11 °C

CHP gençlerin ellerine taş verip arkalarına saklanıyor

Başbakan Erdoğan ODTÜ olaylarına yönelik CHP'nin tutumunu BDP benzetmesiyle eleştirdi.

CHP gençlerin ellerine taş verip arkalarına saklanıyor

 

 
ANKARA – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin ODTÜ'de yaşanan olaylar konusunda "öğrencilerin sırtını sıvazlamasının" büyük bir sorumsuzluk olduğunu belirterek, "Siz o kampüste yaşanan şiddet olaylarını nasıl kutsayabilirsiniz? BDP nasıl masum çocukların eline taş verip onları polisin üzerine sürüp, o çocukların arkasına saklanıyorsa bugün de CHP gençlerin ellerine taş, molotof verip arkalarına saklanıyor" dedi. 
 
Başbakan Erdoğan, ASO 49. Yıl Başarı Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada, geçen hafta Salı günü Türkiye'nin ilk gözlem uydusu Göktürk-2'nin uzaya fırlatıldığını hatırlattı. Orada tarihi bir olay gerçekleşirken, Türkiye'de 10 gündür başka bir şey konuşulduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: 
 
"ODTÜ'de gerçekleşen şiddete dayalı protesto eylemi, tam 10 gündür ülkemizin gündemini işgal ediyor. Göktürk-2 sadece o anda canlı yayında verildiği kadar verildi, ertesi gün şöyle biraz kenardan köşeden es geçildi. O kadar. Bu ülke için bir ilk.
 
Sen bununla övünmeyeceksin de, neyle övüneceksin? Ben şimdi yazılı ve görsel medyaya sesleniyorum; siz bu ülkenin sevincini milletçe paylaşmak için ne zaman adım atacaksınız? Şu iki fotoğrafı gözlerinizde canlandırmanızı ve bu iki fotoğraf üzerinde dikkatle düşünmenizi rica ediyorum: Bir tarafta uzaya gönderilen yerli imalat bir uydu var. Türkiye'nin artık uydu teknolojisinde dünyanın 25 ülkesinden biri olduğunu gösteren bir fotoğraf var. Diğer fotoğrafta ise, en ilkel saldırı aracı olan, ilk çağların hatta tarih öncesinin silahı olarak kabul edilen sapan var. Sapanla demir leblebi atılıyor. Kime atılıyor? Polise atılıyor, polis düşman oluyor. Ertesi gün hala köşe yazarları hala utanmadan, sıkılmadan polisimiz biber gazı sıkmış. E, ne yapacaktı? Olayda sadece demir leblebi atmak yok, sırtlarda çantaların içinde kilit taşları, onun yanında molotoflar, bir taraftan da kampüsün içinde otomobil lastikleri yakılıyor." 
 
Molotofun nasıl yapıldığını mı öğrettiler
"Merak ediyorum; bu okulun yönetimi, akademisyenleri bu öğrencilere bu işi mi öğrettiler? Nasıl sapan kullanılır, hangi cins kullanılır veya araba lastikleri ne zaman, hangi ortamda nasıl yakılır veyahutta molotof nasıl yapılır, kimlere nasıl atılır? Bu mu öğretildi bunlara?" diyen Erdoğan, 10 gündür bu şiddet içerikli gösteri "adeta kutsandığını" belirtti. Türkiye'de 1876 yılından beri çeşitli tarihlerde, çeşitli nedenlerle öğrencilerin "bir araç, malzeme" olarak kullanıldığını, ölmeye ve öldürmeye teşvik edildiğini söyleyen Erdoğan, şunları ifade etti: 
 
"1950'den itibaren bizzat CHP eliyle istikrarı bozmak, hükümeti zora sokmak, sokakları savaş alanına çevirmek için öğrenciler tahrik edildi, maşa olarak kullanıldı. CHP'nin öğrencileri teşvik etmesi, sırtını sıvazlaması büyük bir sorumsuzluktur. Siz o kampüste yaşanan şiddet olaylarını nasıl kutsayabilirsiniz? CHP son birkaç yıldır sokak sokak direniş çağrısı yapıyor. Buna karşılık bulamayınca, bu öğrenci olayları teşvik ederek çağrısını öğrenciler üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyor. BDP nasıl masum çocukların eline taş verip onları polisin üzerine sürüp, o çocukların arkasına saklanıyorsa bugün de CHP gençlerin ellerine taş, molotof verip arkalarına saklanıyor. Bu ülkede her şey sandıkta olur. Alabiliyorsan neticeyi sandıkta al. Hükümetle hesabı olan bu hesabı sokakta değil sandıkta görsün. Bir başka siyasi parti kendi kitlesini bu öğrencilerin karşısına dikerse, CHP Genel Başkanı bu sorumsuzluğun hesabını nasıl verecek? CHP tarih boyunca bu olayların hesabını vermedi. Darbelerdeki rolünü sorgulamadı. Öğrenci olaylarındaki rolünü sorgulamadı. Çorum'daki, Sivas'taki, Kahramanmaraş'taki rolünü sorgulamadı. Hiç kimse bu ülkeye yeni acılar yaşatma hakkına sahip değildir."
 
[PAGE]
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, küresel ekonomik krizin dünya genelinde kamu borç stoklarında ciddi artışlara sebep olduğunu, Türkiye'nin ise son 10 yılda kamu borç yükünü 40 puan azalttığını belirterek, "Biz kendimizi en kötü örneklerle kıyaslayacak değiliz, kendimizi, kendi istikametimizi dünyanın diğer ülkelerine göre belirleyecek değiliz. Bizim bir istikametimiz var, bir rotamız var. Biz, sağa sola bakmadan kilitlendiğimiz bu hedeflere doğru kararlılıkla ilerlemeye devam ediyor, devam edeceğiz" dedi.

Erdoğan, Sincan 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB), ASO 49. Yıl Başarı Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada, Ankara Sanayi Odası üyelerine ve 2011 yılı kurumlar vergisi, gelir vergisi, Ar-Ge ve ihracat ödülü alan tüm firma ve şahıslara Ankara'ya, Türkiye'ye yaptıkları hizmetlerden dolayı şahsı ve millet adına teşekkür etti ve başarılarının devamını diledi.

Başbakan Erdoğan, 2012 yılının son 4 gününe girildiğini anımsatarak, önceki 9 yılda olduğu gibi bu yılı da ekonomide yeni rekorlar ve yeni başarılarla kapattıklarını söyledi. Küresel krizin dünya ekonomisini ağır bir şekilde etkisi altına aldığı bir dönemde, Türkiye'de hükümetin, pozitif bir büyümeyle, ihracatta Cumhuriyet tarihinin yeni bir rekoruyla, enflasyon ve işsizlikte en düşük oranlarla 10. yılını geride bıraktığını ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ekonomide elde ettiğimiz büyük başarıda, rekor seviyelerde elbette 75 milyonun katkısı var, tamamının alın teri var. 2012 yılının bu son günlerinde 75 milyon vatandaşımızı, aziz milletimizi ekonomide kaydettiğimiz tüm başarılardan dolayı tebrik ediyorum. İşçi kardeşlerimize, memur kardeşlerimize, çiftçimize, esnafımıza, zanaatkar kardeşlerimize emeklerinden, gayretlerinden, çabalarından dolayı şükranlarımı ifade ediyorum. Ankara Sanayi Odası mensupları olarak sizlerin şahsında tüm sanayicilerimize, yatırımcı, girişimci, ihracatçı kardeşlerimize, üretmeye, ihracat yapmaya, istihdam sağlamaya devam ettiğiniz için ayrıca şükranlarımı ifade ediyor, yolunuz açık olsun diyorum."

2008 yılının son aylarında başlayan küresel finans krizinin başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünya ekonomisi üzerinde ağır bir baskı oluşturmaya devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dünya genelinde birçok ülkede bütçe açıkları artıyor, kamu borç stokları tarihi yüksek seviyelere ulaşıyor, merkez bankaları ne yazık ki karşılıksız para basıyor, işsizlik aynı şeklide tarihinin en yüksek oranlarına ulaşıyor. ABD'de işsizlik 2010 yılında yüzde 9.6 oranını gördü ki bu tarihinin en yüksek oranıdır. Avro Bölgesi'nde işsizlik ortalaması yüzde 10,7 ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. İspanya ve Yunanistan'da işsizlik yüzde 25 seviyelerine ulaştı, son İspanya ziyaretimizde buradan nasıl çıkacağız bunun düşüncesi ve bunun artık ciddi manada sorumluluğu ve yükü altında eziliyorlar, kıvranıyorlar. Türkiye olarak biz Eylül 2012 döneminde yüzde 9.1 işsilik oranıyla son yılların en düşük seviyelerinde bulunuyoruz. Birçok ülkede ücretler donduruldu, komşumuz başta olmak üzere, teşvikler kısıldı, sosyal harcamalarda kesintiye gidildi. Biz, 2012 yılında da 2013 bütçemizde de ücretler üzerinde, sosyal harcamalara üzerinde hiçbir kısıntıya, kesintiye gitmiyor, enflasyonun üzerinde artışlarla yolumuza devam ediyoruz."

"2014 - 2015 yıllarında yüzde 5'lik büyüme hedefliyoruz"

Başbakan Erdoğan, 2012 yılında küresel büyümenin yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesinin beklendiğini belirterek, "Gelişmiş ekonomilerin ortalama yüzde 1,3 büyüyeceği tahmin edilirken, Avro Bölgesi'nin 2012 yılında yüzde 0,4 daralacağı tahmin ediliyor. Türkiye olarak biz, 2012 yılında yüzde 3,2, 2013'te yüzde 4 ve 2014 - 2015 yıllarında da yüzde 5'lik büyüme hedefliyoruz" diye konuştu.

Küresel finans krizi sürecinde kamu borçlarının tarihi düzeyde arttığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"ABD'de son 5 yıl içinde kamu borcunun, milli gelire oranı 40 puan artı ve yüzde 107'ye ulaştı. Bizde bazıları bu işlerin nasıl hesaplandığını bilmez. Çıkarlar, 'bizim borcumuz şu kadar derler', ama bunun milli gelire oranlamak suretiyle yapılacağını bilmediği için de hep açığa düşerler. Atalarımızın güzel bir ifadesi var, 'borç yiğidin kamçısıdır' derken oradaki yiğit, milli gelirdir. Eğer milli gelirimiz gerçekten iyiyse oradaki borcun oranı ona kıyaslandığında her şey çok açık, net ortaya çıkar. Avro Bölgesi'nde kamu borçları 27 puan arttı, yüzde 93'e ulaştı. Bu oran Japonya'da bir felaket, yüzde 237'ye, Yunanistan'da yüzde 171'e, İtalya'da yüzde 126'ya ulaştı. Bizde ise kamu borçları azalmaya devam ediyor. Son on yılda Türkiye'nin kamu borç yükünü 40 puan azalttık. 2002 sonunda yüzde 74 olan AB tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranı bu yıl sonunda yüzde 36 civarında gerçekleşecek. Kamu borç stokunun milli gelire oranı ise 2002 yılında yüzde 61,5'ti, 2011 sonunda biz bunu yüzde 22,4'e çektik, şu anda da bu oranın yüzde 18'ler civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Elbette biz kendimizi en kötü örneklerle kıyaslayacak değiliz, kendimizi, kendi istikametimizi dünyanın diğer ülkelerine göre belirleyecek değiliz. Bizim bir istikametimiz var, bir rotamız var. Biz, sağa sola bakmadan kilitlendiğimiz bu hedeflere doğru kararlılıkla ilerlemeye devam ediyor, devam edeceğiz.

"10 yıl önce tam anlamıyla karamsarlık, tam anlamıyla umutsuzluk hakim olmuştu"

Erdoğan, törenin yapıldığı salonda bulunan Ankara Sanayi Odası üyelerinin aşağı yukarı tamamına yakınının 10 yıl önce de sanayinin içinde olduğunu vurgulayarak, "Şöyle başımızı iki elimizin arasına alalım, 10 yıl önceki manzarayla 10 yıl önceki atmosferle 10 yıl önceki psikolojiyle bugünküler arasında kıyas bile kabul etmeyecek farklılıklar var. Bu bütün hesaplar çok açık, net ortaya koyuyor. 10 yıl öncesini hatırlayın, her alandaki başarısızlığının yanında Türkiye'nin Türkiye ekonomisini, sanayicisinin üzerine tam anlamıyla karamsarlık, tam anlamıyla umutsuzluk hakim olmuştu" dedi.

AK Parti iktidarından önce ekonominin en büyük ve kronik sorunu enflasyonun yüzde 30'lar seviyesinde olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"O gün 10 yıl sonra enflasyonun yüzde 6'lara düşeceği söylenseydi açıkçası hiç kimsenin buna inanacak ne dermanı vardı ne hali vardı, paradan 6 sıfırın atılacağı söylendiğinde buna hiç kimse inanmıyordu. Hatta bazıları çıkıp, köşe yazarlarından 'Taksim Meydanı'nda eşek gibi anırırım' diyordu, ama bunlar anırmadı, hala vurmaya devam ediyorlar. O gün 23,5 milyar dolar seviyesinde olan IMF borçlarının 860 milyon dolara kadar gerileyeceği söylenseydi, hem de tarihin en büyük küresel krizlerinden biri devam ederken bu borcun 1 milyar doların altına düşeceği söylenseydi buna hiç kimse inanmazdı. Ve bakın bugün burada Mayıs ayında da sıfırlıyoruz, artık biz IMF ile standby anlaşması yapmıyoruz. Şu anda bizde 5 milyar dolar borç istiyorlar, şu anda teknik görüşmeleri yapıyoruz. 5 milyar dolar biz IMF'ye borç vereceğiz. Oralara geldik ve bununda yanında şu anda biz, IMF'nin 20. sıradaki ortağı durumuna yükseldik."

27,5 milyar dolar olan merkez bankası döviz rezervinin 121 milyar dolara ulaşacağı söylenseydi buna da hiç kimse inanmayacağını dile getiren Erdoğan, "Buyurun, şu anda bizim Merkez Bankamızın döviz rezervi 121 milyar dolara ulaştı. Bu 10 yıl içinde en başta bu umutsuzluğu, inançsızlığı, karamsarlığı ortadan kaldırdık. 10 yıl boyunca Türkiye'nin bütün meselelerini çözebileceğini, iddialı hedefler otaya koyabileceğini, bu hedeflere ulaşabileceğini gösterdik. İmkanlar, şartlar oluştuğunda, özellikle güven ve istikrar sağlandığında Türkiye evelallah hepsinin üstesinden gelebilecek ülkedir, böyle bir insan potansiyeline sahiptir, bunu da bu süre içinde göstermiştir, göstermeye de devam edecektir" diye konuştu.

"Bu millete büyük düşünmek yakışır"

[PAGE]

"Bu millete büyük düşünmek yakışır"

Başbakan Erdoğan, 10 yıl önce millete, Türkiye'ye, sanayiciye ufuk çizemeyen, vizyon gösteremeyen ve sanayiciye karamsarlıktan başka bir şey veremeyenlerin bugün de 2023 hedefleri konusunda sadece karamsarlık pompalamaya çalıştıklarını ifade ederek, "Çünkü onlar büyük düşünemiyorlar, bu millete büyük düşünmek yakışır, eğer büyük düşünürseniz büyük işleri başarırsınız, ama cüce, küçücük, minicik düşünürseniz o zamanda çok yalnız kalırsınız. İşte biz 2023 hedeflerinin mümkün olduğunu, ulaşılabilir olduğunu ısrarla vurgularken birileri çıkıp bunun nasıl olmayacağını anlatmakla meşgul oluyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin kamu ile görüşüp 'biz, 500 milyar dolar ihracatta ulaşacağız' dediklerini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bakıyorsunuz Türkiye'deki anamuhalefet başta olmak üzere, bazıları 'bunu nasıl başaracaksınız' diyor. İşin işindeki 'başaracağız' diyor, sen bu işlerle yakından, uzaktan alakan yok, kalkıp diyorsun ki; 'nasıl başaracaksın'. Şu anda damdan düşen o. Sen, hayatında daha bir şey ihraç etmiş değilsin, neyin değerlendirmesini yapıyorsun, işin içindeki diyor; 'biz bunu başaracağız'. Bunlar 10 yıl önce 36 milyar dolar ihracat yaparken, 'biz, 10 yıl sonra 150 milyar dolara ulaşacağız' dediğimizde de bize aynı şeyleri söylüyordu. Biz, 150 milyar dolara geldik, bak oluyor. AB üyesi ülkelerde ciddi manada Türkiye'den ithalat azaldığı halde bunu başardık. Neden? Dünyada farklı pazarlara girdik, bunları yine siz başardınız. Bugün de burada ödülleri alıyorsunuz. Bütün mesele nedir biliyor musunuz, inanç. Yine atalarımızın bir sözü var, 'inanç tekeden bile süt çıkartır', mesele bu. İnanmak çok önemli, azmetmek çok önemli, kararlılık çok önemli."

BAşbakan ERdoğan, Sincan Organize Sanayi Bölgesi'nde hiç kimsenin haberi olmadan sessiz sedasız devrimler gerçekleştirildiğini vurgulayarak, aynı devrimlerin OSTİM'de, İvedik'te, Ankara'nın 12 ayrı organize sanayi bölgesinde de sessiz sedasız yapıldığına anlattı.

İmza atılan çok büyük başarıların görülmediğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çünkü öyle bir dertleri yok. Elektronikte, savunmada, yazılımda, insansız uçak üretiminde, zırhlı personel taşıyıcı üretiminde, bilyalı rulman dişli kutusu tasarım ve üretiminde Ankara artık dünya ile rekabet ediyor. Ankara, ASELSAN gibi, TUSAŞ, HAVELSAN, ROKETSAN gibi dünya çapında büyük firmalarıyla sadece başkent olarak değil, sanayi merkezi olarak da dünyada bir yıldız gibi artık parlıyor. Sadece şu Sincan Organize Sanayi Bölgesini ziyaret eden, burada dolaşan bir kişi buradaki akılla, zekayla, buradaki azim ve gayretle 2023 hedeflerinin hiç ama hiç uzak olmadığını gayet net olarak görecektir. Ben buna inanıyorum. Biz, Ankara'da yaşanan sessiz devrimin farkındayız. Ankara'daki sessiz devrimin diğer 80 vilayette yaşanan büyük dönüşümün çok hızlı şekilde Türkiye'yi farklı bir boyuta, kulvara taşımakta olduğunun farkındayız. İnşallah önümüzdeki 10 yıllık süreçte Ankara'ya kazandıracağımız büyük projelerle, hastanelerle, lojistik merkezlerle, yollarla, yeni şehirlerle bu süreci daha da hızlandıracağız. Ankara'yı havacılık sektöründe, savunma sanayinde, lojistikte, ileri teknoloji ürünlerin üretiminde, ulaştırmada, eğitim ve sağlıkta, Ar-Ge'de bir dünya merkezi, dünya başkenti yaparak 2023'ü buradan en güçlü şekilde destekleyeceğiz."

[PAGE]
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "BDP nasıl Doğu'da, Güneydoğu'da, diğer büyük şehirlerde masum çocukların eline taş verip onları polisin üzerine sürüp o çocukların arkasına saklanıyorsa, bugün de CHP gençlerin eline taş verip, molotof verip onların arkasına saklanıyor" dedi.

Erdogan, Sincan 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB), ASO 49. Yıl Başarı Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'de öğrenci olaylarının ilk kez 1876 yılında ortaya çıktığını, sonrasında da çeşitli tarihlerde çeşitli nedenlerle öğrencilerin maalesef bir araç, malzeme olarak kullanıldığını, ölmeye ve öldürmeye teşvik edildiğini söyledi.

Türkiye'nin bu konuda acı hatıraları olduğunu, acı sahneler yaşadığını belirten Erdoğan, "1950'ye kadar yani Adnan Menderes hükümetine kadar öğrenciler tek parti hükümetinin politikalarını desteklemek amacıyla hep nümayişe sevk edildiler. 1950'den itibaren de bizzat CHP eliyle, bizzat CHP teşvikiyle istikrarı bozmak, hükümeti zora sokmak, sokakları savaş alanına çevirmek için yine öğrenciler tahrik edildi, maşa olarak kullanıldı. 1970'lerde bizzat benim neslimden birçok arkadaşım da kandırılan, kutuplaştırılan, kamplara bölünen o zavallı öğrencileri gördük, onların çatışmalarını bizzat yaşadık" diye konuştu. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Anadolu'dan, köyünden gelmiş, hiç büyük şehir görmemiş aynı sosyal tabakadan, aynı çevreden, aynı kültürden gelen iki öğrenci. Biri sağcıların eline düşüyor, biri solcuların eline düşüyor. Ellerine silah veriliyor ve birbirlerini öldürüyorlar. Biz bunların hepsini yaşadık. 12 Eylül sonrasında Mamak başta olmak üzere maalesef zindanlarda bir araya gelebilen bu öğrenciler ne büyük yanlış yaptıklarını, ancak orada anlayabildiler ve ondan sonra da arkadaş oldular bir kısmı. Ama ne olaylarda ölenler geri geldi ne de o zindanlarda yaşanan zulümler telafi edilebildi."

Türkiye'de geçmişte acı olaylar yaşandığını anımsatan Erdoğan, "Türkiye'de bu kadar acı olaylar yaşanmışken, bu kadar ağır kayıplar verilmişken, CHP'nin bugün çıkıp tıpkı tarihte yaptığı gibi şiddeti övmesi, şiddeti teşvik etmesi, bu öğrencilerin sırtını sıvazlaması çok büyük bir sorumsuzluktur" ifadesini kullandı.

"Tarihten hiç ders çıkarmadan bugün aynı tehlikeli oyunu oynuyor"

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Değiştik diyorlar. CHP, eski CHP değil diyorlar. Bana sık sık 'tarihi bırak, bugüne gel' diyorlar. İyi de o zaman bu yaptığınız ne? Siz o kampüste yaşanan şiddet eylemlerini nasıl kutsayabilirsiniz? Bunu nasıl onaylayabilirsiniz? 1960'larda, 1970'lerde bir neslin hayatıyla oynayanlar, nice genç fidanın 20'li yaşlarında toprağa düşmesine sebep olanlar tarihten hiç ders çıkarmadan bugün aynı tehlikeli oyunu oynuyor.

CHP, son birkaç yıldır her fırsatta dikkat edin, sokak sokak direniş çağrısı yapıyor. Sokak sokak direniş çağrısına karşılık bulamayan CHP, şu anda bu öğrenci olaylarını teşvik ederek, adeta sokak sokak direniş çağrısını bir kez daha öğrenciler üzerinden gerçekleştirmeye çalıyor.

BDP nasıl Doğu'da, Güneydoğu'da, diğer büyük şehirlerde masum çocukların eline taş verip onları polisin üzerine sürüp o çocukların arkasına saklanıyorsa, bugün de CHP gençlerin eline taş verip, molotof verip onların arkasına saklanıyor. Bu yol çıkmaz sokaktır. Bu senaryo bayat bir senaryodur. 1960'larda, 70'lerde gençleri tahrik eden bu zihniyet, bugün de aynı yolu, aynı metodu izliyor ama buna ne milletimiz, ne de biz izin vermeyiz, mahal vermeyiz."

"Bu ülkede her şey sandıkta olacak. Sandıkta. Alabiliyorsan neticeyi sandıkta al. O neticeye eyvallah deriz" diyen Erdoğan, "Hükümetle bir hesabı olan varsa bu hesabı sokakta değil, sandıkta görsün. Bu millet, bu Hükümete '4 yıl çalış arkadaş' diyor ve yüzde 50 ile bu görevi veriyor. Buna saygı duyacaksın. Buna saygı duymak zorundasın. Bu yollarla bunu değiştiremezsin " açıklamasında bulundu.

"Bu tehlikeli bir oyundur, bu bayat bir senaryodur"

[PAGE]

"Bu tehlikeli bir oyundur, bu bayat bir senaryodur"

TBMM'deki bütçe bütçe oylamasında 321 kabule karşı 135 ret oyu çıktığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Muhalefetin toplam sayısı yaklaşık neredeyse 250'ye yakın. Nerede bu muhalefet? Ortada yok. Böyle sulu bir muhalefet olur mu? Böyle gayrıciddi bir muhalefet olur mu? En ciddi meselede ortada yoksunuz. Neredesiniz? Sadece mikrofona çıkıp kürsüden hakaret etmekle muhalefet yapılmaz. Gel orada oyunu kullan, görelim seni. Yok tabii ama hükümetle bir alıp veremediğiniz varsa, bunun hesabını çocukların, bunu hesabını gençlerin canı üzerinden değil, sandıkta verin. Sandık dışında yol arayanları, geçmişte olduğu gibi kestirme yol arayışına girişenleri milletim affetmedi, affetmez ve ben inanıyorum ki affetmeyecek.

Allah korusun bir başka siyasi parti kendi kitlesini bu öğrencilerin karşısına dikerse o zaman CHP Genel Başkanı ne diyecek? Bu sorumsuzluğun hesabını nasıl verecek? CHP tarih boyunca bu olayların hesabını vermedi. Darbelerdeki rolünü sorgulamadı. Öğrenci olaylarındaki rolünü sorgulamadı. Çorum'daki, Sivas'taki, Kahramanmaraş'taki rolünü sorgulamadı. Bugün çıkıp sorumsuzca şiddet uygulayan eylemcilerin sırtını sıvazlamak, klasik bir CHP pişkinliğidir."

Medyayı ve muhalefet partilerini öğrenci olaylarını istismar etmekten, öğrenci olayları üzerinden tehlikeli bir oyun oynamaktan sakınmaya çağırdığını dile getiren Erdoğan, "Hiç kimse bu ülkeye yeni acılar yaşatma hakkına sahip değildir. Hiç kimsenin 12 Eylül öncesi provokasyonları bu ülkeye yaşatma arzusu, isteği, özlemi olamaz. Bu tehlikeli bir oyundur, bu bayat bir senaryodur. Bu geçmişte maalesef bizzat CHP eliyle yaşadığımız acı bir tecrübedir" diye konuştu.

 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.