"Ar-Ge'yi anlarsak çağ atlarız"

Netaş'ın düzenlediği 'Fikir Meltemleri' serisinin son panelinde, Ar-Ge ve inovasyonun doğru anlaşılıp, doğru desteklenmesi halinde Türkiye'nin dünyada rekabetçi bir ülke olarak yükseleceği savunuldu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye’nin öncü teknoloji kuruluşlarından Netaş'ın düzenlediği “Fikir Meltemleri” serisinin son panelinde, yenilikçilik altyapısının kurgulanmasına yönelik ülke vizyonu tartışıldı. Ağırlıkla teknoloji olmak üzere farklı alanlardan 33 kanaat önderinin katıldığı panelde, Ar-Ge ve inovasyonun doğru anlaşılması ve doğru mekanizmalarla bir plan çerçevesinde desteklenmesi halinde Türkiye'nin küresel ölçekte rekabetçi bir ülke olarak yükseleceği görüşü öne çıktı. “Türkiye’nin Ar-Ge ve inovasyon kapasitesi ile bu kapasitenin geliştirilmesi” temasıyla gerçekleştirilen ve DÜNYA’nın online kanallarından da canlı yayınlanan panelde ülkenin, Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin bir orkestra şefine ihtiyacı bulunduğu vurgulandı.

33 kanaat önderi katıldı

Türkiye'nin önde gelen bilim insanları, akademi, iş dünyası ve bilişim sektörünün öncü temsilcileri; yenilikçi genç girişimciler ve yatırımcılar, antropolog, gazeteci-yazarlarından oluşan 33 kanaat önderi NETAŞ’ın düzenlediği ‘Fikir Meltemleri’ panelinde bir araya geldi.

"Orkestra şefine ihtyiaç var"

DÜNYA’nın online kanallarından da canlı yayınlanan panelde "Türkiye’nin Ar-Ge ve inovasyon kapasitesi ve bu kapasitenin geliştirilmesi" ele alındı. Panelde, Türkiye'de Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin bir orkestra şefine ihtiyacı olduğu vurgulandı.

"Türkiye gençlerle iddialı"

Gençlerin taleplerine cevap verecek bir modele ihtiyaç duyulduğu dile getirilen panelde 'inovasyonun ve Ar-Ge'nin planlı ve sistemli biçimde desteklenmesi halinde Türkiye'nin iddialı bir ülke haline geleceği konusunda fikir birliği oluştu.

"Kısa vadeli yüksek getiri sağlama kafa yapısı değişmeli"

Türk Telekom Yönetim Kurulu Üyesi ACLAN ACAR: “Dönüşüm ihtiyacının çok net olduğu bir dönemdeyiz. Dünya zor bir süreçten geçiyor. 2008’den bu yana devam eden bir süreç ve önümüzdeki dönemde daha da zorlaşacak. Kurumsal firmalar açısından baktığımızda da Ar-Ge ve inovasyon kültürü çok sınırlı. Bunun da kök nedenlerinden biri sermaye birikiminin sınırlı olması. Kısa vadeli yüksek getiri sağlayan alanlara odaklanan bir kafa yapısı var. Bunlar değişmek zorunda. Pandemi ortamının bunun için fırsat olduğunu düşünüyorum. Çok sevdiğim bir tasavvuf deyişi var: Göz ola dağın ardını göre, akıl ola başa geleceği bile..."

"Hiyerarşi kültürünün değişmesi lazım"

Selendi Şarapçılık Yönetim Kurulu Başkanı AKIN ÖNGÖR: “Türkiye'de bilimsel teknolojik altyapının gelişmesine olanak sağlayacak ekosistem bulunmuyor. Maalesef bu daha da kötüye gidiyor. Bizim çalışma kültürümüz katı bir hiyerarşi üzerine dayanır. Üsttekiler kendi özgüvenlerinin eksikliği veya kendilerinin yeterliliğini sorgulamamak bakımından bu hiyerarşiyi baskı olarak uygularlar. Bu da bir fırsat yaratmaz. Bir kere bu kültürün değişmesi lazım. Analitik zekayı önceleyen eğitim sistemine de bir an önce geçilmesi gerekiyor.”

"İnovasyon için yapısal iyileştirmeler şart"

English Ninjas Kurucusu ALİ SERVET EYÜPOĞLU: “Eğer inovasyon gibi bir konuda atılım sağlamayı düşünüyorsanız güçlü kaslarınıza odaklanmanız lazım ki, ben Türkiye’nin güçlü kaslarının olduğuna yürekten inanan bir girişimciyim. Şu anda da inovasyonun aslında gerçekten bize sunduğu demokratik ortamla da bir iş fikri yönetmeye çalışıyoruz. Türkiye’den çıkıp giden yazılımcıların sayısını unuttum. Burada biraz daha yapısal konular var. Eğer hep beraber invasyona odaklanacaksak, yapısal iyileştirmeler gerekiyor.”

"Kültürümüze işbirliği yerleşmeli"

T-Solution Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alparslan Korkmaz: “İnovasyon ya da yenilikçilik mevcut bir şemayı yıkıp yenisini inşa etmek manasına gelen bir kelime. Dolayısıyla aslında bu yenilikçiliğe adım atabilmek için cesaret de toplamak gerekiyor. Hiyerarşik yapımız bizi bazen bunlardan uzak tutabiliyor, engelliyor. Bizde bir tık daha cesaret olabilir. Türkiye’de müthiş rekabetçi bir eğitim sisteminde ezbere dayalı ve sınavlara odaklı, müthiş egoistler yaratıyoruz. İşbirlikçilik, ortak bir şeyler yapıp ortak bir neticeye gelmek çok fazla kültürümüze yerleşmiyor maalesef.”

"Yabancı yatırımcıyı getirecek girişimci çıkarmak şart"

Webrazzi Kurucusu ARDA KUTSAL: “Burada öncelikle Ar-Ge’nin tanımını doğru yapmak gerekiyor. Örnek veriyorum: Netflix ya da Spotify sizin için bir Ar-Ge midir diye sorsam, tartışılacak çok uzun bir konu açılır. İkisinin toplam değeri 270 milyar dolar... Bence Türkiye’nin şu anda temel ihtiyacı, katma değeri yüksek yabancı yatırımcıyı getirebilecek olan girişimler doğurtmak. Çünkü bu beraberinde insan kaynağını destekleyecektir, hem ekonomiyi inanılmaz destekleyecek.”

"İnovasyon strateji belgemiz olmalı"

Alarko Şirketler Topluluğu İcra Kurulu Başkanı AYHAN YAVRUCU: “İnovasyonu bütüncül olarak ele almak lazım. Türkiye olarak nereye gitmek istiyorsak, nasıl bir dönüşüm veya değişim düşünüyorsak, buna uygun bir şekilde inovasyon strateji belgemizin olması lazım. Eğitim sistemimizin bunu desteklemesi lazım. Bu inovasyon strateji belgesi merkezi olarak hazırlanıp hem özel sektör hem kamu sektörüyle tamamen sanayiyi, değişimi, hizmetler sektöründe gelişimi hedefleyen bir bütüncüllüğün içinde ele alınmalı. Yanlış destekleme anlayışı ile Türkiye'de sermaye birikimi olmuyor. Bir bina nasıl yükselir? Birdinci katı çıkarsanız, üzerine ikinciyi, üçüncüyü, dördüncüyü koyabilirsiniz. Siz her seferinde birinci katı yapmaya yönelirseniz orada bina olmaz.”

"Hepimizin iğneyi kendisine batırması gerekiyor"

Boğaziçi Ventures Yönetici Ortağı BARIŞ ÖZİSTEK: "Şu an devlet, 'Yatırımcı 7 lira koyarsa ben de 3 lira koyar ortak olurum' diyor. Teşvik için bence bu çok önemli bir adım. Peki özel sektör girişimlere yatırım yapma konusunda ne kadar istekli, ne kadar destekçi? PR amaçlı girişimcileri sahneye çıkarıyoruz ve onlara ödüller dağıtıyoruz. Fakat bugün dönüp girişimcilere yatırım yapıyor muyuz? Bırakın yatırım yapmayı, bu girişimcilere, bu sanayicilere, bu şirketlere, reel ekonomi şirketleri kapıları ne kadar açılıyor? En tepeden yönetim bu konuda istekli olduğunu beyan ediyor mu, aşağıda gerçekleşip gerçekleşmediğine bakıyor mu? Bence bunları sorgulamamız lazım. Türkiye pazarı, bir girişimcinin doğması ve büyümesi için çok ideal. Ama pratikte bu böyle çalışıyor mu? Bence hepimizin iğneyi kendimize batırmamız gerekiyor."

"Gençler risk almaktan uzaklaşıyor"

Konda Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü BEKİR AĞIRDIR: “Bugün Türk insanında gelecek algısı kısalıyor giderek.Gençlere soruyorsunuz, en önemli şey gelecek kaygısı: Yüzde 55. hayatla ilişkisi belirsizlik üzerine. Ama aynı zamanda en büyük hasletleri de bu belirsizlik altında iş yapma kapasiteleri. Hukukun üstünlüğüne inancın da eksik olduğu koşulları bir araya koyduğunuz zaman özellikle gençler risk almaktan uzaklaşıyor. Bizde hayat hala daha duygusal düzlemde çalışıyor. Türkiye'de inovasyon veya destek deyince benim gördüğüm şey şu; hemen bina yapalım. Teknokent diye bir alanı telle çevirelim. Başarı örnekleri koymak gerekiyor toplumun önüne. Bu sistemi büyütmek, tabana yayabilmek için toplumsal zihin eşiklerini aşmak gerekiyor. ”

Sistemli-etkili-sürekli sanayi-üniversite işbirliği kritik önemde

Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. BETÜL ÇOTUKSÖKEN: Üniversitelerin sanayi ile işbirliği son derece önemli. Aynı zamanda sadece sanayi ile değil, üçüncü sektörle de üniversitelerin işbirliği çok önemli. Gerekli koşullar dediğimiz zaman da sistemli, etkili ve sürekliliği içinde olan bir çalışma yapmamız lazım. Kısaca ben buna SES diyorum. Sistemli-EtkiliSürekli. Ancak bütün bu çalışmalar yapılırken de bir taraftan yeterli koşul olarak en çok üzerinde durmamız gereken, katı hiyerarşilerden tamamıyla uzak kalmak. Özgürlük, özerklik, güven kavramları üzerinden iş görmek gerekiyor. Sanayi ve üniversite arasındaki işbirliğinde de bütün bunları dikkate aldığımız zaman hem her yaş insanımızın bütün var olanlara katkıda bulunması daha kolay olacak hem de biz her bakımdan daha iyi bir noktaya geleceğiz demek.

"Avantajlı alanlarımız stratejik odağımız olabilir"

GE Türkiye CEO’su CANAN ÖZSOY: Teknolojinin, Ar-Ge’nin, yaratıcılığın, inovasyonun ve yenilikçiliğin gelişebilmesi için “3S” formülünün olması lazım. Security (güvenlik) standartlar (uluslararası standartlara uyum) ve sürdürülebilirlik. Yurt dışında temel bilimlerde çok başarılı bilim insanlarımız var. Çalıştıkları akademik kurumları ya da büyük şirketleri bırakmaları gerekmiyor. Bilim insanlarımız bu göreve 4 yıllık bir gönüllü vatan hizmeti olarak bakabilirse ve her biri her yıl 4 yılda 3'er tane doktoralı bilim insanı yetiştirebilse bu rakam geometrik şekilde artar. 10-15 yılda bin kadar yeni yetişmiş, yurt dışında takip ettiğimiz, öykündüğümüz kıymetli Türk insanları kadar bilim yapan insana ulaşırız. Sağlık, enerji, yazılım gibi şu anda da avantajlı olduğumuz, güzel bir başlangıç eko sisteminizin zaten var olduğu alanlara odaklanarak stratejik odağımızı belirleyebiliriz. Nereden başlayacağına karar verip, güçlü olduğu başlangıç noktasının olduğu birkaç alanda da stratejik vizyon odağını kalıcı olarak ortaya koymalı, masada tutmalıyız."

"Enerji çıkarabilmek için bir uyum platformu gerekli"

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Başkanı CENGİZ ULTAV: “Gençlerin global seviyede katma değer ve verimlilik yaratmaktan başka çıkış yolları mevcut değil. Bu kırılma noktasında büyük fırsatlar da var. Bu fırsatlar inovasyonun yeni anlamında para ve fikir arasındaki en kısa yol değil elbette. Önlerinde de 400 yıllık bir endüstri katmanı, onun üzerinde 100 yıllık bir dijital katman ve son 25 yılda bizim ihmal ettiğimiz ama önümüzdeki dönemde çok büyük fırsatlar içeren bilimsel bir katman var. Buradan bir enerji çıkarabilmek için bir uyum platformu şart. Gençlerin donanımlı şekilde bu platformun üzerinde olacaklarından hiçbir şüphem yok.”

"Devlet girişimcilere müşteri sağlamalı"

Activate Consulting NY Kıdemli Yöneticisi ÇİĞDEM ALTAY BİNAL: “Ülkenin içinde farklı mekanizmaların olması kesinlikle gerekli. Ben hep bunu şöyle düşünüyorum; devlet, üniversite, sanayi her zaman söylediğimiz gibi ama girişimcileri de bu üçlünün içine almak ve dört farklı kademeden bahsetmek gerekiyor. Devletin hibe vermesinden ziyade, devletin hem hukuksal anlamda girişimcileri ve yatırımcıları desteklemesi hem de bu girişimcilere müşteri sağlayabilmesi gerekiyor.”

"Türkiye'de sistem problemi var"

Eski Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. DAVUT KAVRANOĞLU: “Türkiye’nin problemi Ar-Ge desteğinin az olması değil. Türkiye’de genel olarak sistem problemi var. Yapılan şeyler birbirinden kopuk ve koordinesiz olarak yapıldığında özlenen ve ana amaç olan gelişmiş ve kalkınmış Türkiye hedefine ulaşmamızı sağlamıyor. Türkiye’de ekonomi yönetimi eşittir finans yönetimi mantığından bir an önce kurtulmamız lazım. Bu sistem probleminin çok fazla alt bileşeni var. Bunların hepsini birden ele almadıkça kalkınmış bir ülke sınıfına geçemeyeceğiz.”

"Sanayi bitti, artık bilgi ekonomisindeyiz"

Korgün Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı DOĞAN UFUK GÜNEŞ: “İnovasyon ve Ar-Ge konusunda ülkemizin ileri gitmesi için bir şeyleri anlamamız lazım. Bir şeyi fark edelim; sanayi ekonomisi bitti. Artık bilgi ekonomisindeyiz ve bu ekonomi çok farklı. Bu ekonominin temelleri geçmiş ekonominin rasyolarıyla açıklanamaz. Whatsapp kurulduğu zaman 11 kişiydi. İçlerinde bir tane finansmancı yoktu, bir tane pazarlamacı yoktu, bir tane marketing direktörü yoktu. Sadece 11 yazılımcıydı ve 19 milyar dolar yatırım aldı. Yüzyıl önce elektrik, sanayi ve teknoloji ve insanlık için ne ise, yazılım da tıpkı elektrik gibi bundan sonra tüm işler için geleceği oluşturacak ana katman ve ana segment olacak. Bir kere bunu iyi anlamak zorundayız.”

"Ar-ge'lerin çıktılarını pazara çıkaramıyoruz"

Kolay IK Kurucu Ortağı EFECAN ERDUR: “Türkiye olarak teknoloji konusunda iyi olmamıza rağmen Ar-Ge’lerin çıktılarını pazara çıkaramıyoruz. İnovasyonun kademeli hatta tercihen birbirinden tamamen bağımsız Ar-Ge çıktılarını üst üste koyarak elde edilmesi lazım. Ama az önce bahsettiğim konular nedeni ile iş tam tersine dönüyor. Girişimlere hibe verilmemesi lazım. Girişimlerin en çok ihtiyacı olan, en önemli ve en mantıklı finans kaynağı iki tane; ya müşteri olacaksın ya yatırımcı olacaksın. Bunun dışındaki alternatifler bence Ar-Ge bazlı faaliyetlere yönelik olmalı.”

"Yarının tapusunu teslim edip çıkıyoruz"

PayU Kurucusu EMRE GÜZER “Global düşünebilme problemimiz var. Bunun sebebi: Biz Türkiye ile sınırlı işler kuruyoruz. Ortadoğu’da gerek yakın Avrupa’da bir bölge inşa edemediğimiz için bir yerde tıkanıp kalıyoruz. Çıkış noktamızı da, şirketlerimizi gerçek değerine ulaşmadan satmak yani yarının tapusunu başka şirketlere teslim edip çıkmak oluyor.”

"Gençlerin daha çok risk almalarına fırsat verilmeli"

Özyeğin Üniversitesi Rektörü ESRA GENÇTÜRK: “Ülkemizin her köşesinden pırıl pırıl gençlerimiz var. Ülkemizde müthiş kıymetli bilim insanları var. Bu anlamda bir kapasite sınırı olduğunu düşünmüyorum. Ama problem biraz daha üniversite özelinde. Girdi çıktı ilişkisi sonunda ki, bunu küresel inovasyon endeksinde görüyoruz.”

"Yeni modelde gençlere söz hakkı tanınmalı"

Türkiye Bilişim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı FARUK ECZACIBAŞI: Gençlere çok ağırlık vermek gerektiğine inanıyorum. Çünkü mevcut sistemimizde yani geçmişten getirdiğimiz sistemde bence bir hata var. Ekonomik büyüklük açısından 12-13’üncü sıralardaysanız ama değer yaratma noktasında dünyada biraz geride kalıyorsanız, burada bir aksaklık, bir terslik var demektir. Zamanında uygun hareket ettiğimiz konusunda kuşkum var... Benim için internet, post-endüstri döneminin bir başlangıcı. Ondan önce geçerli kurumların, geçerli tanımların, hatta geçerli politikaların hepsinin yeniden düzenlenmesi gerekiyor.Dünyanın yaş ortalaması 30, internetin de yaş ortalaması 30. Bir kuşak bunun içine doğdu. Bir kuşak var motivasyonları farklı, değerlendirmeleri farklı. Eğitim sisteminden başlaması gerekiyor. Gençlerin daha çok risk alma veya yeni bir şey yaratma gücünü bulmalarına daha fazla izin vermemiz gerek. Özellikle karar vericilerin bu izni vermesi önemli, çünkü yeni modeller yaratılması gerekiyor. Bu yeni modellerde de gençlere söz hakkı tanınmalı.

"Devlet girişimciyi desteklemeyi bıraksın"

Ödeal Kurucusu FEVZİ GÜNGÖR : “Ben bir girişimci olarak diyorum ki, devlet girişimciyi desteklemeyi bıraksın. Ne KOSGEB aracılığıyla ne TÜBİTAK ne de fonlar aracılığıyla… Burada olması gereken, devlet girişimciyi desteklemeyi, bunu değerlendirme sürecine sokmayı bırakıp çok daha hızlı bu destekleri verebilen yatırımcıları desteklemeli.”

"Veriye dayalı bütünsel bakış açısı çok kritik"

Vela Partners Kurucu Ortağı FUAT ALİCAN: “Bilimsel ve bütünsel bakış açısı, bütün paydaşların ve faktörlerin gözetilmesini, bunların veriye dayalı olmasını çok kritik buluyorum. Ar-Ge ve inovasyonun ayaklarının sağlam yere basması gereği, toplumun önemli sorunlarını çözmesi, olan çözümlerin iyileştirilmesi. Bunu verimlilik ve israfın önüne geçilmesi açısından çok kritik buluyorum. İkincisi devletin kolaylaştırıcı rolü üstlenmesi noktası.”

"Bir: uzun vadeli plan, iki: korkusuz destek"

Twintify CEO İLKER İNANÇ: “İki konunun önemli olduğunu gördüm. Birincisi uzun vadeli planlama, ikincisi de korkusuz destek. Beklediğimiz sıçramayı yapmak istiyorsak, özendiğimiz Silikon Vadisi, Berlin, İsrail, Singapur gibi bir ekosistem yaratmak istiyorsak 20-30 yıllık bir plana ihtiyacımız var.”

"Değişiyoruz ama iklim yaratamıyoruz"

MEHMET GÖÇMEN: "1980'de bu ülkede 19 üniversite vardı. Bugün herhalde 219, belki de daha fazla üniversite var. Üniversitesanayi ve üniversite-teknoloji ilişkileri ise çok fazla değişmedi. Türkiye, her yıl ortalama yüzde 5’ten fazla büyüdü. Ama bir refah ülkesi olamadı. Bundan 40-45 yıl önce nüfusunun yüzde 60’ı kırsal kesimde yaşayan, kent nüfusu çok daha az olan ülkeydi. Bugün tam tersine döndük ama konuştuğumuz sorunlar aynı. Çünkü biz, iklim yaratamıyoruz. Son dönemde gördük ki, çok neoliberal yapıların da insanlığa o kadar da faydası olamadı. Bu açılardan bakınca, sürdürülebilir bir sistem kurmak aslında birinci aşamada bir finansal iklim yaratmak. Bunu yaparken; fırsat eşitliği, finansal kaynaklara ucuza erişim, bunun tabana yaygınlaştırılması gibi konular ve bir şekilde de bunun kalıcı bir hukuk sistemiyle, öngörülebilir sistemle taçlandırılıyor olması önkoşul. Türkiye genç nüfusu ile dünyada öne çıkması gereken ülke iken, bunu yerli ve milli sınırlar içine hapsetmenin ben en azından sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye yüksek potansiyelli bir ülke ama maalesef performans bakımından çoğunlukla çok sorun yaşıyor. İnovasyon yenilikçiliğe yatırım yaparak, bilgiye, teknolojiye, dijitalleşmeye dayalı yeni bir Türkiye için önümüze açılan bu fırsat penceresini iyi kullanmalıyız."

"Merkezi olarak etkin planlama yapılmalı"

Pegasus CEO’su MEHMET NANE: “Bizim merkezi olarak etkin planlamayı yapıp, hangi sektörde katma değer yaratıp, potansiyelimiz nedir, yerinde değerlendirip sistem ve değer yaratmayı bu şekilde geliştirmemiz lazım. Bunu yapacak olan da devlet değil, özel sektör. Burada bizim merkezi planlamayı yapıp yerelde uygulamaya geçirecek her türlü altyapıya itmemiz gerekiyor. Bunun içinde eğitim de var, teknoloji de var, adalet sistemi de var, zaten bunu yaparsak bütün bu noktada sistematik başarıya ulaşırız.”

"Girişimler yurtdışı liginde dayak yiyip eve dönüyor"

ZMT Vertures Ortağı MERT OCAKOĞLU: “Türkiye epey yol aldı ama dünya da yol aldı, bizim bu makası kapatmamız lazım. Bugün kurulan teknoloji şirketleri ilk günden globale odaklı ve yurtdışı gelir üretebilmek için kurulmalı. Siz 2,5 milyon dolar yerine Türkiye’den 500 milyon dolar yatırım alıp bu planı icra etmeye kalktığınız zaman, maalesef yurtdışı liginde dayak yiyip evinize dönüyorsunuz. Devletin artık girişimciye değil de bağımsız fonlara limitli ortak olarak katılması lazım.”

"Girişimcilerin müşterisi olacak kitle oluşmalı"

Restearn Kurucusu MERTCAN GÜL: “Hizmet almaktan çekinmeyip girişimcilerin müşterisi olmak, müşterisi olabilecek kitleyi yaratmak bence bugünün en büyük konusu. Genelde maaş olarak yazılıp harcanan Ar-Ge hibeleri bağışlamak yerine, bizim biraz daha ücret ödemeye gönüllü müşteri kitlesi oluşturacak yeni tasarımlar yapmamız gerekiyor.”

"Başarı reçetesini Silikon Vadisi ile Kapalı Çarşı'yı birleştirmek"

Hepsiburada CEO’su MURAT EMİRDAĞ: “Kendi aramızda bir söylemimiz var. Başarı reçetesini Silikon Vadisi ile Kapalı Çarşı’yı birleştirmek olarak görüyoruz. Burada Silikon Vadisi; veri, süreç ve sistem kullanma yetkinliğini Kapalı Çarşı da binlerce yıllardan beri bu topraklarda olan gelenek, insan ve tecrübeyi temsil ediyor. Bu ikisini doğru harmanlarsak ben dünyanın geleceğinde Türkiye’nin inovasyon ve girişimcilikte rol oynayacağını düşünüyorum.”

"Eğitimde kadının rolü bir yaşam savaşı"

Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı MURAT GİGİN: “Ar-Ge ve inovasyon ve tabii Türkiye'nin yükselmesinde entellektüel sermaye fevkalade ehemmiyetli. İş dünyasından tutun da siyasilere kadar entellektüel derinlik, global, vizyoner, yenilikçi trendlere hakim olan bir gereksinim. Ben bu çerçevede bir başka başlığı öne çıkarmak istiyorum. Eğitimde kadının rolünü fevkalade önemli buluyorum. Bunun bir yaşam savaşı olduğunu düşünüyorum. Kadını eğitmeyen bir ülkenin cahil kalmaya mahkum olduğu kanaatimi paylaşmak istiyorum. Kök nedenlerden bir tanesinin de bu olduğuna inanıyorum. Ailenin, annenin vizyonu, eğitimi, tecrübesi birikimi olduğu taktirde bir sonraki nesile de bütün bunları emaneten daha iyisini yapmak ve yeşertmek durumunda aktaracak.”

"Türkiye'nin odağı değişmeli"

Gazeteci OSMAN ULAGAY: “2005 yılında sorsaydık bu soruyu muhtemelen bugünküne göre çok daha pozitif cevaplar alacaktık. Türkiye’nin odağı sapmış durumda. Türkiye'nin odağını değiştirmeden bütün bu küresel ekosistem içinde daha pozitif bir yer alacak konuma gelmeden bence fazla ilerleme durumumuz yok.”

"Bilim insanlarımız gençleri kanatlarının altına alsın"

Tekfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi SİNAN UZAN : “Yurt dışındaki bilim insanlarımızın gençlerimizi kanatlarının altına alması gerekiyor. Türkiye’de genç ve teknolojiye yakın bir nüfus var. Dolayısıyla onu değerlendirmemiz gerekiyor. Türkiye’nin coğrafik lokasyonunu da lojistik ya da başka bir şekilde kullanmamız lazım. Ama en önemlisi, üreteceğimiz malları ve teknolojileri yurt dışında pazarlayabilecek bir mantalitede bakmak gerekiyor.”

"İşbirliğine zorlayıcı sistemler oluşturulsun"

Nişantaşı Üniversitesi Rektörü ŞENAY YALÇIN: “Üniversitelerin endüstriyle, üniversitelerin kendi aralarında, hatta vakıf üniversitelerinin kendi aralarında işbirliğine zorlayıcı sistemlerin oluşturulmasında büyük bir fayda var. Çünkü sistem eksikliğimiz var. Bu sistemi kurabilirsek, Türkiye bilimsel alanda potansiyelini kinetiğe dönüştürebilir ve sel olarak akabilir.”

"Araştırmalar özel sektöre lig oluştursun"

Zorlu Holding CEO’su ÖMER YÜNGÜL: “Üniversiteler çok önemli. Özellikle talebelik döneminde birtakım araştırmalarla özel sektöre bir lig oluşturması ve daha da önemlisi, yine o araştırmalarla ilgili yurt dışındaki network'ler ya da library’lerden faydalanma imkanının oluşması.”

"Dışarıdaki yeteneği içeri çekmeliyiz"

Pisano Kurucu Özkan AYKUT DEMİR: “Bizim burada gerçekten araba üretebilecek bir şirketin ülkeye yatırım yapmasına ihtiyacımız yok.Küçük şirketlere 2-3 milyar dolar yatırım yapan şirketlerin bu ülkeye yatırım yapmasına ihtiyacımız var. İçeride olmayan yeteneği, o deneyimi, o tecrübeyi içeri almaya çalışırsak daha başarılı sonuçlar üretebiliriz.”

300 saat süren toplantı çıktıları kitap oldu

Farklı disiplinlerden gelen katılımcılarla 300 saate yakın süre Türkiye’nin inovasyon ve Ar-Ge konusunda bulunduğu noktayı, artıları, eksileri, vizyon ve hedefleri enine boyuna tartışıldı. Bu toplantılar sonucunda elde edilen çıktılar belge niteliğinde bir kitapçıkta toplandı.

Toplantılar serisinin devamı olarak düzenlenen ve DÜNYA Gazetesinden Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panel 5 bin kişi izleyici ile rekor kırdı.

Toplantılara şimdiye kadar 50’den fazla kanaat önderi katıldı.

Etiketler