19 °C

Af yasasından sonra borca batık bilançoları düzeltelim

Af yasasından sonra borca batık bilançoları düzeltelim

 

Cevdet AKÇAKOCA / Bağımsız Denetçi-YMM

2011 yılında 6111 sayılı Kanun’la, özellikle kasa affından sonra işletmelerin bilançolarında, öz sermayeyi azaltan bir (kanunen kabul edilmeyen giderler) veya geçmiş yıl zararları rakamı doğdu. Şimdiki 6552 sayılı Yasa’dan yararlanıldığında yine şirketlerin öz sermayeleri azalacak ve TTK’nın hükümleri açısından çok önemli bir durumla karşılaşılacaktır. Bu önemli durum şirketlerin sermayesinin karşılıksız kalabilme durumu, borca batıklık hali veya şirketlerin tasfiye zorunluluğu ile karşı karşıya kalabilmesidir. Böyle bir durumda ne yapılmalıdır? Konu TTK 376’ncı maddesinde;

“1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer” şeklinde açıklanmaktadır.

Burada bizim diyebileceğimiz “ey işletme sahipleri, durumu öğrenin, af yasasından yararlanmaya çalışırken işinizi sonlandırmayın” tavsiyesinde bulunmaktır. TTK. 376. maddeye göre sermayenin karşılıksız kalması veya azalması halinde genel kurul toplantıya çağrılır, önlemler alınır veya şirket sona erer.

Alınabilecek önlemler

Sermaye artırımı bazı birimlerin kapatılması veya küçültülmesi, iştiraklerin satışı, pazarlama sisteminin değiştirilmesi vs. olabilir. Önlemler 378’inci madde uyarınca tehlikelerin erken teşhisi komitesince de zaten daha önceki tarihlerde önerilmiş olabilir. Yukarıdaki düşünülen önlemlerin uygulanabilmesi için, kanunî yedek akçeler dışındaki açık yedek akçelerle de zararın kapanmamış olması ve arta kalan zararın sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının yarısını geçmesi gerekir. Kanunda, af yasalarından doğan geçmiş yıl zararları tipi göz önüne alınmamıştır. Genel olarak geçmiş yıl zararlarından bahsedilmiştir. Oysa, belki de firma karlı gayet iyi çalışan bir firmadır. Ama af yasasından yararlanmak, firmanın bilanço dengelerini bozmaktadır. Özellikle borsaya veya halka açık şirketlerde durum daha da ciddi ve acıklıdır. Diğer yandan, ülkemiz, Uluslararası Denetim Standartlarını ve Türkiye Denetim Standartları, Türkiye Muhasebe Standartları, ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını kabul ve ilan etmiş bir ülkedir. Dengeleri bozulmuş bilançolar bağımsız denetim yapılmasını önler. Böyle bir durumda firmanın, bağımsız denetim sonucunda olumlu rapor alması çok zordur. Olumlu bir bağımsız denetim raporu olmayınca: TTK açısından genel kurul yapamazsınız, Bankalardan kredi alamazsınız ve Yabancı ortaklar size gelmez. Öyle ise bu olaya bir çözüm bulmak gerekmektedir. Yıllardır bu çözüm konusu gündeme gelmekte fakat çözüm mümkün olmamaktadır.

Teklif; Bir defalık yeniden değerleme veya enflasyon düzeltmesi yapılmalıdır. Yeniden değerleme veya enflasyon düzeltmesinin son 10 yıllık durumunu da bir açıklayalım. Enflasyon düzeltmesi yapılabilmesi için Son üç yıllık enflasyon toplamının %100 ü aşması ve yıllık %10 enflasyon olması ve bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Son enflasyon düzeltmesi sırasında ve düzeltme yapıldıktan sonra 2004 ve 2014 yılları yeniden değerleme oranları 2014 Eylül sonu yeniden değerleme oranı %8.59, 2004 yılı yeniden değerleme oranı (VUK genel tebliği No:341) %11.2. Yeniden değerleme oranlarını yıllar itibariyle geometrik dizi artış etkisini bir tarafa bırakarak topladığımızda dahi %88.48 gibi bir orana ulaşıyoruz. 2004 yılı tüfe endeks rakamı 104.81, ÜFE endeks rakamı 107.17, 2014 yılı Ekim ayı TÜFE endeks rakamı 243.74, ÜFE endeks rakamı 237.79 olmuştur. Endeksin ilk tespitinden 2014 yılının Ekim sonuna kadar acaba enflasyon ne olmuştur?
Tüketici fiyat enflasyonu: 243.74/104.81= % 232.55 artış olmuştur. Üretici Fiyat enflasyonu da 237.79/107,17 = %221.88 artış olmuştur. VUK 298. maddesinde belirtildiği üzere Bakanlar Kurulu isterse enflasyon düzeltmesi için oranı %35’e kadar indirmeye yetkilidir. Demek ki, Bakanlar Kurulu isterse enflasyon düzeltmesi kararı alabilir. İstenirse VUK’a eklenecek bir geçici madde ile sadece 2014 yılı için yeniden değerleme yaptırabilir ve yeniden değerlemeden doğan fonların 6111 ve 6552 sayılı Af Yasası’ndan doğan kanunen kabul edilmeyen giderlere ve geçmiş yıl zararlarına mahsup edilerek bilanço düzeltmesinin sağlanması ve kalan fon varsa sermayeye eklenmesi şartı konularak çözüm düşünülebilir. 10 yıllık enflasyonsuzluk dönemi sonucu; enflasyon düzeltmesi yapıldıktan sonraki 10 yıllık gelişmeye baktığımızda tüketici fiyatları ile enflasyonun %232.55, üretici fiyatları ile enflasyonun %221.88 olduğu açıkça görülmektedir. Bu şekilde işletmelerin bilançoları yine gerçeği göstermemektedir.

Çözüm ne?

Yukarıda belirtildiği şekilde bir defalık yeniden değerleme (enflasyon düzeltmesi değil) yapıldığı takdirde şirketlerde yeniden değerleme fonu doğacaktır. Doğan yeniden değerleme fonu ile öz sermaye kalemi altındaki aftan yararlanmadan doğan kanunen kabul edilmeyen giderler veya geçmiş yıl zararları ile karşılaştırılır ve kalan miktar sermayeye ilave edilir. Bu şekilde sabit kıymetler bugünkü değere gelecektir, bilançolardaki kanunen kabul edilmeyen giderlerden doğan geçmiş yıl zararları ortadan kalkacaktır, bilançolar Uluslararası IFRS VE Türkiye TFRS standartlarına uygun olacaktır, düzeltmeden sonra kalan miktar sermayeye eklenecektir ve fiktif olarak şirketlerin borca batık durumda olmasının önüne geçilmiş olacaktır. Bu düzenlemenin özellikle 2014 bilançosunu kapsayacak şekilde yapılması yukarıda da bahsettiğimiz gibi gerek bilançoların düzeltmesi ve gerekse uluslararası ve yurtiçi denetim standartları açısından çok önemlidir.
 

 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.