Akşener: İYİ Parti olarak bu gündemi reddediyoruz

İYİ Parti lideri Akşener, "Bir algoritma var: Türkiye’de önce 'FETÖ'cü' sonra 'darbe', sonra 'hain', şimdi de 'sözde' oldu. Etti dört algoritma. Dön baba dönerek bunları konuşmaya devam edeceğiz. İYİ Parti olarak bu gündemi reddediyoruz. Bu gündem basın emekçilerinin derdini anlatmıyor, bu gündem gezdiğimiz esnafın derdine bir çare getirmiyor." dedi.

ANKA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul'da Avcılar ve Beylikdüzü'nde esnafı ziyaret etti. Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Akşener, geçmişte seçim bölgesi olan Avcılar’da defalarca dolaştığını ve pek çok insanı tanıdığını insanların alışveriş yaptığı canlı bir yer olduğunu belirterek, "Maalesef gördük ki alım gücünde düşme, kiraların yüksekliği, müşterinin daha az alışveriş yapması gibi esnafın çok derin sorunları var. 10 kişinin 8 kişinin çalıştığı iş yerlerinin 2 kişiye 5 kişiye düşmesine hep birlikte şahit olduk.” dedi.

"Balık baştan kokarmış"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, dün iki dakika COVID-19 aşısı ile ilgili bilgi verdikten konuşmasının tamamını "Sözde Cumhurbaşkanı" ifadesini kullanan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'ye ayırmasıyla ilgili bir soru üzerine Akşener şunları söyledi:

"Sözde Cumhurbaşkanı meselesi; balık baştan kokarmış. Anadolu’da bir söz vardır; 'İstediğini söyleyen istemediğini duyarmış' diye. Bütün bunları başlatan bu sert kötü iğrenç dili başlatan Sayın Erdoğan bir türlü AK Parti Genel Başkanlığından sıyrılıp hepimizin Cumhurbaşkanı olmayı istemedi, yapmadı ve böyle bir tavra girmedi. Şimdi herhalde bir 15- 20 gün bu kavga devam eder. Bir algoritma var: Türkiye’de önce 'FETÖ'cü' sonra 'darbe', sonra 'hain', şimdi de 'sözde' oldu. Etti dört algoritma. Dön baba dönerek bunları konuşmaya devam edeceğiz. İYİ Parti olarak bu gündemi reddediyoruz. Bu gündem basın emekçilerinin derdini anlatmıyor, bu gündem gezdiğimiz esnafın derdine bir çare getirmiyor. Bu pis, çirkin, iğrenç dil dönüyor, dolaşıyor sahibini buluyor bumerang gibi. Israrla bu tavrı bu dili bu davranışı reddetmeye devam edeceğiz ki sizleri konuşabilelim diye.”  

Bir Cumhurbaşkanı düşünün AK Parti Genel Başkanlığı’nı da dün bıraktı. Dün iki dakika pandemi, 20 dakika CHP’nin her bir kademesindeki insanına bağırdı. Böyle bir pozisyonda. Bu ülke nasıl yönetilir? Pek çok sorunu olan bir ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı. Eyvallah tersini söyleyen yok. Seçilmiş Cumhurbaşkanı çıkıyor, bir saniyecik Cumhurbaşkanı ol kardeşim. Dün AK Parti Genel Başkanı gibi bile değildi. AK Parti’nin propagandadan sorumlu kişisi konumundaydı. O da doğru bir davranış değil. Biz bir öneride bulunduk kardeşim otobüse binip, minibüse binip, toplu taşıma araçlarıyla işine gidip çalışmak zorunda olan, evden çalışamayan insanları öne koyun. Yani sağlık çalışanlarını, güvenlik çalışanlarını önceleyin, kronik hastaları önceleyin ama bunun dışında daha genç fabrikada çalışan, burada iş yerinde çalışan onlar toplu taşıma araçlarıyla gidip geliyorlar. Bu insanlar genellikle dar gelirli bu insanları öncelikli aşılayın dedik dün iki dakikanın içinde bir kelime duymadım, yazık yani."

"Sayın Melih Bulu’nun yerinde olsam affımı isterdim"

Akşener, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki öğrencilerin protestolarının engellenmesini nasıl değerlendirdiği yönündeki soru üzerine de eşi ve yeğenin de bu üniversiteden mezun oldukları bilgisini vererek şunları söyledi:

"80 öncesinde eşim okudu. Orada insanların birbiriyle dövüşmediği, öğrencileri hocaların ayırmadığı bir düzen vardı. Yani, 'Bu solcu', 'Bu ülkücü' diye ayrılmadan öğrenciler de birbiriyle dövüşmezdi. Ben Edebiyat Fakültesi'nde okuyordum, şoka girerdim bu nasıl okul diye. 80 sonrasında yeğenim okudu tam başörtüsü kavgasının olduğu dönemdi. O zaman da başörtülü kızların yanında saf tuttu o öğrenciler, hocalar. Yani fikirlerinizi paylaşmasanız bile böyle bir bakış açısı olan bir okuldu. Şimdi Boğaziçi Üniversitesi'nin böyle bir geleneği var, bu geleneğin içinden yine iktidara yakın olabilir, ille de başka türlü yapamıyorlar madem, kardeşim orada hiç hoca yok mu? Orada bulunan, köklü Boğaziçili hocalardan bir kişiyi atayamaz mısınız? Bunların tamamı 'Ben istersem olur' tavrıdır.  Sayın Melih Bulu'nun yerinde olsam affımı isterdim. Bu kadar istenmiyorsun durumunda o öğrencileri nasıl yönetir, o hocaları nasıl yönetir, bu gerginliğe, bu çirkinliğe müsaade etmezdim eğer bir bilim insanıysanız. Bütün bunlar baştan aşağı yanlış.” 

Akşener, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin, Yargıtay HDP ile ilgili dava açmazsa kendilerinin açacağı yönünde bir açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine de, "Cumhur ittifakının ortakları arasında böyle bir algoritma var. Eve davet konusunu artık konuşmuyorum onu çok ayıp buluyorum, Türk siyasetinde olmayan bir tavır. HDP’nin kapatılmasına ilişkin tavır yine Sayın Erdoğan’a yönelik bir açıklama. Yani ben Yargıtay’a söylüyorum Sayın Erdoğan sen bunu duy. Ortakların basın yoluyla dolaylı bir görüşme sistemleri var. Sayın Erdoğan’a kolaylıklar diliyorum bu hususta” dedi.

"Memleket masası teklifimin arkasındayım"

Akşener, Erdoğan'ın AK Parti Genel Başkanı kimliğiyle gerçekleştirdiği ittifaka yönelik temaslarla ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı:

"2023 veya daha önce yapılacak bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde Sayın Erdoğan’ın seçilemeyeceğini gördüğünü görüyorum. Buradan anladığım o. Bizim siyasi partimiz ben ve arkadaşlarıma mahsup makam elde etmek üzere kurulmuş bir siyasi parti değiliz. İkincisi 2017’de Partili Cumhurbaşkanlığı referandumuna çok sert çalışmış insanlar topluluğu, biz buna karşı durmuştuk ve haklı çıktık. Eğer bir sandalye makam derdinde olan bir şahıs olmuş olsaydım zaten 2015 seçimleri sonrası şahsıma teklif edilen Başbakan yardımcılığı teklifini reddetmez kabul ederdim. Nitekim kabul eden arkadaşlar oldu. Bunları bir bütün olarak topladığımızda benim Sayın Erdoğan’a bir teklifim var Memleket Masası teklifi. Bayram öncesinde bu FETÖ'cülük, darbecilik konuşulduğu bir dönemdi, Suriye’de işler kötüydü, ekonomi kötüydü ve Libya’da işler kötüydü. Bütün bunlar olurken 'Sen FETÖ'cü', 'Sen darbeci' üzerinden yapılan konuşmaların Türkiye’ye zarar getirdiğini söyleyip Sayın Erdoğan’a kendine, ‘Bir Cumhurbaşkanısın aynı zamanda o görevin sahibi olarak hem kendi Cumhur İttifakı birleşenlerini hem de muhalefetin mensuplarını ister tek tek ister grup olarak davet et ve dış politikaya ilişkin, ekonomiye ilişkin onları dinle’ demiştim. Hala bu sözümün arkasındayım. Bizim hiçbir zaman hiçbir siyasi parti ile gizli saklı ilişkilerimiz olamaz. Olmadı. Bugünden sonra da olmayacak. Bu görüşte devam ediyorum ben. Sayın Kılıçdaroğlu’nun da olduğu bir masadan bahsediyorum.”