9 °C

ABD, Libya'da da aslan payı peşinde

Ankara Sohbetlerinin konuğu Şükrü Koçoğlu Ortadoğu'daki olayları BOP'un parçası olarak niteledi.

ABD, Libya'da da aslan payı peşinde

Hüseyin GÖKÇE

ANKARA - Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Başkanı Şükrü Koçoğlu, Tunus'ta başlayan ve Libya'ya kadar sıçrayan olayların bir halk hareketi değil, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası olarak gördüğünü söyledi.

Olayları ABD ve İngiltere'nin desteklediği 3-5 bin çapulcunun çıkardığını ifade eden Koçoğlu, Irak'ta olduğu gibi burada da rantı ABD'nin ele geçirmeyi istediğini anlattı. Burada iş yapan firmaların kredilerinin ötelenmesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü söyleyen Şükrü Koçoğlu, vadesi gelen teminat mektuplarının faizsiz uzatılmasıyla ilgili da çalıştıklarını bildirdi. Ankara Sohbetlerine konuk olan İNTES Başkanı Şükrü Koçoğlu, Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak ve Ankara Haber Müdürümüz Hüseyin Gökçe'nin sorularını cevaplandırdı.

Tunus'ta başlayan olaylar, belki de bugün Türkiye'de yurtdışı müteahhitlik diye bir sektörün oluşmasına en büyük katkıyı sağlayan Libya'ya sıçradı. Bu olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son gelişmelerden sadece Libya bizi etkilemiştir. Tunus'ta çok ciddi bir şey yok ama Libya'da 15.5 milyar dolar tutarında yatırımlarımız var. Devam eden işimiz var, fakat Libya'daki macera biraz uzun sürecek gibi. Libya'da şu anda bütün yazılı ve görsel basında çıktığı gibi, halk ihtilali, demokrasi özlemi için ayaklanma yok.

Bu olay tamamen ABD'nin Büyük Ortadoğu kitabının Libya sayfasından. Parmağını oraya soktu ve karıştırıyor. Bana göre Tunus meselesi bir bahane, sadece "domino etkisi yarattı" diyebilmek için bunu öne sürdüler, asıl hedef Libya idi. Zaten püf deyince gitti. Çünkü petrol orada, çünkü Kaddafi biraz dik durdu. Bunu Kaddafi'yi savunmak için söylemiyorum, Kaddafi'nin enteresan bir yapısı vardır.

Bazen aleyhte şeyler söylemiştir, bazen bize yakınlaşmıştır ama geçmişi bir tarafta bırakmamız gerekiyor. Son yıllarda Kaddafi Türkiye'ye çok yakın. Özellikle sayın Başbakana yakınlığı ve güveni çok iyi. Üstelik Türk müteahhitlerine bakış açısı da çok iyi. Biz de zaman zaman toplantılara katıldık.

Öncelikle işlerin Türk firmalarının olacağını söylediler. Bu arayıp da bulamadığımız bir anlayış. Ne Libya halkının çoğunluğu ne de biz Kaddafi'nin değişmesini istemiyoruz. Burada ABD'nin ve İngiltere'nin parmağını fazla sokması hem Libya hem de bizim aleyhimize olacaktır. Şu anda tekrar söylüyorum bir demokrasi savaşı yok, hepsi palavra, Kaddafi'nin ABD veya İngiltere'ye karşı bir bağımsızlık savaşıdır. Bu radikal bir söylem gibi gelebilir.

Bakın 2 İngiliz ajanı ve 6 komando çölde ağır silahlarıyla yakalanıyor. Bir sürü böyle ajan Libya'ya girdi. Libya, fiziki olarak büyük bir ülke, çöle isterseniz tankınızı, tüfeğinizi indirin. Zaten dünyanın bekçisi ABD, hava sahasını da denetliyor. Esas Libya'yı karıştıran bunlar, maalesef şu anda Türkiye'de bu böyle gösterilmiyor.

Bunu niye söyledim. Libya'daki hadisenin bilinmesi gerekiyor. Bütün gazeteleri açıyorsunuz, herkes Kaddafi kendi halkını bombalıyor diye haberler var ama bu kesinlikle yalan. Bu haberler zaten dışarıdan geliyor. Orada 3-5 bin kişilik ABD ve İngilizler tarafından beslenen provokatörler, Tunus'a, Mısır'a Libya'ya gidiyor.

Ortalığı velveleye veriyorlar. Bizim şantiyelerimizi yakanlar da zaten çapulcular. Çapulcuyla ihtilalciyi ayırmak lazım. Alayı hırsızlık yapıyor ve Türklerin de oradan kaçması için provokasyon yapıyorlar. Yoksa biz Libya'dan hiç gitmeyebilirdik. Libya yönetiminden dolayı hiç rahatsızlığımız yok. Bingazi tarafında havaalanını ele geçirence, arkalarında ajanlar olayı karıştırdılar.

Şu an itibarıyla çok fazla kimse kalmadı, projelerin tamamı durdu, zaten ABD de bunu istiyor. Baktılar Türk müteahhitleri tüm dünyayı fethediyor, böylesi bir durum da doğal olarak ABD'nin işine geliyor. Maalesef Libya sahifesi, Irak'a da girdi karıştırdı. Irak'ın aslan payını aldılar. Libya ile oynamaya çalışıyorlar. Son derece üzücü bir gelişme.

Bu aşamadan sonra Libya'da geriye dönüş mümkün mü?

Bunu ben bilemem, Türkiye'nin menfaatleri açısından da öyle olması gerekir. Bir kere Libya'da Kaddafi'yi seveni sevmeyenlerden fazla. 6 milyondan fazla nüfusun büyük kısmı Trablus'ta yaşıyor. Bunların çoğu da Kaddafi yanlısı. Halk fakir değil, milli gelir 15 bin doların üzerinde. Bana soracak olursanız değişmesini kesinlikle istemem.

Peki en kötü senaryo ne olur?

ABD 6'ncı filoyu yolladı yukarıdan bombalayacak diye endişem var. En kötü senaryo ABD'nin ülkeye müdahalesidir. Dünyada demokrasi ile idare edilmeyen bir sürü ülke var, niye buralara gitmiyor. ABD petrol ve doğalgazı olan ülkelere gidiyor. Enerji kaynağı olan ülkelere müdahale ediyor. Tüm olay bu. Bana göre muhtemel senaryo hiç istemesem de ülkeyi ele geçirmesidir.

En kötü senaryoda Türk şirketlerini durumuna gelince Öyle bir şey olduğunu istemeyiz. ABD kuklasını koyacak tabii ki oraya inşallah olmaz. Neticede devletler arasında hukuki bir anlaşma var. Hukuki olmasa da fiili engellen çıkarabilir. Oradaki firmalar maddi ve manevi zarar gördüler. Teminat mektuplarının faizlerini dondurabilirler. Böyle bir tavsiye kararı alındığını biliyoruz.

İnsani boyutu bir yana bıraktığımızda orada oluşacak zararın boyutu ne olacak? Böyle bir projeksiyonunuz var mı?

Bu şu anda devam eden işlerin rakamı. Bunun yüzde 20'si gerçekleşmiş olsa bile en az 12 milyar dolar civarında iş yapacaktı, yeni alınacak işler hariç. Türk firmalarının zarar envanteri çıkmadı. Çok büyük zararlar olduğunu düşünmüyorum. Ancak hükümetin aldığı ve alacağı kararlarla mağdur olan firmalarımızın, ihracat yapan firmalarımızın zararlarına yönelik olarak Vergi Usul Kanunu'nun mücbir sebeple ilgili 13'ncü maddesi uygulanacak.

Eximbank köprü kredisi açacak. Türkiye'nin zararı büyük olacak tabii ki. Hiç bir şeyi hesaba katmasanız bile 20 binin üzerinde işçi geldi. Bunlara 475 lira ile bin 186 lira tutarında üç ay ödeme yapılacak. Bu durum daha önce sigortalı çalışmış olan 8 bin 100 kişi yararlanabilecek. Türkiye'nin orada iş yapmaya devam etseydik, ihracat yapacaktık, malzeme gidecekti, kayıbımız giderek artıyor. Bizim bahsettiğimiz 15.5 milyar dolar saedce kontrat bedelleri. Bu işlerin gerçekleştirilebilmesi için dünya kadar ihracat yapılacaktı.

Bizim bir önerimiz vardı, Türiye'ye gelen inşaat işçilerinin atıl kalınan dönemde ölçme değerlendirmeye tabi tutularak ihtiyaç duyulanların mesleki eğitime tabi tutularak belgelendirilmesi. Bizim eğitim merkezimiz var. İŞKUR bunlara eğitim verirken harçlık da ödüyor. Kayıtlı kayıtsız ayrımı yapmadan eğitim verilir. Bu boş zamanda hem eğitimleri tamamlanır hem de harçlık alırlar. Bunun da sayın Başbakan tarafından uygun görüldüğü haberi geldi. Ulusal Meslek Edindirme Projesi (UMEM) kapsamında olacak.

Bu vergi meselesini biraz daha açabilir miyiz? Nasıl bir yöntemde destek öngörülüyor?

Çalışma Bakanlığı bu destek dışında sağlık hizmetlerinden yararlandırılması çalışmaları yapıyor. Libya'daki faaliyet gösteren firmaların tahakkuk etmiş ve bu olaylar sebebiyle ödenmeyen vadesi gelmiş primlerin ötelenmesi konusunu kapsıyor. Vergi Usul Kanunu'nun 13'ncü maddesi uyarınca mücbir sebep olarak kabul edilmesi, bu da vergi ötelemesini getiriyor.

BDDK alınacak kredilerin yeniden yapılandırılması ve süresinin uzatılmasına çalışıyor. Libya ile ilgili kullanılan kredilerin yapılandırılmasını kapsıyor. Parasını alamayan ihracatçılara yönelik de destekler verilecek.

Bunlar sizin talepleriniz mi yoksa alınması düşünülen önlemler mi?

Bunlar yapılan toplantılarda ortaya çıkan ve kurumlar tarafından kabul edilen konular. DTM'de Devlet Bakanı Sayın Zafer Çağlayan başkanlığında toplantılar yapılıyor. Bankalar zaten kredi ve alacakların yeniden yapılandırılmasını düzenleyen maddenin geçerlilik süresinin uzatılmasının mümkün olup olmadığına bakacak. Libya'da iş yapanların etkilenmemesiyle ilgili. Bu sonuçta bankalar eliyle olacak.

Bildiğimiz kadarıyla yurtdışı kazançları vergiden muaf. Bu durumda zarara yönelik devlet yardımı hukuken olabilir mi?

Dediğiniz doğru, şirket Libya'dan elde edeceği kardan zaten vergi vermiyordu. Ancak Libya'daki faaliyetlerinden dolayı başka kazançlarına yönelik de yükümlülükleri yerine getirmede güçlük çıkabilir. Zaten mücbir sebepten kasıt da bu. Bunu ilave süre verip zamana yaymaktır. Mücbir sebebi mukavelenin öbür tarafının kabul edilmesi lazım. Libya'dan dolayı bir kuruş zarar ettiysem zaten 20 kuruş yazamam. Bunun yöntemi bulunur.

Türkiye genelinde durum nasıl? Yani sektör nereye doğru gidiyor?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2010 yılı son çeyreği büyüme verilerini henüz açıklamadı. Gerek 2010'un son çeyreği gerekse yılın tamamında rekor büyüme çıkacak gibi görünüyor. Yani büyüme oranımız bu yıl da yüzde 24-25 çıkacak gibi görünüyor. Ancak bu rakamları TÜİK verilerine bakarak söylüyorum. Bunun bizim açımızdan hissedilmesi daha farklı bir olay. Ben 2011'in 2010 yılından daha iyi olacağını düşünmüyorum. İnşaatta konut sektörü ön planda olmaya devam edecek. Konut sektöründe de özel sektör ön planda.

Yaklaşık 3.5 ay sonra seçim yapılacak. Bu durum inşaat sektörünü nasıl etkiler?

Haziran seçimlerinin eskiden olduğu gibi etkileyeceğini zannetmiyorum. Ortalıkta bizim sektör açısından seçim yokmuş gibi gidiyor. Temel atmalar, açmalar olabilir ama zaten birkaç senedir hızlı şekilde bunlar yapılıyor.

Hepimizin de bildiği gibi artık seçim atmosferine girildi ama günlük uyuglamalarda radikal bir farklılık göremiyorum. TOKİ bazı projelerine devam ediyor. Demiryolları son yıllarda ciddi projeler yapıyor. Zaten son yıllarda en büyük yatırımı Ulaştırma Bakanlığı gerçekleştiriyor. Sadece demiryolları değil, karayolları ve havayollarında ciddi yatırımlar oluyor. Yani Türkiye'de bu konuda ciddi imar hareketi var. Ancak şunu da söyleyeyim, inşaat çok hızlı büyüyor ama GSMH içinde inşaatın doğrudan payı yüzde 4-4.5 civarında. Japonya'ya bakıyorsunuz yüzde 8'in üzerinde.

Türkiye bir şantiyeye döndü, her yer inşaat ama daha Japonya'nın yarısı kadarız. İnşaat sektörü deyince sadece yapım değil, orada yapım işleri bitmiş, altyapı üstyapı bitmiş. Daha çok üretimle. İnşaat sanayinde daha GSMH içindeki payını iki misliye çıkarmak durumundayız. 

Ayrıntılardaki 'Şükrü Koçoğlu'

Ferit B.PARLAK

2007 yılında konut fiyatlarının engellenemez yükselişi gündemdeydi.

O dönemde fiyatların şişirildiğini ve düşüşün an meselesi olduğuna vurgu yapmıştı Şükrü Koçoğlu.

2009 yılının ortalarında yaptığımız sohbette ise, haklı çıkmasını, "Konut fiyatlarının şişirildiğini söylediğimde, tüm sektörden tepki almıştım. O açıklamaları yaparken sadece tüketiciyi değil, üreticiyi de düşünmüştüm. Ama anlatamadım…" şeklinde değerlendirmişti.

Koçoğlu'nun o sohbetlerdeki öngörü ve tahminlerinin tamamını süreç içerisinde yaşadık.

Yıl 2011. Müteahhitlerimizin etkin olarak çalıştığı bölgelerde ayaklanmalar, dedikodular, olumsuz beklentiler gündemimizde.

Libya örneği ile bölgedeki hareketliliği ve yapmamız gerekenleri, "Libya'da halk ihtilali yok ABD ortalığı karıştırıyor", "Olayları ABD ve İngiltere'nin desteklediği 3-5 bin çapulcu çıkarıyor", "Irak'a girip aslan payını alan ABD, Libya'da da aynı şeyi yapmak istiyor", "Son yıllarda Kaddafi Türkiye'ye çok yakın. Arayıp da bulamadığımız bir anlayış var. Ne Libya halkının çoğunluğu ne de biz Kaddafi'nin değişmesini istemiyoruz. Avantajı kaybetmemeliyiz." şeklinde özetliyor Koçoğlu.

Son söz: Bölgenin geçmişinde olduğu gibi, geleceğinde de rol almak ve avantajımızı korumak istiyorsak, kulaktan dolma bilgilere bağlı kalarak hareket etmemeli, yazmamalı, çizmemeli, söylememeliyiz.

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.