17 °C

23 Nisan, halkın iradesi, demokrasi ve kalkınma

Tarihimiz, coğrafyamız, genç nüfusumuz büyük avantajlarımız. Bunları siyasi istikrar ve daha çok alın teri ve beyin teri ile birleştirerek, geleceğe yürüyeceğiz. Birçok badireyi atlatmış ve bünyesini güçlendirmiş bir ülke olarak, Cumhuriyetimizi 21. yüzyıl şartlarında yüceltmeye, devam edeceğiz.

23 Nisan, halkın iradesi, demokrasi ve kalkınma

Cevdet Yılmaz
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı

23 Nisan milli iradenin yönetime hakim hale gelmesini hedefleyen köklü bir siyasi sistem değişimini ifade etmektedir. Kuruluşunun 100. yılını kutlayacağımız Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, 23 Nisan 1920’de, emperyalist güçlere karşı milletin verdiği kurtuluş mücadelesi içinde doğmuş, halkın temsilcileri aracılığı ile kendisini yöneteceği bu sistem önce cumhuriyet, uzun vadede ise demokrasinin gelişimi için temel altyapıyı oluşturmuştur.

Eski bir kalkınma bakanı olarak, bu değişimin siyasi anlamının yanı sıra, sosyal ve ekonomik anlamı üzerinde de durulması gerektiğini düşünüyorum. Demokrasi ve insan odaklı kalkınma arasındaki ilişkiyi tarihimizde çok net bir şekilde görmek mümkündür. Demokrasi ve halk iradesi güçlendikçe, ülkemizin kalkınma süreci hızlanmıştır. Tersi durumda, özellikle askeri müdahaleler ve darbeler yaşanan dönemlerde ise sadece özgürlükler yara almamış, ekonomik büyümemiz ve sosyal refahımız da ciddi ölçüde zarar görmüştür.

Cumhuriyeti kuran kadrolar, siyasi bağımsızlığın yanında ekonomik bağımsızlığın önemini çok güçlü sözlerle ifade etmişlerdir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk şu ifadeler ile bu gerçeğin altını çizmiştir: “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkları sürece devamlı olamazlar.”

Bugün de farklı bir durum söz konusu değildir. 21. Yüzyılda ülkeler arası rekabetin yoğunlaştığı, soğuk savaş sonrası yeni dengelerin oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik rekabetin yanı sıra çevre sorunları, terörizm, göç ve mülteci krizleri, sosyal eşitsizlikler gibi birçok sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunlara son dönemlerde Kovid-19 olarak isimlendirilen küresel salgın da ilave olmuş durumda. Teknolojik değişimin, yapay zekâ gibi uygulamaların ve dijitalleşmenin damgasını vurduğu bir dönemdeyiz. Salgın ortamında ivmesini artıran değişim süreçleri, tarihin akışının hızlandığını, önümüzdeki dönemde yeni dengelerin ve şartların hâkim olacağı bir dünyayı işaret etmektedir.

Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı olan 2023’e doğru adım adım yaklaşırken, halkımızın her türlü vesayetten kurtulmuş, hızlı işleyen yeni bir yönetim yapısı ile geleceğe yürüme iradesini görmekteyiz. Her alanda gelişmiş ülkeler ligine çıkmayı hedefleyen Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bunu 2023 hedefleri olarak somutlaştırmıştır. Tüm toplumsal kesimlerin sahiplenmesiyle ulaşılacak olan bu hedefler, ülkemizi uluslararası arenada birinci lige çıkarma ve 21. Yüzyılın yükselen güçleri arasına dâhil etme iradesini yansıtmaktadır.

Cumhuriyetimizin kurulduğunda 570 milyon dolarlık bir ekonomiye ve 45-50 dolar kişi başı gelire sahiptik. Milli gelirde tarımın payı yüzde 40, istihdamda ise yüzde 90 civarındaydı. İthalatımız 87, ihracatımız 51 milyon dolardı. Bugün geldiğimiz nokta ve 2023 hedeflerimiz çok farklı bir düzeyi ifade etmektedir. Ancak, asıl başarı başkalarından daha hızlı büyümek ve gelişmiş dünya ile farkı kapatmaktır. Buna kalkınma literatüründe “yakınsama” (convergence) diyoruz. Son 18 yılda kişi başı gelirimizi (satın alma gücü paritesi ile) yüzde 30’lu değerlerden AB ortalamalarının yüzde 64’ü seviyesine taşımamız çok önemli bir ilerlemedir. Bu eğilimi devam ettirerek “üst orta gelirli” ülkeler liginden “yüksek gelirli” ülkeler ligine yükselmek temel hedeflerimiz arasındadır.

2023 hedefleri, 23 Nisan ruhu ile hayata geçecektir. Halkın iradesinin daha da güçlendiği, demokratik standartlarımızın yükseldiği bir ortamda, ekonomik ve teknolojik atılımlar da beraberinde gelecektir. Milli birliğimizi pekiştirdiğimiz, temel konularda toplumsal uzlaşma sağladığımız ölçüde, uluslararası rekabette de her bakımdan ön sıralarda olacağımız açıktır.

Bugün yaşadığımız Kovid-19 salgını sağlıkta olduğu kadar diğer birçok alanda da yeni bir dönemin başladığını ifade göstermektedir. Ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi değişim süreçleri teknolojik dönüşümlerle birlikte daha da hızlanacaktır. “Post-Kovid” olarak da isimlendirilen salgın sonrası dünyaya şimdiden hazırlananlar, bu süreçte avantajlı olacaklardır. Savunma sanayinin yanında sağlık endüstrileri, tarım ve gıda ile enerji sektörleri başta olmak üzere birçok alanda yeni şartlara adapte olanlar kazanacaktır.

Tarihimiz, coğrafyamız, genç nüfusumuz büyük avantajlarımızdır. Bunları siyasi istikrar ve daha çok alın teri ve beyin teri ile birleştirerek, geleceğe yürüyeceğiz. Son yıllarda yaşanan birçok badireyi atlatmış ve bünyesini güçlendirmiş bir ülke olarak, Cumhuriyetimizi 21. Yüzyıl şartlarında yüceltmeye, daha fazla özgürlük ve refahla taçlandırmaya devam edeceğiz.

23 Nisan 2023’ü çok daha farklı bir atmosferde ve çocuklarımızla birlikte el ele karşılamak dileğiyle, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı tebrik ediyor, Kurtuluş savaşımızın başkomutanı, TBMM’nin ilk başkanı Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyorum.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap