BEP, kombicilere lütuf

KBSB Başkanı Eren, BEP yönetmeliğinde merkezi sistem uygulanması için binalarda 1000 metrekare şartının 2 bin metrekareye yükseltilmesinin kombicilere lütuf olduğunu söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Leyla İLHAN ÖZEK

 

İSTANBUL - 1 Nisan tarihinde uygulamaya giren Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği (BEP) kazancıların tepkisini çekti. Yönetmelikte merkezi sistemin uygulanması için binalarda 1000 metrekare şartını değiştirilerek 2 bin metrekare olarak karara bağlamasını eleştiren kazancılar bu nedenle Türkiye'nin her yıl 2 milyar doları sokağa atacağını belirtirken, Türkiye'de yerli üretim yapan kazancıların da zor duruma düşeceğine dikkat çektiler. Türkiye için en doğru sistemin bölgesel ısınma sistemi olduğu belirtildi. Konuyla ilgili Dünya Gazetesi'ne açıklama yapan Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Birliği Derneği (KBSB) Başkanı Ali Eren, yönetmelikteki bu değişikliği kombicilere lütuf olarak değerlendirdi. Aynı coğrafi yapıda, aynı gelir grubuna sahip, biri kombili biri merkezi sisteme sahip iki apartman bloğunu incelediklerinde kombili sistem kullanan dairelerin doğalgaz faturalarının merkezi sisteme göre yüzde 30 daha yüksek olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Eren, kombili sistem nedeni ile her yıl 2 milyar doların sokağa atıldığını savundu. 1000 metrekarenin bir mantığı olduğunu Enerji Verimliliği Kanunu'nda standartları daima 1000 metrekare ile belirtildiğini ifade eden Eren, "Örneğin 1000 metrekare altı binalar enerji kimlik belgesi düzenlemeyecek. Böyle bir standart var. Ama 2 binin bir mantığı yok" diye konuştu.

Merkezi sisteme geçiş kombicileri etkilemez

2012 mayıs ayından itibaren merkezi sistem mevcut binalarda da geçerli olacağını ifade eden Eren, merkezi sistemde pay ölçer sisteminin getirilmesi ile her dairenin harcadığı kadarını ödeyebileceğini ifade ederek, " 6 milyon kombi kullanıcısının 4 milyonunun tekrar merkezi sisteme geçeceğini tahmin ediyoruz. Özellikle daha önce merkezi sistemde olan dairelerin teknik yapıları uygun olduğu için bunların geçişi daha kolay olacak" diye konuştu.

Değişikliğin "kombi sektöründe çalışanlar işsiz kalır" gerekçesi ile yapıldığını öne süren Ali Eren şöyle konuştu: "Türkiye 6 milyon kombi bulunuyor. Bunların yüzde 10'u yani 600 bini her yıl değişiyor. Dolayısıyla yeni inşaatlar yapılmasa dahi Türkiye mevcut 600 binlik kombi ile Avrupa'nın üçüncü büyük pazarı. Krizde dahi kombi pazarı büyüdü. 640 binlik pazar 2009'da 760 bin oldu. Yüzde 5 pazarı büyüdü. Bu nedenle metrekarede yapılan değişiklikte kombicilere lütufta bulunma durumu var."

Avrupa'nın 2'inci büyük pazarı olan ve kendi kombisini üreten İtalya'nın dahi 4 dairenin üzerinde merkezi sistemin zorunlu olduğunu ifade eden Eren, "Biz ise ithal ediyoruz" dedi. Kombi içindeki malzemelerin önemli bir kısmının 5-6 yıl içinde değiştiğini aktaran Eren, "Bu nedenle sürekli bir masraf kapısı. Hiçbir arızası olmasa bile senede 100 Euro servis parası var. 20 daireli bir apartman senede 2 bin Euro veriyor. Merkezi sistemde ise 200 Euro verilmesi yeterli oluyor" dedi. Ancak kombi sektörünün yedek parçadan da iyi kazandığını belirten Eren, "Bizim sistem daha ekonomik demiyorlar ama bu kadar yatırım yaptık 40 bin kişi işsiz kalacak diyorlar. Pazarlarının daraldığını söylüyorlar. Ama bunlar yanlış" açıklamasını yaptı.

Yenilebilir enerji, bina maliyetini yüzde 10 artırır

Yönetmelikte kazancıların tepkisini çeken bir diğer unsur ise 22'inci madde oldu. Ali Eren, bu maddenin yeni yapılacak 20 bin metrekarenin üzerinde binalarda ısıtma, soğutma havalandırma, sıcak su elektrik ve aydınlatma enerjisi ihtiyaçlarının karşılanması için yenilebilir enerji kaynaklarının kullanılması ya da ısı pompası, kojenerasyon, mikro jenerasyon gibi yöntemlerin zorunlu kıldığını söyledi. Tüm bunların toplam bina maliyetinin en yüzde 10'u kadar yatırım yapılması anlamına geldiğini ifade eden Eren, "Bina maliyetini doğrudan yüzde 10 artıran bunların hiçbiri efektif değil, çünkü bunların hiçbiri 15 yıldan önce kendini geri ödemeyen sistemlerdir" dedi. Bu sistemlerin hiçbirinin yerli olmadığını da kaydeden Eren, "Avrupa'da ısı pompası sadece Fransa da kullanılıyor. O da pazarın yüzde 5'inde ancak var. Çünkü ısı pompası çalıştırmak içinde ayrıca enerji gerekiyor. Fransa nükleerle elektrik elde ettiği için ısı pompasını kullanıyor. Biz ise doğalgazla enerji elde ediyoruz. Isı pompası verimsiz bir yatırım" diye konuştu. Bu konuda yanlışlıkları Başbakan'a ileteceklerini anlatan Eren, önümüzdeki 10 yılda en büyük skandalların enerji alanında yaşanacağını iddia etti.

Merkezi yerine bölgesele geçilmeli

Bölgesel ısınma yönteminin de yaygınlaştığını ifade eden Ali Eren, Almanya, Danimarka, Norveç, Finlandiya'da bölgesel ısınmanın yaygın olduğunu belirtirken, Türkiye'nin merkezi ısıtma sistemini atlayıp bölgesele geçmesi gerektiğini söyledi. Bu sistemim hem maliyet hem de bağımsızlık açısından çok fazla avantaj sağladığını ifade eden Eren, "Kombide ise sırf gaz kullanılıyor. Merkezi sistemde gaz bittiği zaman sıvı yakıt kullanılabilir. Ama bölgesel sistemde ister kömür, ister gaz kullanılabilir. Esenyurt'ta kullanılıyor. Kışın ortasında 80 liraya ısınabiliyorlar" diye konuştu.

Güneş ve rüzgar yanlış yatırım

Ali Eren, Türkiye'nin enerji elde etmek için başvurduğu güneş ve rüzgar sistemlerine de karşı çıktı. Bu sistemleri yanlış yöntemler olarak değerlendiren Ali Eren, bunların yerine HES, nükleer ve termik santrallerin kullanılmasını önerdi. 2020 yılında Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu enerji ihtiyacının 400 milyar kilovat saat olarak hesaplandığını belirten Eren, "Bu ilave 200 milyar kilovat saatin 50 milyarını HES'ten karşılayabilir. 50 milyar kilovat saatini de nükleerden elde edebilir. Geriye kalan 100'ünde 50'sini kömürden karşılayabilir. Kömürde hiçbir yere bağlı değiliz. Soba yaktığınızda hava kirliğini kontrol edemezsiniz. Ama termik santralde bunu yapabilir. Dolayısıyla çok pahalı olan bu sistemlere ihtiyaç yok" dedi. Güneş enerjisi için gerekli olan maliyetin HES'in 12 katı olduğunu kaydeden Eren şöyle devam etti: "Güneş panelleri petrole dayalı bir sistem, bunun rantabl olması için petrolün fiyatının 420 dolar olması gerek. HES en az 30 yıl çalışıyor. Güneşin ömrünü bilmiyoruz."

Yenilenebilir Enerji Kanunu çıkmadan güneşe yatırım yapan firmaların zarar edeceğini savunan Eren, mevcut durumda firmanın maliyetinin 35 kuruş olmasına rağmen TEK'e elektriği 8 kuruşa satacağını ifade etti. Kanun çıktıktan sonra firmalara 25 kuruşluk alım garantisinin verilmesinin sözkonusu olabileceğini dile getiren Eren, rüzgarda da aynı durumun olduğuna dikkat çekti.

 

Bu konularda ilginizi çekebilir