CHP lideri Kılıçdaroğlu: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olmaktan çıkmıştır

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Lağım basmış, yolsuzluklar diz boyu. Bir Allah’ın kulu kalem bile oynatmıyor, oynatamıyor. Dönüp bize ‘demokrasi var’ diyorlar. Sen onu benim külahıma anlat. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Yargı asla ve asla tarafsız ve bağımsız değildir. Talimatla iş yapan yargı vardır. Hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur.” dedi.

ANKA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları kaydetti:

"Gırtlağına kadar lağım çukurunda olan bir siyasi iktidarın Türkiye’ye yararı olamaz. Ben ‘lağım borusu patladı’ dedim meğer çukurun içinde. Koku bütün Türkiye’yi, bütün dünyayı sardı, Saray hissetmiyor. Çünkü lağım orada. Saray hissetmiyor, kokuyu hissetmiyor. Türkiye’yi temelden sarsan bir sürü açıklamalar var. Saraydan tek cümle bile yok. Niçin? Bu lağım çukuru, bu kadar kokuyu dünyaya yaymışken, neden kimse konuşmuyor. Neden savcılar harekete geçmiyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir kabile devleti mi oldu? Nerede bu savcılık? Ben konuşurken 24 saat bile geçmiyor harekete geçiyorlar. Lağım basmış, yolsuzluklar diz boyu. Bir Allah’ın kulu kalem bile oynatmıyor, oynatamıyor. Dönüp bize ‘demokrasi var’ diyorlar. Sen onu benim külahıma anlat. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Yargı asla ve asla tarafsız ve bağımsız değildir. Talimatla iş yapan yargı vardır. Hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Sabahın köründe kapınız kırılabilir ve içeri polisler girilebilir, çocuğunuza da akrabanıza da silah doğrultulabilir, öldürtülebilir."

"İstifa diye bir müessese var"

Kılıçdaroğlu, "Yeraltı dünyasının önemli aktörü açıklama yapıyor, iktidar sahibinden tık yok. Niye yok? Sen her şeye konuşuyordun. Şimdi bunu ‘efendim dış güçler bunu yapıyor’ diye satıyorlar. Dış güçler bunu yapıyorsa, 19 yıldır beyefendi sen iktidarda değil miydin? 19 yılın sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni dış güçlerin oyuncağı haline sen getirmedin mi? Gerekçe bile bulamıyorlar. İstifa diye bir müessese var. Devletin hazinesi mafya ile el ele olacaksın, tezgâhı kuracaksın, belirli yerlere çökeceksin, devletin rantını alacaksın. Kim? Mafya siyaset iş birliği. İktidar sahipleri ile mafya ortak devleti yönetiyorlar. Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır. Mafya bozuntuları için özel kanun çıkarmadılar mı? Mafya bozuntuları için özel kanun çıkarmadılar mı, hapisten çıkarmadılar, önünde el pençe durmadılar mı? Siz mafyadan talimat alıyorsunuz. İçişleri Bakanı açıkça Sarayı tehdit ediyor. 17/25’ten, para kasalarından söz ediyor. ‘Bir siyasi her ay 10 bin dolar para alıyor’ diyor. Tık yok ya, kim bu ya. Hepimizin bildiği, ama kimsenin görmediği... Nasıl bir anlayış, nasıl bir devlet yönetimi ve Türkiye bu noktaya nasıl geldi?" dedi.

10 bin dolar iddiası

"Meclis Başkanı’na çok ağır konuşmuştum, doğru. Konuşması lazımdı. 600 milletvekilini kimse töhmet altında tutamaz." diyen Kılıçdaroğlu, "Sonunda konuştu. ‘Mektup gönderdim, siyasinin ismini istiyorum’ dedi. İçişleri Bakanı (yanıt) gönderecek mi? Asla göndermez. Peki gönderdiği zaman atanmış bir bakan seçilmiş bir TBMM Başkanı’nın sorduğu soruya cevap vermeyerek aşağılamasını nasıl karşılayacak? ‘Cevap vermiyorum sana’ diyecek ve Sayın Başkan’a teşekkür ederim mektup yazdığı için. Haklıya hakkını teslim edeceğiz. O açıklamıyorsa, Erdoğan’a gitmesi lazım. ‘Bu adamı sen tayin ettin, bir siyasetçiye her ay 10 bin dolar maaş alıyor dedi, tayin ettiğin adamı bir çağır, elaleme rezil olduk’ de." ifadelerini kullandı.

"Hiçbir savcı korkudan soruşturma açamıyor"

Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında, "Bir hükümeti düşürecek kadar; bir olay değil, iki olay değil, onlarca olay ortaya konulduğu halde adamlarda tık yok. Yüzünüz hangi astar hangi deriden? Uyuşturucu kaçakçılığı yapanlar var, siyasi otoritenin desteği ile yapıyorlar, hiçbir savcı korkudan soruşturma açamıyor, kara para aklayanları bizzat önce serbest bırakıyorlar, malvarlıklarının üzerindeki tedbiri kaldırıyorlar, ‘yurt dışına çıkabilirsin’ diyorlar. Bunu yapan kim? Siyasetçiler talimat veriyorlar. ‘İvedilikle tedbirleri kaldırın’ diye savcı yardımcısını da Adalet Bakanlığı’na bakan yardımcısı yapıyorlar. Şu Allah’ın işine bak. Nasıl bir aymazlık, nasıl bir rezalet, nasıl bir ahlak ve adalet anlayışı? Anlamak mümkün değil." şeklinde konuştu.

"Atatürk'e hakareti meşrulaştırdılar"

Kılıçdaroğlu, "Milyonlar işsizken, asgari ücretliler geçinemezken, çarşı pazar ateş pahasıyken, bu saray beslemeleri beş yerden altı yerden dünyanın aylığını alıyorlar. Bu mudur, adalet? Mafya bozuntuları için özel kanun çıkarırsın; harp okulu öğrencileri içeride, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş içeride, avukatlar içeride. Bu çifte standart niye? ‘İnsan haklarına saygılı’ diyor. Düşüncesini açıkladı diye çok kişi tutuklanmadı mı, gözaltına alınmadı mı, hapse atılmadı mı, hangi insan hakkı? Kadına şiddeti savundular, İstanbul Sözleşmesi’ni tek imza ile kaldırdılar, kadına şiddeti ‘olabilir’ algısını yaratmaya çalıştılar. Faili meçhul cinayetler araştırılmadı. Cumartesi Anneleri’nin evlatları, eşleri kaybolmuştu değil mi? Erdoğan ile görüşmüşlerdi, Erdoğan söz vermişti, ‘evlatlarınız eşinizin mezar yerini göstereceğim’ diye söylemişti Ne oldu? Copladılar, dövdüler, yerlerde sürüklediler. Hangi insan hakkı? 128 milyar doları buharlaştırdılar? Ve utanmadan sıkılmadan 128 milyar sorusu sorulmaz diyorlar. Utanma yok mu, sıkılma yok mu? Bu soruyu sormayacağız da boyunu posunu mu soracağız, altın tuvaletini mi soracağız, çantanı mı soracağız. ‘Ben her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım’ diyen insana milliyetçilik kavramı sorulmaz. Atatürk milliyetçiliği Anayasa’da var. Kucaklayıcı bir milliyetçilik anlayışıdır. Biz ayırmıyoruz kimseyi, hangi kimlikten ve kökenden olsun, Milli Kurtuluş Savaşı’nı verdik, bayrağımızın altında özgürce yaşamak istiyoruz. Sen her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına alıyorum dediğin zaman ben Bahçeli’yi adres gösterdim. Tık yok. Olamaz da. Atatürk’e hakareti meşrulaştırdılar. Türkiye Barolar Birliği Başkanı, Danıştay’da konuşma yapıyor, ‘uzattı’ diye Erdoğan çıktı tepki verdi ve salonu terk etti. Kullandığı bazı cümlelerden rahatsız oldu. Ama aynı Erdoğan, Ayasofya’da Atatürk’e hakaret edilirken o kişiyi huşu içinde dinliyordu.” diye konuştu.

Rektöre tepki

Kılıçdaroğlu, Boğaziçi Üniversitesi'ne atanan Prof. Dr. Melih Bulu ile ilgili, "Malum Boğaziçi’ne bir kayyım rektör atadılar. ‘100 gün içinde her şey çözülür, ben rektör olarak otururum.’ E çözülmüyor. Sen, Bulu’ya söylüyorum, sen o üniversiteye bırak rektör olmayı o üniversiteye ders verecek kapasiteye sahip değilsin. Orada hoca bile olamazsın. Kardeşim, sende onur varsa istifa et. İstifa etmek bir erdemdir. Hocaların görevine son veriyor. Niçin? Hangi akıl, mantıkla? Üniversite rektörü bilime düşman olur mu? " dedi.

'HDP'ye kapatma davası' eleştirisi

"Demokrasinin var olduğu bir ortamda siz, bir partiyi kapatamazsınız." diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Şiddet uyguluyorsa, baskı uyguluyorsa kapatın, eyvallah. Parti yöneticileri ellerine silah alıp ortalıkta geziyorlarsa, eyvallah. Zaten savcı harekete geçer, ama savcı siyasi otoritenin talimatıyla harekete geçiyorsa orada demokrasi yok demektir, demokrasiyi yok ediyorsunuz demektir. Vatandaş gider sandıkta oy verir. Bugüne kadar kaç tane parti kapatıldı ve hangi sonuç elde edildi? Hiçbir sonuç elde edilmedi. Düşünceyi ifadeden korkmayacaksınız, düşünceyi özgürce ifade edebilelim. Eğer siz siyasi partileri düşman olarak görüp, ‘siyasi partiyi kapatın kardeşim,’ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na talimat verip ve küçük ortağın büyük ortağı esir aldığı bir ortamda, ‘bunu yapacaksın’ diye harekete geçiyorsa, orada demokrasi yoktur. Demokrasi tüm partiler için olmalı. Partiler düşüncelerini açıklar, hakem halktır, gider oyunu verir veya vermez."

 

 

 

 

Bu konularda ilginizi çekebilir
chp