4 °C

Babacan: Ziraat Katılım'ı 29 Mayıs'ta açıyoruz

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclisi mayıs ayı toplantısında, Ziraat Katılım'ın 29 Mayıs tarihinde faaliyete başlayacağını açıkladı

Babacan: Ziraat Katılım'ı 29 Mayıs'ta açıyoruz

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2015'in 2014'e göre pek çok alanda daha başarılı bir yıl olacağını belirterek, bu yıl daha yüksek büyüme, daha düşük enflasyon ve daha düşük cari açık görüleceğini söyledi. 

Babacan, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclisi'nin mayıs ayı toplantısında, ABD ve Avrupa merkez bankalarının son aylarda izlediği ve bundan sonra izleyeceği politikanın, Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan etkisi bulunacak ve takip edilmesi gereken önemli konular olduğunu söyledi. 

Dünyada son derece oynak ve belirsiz bir finansal konjonktür olduğuna işaret eden Babacan, Türkiye'nin dışarıdan gelebilecek her türlü etkiye karşı daha hazır olmak ve bunların etkisini minimum seviyede tutacak politikalar izlemek zorunda olduğunu dile getirdi.  

Türkiye'de sağlanan siyasi istikrar ve makro ekonomik istikrar ortamının bu açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayan Babacan, yapısal reformlar alanında son dönemde açıklanan 25 dönüşüm programında iş hayatını yakından ilgilendiren pek çok başlık bulunduğunu ifade etti. 

Babacan, "Türkiye'de bunca olumsuz rüzgarlar estirilmeye çalışılırken ya da uluslararası basında Türkiye tam bir hedef tahtası haline gelmişken, kimse bu 25 dönüşüm programıyla ilgili en ufak bir eleştiri, tek bir nokta koyamıyor. Şu anda G20 ülkelerinin hiçbirinde bu kadar detaylı bir reform hazırlığı yok" dedi. 

Demokrasinin iyi işlemesinin, temel hak ve özgürlükler alanında iyi uygulamalar olmasının, yargı konusundaki sorunların çözülmesinin ve hukuk güvenliğinin sağlanmasının Türkiye'nin geleceğinin temelleri olduğunu belirten Babacan, bunun üzerine de sağlam bir ekonomik program uyguladığında Türkiye'nin önünün açık olduğunu kaydetti. 

"Son 12 yılda tarihimize altın harflerle yazılacak başarılar elde ettik" 

Ali Babacan, 2015'in 2014 yılına göre pek çok alanda daha başarılı bir yıl olmasını beklediklerini belirterek, "2015'in büyümesi 2014'e göre daha yüksek olacak. 2015'teki enflasyon oranımız 2014'e göre daha düşük olacak. 2015'teki cari açığımız 2014'e göre daha düşük olacak" dedi.  

Seçim dönemi olsa da ekonomi yönetiminin günün gerektirdiği politikaları uyguladığını ve bir rehavetin söz konusu olmadığını aktaran Babacan, Türkiye'nin son 12 yıllık dönemde tarihine altın harflerle yazılacak önemde başarılar elde ettiğini dile getirdi. 

Türkiye'nin G20 Dönem Başkanlığı kapsamında yaptıkları çalışmalara değinen Babacan, 2015'in, Türkiye'nin dünya ekonomisine önemli katkılarda bulunduğu bir yıl olacağını ifade etti.  

Babacan, Türkiye'de yatırım ve üretimi desteklemek amacıyla aldıkları ve uygulamaya koydukları ilave tedbirleri ve teşvikleri anlattı. 

"Sektörler arasında daha adil getiri ve rant sistemi kurulmalı" 

Başbakan Yardımcısı Babacan, konuşmasının ardından İTO üyelerinin sorularını yanıtladı. 

İnşaatın, ekonominin sürükleyici sektörlerinden biri olduğunu ifade eden Babacan, şöyle konuştu: 

"Son yıllarda şöyle bir trend izliyoruz; sanayicimiz kendi sektörüne yatırım yapıp oradaki işlerini genişletmek yerine 'Biraz da gayrimenkul, inşaat işine gireyim' diyor. Yüzeysel olarak baktığınızda bu gayet rasyonel. Reel getiri konutta oldukça iyi görünüyor. AVM, büro ve iş yerlerinde de böyle bir tablo var. İnşaat sektöründe yapılması gerekenler var. Başta imar rantıyla ilgili adımlar olmak üzere bir dengeleme ihtiyacı var. Bununla ilgili detaylı bir çalışma yaptık. Meclis kapandığı için sonraki döneme bıraktık. Sanayinin desteklenmesi, teşvik edilmesi gerekiyor. Ama sektörler arasında da daha adil getiri ve rant sisteminin kurulması gerekiyor ki kaynak kullanımı ülkemizde daha rasyonel olabilsin." 

Babacan, Türkiye'nin tasarruf oranlarının düşük olduğuna dikkati çekerek, "Kendi tasarruflarımız kendi büyümemize yetmiyor. Mevcut refah seviyemizi korumak için bile yeterli olmayan bir tasarrufumuz var. Mevcut refahı korumak ve ileriye götürmek taze kaynakla mümkün. Bu taze kaynağın da üretken yerlere harcanması gerekiyor. Eğer yurt dışından gelen krediyi daha lüks otomobiller için kullanıyorsak, ayda 2 bin lirayı zor denkleştiren bir vatandaşımız 2 bin lira taksitle 100 bin liralık bir otomobile binmek istiyorsa burada bir sorun var demektir ve erken aşamada tedbir almak gerekir" diye konuştu.  

"Ziraat Katılım'ı 29 Mayıs'ta açıyoruz" 

Enflasyon düştüğü zaman mevduat faizinin de düşeceğini, bunun da kredi faiz oranlarına yansıyacağını belirten Babacan, "O günler uzak değil. Arka arkaya üç ay, altı ay, bir yıl kararlı bir politika tutumu, enflasyonla mücadelede sağlam bir duruş, bunların daha düşük noktalara inmesini sağlayacak" dedi. 

Teminat konusuna ilişkin bir soru üzerine Babacan, teminatta bilançoya ve iş kapasitesine dayalı bir kredilendirme sisteminin işin ideali olduğunu söyledi.  

Kamunun katılım bankacılığına girmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Babacan, şöyle devam etti: 

"Ziraat Katılım'ı 29 Mayıs'ta açıyoruz. Sırada Vakıf Katılım var. Sayın Cumhurbaşkanımız da meseleleri takip ediyor. Sürekli baskı yapıyor 'Çabuk olun' diye. Arkasından da Halkbank katılım bankacılığına girmiş olacak. Bunların, biz sektörü büyütmelerini istiyoruz. Yoksa zaten yüzde 5'lik bir alana kamunun girmesi ve özel katılım bankalarından pay almasını kesinlikle istemiyoruz. 

Kamu girecekse pastayı büyütmek için girmeli. Faizle iş yapmak istemeyen esnafımız, çiftçimiz için şu anda bir seçeneğimiz yok. 'Ben faize bulaşmak istemiyorum' diyor ama sübvansiyonlu tarım kredisi kullanmak istiyor. Böyle bir seçenek yok. Devlet olarak görevimiz, tüm vatandaşlarımıza bu hizmetleri sunabilmek. Hangi vatandaşımız nasıl tür bankacılık yapmak istiyorsa onun için zemini hazırlayabilmeliyiz." 

Babacan, kamunun katılım bankalarının ticari prensipler ve rekabet esasında çalışacağını kaydederek, dolayısıyla ticari prensipler neyse, kamu bankaları bunlara nasıl dikkat ediyorsa, kamu katılım bankalarının da ticari ilkelerin gereğini yapacağını söyledi. 

"Yurt içinde yabancıya satılan konutların ihracat sayılması ve bununla vergisel avantajların sağlanması söz konusu olur mu?" sorusunu Babacan, şu şekilde yanıtladı:  

"Konut, ödemeler dengesi istatistiğinde cari açığın finansman kaleminde geçiyor. Yabancıya konut satışı doğrudan sermaye girişi olarak değerlendiriliyor. Geçen yıl 4 milyar dolar gibi bir rakama ulaştı. İhracat kabul edilmiyor. Katkı, belki ileride düşünülebilir ama rakamlar hızlı artıyor. 

Siz bir malı iyi bir fiyata satıyorsanız ve çok satıyorsanız o malda indirim düşünmezsiniz. İşlerin kesatlaştığı dönemde indirimler düşünülebilir. Yabancılara konut satışı yavaşladığında; o zaman cazip hale getirmek için ne yaparız diye bakarız ama büyüyen ve hızla gelişen bir sektör. Mal iyi satıyorsa, çok satıyorsa, 'Hadi sana şu indirimi vereyim' özel sektör demez, biz devlet olarak da öyle bakıyoruz."  

"Kurlar konusunda yorum yapmam" 

Kur konusunun daha önce de defalarca gündeme geldiğini ve kendisine sorulduğunu kaydeden Babacan, kurlar konusunda yorum yapmadığını ifade etti. 

Dalgalı kur rejimi deniliyorsa ve kur piyasada oluşuyorsa bunun üzerinde yorum yapmanın doğru olmadığını belirten Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Bir de bu konuda piyasayı etkileme gücü ve elinde enstrümanları olan kurum Merkez Bankası'dır. Başka kurum yok. Bu konuda Merkez Bankası'nın açıklamalarına bakmakta fayda var. Ama kurdaki hareketliliğin en önemli nedeni dışarıda olan hareketler. Küresel konjonktür. Türkiye'ye özgü sebepler de var, olabilir. O da belki biraz dalgalanmayı artırabilir ama asıl kaynağın dışarıda olduğunu görmek lazım. Reel sektör açısından kurun ne olacağını tahmin etmeye çalışmaktan ziyade kendilerini kur hareketlerinden korumaya yönelik politikalar izlemeleri daha uygun." 

"Çeklerle alakalı yeni bir uygulama olacak" 

Çeklerle alakalı yeni bir uygulama olacağı bilgisini veren Babacan, sözlerini şöyle tamamladı: 

"Onun çalışmasını, Odalar Birliği, Bankalar Birliği ve Kredi Kayıt Bürosu ile beraber tamamladık. Çeklere kare kod koyup, akıllı telefonlarla kare kodu okuttuğunuzda çeki yazan keşidecinin son 3, 6 ve 12 ay içinde çeklerinin yüzde olarak ne kadarını ödeyip ödemediğini görmek mümkün olabilecek. Kare kodsuz çek karnesi almak ve basmak da keşideci ile bankanın inisiyatifinde olacak. 

Altyapı bu konuda kuruldu ve oluşturuldu. Kredi Kayıt Bürosu'na üye olduktan ve karşı tarafın rızasını aldıktan sonra müşterinin kredi geçmişini görebiliyorsunuz. Ne kadar çek ödemiş, ödememiş detaylı bir şekilde alınabiliyor. Daha pratik olması açısından ekrandaki kare kodu okutup saniyeler içinde çeki yazan kişinin çeklerinin ne kadarını ödeyip ödemediğini görmek piyasa açısından bir yol gösterici olacak diye düşünüyorum. Gönüllülük esasına göre bir uygulama olacak bu." 

Kaynak: AA

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.