9 °C

Bir annenin karantina altında 5. günü

Uzun yıllardır gazetemizde görev alan deneyimli muhabirlerimizden Leyla İlhan, Almanya dönüşü sonrası 5 yaşındaki kızı ile yaşadığı karantina günlerini paylaştı...

Bir annenin karantina altında 5. günü

Leyla İLHAN

Koronavirüs nedeniyle Türkiye Avrupa’daki vatandaşlarını geri çağırınca Almanya’dan 5 yaşımdaki kızımla Türkiye’ye dönüş yaptım. Pazartesi erkenden Almanya’daki Türk Konsolosluğu’na gidip bilgilerimizi verdikten sonra, ‘biz sizi arayacağız’ denilerek kaldığımız adrese gitmemiz istendi. Aynı gün saat 22:00 gibi bilgi geldi. Ertesi gün yani 17 Mart Salı günü THY'nin saat 12:10 uçağıyla dönebileceğimizi ve saat 08:00 gibi hava alanında olmamız söylendi.

Hava alanına gittiğimizde iki büyük kuyruk vardı. İlk olarak bilet satın alma kuyruğuna girdik.  Satın alma kuyruğunda bileti almadan önce devletin sağlayacağı güvenlik prosedürüne uyacağımı gösteren bir kağıdı doldurup imzaladık. Bu kağıdı doldurup biletimizin kişi başı 150 euro tutan ödemesini yaptıktan sonra valiz verme ve check-in kuyruğuna girdik. Tüm bu işlemler uzun kuyruk nedeniyle 2.5 saatten fazla sürdü. Sonrasında ise pasaport kontrolden geçip uçağa gitmeye başladık. Uçağın girişinde bizi özel koruma kıyafetleri giymiş sağlık görevlileri karşıladı. Teker teker her yolcunun ateşini ölçerek ve maske vererek uçağa alındık.

Uçak havalandıktan sonra bir ölçüm daha yapıldı. Uçak havadayken ayrıca adres bilgilerimizi içeren bir evrak doldurup pasaportlarımızla birlikte kabin ekibine teslim ettik. Almanya’dan gelip Türkiye’de İstanbul Havalimanı’na indiğimizde ise açık bir pistte bekletildi uçağımız. Normalde bir uçak durunca 5 dakika içinde kapılar açılırken, 20’dakikadan fazla bir süre uçağın içinde bekletildik. Bu süre içinde camdan gördüğümüz kadarıyla önce bavullarımız uçaktan indirildi. Ardından 3 adet yolcu otobüsü alana gelmeye başladı. Otobüsleri görünce ev yerine yurtlarda karantinaya alınacağımızı anladık. Çünkü öncesinde bize bu karantinanın ev mi, yurt mu olacağı söylenmemişti.  

1. Gün: Yurda Yerleşme

Hangi yurt olacağı son ana kadar bilinmiyordu. Ancak Kocaeli, Florya ve Güngören olabilir diye konuşuluyordu. Bavullar tamamen indirilince uçağın kapıları açıldı, aşağı inerek bavullarımızı bulup kendimiz bagaja yerleştirdik. Bu süreçte yolcular birbirine yardım etti. Sonra otobüse bindik. Ancak otobüste hangi yurda gideceğimiz konusunda yine bir açıklama yapılmadı. Özel koruma elbiseleri giymiş şoför ve polislerin eşlik ettiği kortejle boşaltılmış olan Kücükçekmece Erkek Öğrenci Yurdu’na getirildik. Sonrasında tüm yolcular yurdun salonuna alındı. Burada tekrar ateşimiz ölçüldü. Görebildiğim kadarıyla herkesin ateşi normal çıkmıştı.  Ardından burada 14 gün kalacağımız ve herkesin ayrı ayrı odalarda kalacağı bilgisi verildi. 

Sadece küçük çocukların ve bakıma muhtaç kişilerin bakıcısıyla kalacağı söylendi.  Bu açıklama ailesinden ayrı kalmak istemeyen insanların biraz tepkisini çekmişti. Bunun üzerine yurdun müdürü bu gecelik böyle bir sürecin olacağını, yarın durumun tekrar gözden geçirileceğini söyledi. Sonrasında ise sırayla isimlerimiz anons edilerek kimlik kartı bilgilerimiz alındı, sağlık sorunlarımız olup olmadığı ihtiyaç duyduğumuz ilaç ve kitaplarımız olup olmadığı soruldu. Bu bilgiler alındıktan sonra bileğimize üzerinde adımızın ve oda numarasının bulunduğu bir bileklik takıldı ve işlemleri bitenler odasına gönderildi.

Ancak uçakta toplanan pasaportlarımız bize verilmedi. Yalnız bekleme salonunda beklerken ve kayıt işlemleri yapılırken  5 yaşındaki kızım çok huzursuz olmuştu ve sonunda ağlamaya başladı. Hem uzun süren yolculuk hem de farklı bir ortama gelişimiz üzmüştü. Sürekli "ben eve gitmek istiyorum" deyip ağladı. Yurdun kayıt için orada bulunan personeli kızımı yatıştırmaya çalıştı. Sonra elimize yeni maskeler verildi. Kaydı yapılan odasına gidebiliyordu. Asansörlerin olduğu bir yurt olduğu için bavullarımızı da yerleştirip saat 19: 00 gibi odalarımıza yerleşmiştik artık. Geldiğim oda 4 kişilik bir odaydı. İçinde buzdolabı, lavabosu ve banyosu bulunan bir odaydı. Ayrıca birde bir şişe sıvı sabun vardı. Ancak kapıların üzerinde anahtar yoktu. O yüzden kapılar kilitlenmiyordu. Odaya yerleştikten kısa bir süre sonra yine özel giysili personel tarafından odalarımızın kapısına. 4 adet kapalı bardakta su getirildi. Mutlaka maske takarak kapıyı açmamız istendi. Saat 22:00 gibi de yemek geldi. Ambalaj içinde gelen yemek 4 çeşitti. Yine aynı şekilde maske takarak kapıdan yemeklerimizi aldık.

2. Gün: Alışma

Sabah 10:00 gibi kahvaltımız geldi. Yine ambalaj içinde üçgen peynir, yeşil zeytin, salatalık, bal ve tereyağıdan ve yanında meyve suyundan oluşan bir menü verildi. Ardından kapılarımıza 12 adet şişe su ve 64 adet bardak su bırakıldı. Kısa bir süre sonra ambalaj içinde havlu ve tuvalet kağıdı geldi kapılara…Yurdun mimarisi avluya bakan üç binanın birleşimi şeklinde olduğu için, bu arada yurtta kalanlardan birinin açtığını tahmin ettiğim "çav bella" şarkısı yankılanıyordu yurdun avlusunda. Güneşli havaya eşlik eden şarkı moralimizi yükseltti. Öğlen yemeğinden önce ise tekrar sağlık ekibi gelerek ateşimizi ölçtü. Şükürler olsun ki hem benim hem de kızımın ateşi şimdilik normal gidiyordu. Koridorun iki başında ise yine özel koruma kıyafetleri giymiş polisler nöbet tutuyordu. Böylece insanların koridora çıkıp akrabalarının odalarına geçmesi engelleniyordu. Ancak çay ve kahve gibi sıcak içecekler yok. İnsanların güvenlik ekibine en çok sorduğu soru ise, “ne zaman sıcak bir şeyler içeceğiz?” oluyordu. Bu arada odamın koridoruna bakan camım bozuldu kapanmıyordu. Odamızda herhangi bir durumda iletişime geçmemiz gereken içinde yurt müdürünün de olduğu en az 10 kişinin cep telefonun olduğu bir liste bırakılmıştı. En başta olan santralden başladım aramaya. Ancak bu listedeki 6’ıncı sırada bulunan kişiyle konuşabildim. Hemen yaparız cevabı aldım. Çünkü  bazıları meşguldü, bazıları kapalıydı, bazılarında  ise açan olmuyordu.

Öğlen gibi odaya üç kişiden oluşan özel kıyafetleri olan temizlik ekibi geldi odalar çamaşır suyuyla hızlı bir şekilde temizlendi.

Bir yetişkin olarak yeni duruma alışmaya çalışırken kızımı kapalı ortamda tutmak kolay olmuyor.  Çünkü yurt olduğu için televizyon yok odalarda. İnternet ise oda da kalan öğrencilerin adlarına programlanmış. Dolayısıyla internetimiz yok. Neyse ki cep telefonum ve bilgisayarım yanımda olduğu için cep telefonumun internetiyle bilgisayardan kızıma çizgi filmler açabiliyorum. Akşama doğru ise diş macunu, havlu, şampuan ve terliğin olduğu bir set dağıtıldı. Kapılara vurularak insanlar gidip alabiliyordu. Ancak ben kızımın sesli video izlemesinden dolayı kapı sesini duyamadım. Geç kaldığım için bu seti alamadım. Sonrasında ise ancak bir terlik alabildim. Çünkü halısı olmayan oda içinde gezinirken terlik büyük bir ihtiyaca dönüşebiliyor. Bu arada gece 10’a doğru güzel bir gelişme oldu ve odalara ücretsiz internet imkanı sağlandı. Çoğunlukla iyi çalışıyor…Şimdilik yanımda yolculuk için bulunan küçük şampuanla duş işini halettik. Çıkan çamaşırlardan acil olanları elde yıkayıp kalorifer petekleri üzerine koyarak kurutmaya çalıştım…

3. Gün: Dışarıdan ihtiyaç malzemelerini getirme hakkı geldi

Yine meyve suyu eşliğinde kahvaltı geldi. Sıcak çay ya da kahveyi yine bulamadık. Yıllarca çay ve kahve içen biri olarak ilk defa bu kadar uzun süre bunlardan mahrum kaldım. Benden daha kötü durumda olanlar ise sigara tiryakileri. Odalarda duman detektörleri olduğu için odada sigara içemeyenler camlardan içiyorlar. Ancak görebildiklerim çok sık değil ara ara içiyorlar. Muhtemelen ya yanlarındaki sigara stokları az  ya da yasak olduğu için de bunu yapıyor olabilirler… Bugün öğlen gibi yine ateş ölçümü yapıldı. Kızımın ki normal benimki ise 37.1 olmuştu. Uyuma isteği dışında başka bir sıkıntım da yoktu. Ama yine de insan endişeleniyor. Acaba virüsü kapmış olabilir miyim? Aslında sık sık dezenfektan, maske ve eldiven kullanıyorum, ancak kızıma dezenfektan dışında eldiven maske taktırmakta zorlanıyordum. Neyse ki akşamüstü 2’nci bir ölçüm daha yapıldı. Ateşim normal çıktı. Tabi ki inanılmaz bir rahatlık geliyor insana. Kızım ise şimdilik burayı insanların mikroplardan korunmak için kaldığı bir otel sanıyor. Birlikte bugün de çok fazla sıkıntı yaşamadan geceye doğru ilerledik. Hem kendisi okula gitmediği için hem de ben işe gitmediğim için mutlu olmuştu. Bugün bir güzel gelişme daha yaşandı. O da dışarıdaki akrabalarınız aracılığıyla artık kıyafet, kişisel hijyen malzemeleri, kapalı ambalaj içinde kuru yemiş, bebekli aileler için mama, bisküvi,  şarj aleti, sim kart veya kullandıkları ilaçları getirme imkanı oldu. Gece 23:30’a doğru ise yurdun kantin servisinin hizmete girdiği söylendi. Kahvaltımız ise geceden dağıtıldı.

4.Gün: Çay sevinci

Dışarıdan sipariş olanağını kullanarak eşime kızım ve kendim için ihtiyaçlarımızı söyledik. Eşim kapıdaki güvenlik noktasına ihtiyaçlarımızı bıraktıktan 20 dakika içinde bize siparişlerimiz teslim edildi. Dışarıdan yiyecek alabilme imkanı bile insanı rahatlatıyor. Bu durum kısıtlanma hissini bir nebze de olsa azaltıyor. Çünkü bu süre içinde hiç dışarıya çıkma imkanı bulamadık. Sadece bir kez koridordaki ortak bir noktadan aldık yemeklerimizi onun dışında yemeklerimiz hep odamızın kapısına bırakıldı. Yemekleri alırken kapıya asılmış bir liste gördüm. 31 Mart’a kadar olan temizlik çizelgesini içeriyordu. Yani kesin olarak 14 gün boyunca burada kalacağız. Bugün yine temizlik ekibi geldi öğlen gibi. Ancak bu sefer ekiptekiler oda içine girmediler. Kendileri koridorları temizlerken, oda içini bize verdikleri paspas ile yaptık. Bugün öğlen yemeklerine ek olarak bir de peynirli sandviç verildi. Kızımın bu süre içinde en sevdiği yemek oldu. Saat 5 gibi tekrar sağlık ekibi geldi ateşimizi yine her zamanki gibi içeri girmeden kapılardan ölçtüler. Bugün de normal çıktı.  Ateşin olmadığı her gün biraz daha rahatlatıyor bizi. Akşama doğru ise herkesin beklediği anons yapıldı. Çay servisi yapılacağı söylendi. Nihayet gece 11:30 gibi çayımıza kavuştuk.  Geç bir saat olmasına rağmen neredeyse koridorda açılmayan kapı kalmamıştı. Gece 12:30 gibi tekrar kapılarımız çalındı. Bu sefer gelenler ise sağlık ekibiydi. Dijital termometrelerle ateşimiz ölçüldü. Ateşimiz yine sevindirici bir şekilde normal çıktı.

5. Gün: Kandil simidi ve kızıma hediye geldi

Sabah akşamdan verilen kahvaltımızı yaptık. Kahvaltıda meyve suyu yerine bu sefer süt eklenmişti. 11:00 gibi sağlık ekibi geldi. Yine odalara girilmeden ateş ölçüldü ve herhangi bir rahatsızlığımız, ihtiyaç duyduğumuz bir ilaç olup olmadığı soruldu. Ateşimiz yine normal çıktı. Sağlık ekibinden sonra yine kapılarımız çalındı. Bu sefer gelen temizlik ekibi oldu. Temizlik ekibi isteyenin odasına girerek odaları paspasladı. Öğleden sonra yine kapılara gelen sağlık ekibi tarafından ikinci kez ateş ölçümü yapıldı. Ateşimiz yine normal çıktı. Her normal çıkan ateş bizi mutlu ediyor.  Ateşi ölçümünden kısa bir süre sonra da kapı tekrar çalındı. Kapıyı açınca içinde oyuncaklar olan el arabasını gördüm. Görevli kızımın adını söyleyerek içeride epeyce bir sıkılmış olmalı diyerek kapıya çağırdı. Kızıma boya kalemleri, boyama defteri, yapboz ve diğer oyuncaklardan oluşan bir set verdi. Bu durum kızımı çok mutlu etti. Böylece geceye kadar yeni oyuncaklarıyla oynadı. Akşam 6.30 gibi yemeğimiz geldi. Yemekle birlikte kandil simitlerimiz de dağıldı. Ardından 8.30 gibi de çay geldi. Hayat biraz daha normalleşiyordu. Akşam 9’a doğru ise sağlık çalışanları bugün 3. kez tekrar geldi. Ancak bu sefer sadece kızımın ateşini ölçtüler. Kızımınki yine normal çıktı.

Kızımla birlikte gün saymaya devam ediyoruz. Diyeceğim şartlar iyi de olsa bu şekilde kısıtlı olmak zormuş. Dilerim en yakın zamanda dünya virüsü yener ve yeniden o kıymetli özgür günlerimize kavuşuruz!

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap