezilya ve bölgesel güçler olarak Kolombiya, Endonezya, Nijerya, Güney Afrika ve Türkiye küresel ekonomi için özellikle önemli rol oynayacak. Bu arada Avrupa, Japonya ve Rusya ekonomileri yavaş gerilemelerine devam edecek. İletişim teknolojileri sayesinde güç şekli çok belli olmayan ve çok yönlü ağlara kayacak. Nüfusu ve GSYH'si çok büyük olan ülkeler çok kutuplu bir dünyada ağ ve koalisyonlarda faaliyet göstermeyi öğrenemezlerse ağırlıklarını koyamayacaklar. 

Mega trend 3: Demografik kalıplar

Rapor, 2030'da dünya nüfusunun 2012'deki 7.1 milyardan 8.3 milyar civarına çıkacağını öngörüyor. Dört demografik trend, zorunlu olmasa da, çoğu ülkenin ekonomik, siyasi koşulları şile diğer ülkelerle ilişkilerini şekillendirecek. Tektonik değişimler olarak yaşlanma, göç, artan kentleşmenin sıralandığı raporda yaşlanma Batı'nın yanı sıra çoğu gelişmekte olan ülkeyi de giderek etkileyecek. Göç artan ölçüde sınır ötesi mesele olacak. Kentleşme de ekonomik büyümeyi teşvik edecek ama gıda ve su kaynakları üzerinde baskı yaratacak. Kalifiye ve kalifiye olmayan işgücüne talep göçü tetikleyecek. Hızlı kentleşme ile gelecek 40 yılda inşa edilecek yeni konut ve ulaşım hizmetlerinin hacmi kabaca dünya tarihinde şu ana kadar gerçekleşmiş tüm bu tür inşaat hacmine eşit olabilir. 

Mega trend 4: Artan gıda, su ve enerji bağlantıları

2030'a kadar gıda, su ve enerjiye talep sırasıyla yüzde 35, yüzde 40 ve yüzde 50 artacak. İklim değişikliği bu kritik kaynakların mevcudiyetine dair görünümü değiştirecek. İklim değişikliği analizi var olan hava hareketlerinin yoğunlaşarak yağışlı alanların daha yağışlı, kurak alanların ise daha kurak olacağını öngörüyor. Yağış azalmasının çoğu Orta Asya, güney Avrupa, güney Afrika ve güneybatı ABD'ye ilaveten Ortadoğu ve kuzey Afrika'da yaşanacak. Rapor, zorunlu olarak kıtlıklarla dolu bir dünyaya gidilmediğini ancak hükümetler ve özel sektör ortaklarının böyle bir gelecekten sakınılması için proaktif tutum takınmaları gerektiğini vurguluyor.

 

[PAGE]

      

 

 

OYUN-DEĞİŞTİRİCİLER

Oyun-değiştirici 1: Krize meyyal küresel ekonomi

Rapora göre uluslar arası ekonomi neredeyse kesinlikle çeşitli bölgesel ve ulusal ekonomilerin önemli ölçüde farklı hızlarla hareket etmesiyle karakterize olmaya devam edecek. Farklı bölgesel ekonomilerin zıtlaşan büyüme hızlarının küresel dengesizlikleri alevlendirdiği ve hükümetlere baskı uyguladığı belirtiliyor. Bu ortamda rapora göre anahtar soru ayrışma ve artan belirsizliğin küresel bir çöküşle mi sonuçlanacağı yoksa çoklu büyüme merkezlerinin gelişmesinin dayanıklılığı mı sağlayacağı olarak konuluyor.

Batı'da artan borç yüküne bağlı sorunların aşılmasının güç olduğu belirtilen raporda 1930 Depresyonu'ndan farklı bir duruma dikkat çekiliyor. 1930 krizinin pek çok Batı ülkesinin henüz nüfus yapılarının görece genç olduğu bir dönemde meydana geldiği ve bunun da savaş sonrası ekonomik büyüme açısından fayda sağladığı belirtiliyor. Ancak bugünkü durumda Batı için böyle bir genç nüfus avantajının bulunmadığına dikkat çekiliyor. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin de orta gelir tuzağı yani kişi başına düşen gelirin en gelişmiş ülkeler ortalamasına yaklaşamaması riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.

Oyun-değiştirici 2: Yönetişim boşluğu

Rapora göre önümüzdeki 15-20 yılda güç daha fazla yayıldıkça artan sayıda devlet, devlet dışı aktör ve kentler gibi ulusal-altı aktörler önemli yönetişim rolleri oynayacak. Devasa ulusal ötesi sorunları çözmek için gerekli aktör sayısının artması karar alma süreçlerini zorlaştıracak. Gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olanlar arasında uzlaşma olmaması 2030'da çok taraflı yönetişimi en iyi ihtimalle sınırlı hale getirecek. Bu kronik açık muhtemelen parçalanma riskini artıracak.

Demokrasiye geçişlerde demografide yaş yapısında genç nüfusunun fazla olması anlamına gelen "genç şişkinliği"nin azaldığı ve ortalama gelirin de yükseldiği örneklerde daha istikrarlı gelişmelerin olduğunu savunan rapor 50 kadar ülkenin ne demokrasi ne de otokrasi olarak nitelenebilecek tuhaf bir konumda bulunduğunu belirtiyor. Kalkınma seviyeleri yönetişim seviyelerinden çok hızlı gelişmiş olan Körfez ülkeleri ile Çin'in demokrasi açığının yol açtığı sıkıntıları tecrübe etmeye devam edeceği kaydediliyor. Kişi başına düşen geliri satın alma gücü paritesine göre 15 bin dolara aşmaya aday Çin'in bir süre sonra ciddi demokratikleşme baskılarıyla karşı karşıya kalabileceği kaydedilen raporda bunun diğer otokratik rejimlere baskı oluşturacağı ifade ediliyor.    

Oyun-değiştirici 3: Artan ihtilaf potansiyeli

Rapora göre son 20 yıl boyunca tarihsel trendler ihtilaflar sürse de daha az silahlı çatışamaya işaret ediyor. Pek çok gelişmekte olan ülkede yaşlı nüfusun artması da devletler arası çatışma frekansının azalmasına işaret ediyor. Rapor büyük güçler arasında savaşa karşı olacak caydırıcı faktörlerin güçlü olmaya devam edeceği saptamasını yaparken, devlet içi çatışma ve devletler arası ihtilafların giderek azalacağına dair kestirimlerin şüpheyle karşılanması gerektiğini belirtiyor. Rapor uluslararası sistemdeki değişimlere bağlı olarak devletler arası çatışma riskinin arttığına dikkat çekiyor. Önümüzdeki 15-20 yıllık süre zarfında ABD'nin küresel düzenin başlıca garantörü ve sistemik muhafızı olma rolünü oynamakta giderek daha zorlanacak. El Kaide modeli terör örgütlerinin faaliyeti azalacak.

 

[PAGE]

 

 

 

Oyun-değiştirici 4: Daha büyük bölgesel istikrarsızlık

Önümüzdeki birkaç on yılda farklı dünya sahnelerindeki bölgesel dinamiklerin taşma ve küresel güvenliğe tehdit teşkil etme potansiyeli bulunuyor. Rapora göre Ortadoğu ve Güney Asya daha fazla istikrarsızlığı en fazla tetikleyebilecek sahneler olarak niteleniyor. Ortadoğu'nun yörüngesi büyük ölçüde siyasi manzaraya bağlı olacak. İran'daki rejim silahlanmayı sürdürüp nükleer silah da geliştirirse bu, son derece riskli bir geleceğe işaret edecek. Diğer yandan bölgede ılımlı demokratik rejimlerin kurulması ve İsrail-Filistin anlaşmazlığının sonuçlanmasının bölge için muazzam olumlu sonuçları olacak.

Güney Asya'da Hindistan-Pakistan rekabeti bir gerilim olarak niteleniyor. Avrupa'nın krizi aşması halinde gelişmekte olan çevresini yani Ortadoğu, Sahra altı Afrika'yı ve Orta Asya'yı küresel ekonomiye entegre edebilecek potansiyele sahip görülüyor. Giderek çok kutuplu hale gelen Doğu Asya'da anlaşmazlıkları ele alacak bir bölgesel güvenlik mekanizmasının olmaması risk olarak niteleniyor. Çin'in askeri yükselişinin yarattığı kaygıyla birlikte istikrarlı hale gelememiş Asya küresel ekonomiye tehdit teşkil edecek. Modernleşen Rusya'nın daha demokratikleşerek uluslararası topluluğa da entegre olup ekonomisini çeşitlendirebileceği gibi bunları yapamaması halinde giderek bölgesel hatta küresel bir tehdide dönüşebileceği belirtiliyor.

Oyun-değiştirici 5: Yeni teknolojilerin etkisi

Rapora göre 2030'da dört teknolojik alan küresel ekonomik, sosyal ve askeri gelişmeleri aynı zamanda çevre sorunlarına dair dünya kamuoyunun eylemlerini şekillendirecek. Bilgi teknolojilerinin "büyük veri" dönemine girmekte olduğu saptamasının yapıldığı raporda işlem gücü ve veri depolamanın neredeyse bedava olacağı belirtiliyor. Bilişim ağları ve bilgisayar işlemlerinin internetten yapıldığı bulut bilişim sistemleri küresel erişim ve hizmetlerin yaygınlaşmasına olanak tanıyacak. Bu gelişmeler yeni bilgi teknolojilerinden yararlanmaya çalışırken, bunların yol açtığı tehditlerle de uğraşmak durumunda olan hükümetler ve toplumlar için devasa zorluklar ortaya çıkaracak. Özellikle gelişmiş ülkelerde hükümetlerin bilişim teknolojileri üzerinden özel hayatı izleme faaliyetlerine karşı vatandaşların hükümetlerden büyük veri sistemlerini devre dışı bırakmaları ya da sınırlamaları yönünde talepler gelebilecek.    

Oyun-değiştirici 6: ABD'nin rolü

Rapora göre ABD'nin uluslararası rolünün önümüzdeki 15-20 yılda nasıl evrileceği -büyük bir belirsizlik- ve ABD'nin yeni ortaklarla uluslararası sistemi yeniden icat etmek için çalışıp çalışamayacağı küresel düzenin geleceğine dair en önemli değişkenler arasında yer alıyor. ABD'nin (bir bütün olarak Batı'nın da) yeni gelişen ülkeler karşısında görece gerilemesi kaçınılmaz olsa da bu ülkenin uluslararası sistemin geleceğindeki rolünü tahmin etmek çok zor olarak niteleniyor. Rapora göre 2030'da ABD "eşitler arasında birinci" olmaya devam edecek. Ancak yine de diğer ülkelerin hızlı büyümesiyle tek kutupluluk momentinin sona erdiği saptaması yapılırken, 1945 sonrası başlayan Pax Americana'nın (Amerikan Barışı) hızla zayıfladığı da belirtiliyor.

Rapora göre yükselen Asya, Avrupa'nın 19'uncu ve 20'nci yüzyıldaki sürecini tekrar ettiği takdirde ABD'nin bölgeye dengeleyici güç olarak çağrılabilecek. Öte yandan ABD dolarının rezerv para statüsünü yitirmesi Amerikan hegemonyasının çöküşünün güçlü bir işareti olarak algılanacak. 2030'a kadar ABD'nin yerini bir başka küresel alması en az muhtemel gelişme olarak niteleniyor. Çin dahil diğer büyük gelişmekte olan ülkeler ABD'ye doğrudan cephe almak yerine kalkınma ve bölgesel yapıları şekillendirmeye odaklanıyor. 2030'a kadar ABD'nin hızla çöküşü ve içe dönmesinin süresi uzamış küresel anarşi ortamına yol açacağı belirtiliyor.   

 

[PAGE]

 

 

ALTERNATİF DÜNYALAR

Küresel Trendler 2030 raporu bugünkü dünyayı 1815, 1919, 1945 ve 1989'daki gibi geçiş anlarından biri olarak niteliyor. 1815 Napolyon Fransa'sının yenilmesi sonrası Avrupa'da oluşturulan dünya düzeniydi. 1919 Birinci Dünya Savaşı'nın, 1945 İkinci Dünya Savaşı'nın, 1989'da Soğuk Savaş'ın sonu olarak tanımlanıyordu. Rapora göre 2030'da dört farklı alternatif dünya dört senaryodan oluşuyor: Bunlar "Motorların durması", "Füzyon", "Şişeden çıkan Gini", "Devlet dışı dünya" olarak sıralanıyor.

Motorların durması:

En kötü durum olarak nitelenen bu senaryoda devletler arası ihtilaf riski Asya'da yeni "büyük oyun"dan ötürü ciddi olarak artıyor. Her ne kadar büyük güçler dünya savaşını andıran bir güç mücadelesine girmese de bu senaryo ABD ve AB'nin içine dönerek küresel düzendeki etkili rollerinden vazgeçmesi ve devletler arası rekabetin artmasını öngörüyor. Euro Bölgesi'nin dağılması, ABD'de kaya gazı yoluyla enerji devriminin başarısızlığı küresel çöküş ve istikrarsızlığı artıracak. Toplam küresel gelir azalacak. 

Füzyon:

En iyi durum olarak tanımlanan bu senaryoda Çin, ABD ve AB güney Asya gibi çatışma riskinin bulunduğu ortamlara birlikte müdahale ederek küresel işbirliği dinamiğini artırıyor. Diplomaside işbirliği başka alanlara da kayıyor. Bu aktörler kendi aralarındaki ilişkileri de düzelterek küresel sorunlara birlikte çözüm öneriyorlar. Çin de bu işbirliği sürecinde artan katılımına bağlı olarak siyasi reformlara başlayacak. Büyük güçler arasındaki işbirliğinin artmasına bağlı olarak uluslararası kuruluşlar daha işlevsel ve kapsayıcı hale gelecek. Bu senaryoda her taraf kazançlı çıkıyor. Küresel ekonominin büyüklüğü iki katına çıkıyor. Bugünün rakamlarıyla küresel GYSH 2030'da 132 trilyon dolara çıkıyor.  

Şişeden çıkan Gini:

Gelir dağılımı eşitsizliğini ölçen Gini katsayısına atfen bu adı alan senaryoya göre dünya aşırılıklar dünyasına dönüşecek. Pek çok ülkede eşitsizlikler artacak. Siyasi ve sosyal gerilimler yükselecek. Ülkeler arasında net galipler ve mağluplar olacak. Euro Bölgesi'nda çevredeki güney ülkeleri birlikten ayrılmaya zorlanacak. ABD kaya gazına bağlı enerji bağımsızlığı sayesinde gücünü koruyacak ama dünya jandarması rolüne daha az başvuracak. Çin'de kıyı kentleri büyümeye devam edecek ancak artan eşitsizlikler Çin Komünist Partisi'nde bölünmeye yol açacak. Pekin de sosyal ihtilafı milliyetçi söylemle aşmaya çalışacak. Sonuçta bu senaryo "Füzyon" ve "Motorların durması" arasında yer alacak.

Devlet dışı dünya:

Bu senaryoda devlet olmayan hükümet dışı organizasyonlar, çokuluslu şirketler, akademik kuruluşlar ve zengin bireylere ilaveten mega şehirler gibi kurumlar küresel sorunlar karşısında öncü rol oynayacak. Devletler ortadan kalkmamakla birlikte bu türden ağ yapıları özellikle otoriter devletleri zorlayacak. Bazı hallerde demokratik devletler de zorlanacak. Rapora göre böyle bir dünya "derme çatma" ve çok istikrarsız bir dünya görünümü sunacak. Ağlar sayesinde bazı küresel sorunlar çözülecek. Ölümcül ve aksatıcı teknolojilerin gelişmesiyle güvenlik sorunları ortaya çıkacak. Ekonomik açıdan bu senaryo "Şişeden çıkan Gini"ye göre biraz daha iyi performans sağlayacak.  

Bugün ve 2030 arasında tektonik değişimler

Küresel Orta Sınıfın Büyümesi: Orta sınıflar gelişmekte olan ülkelerdeki her yerde hem mutlak olarak hem de nüfusun oranı anlamında önemli ölçüde büyüyecek.
Ölümcül ve aksatıcı teknolojilere daha fazla erişim: Savaş enstrümanlarının daha geniş spektrumuna erişim mümkün olacak. Bu yeni enstrümanlar siber araçlar, biyoterörizm, hassas saldırı imkanları olarak tanımlanıyor. Bireyler ve küçük gruplar eskiden devletlerin tekelindeki bu yeteneklere sahip olacak.

Ekonomik gücün Doğu ve Güney'e kesin geçişi: ABD, Avrupa ve Japonya'nın küresel gelirdeki toplam payı bugünkü yüzde 56'dan 2030'da yüzde 50'nin altına inecek. 2008'de Çin ABD'yi dünyanın en büyük tasarrufçusu olarak geride bırakmıştı. 2020'de gelişmekte olan piyasaların mali varlıklar payı neredeyse katlanacak.

Emsali görülmemiş yaygın yaşlanma: 2012'de sadece Japonya ve Almanya ortanca yaş 45'in üzerine çıktıysa da, 2030'da çoğu Avrupa ülkesi, Güney Kore ve Tayvan bu yaş kategorisinin üzerine çıkacak. Hem zengin hem de gelişmekte olan ülkeler işgücü açığını tetikleyecek.     

Kentleşme: Bugün dünya nüfusunun yüzde 50'sini oluşturan kentli nüfus 2030'da yüzde 60'a çıkarak 4.9 milyara ulaşacak. Afrika, Asya'yı en hızlı kentleşen kıta olarak geçecek. Kent merkezleri ekonomik büyümenin yüzde 80'ini üretecek. Modern teknoloji ve altyapının uygulanmasıylakıt kaynakların daha iyi kullanımı mümkün olabilecek.   

Gıda ve su baskıları: Gıdaya talebin 2030'a kadar yüzde 35, suya talebin ise yüzde 40 artması bekleniyor. Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı suya erişim sorunun ciddi yaşanacağı yerlerde yaşayacak. Afrika ve Ortadoğu bu soruna en fazla maruz kalacak yerler olacak. Ama sorun Çin ve Hindistan'ı da tehdit edecek.

ABD'nin enerji bağımsızlığı: Kaya gazı teknolojisindeki gelişmelerle ABD iç talebi karşılayacak yeterli doğal gaza sahip olacak. Ayrıca doğal gazı ihraç da edecek. Bu teknolojiyle petrol üretimi ABD'nin net ticari açığını azaltabilir. Küresel atıl kapasite 8 milyon varilin üzerine çıkması halinde OPEC fiyat kontrolünü yitirebilir. Ham petrol fiyatları hızla düşebilir. 

Ciddi çıktılara yol açabilecek ayrık olaylar
Ağır salgın: İnsandan insana solunumla geçebilen bir virüsün yol açacağı ölümcül salgın 6 ay içinde milyonlarca kişinin ölümüne yol açabilir.  

Daha hızlı iklim değişikliği: Dramatik ve öngörülemeyen değişiklikler halihazırda beklenenden hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Bilimciler tahminde giderek zorlanıyor. Asya'da musonlar gibi yağışların tahmininde zorlukların bu bölgelerde nüfusun beslenmesini güçleştirebilir.

Euro/AB çöküşü: Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nden çıkması ABD'li Lehman Brothers'ın 2008'de çöküşünden 8 kat fazla yan hasara yol açabilir. Gelişme AB'nin geleceğini tehlikeye atabilir.

Demokratikleşmiş veya çökmüş Çin: Çin'in 5 yıl içinde satın alma gücü paritesine göre kişi başına düşen gelirde 15 bin doları aşması bekleniyor. Bu eşik demokratikleşme yönünde eşik olarak görülüyor. Çin demokratikleşirse otoriter rejimler üzerinde baskı olacak ve demokrasi dalgasına yol açacak. Ekonomisi çökerse siyasi kriz çıkacak ve küresel ekonomide şok etkileri yaşanacak.

Reform yapılmış İran: İran'da ülkenin artan izolasyonuna ve yaptırımlara karşı kamuoyu baskısı sonucu liberal bir rejim göreve gelebilir. Nükleer silah çabalarına son veren ekonomik kalkınmaya odaklanan bir İran daha istikrarlı bir Ortadoğu şansını artırabilir.

Nükleer savaş veya kitle imha silahları/Siber saldırı: Rusya ve Pakistan ve İran ile Kuzey Kore gibi potansiyel geliştiriciler bu silahları siyasi zayıflıklarını telafi etme amacıyla görebilir. Bu da bu silahların kullanımı riskini artırır. Devlet olmayan örgütlerin siber saldırı ve kitle imha silahı kullanma riski artıyor.

Manyetik güneş fırtınaları: Manyetik güneş fırtınaları uyduları, elektrik şebekelerini ve pek çok hassas elektronik aleti devre dışı bırakabilir. Bu tür fırtınaların tekrar etmesi dünyanın elektriğe bağlılığından ötürü giderek kritik bir tehdide yol açabilir.

ABD'nin çökmesi/çekilmesi: ABD gücünün aniden çökmesi veya ülkenin içe dönmesi muhtemelen dünya genelinde bir küresel anarşiye yol açacak. Hiçbir ülke uluslararası düzenin garantörü olarak ABD'nin yerini alamayacak.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap