Babacan: Merkez Bankası'nın para basması morfin gibidir

DEVA Partisi lideri Babacan, "Merkez Bankası'nın para basması aynı morfin gibidir. O anda acıyı keser. Uyuşturucu kullanımı gibi alışkanlık haline gelebilir. Dolayısıyla, Türkiye ile ilgili en büyük korku bunun alışkanlık haline gelmesidir." dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Fox Tv'de yayınlanan Çalar Saat Programı'nda İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtladı.

Kanal İstanbul Projesi'nin İstanbul Boğazı'ndaki riskleri azaltmak gerekçesiyle gündeme getirildiğini anımsatan Babacan, projenin ranta dönüştüğünü savundu.

Babacan Kanal İstanbul'la ilgili şunları söyledi:

Kanal İstanbul'un ilk çıkış noktası, Karadeniz Havzası'ndaki petrol, doğalgaz aynı zamanda kimyasal madde gibi yanıcı, patlayıcı ürünlerin İstanbul Boğazı'ndan geçmesinin riskler oluşturacağını düşünerek, buna alternatif bir şeyler yapabilir miyiz? diye yola çıkılan bir proje. Proje ilk fikir olarak ortaya çıktığında, İstanbul'u korumak ve yeni bir felaketten korumak için biz de bu projenin önemli olduğunu ve değerlendirilmesi gerektiğini söyledik. Ama ilk günden itibaren de ben hep şunu söyledim, bunun mutlaka etki analizinin iyi yapılması lazım. Çevresel etki analizinin çok iyi yapılması lazım. İstanbul'u belli bir riskten korurken, bir başka çevre felaketi oluşturmaması lazım. O gün bugündür güvenilir, tarafsız düzgün bir çevre etki analizi yapılmadı, yapılamadı. Hükümet kafaya taktı 'Bu projeyi yapacağım' diye. Bir de çok büyük bir rant var tabii. Bunun rant projesi olarak algılandığını sonra anladık. Boğaz oluşturuyorsunuz, o boğazın kenarında yapılaşmaya gidiyorsunuz. O yapılaşmada korkunç rantlar oluşuyor. Bu analizler yapılmadı. Detaylı analizler yapılmadan böyle bir projenin başlamış olması kendi başına büyük bir felaket. Şu anda Türkiye'nin bir deprem riski var. İstanbul'un bir deprem riski var."

"Veri paylaşımında ciddi sorun var"

COVID-19 salgınıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Babacan, "Tedbir konusunda da belki insanlarımız bir miktar gevşek davrandı. Halbuki eğer tablonun ne kadar kötü olduğu baştan açık bir şekilde toplumla paylaşılsaydı, muhtemelen herkes daha tedbirli olacaktı. Vaka sayısı ve hasta sayısı bu kadar olmayacaktı. Burada veri paylaşımında ciddi bir sorun var, burada etkilenen küçük işletmeler var. Bunların sahibi zor geçinen insanlar, bu küçük işletmelerin sahibi tamamen perişan olmuş durumda." dedi.

"Acı reçeteye alışın deniyor"

"Merkez Bankası’nın rezervleri boşaldı, yedek akçeleri tüketildi. Bunların hepsi bu pandemiden önce yapıldı." diyen Babacan sözlerini şöyle sürdürdü: "Şu anda en çok kaynağa ihtiyaç duyulan dönemde, hükümetin elinde Hazine’nin kasası boş, Merkez Bankasının rezervleri boş, hiçbir şey yapılamıyor. Ancak, vatandaştan fedakarlık bekleniyor. Vatandaşa deniyor ki siz acı reçeteye hazırlıklı olun. Burada yapılması gereken toplumu anlamak tedbirlerin kolay basit ve anlaşılır olması lazım. Yeterince meseleler istişare edilmiyor tek bir karar makamında çıkıyor her şey. Şu an da en çok kaynağa ihtiyaç duyulduğu zaman, vatandaşa deniyor ki siz acı reçeteye alışın. Pandemi döneminde bir ara para bastılar. Para basmanın karşılığında yeteri kadar döviz rezervi olmadığı için Merkez Bankası'nda hemen kur fırladı. kur fırlayınca tekrar enflasyon olarak döndü. Kur artışını ve enflasyon dalgasını pandeminin tam ortasında yaşadık. Başka ülkelerde Merkez Bankaları devreye girdi. Bir miktar para bastılar ama güven olduğu zaman herkes bir bilir ki bu parayı Merkez Bankası basacak, piyasaya verecek. Ama işler toparlayınca da bastığı parayı yavaş yavaş toparlayacak. Ama bizde güven yok. Kimse güvenmiyor. Merkez Bankası'nın para basması aynı morfin gibidir. O anda acıyı keser. Uyuşturucu kullanımı gibi alışkanlık haline gelebilir. Dolayısıyla, Türkiye ile ilgili en büyük korku bunun alışkanlık haline gelmesidir. Bir kere Merkez Bankası'nın banknot makinesini çalıştırmaya başladığınızda, hükümetlerin çok kolayına gidiyor. Kaynak arayışına falan ihtiyaç yok. Sorunun tam temelinde bu güvensizlik var."

"Krizin sorumlusu hükümet"

Babacan açıklamanın devamında, "Krizin sorumlusu hükümettir. Kağıt üzerinde okuduğunuzda makul işler gibi geliyor. Ama orada çok bir konuyu kaçırıyoruz. O da şu: Ülkeyi bu hale getiren, ülkede hukuksuzluğun bu kadar yaygınlaşmasına sebep olan bugünkü hükümetin kendisi. Sanki başkaları bu ülkeye zarar verdi, sanki bu ülkeyi ekonomik krize soktu. Başkaları hukuksuzluk yaptı da gelip düzeltecekmiş gibi, havada anlatıyorlar bunu gerçekten akıllara durgunluk verecek bir tablo görüyoruz şu an. Bu krizin sorumlusu hükümettir, bu hükümetin başından en başında kimin olduğu da bellidir.