Altay: Hakim olmadıkları baroları bölmek istiyorlar

CHP Grup Başkanvekili Altay, "Hakim olmadıkları baroları bölmek suretiyle barocuklar üreterek adliyeye fitne, ayrışma, nifak, siyaset tohumu ekmek istiyorlar. Kendilerini dinledik, bu şekliyle gelen teklifin müzakereye açık bir halinin bile olmadığını bildirdik." dedi.

AA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, AK Parti'nin barolara yönelik düzenleme önerisine ilişkin, "Hakim olmadıkları baroları bölmek suretiyle barocuklar üreterek adliyeye fitne, ayrışma, nifak, siyaset tohumu ekmek istiyorlar. Kendilerini dinledik, bu şekliyle gelen teklifin müzakereye açık bir halinin bile olmadığını bildirdik." dedi.

Altay, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Meclisin halkın sorunlarıyla ilgilenmediğini, yürütmenin gücüne güç katmakla meşgul olduğunu öne sürerek bunun kabul edilebilir olmadığını belirtti. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) pandemisi sırasında esnafın zor durumda kaldığını dile getiren Altay, bir esnafın "Ben 40 yıldır vergi ödüyorum, devlet bana 40 gün bakamadı." şeklindeki ifadesinin gerçeği yansıttığını söyledi.

Altay, iktidarın önerdikleri birçok çözümü hayata geçirmediğini savunarak "Toplumu bölmeye, kutuplaştırmaya, kamplaştırmaya ısrarla ve inatla devam ettiler." sözlerini sarf etti.

"Siyasi ahlaktan da yoksun bir teklif"

Engin Altay, dün AK Parti grup başkanvekillerinin barolarla ilgili düzenleme çerçevesinde CHP, İYİ Parti ve HDP'ye ziyarette bulunduğunu hatırlattı. Ziyaretin "İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara." mantığıyla gerçekleştirildiğini ileri süren Altay, "Sadece bizim değil, eminim İYİ Parti ve HDP'nin de 'Evet' demesinin mümkün olmadığı bir teklifle bize geldiler. Bu teklif esasen siyasi ahlaktan da yoksun bir tekliftir. Toplumu bölme hırsı, öyle anlaşılıyor ki bu teklifle yargıyı, adliyeyi ve baroları bölme noktasına evrilmiş." diye konuştu.

AK Parti'nin barolardan rahatsız olduğunu iddia eden Altay, "Tabii Erdoğan'ı eleştiren, ona boyun eğmeyen, karşı olan herkesten rahatsız oldukları gibi Erdoğan'a karşıtlık yapmamakla birlikte Türkiye'nin gerçekleri dillendiren, demokrasimize kurulan bariyerleri kabul etmeyen baroları da bölmek istiyorlar." dedi.

Altay, teklifle ildeki toplam avukat sayısının yüzde 10'unun baro kurabilmesinin öngörüldüğünü aktararak şöyle devam etti:

"AK Parti diyor ki 'Orta ölçekli illerde 2 baro olsun, birisi ak baro olsun, diğeri ne barosu olursa olsun. İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerde de çok baro olsun.' Bu teklifle İstanbul'da iyi organize edilirse, 2 bin avukat bir baro kurabildiğine göre, İstanbul Barosu'nun da 50 bine yakın üyesi olabildiğine göre 25 baro kurulabilsin." 

İktidarın, memleketi düşürdüğü kaotik ortamın adliyelerde de oluşması için çalıştığını öne süren Altay, "Türkiye Barolar Birliğine hakim olmak istiyorlar. Hakim olmadıkları baroları bölmek suretiyle barocuklar üreterek adliyeye fitne, ayrışma, nifak, siyaset tohumu ekmek istiyorlar. Kendilerini dinledik, bu şekliyle gelen teklifin müzakereye açık bir halinin bile olmadığını bildirdik." şeklinde konuştu.

Engin Altay, söz konusu teklifin iktidarın anayasaya aykırı düzenlemelerinden biri olduğunu da savundu.

"Çağlayan Adliyesi'nde hukuk cinayeti işlendi"

CHP'li Altay, dün tutuklu gazetecilerin davasının görüldüğü Çağlayan Adliyesi'nde, "bir kere daha hukuk garabetine, cinayetine tanık olunduğunu" savunarak, "Bu bir burun sürtme politikasıdır, devletin ceberrutlaşmasının cisimleşmiş halidir, muhalefeti bastırma ve sindirme politikasıdır. En çok da bu ayıptır, günahtır. Yargının bu kadar yerlerde sürünür hale gelmesi, kararları 'Erdoğan bu karara nasıl tepki gösterir?' duygusuyla alıyor olması Cumhuriyet tarihimiz için büyük bir utanç sayfasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Altay, Libya'da MİT görevlilerinin bulunduğunu açıklayan ilk kişinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu iddia ederek buna yönelik haberlerinden dolayı gazetecilerin yargılanmasının doğru olmadığını savundu.

"İnsanların hayatıyla kumar oynamamak lazım"

İçişleri Bakanlığının, "COVID-19 vaka sayısındaki düşüşü" gerekçe göstererek 65 yaş üstü ve turizm amaçlı belgesi bulananlara şehirler arası seyahat izni verilmesine yönelik genelge yayımladığını anımsatan Altay, ancak Sağlık Bakanlığının vaka artışında düşme olmadığı yönünde açıklamaları bulunduğuna dikkati çekti.

Anne ve babasının Sinoplu olduğunu anlatan Altay, "Ankara'ya yanıma 3 gün kalmaya gelemiyorlar ama 5 yıldızlı bir otele rezervasyon yaptırırlarsa gelebiliyorlar. Bunun adı kepazeliktir. Bilime uymak lazım. Kimi sektörlerin taleplerine göre, insanların hayatlarıyla kumar oymamak lazım. Bilim Kurulunu da Erdoğan'ın vesayetinden kurtarmak, Türkiye'nin öncelikli işidir." sözlerini sarf etti.

"Yargıtay'a aba altından sopa göstermek"

Engin Altay, bir basın mensubunun 3600 ek göstergenin neden hayata geçirilemediğine yönelik sorusuna, "Şu anda devletin ve sarayın israfının yüzde 20'sini kesseniz hiç ilave kaynak olmadan 3600'ü karşılamak mümkün." yanıtını verdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Mümtazer Türköne hakkındaki açıklamasının hatırlatılarak görüşlerinin sorulması üzerine de Altay, şunları söyledi:

"Mümtazer Türköne'nin cezası kesinleşmemişken, Devlet Bey'in 'Durumu yeniden değerlendirilsin.' açıklamalarını Cumhur İttifakı'nın ortağı sıfatıyla Yargıtay'a bir talimat olarak almak mümkündür. Bunu doğru bulmayız.15 Temmuz sonrası yargının acele ve öfkeyle kimi yanlış kararlar verdiği bir gerçektir. Mümtazer Türköne bu kategori içinde midir, değil midir, onu bilmem ama birçok hükmün yeniden yargılanma noktasında değerlendirilmesi zarurettir. Türköne'nin Yargıtay süreci devam ederken siyasetten böyle bir açıklama, olsa olsa aba altından Yargıtay'a sopa göstermektir."

HDP'den HDP'den "çoklu baro sistemi" eleştirisi