Davutoğlu: Cumhurbaşkanı tarihi bir yol ayrımında

Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, "128 milyar dolar nerelere savrulduysa onlara yaradı. 90’ların aktörlerine yaradı. Onlar birer birer geri döndüler. Bir tarafta Sayın Soylu’ya destek veren Perinçek ve Bahçeli, diğer tarafta 24 gündür sessiz kalan Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı tarihi bir yol ayrımında. Alttan alta kaynayan bir yanardağın üstünü kapatmaya çalışırsa hayatının hatasını yapacak." dedi.

ANKA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Fox TV'de İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtladı.

Davutoğlu, başbakanlık yaptığı dönemle ilgili Süleyman Soylu'nun gündeme getirdiği iddialar hakkında konuştu.

Davutoğlu konuşmasında şunlara değindi:

"Sayın Süleyman Soylu’nun söylediği her şey külliyen yalandır. Bir tane doğrusu yok. 1 Kasım seçimlerinden sonra çıkarcıların, rantçıların, mafyanın oturmaya çalıştığı o kurtlar sofrasına karşı şeffaflık dosyasıyla, siyasi ahlak yasasıyla, imar yasasıyla, ihale yasasıyla yeni bir sofra kurmaya çalıştık. Şimdi Süleyman Soylu güzel bir itirafta bulunuyor. Kendi genel başkanına karşı kumpasın içinde olduğunu ilan etti. İmar rantlarına, faiz rantlarına, çıkarcılara, mafyaya neşter atacaktık. Ben arkadaşlarımı dinletmek gibi ahlaksızca bir işe girmem ama Soylu alçakça bir iftira atıyor. İçişleri Bakanı kendisi. Varsa bir delil çıkarsın göstersin.

Siyasetle mafya ve iş dünyası arasındaki bağları koparmak üzere siyasi ahlak yasası getirecektik. Karşımda bir çete örgütlendi parti içinde. Açık konuşacağım. Süleyman Soylu, Binali Yıldırım ve Berat Albayrak bu üçü Erdoğan’ın talimatıyla veya koordinasyonuyla, onu da bir anlamda ikna ederek bunu yaptı.

Süleyman Soylu itiraf ediyor. İmza topladım diyor. Bu bir suç ihbarıdır. Ben meşru Başbakan’a karşı kumpas kurdum diyor açıkça. O kumpasın hesabını verecekler. Allah hesabını sorduruyor. İşte böyle rezil eder insanı. MKYK’da ben yalnız kaldım. 3 kişi dışında 47 kişi imza attı. Sayın Soylu sen işlediğin o kumpasın hesabını vereceksin. O gün yarım bıraktığım işi arkadaşlarımla birlikte bugün tamamlayacağız.

Benim olduğum yere rüşvet giremezdi, nepotizm giremezdi, benim olduğum yere mafya giremezdi. Bu bendin yıkılması gerekiyordu ki bu çark sürsün. Kurtlar sofrasında oturan o alçak kurtlar sahne alsınlar."

"Tarihi yol ayrımında"

Davutoğlu konuşmasının devamında, "Kime yaradığı ortada. 128 milyar dolar nerelere savrulduysa onlara yaradı. 90’ların aktörlerine yaradı. Onlar birer birer geri döndüler. Bir tarafta Sayın Soylu’ya destek veren Perinçek ve Bahçeli, diğer tarafta 24 gündür sessiz kalan Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı tarihi bir yol ayrımında. Alttan alta kaynayan bir yanardağın üstünü kapatmaya çalışırsa hayatının hatasını yapacak. Türkiye'yi kendisinin değil Bahçeli'nin yönettiğini, rotayı da Perinçek'in belirlediğini ortaya koymuş olacak.

Masumiyetlerine inanıyorduysa şöyle yapmalıydı: Bir tarafına Binali Yıldırım’ı diğer tarafına Süleyman Soylu’yu alıp ‘bunlar benim arkadaşlarım onlara yönelen saldırı bana yönelmiştir diyebilmesi lazımdı. Bahçeli ve Perinçek baskısıyla Süleyman Soylu makamında kalırsa bundan sonra kimse Cumhurbaşkanı'na itaat ve hizmet etmek düşüncesinde kalmaz, gider Bahçeli'ye, Perinçek'e yaranmaya çalışır. Devletin odağı başka yerlere kayıyor. Ben Erdoğan’ın da iktidarın da Sedat Peker’in sözleri üzerinden değil bizim çalışmalarımız sonucunda gitmesini tercih ederim. Bu işi meclis temizler. Kimse devletin arkasına saklanamaz. Bu devleti TBMM kurdu. Meclis’te araştırma soruşturma komisyonu kurulması lazım. Ben o zaman (17-25 aralık) 4 bakana da söylemiştim. Şimdi de mesele bu.

Sedat Peker nasıl 'ben dünyayı yakarım' diyorsa, Süleyman Soylu da 'bana sahip çıkmazsanız ben AK Parti'yi yakarım' diyor. Ben arkadaşlarımı dinletmek gibi ahlaksızca bir işe girmem ama Soylu alçakça bir iftira atıyor. İçişleri Bakanı kendisi. Varsa bir delil çıkarsın göstersin. Kendi suçunu yayıyor. O dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya hakaret ediyor, iftira ediyor. Sayın Efkan Ala onurla görevini yapmı bir İçişleri Bakanı. Çıksın açıklasın. Soylu ‘ben herkesin gizli şeylerini biliyorum’ dedi. Bu FETÖ taktiğidir. Burada aslında Sayın Erdoğan’a da iftira atıyor. Böyle bir süreçten Erdoğan’ın habersiz olması mümkün mü?

Mustafa Şentop, TBMM başkanı. O dönem geldi bana dedi ki Süleyman Soylu Teşkilat Başkanı olarak bu partinin kimyasını bozmaya, partiyi başka bir yere çekmeye çalışıyor dedi. Ben Genel Başkanım, bu bilgiler bana gelir. Bir bakan önce kendi selefine saygı duyar. Efkan Ala’ya suç isnadında bulunuyor, Muammer Güler’in para sayma makinelerini hatırlatıyor. Bunun üzerinden de Erdoğan'a mesaj veriyor. 2016'da ben Başbakan iken Mehmet Ağar sahnede miydi? Yoktu. Nasıl girdi sahneye? Efkan Ala İçişleri Bakanı iken ‘Mehmet Ağar 90'lı yılların kadroları ile biz devredeyiz’ havalarıyla dolaşabiliyor muydu? Nasıl girdi? Süleyman Soylu'nun kendisi Mehmet Ağar'ın sistem içerisine girmesine vesile oldu, aracılık etti. Cehaletini itiraf etti. ‘Ben bir güvenlik makalesi bile okumadan İçişleri Bakanı oldum’ dedi." ifadelerini kullandı.

"Soylu bakıyor kendi düşüyor, Ağar'ı aşağı çekiyor. Ağar düşerken 'mafya' deyip Soylu'yu aşağı çekiyor." diyen Davutoğlu, "Bu devlete verilen en büyük zarar. İçerde de dışarda da devletin itibarını yerle bir ettiler. Binali Yıldırım, Süleyman Soylu, Berat Albayrak bir iktidar mücadelesine girdiler. Açıklamalardan anlaşılan Soylu, Albayrak'a karşı mücadelesinde bir dönem Sedat Peker'i kullandı. Peker de 'biz seninle ortaktık, niye şimdi bunu yapıyorsun?' diye meydan okuyor. Bu ilişkiler öyle bir şeydir ki parmağınızı verirsiniz eliniz gider, elinizi verirsiniz kolunuz gider, kolunuzu verirsiniz yüreğiniz gider. Bunların yüreği kalmadı. Yaşanan şey rezalettir bunların ortaya çıkması lazım.

Süleyman Soylu, terörle mücadeleyi bizim bıraktığımız yerden devam ettirdi. Şu Anda da Efkan Ala’ya, Hulusi Akar’a, Sayın Hakan Fidan’a örtülü mesajlar gönderiyor. Terörle mücadelenin en sert dönemini biz kimle verdik? Kuzey Suriye’de devlet kurulmasını önlemek için biz o mücadeleyi verdik. Sayın Fidan görevinin başında ama Sayın Ala’nın da Sayın Akar’ın da çıkıp konuşması lazım. Bu bana olan borçlarıdır, tarihe borçlarıdır. Davutoğlu Kuzey Suriye’de devlete izin verecekmiş. Bu Cumhurbaşkanı’na da hakarettir. Tüm MGK’lara başkanlık etti. Bütün kararları birlikte aldık. Kimse terörle mücadele mirasının üzerine oturmasın.

Ben terörle mücadele için Silopi’de, Varto’da, Sur’da, Van’da, Gevaş’ta Şanlıurfa’da Ceylanpınar’dayken o üç beş kişiyle benim arkamdan kumpas kuruyordu. Biz oraları temizledik. Meskun mahaldeki en başarılı çalışmayı yaptık. Süleyman Soylu bizim ardımızdan bu mücadeleyi Kürt vatandaşlarımızın kalbini kırarak yürüttü. Bunu demokratik hukuk devletine aykırı şekilde yürüttü. Faili meçhul yok diyor, Van'da helikopterden köylü atıldı ya. Soylu sistemin içindeki bütün aktörlere mesaj veriyor, "hepinizi yakarım" diyor.

Soylu'nun işi ucuz kahramanlık. MKYK toplantılarında, Bakanlar Kurulu toplantısında Soylu'nun bir kez dahi terörle mücadele ile ilgili şimdi söylediği iddiaları gündeme getirdiğine bir kişi şahitlik edemez. SETA meselesi, doğru, biz onu bir düşünce kuruluşu olarak kurduk ama sonra siyasete angaje oldu bütün itibarını kaybetti. Soylu SETA'yı suçluyor, 2015'te SETA'nın başında kimler vardı? Beştepe'de olan Fahrettin Altun vardı. Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak.

Bir içerik analizi yaptırdım. Süleyman Soylu’nun konuşmasında ‘Doğru Yol’ ve ‘Demokrat Parti’ kelimeleri ‘Ak Parti’den daha çok geçiyor. Nasıl Demokrat Parti’deki gücümü kullanıp Ak Parti’ye geldiysem Ak Parti’deki gücümü kullanıp başka yollara giderim diyor. Bütün AK Parti seçmenine bir kez daha buradan sesleniyorum: Sizin başınızda bulunduğum dönemde Türkiye nasıldı, AK Parti neredeydi? Ve şimdi Türkiye nereye getirildi ve AK Parti nereye geldi? Hala bana 'hocam' diyerek bakan AK Parti seçmenlerinin vicdanlarına buradan sesleniyorum. İşte biz bunların olmaması için dalga kıran gibi bunların önünde durduk ama yalnız bırakıldık.” diye konuştu.

Soylu ne demişti?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Habertürk yayınında Davutoğlu dönemine ilişkin şu açıklamaları yapmıştı:

“Ben Başbakan Yardımcısıyım. AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu. Başbakan Davutoğlu. 7 Haziran seçimleri öncesi MYK toplantısında 'Biz HDP ile anayasa yapabiliriz' diye bir cümle çıktı ağzından. Hepimiz baktık. Seçim geçtikten sonra AK Parti çoğunluğu elde edemedi, tek başına iktidar kurabilme kabiliyeti oluşmadı. Ya CHP ile ya diğer siyasal partilerle bir araya gelecek. Bugünkü gibi hatırlıyorum. İlk MKYK toplantısında bugün Deva Partisi'nin Başkanı Ali Babacan, "Bu işlere bakmamalıyız, şu anda ekonomiyi ayakta tutmalıyız." dedi.

Dedim ki, "Bizim sorumluluğumuz bugün demokrasiyi ayakta tutmak ve hükümeti kimin kurabileceğine ait çabalarımızı gerçekleştirebilmek." Bu seçim tamamlanmamıştır, kampanya devam etmektedir, dedim. Kasımda da seçim oldu. Sayın Davutoğlu ve ekibi CHP'yle AK Parti'nin iktidarı için canhıraş mücadele verdiler. Bir kısım arkadaşlarımız bunun doğru olmayacağını, Türk siyasetinin doğasına aykırı olduğunu, Türkiye'yi başka bir tarafa doğru getirebileceğini ortaya koydu.

Büyük bir mücadele başladı. Bir taraftan HDP ile anayasa yapabilme kabiliyeti ortaya koyan birisi. Dert Recep Tayyip Erdoğan. Onu külliyede enterne edip, hareketsiz halde bırakan, ABD'nin Avrupa üzerinden uyguladığı politikayı Türkiye'de hakim kılmak. Bunun doğru olmadığını söyledik. Tartışmalar o kadar şiddetli oluyordu ki, bir ara sayın Davutoğlu'nun tam anlamıyla dengesi kayboldu, 'Hepinizin odalarında neler konuştuğunu dinletiyorum ve biliyorum' dedi. 7 Haziran 2015-1 Kasım 2015 arasındaki süreci anlatıyorum.”

 

 

Etiketler