Denizli gerçeğini görmezden gelemeyiz
Kazım ARSLAN / Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS)
Denizli'deki sanayiciler zor durumda, girdi maliyetleri artarak devam ediyor, organize sanayi bölgesindeki işletmelerin yarısı kapalı. Mevcutlar yarı kapasite ile çalışabilirken, bazı işletmeler yurt dışına gitti ve bir çok firma batmış durumda. Kimisi iflasın ertelenmesi kararı almış, en gözde işletmeler bile kapanıyor, değerli bir sanayicimiz ekonomik darboğaza düşmüş olmasından dolayı yaşamına son veriyor... İşsizlik artmış, ilimiz göç alan değil, göç veren bir duruma gelmiş, esnaf siftah etmeden dükkanını kapatıyor, bir çok işyeri kapanmış, dükkanlar boşaltılmış, bir çok kiralık işyeri ve daire var. Bütün bunları görmezlikten gelerek sessiz mi kalalım? Yaşanan sıkıntılara çare aramak, sesini duyurmak DKÖ'lerin görevi değil midir? Bu kadar feverana rağmen, Denizli sanayicisine hangi destek verildi? 5084 sayılı yasa ile çıkartılan teşvikin düzeltilmesi istendi. Aradan 6 sene geçmesine rağmen, neresi düzeltildi? Bu ülkenin yalnızca 49 teşvikli ili mi var Geri kalan 32 il neden bu teşvikten yararlandırılmadı? Bu yasa ile sanayici, yatırımcı, işletme sahibi olanlar adeta cezalandırıldı. Teşvikin dışında kalan bu (32) il ile birlikte Denizli'miz, en azından diğerleri kadar olmasa bile,onların yarısı oranın da teşvikten yararlandırılmış olsa idi, bu gün böyle bir durumda olur muydu? İlimiz bu haksız rekabetten büyük zarar görmüştür.
Denizli sanayisi tekstil ağırlıklı. Sanayicinin yüzde 60'ı tekstille uğraşıyor. Girdi maliyetlerin teşvikli illere göre yüzde 30 daha fazla olması nedeniyle, sanayimiz bu çöküntüyü 2003 yılından beri yaşıyor. Çünkü rekabet şansı azalmıştır. Dünya Ticaret Örgütü'nün serbest ticaret antlaşmasının devreye girmesi ile birlikte daha da zorlandık. Düşük döviz kuru da ihracatçıya çok zarar verdi.
Önceki krizler küresel krizle birlikte katlanmış, borçlu firmalar için içinden çıkamaz duruma gelmiştir. Bu arada bankalar da vadesi gelmeyen kredileri de geri isteyince, borçlu işletmeler kriz ile banka arasında sıkışıp kalmıştır.
İşte bu noktada devletin devreye girmesi ve mevcut işletmelerin çalışabilmesi için, her türlü desteği vermesi gerekiyordu. Bu yapılmadı. KOSGEB çok küçük krediler verdi. Borçlu işletmelere, devlet bankaları destek olamaz mıydı? Vadesi gelmeyen kredileri isteyen bankalara belirli garantiler verilerek dur denilemez miydi? Fakat hep seyirci kalındı ve tekstil sanayicisi yalnız bırakıldı.
2003'den beri kent sanayisi çok kan kaybeden Denizli sanayicisi devletten neden üvey evlat muamelesi gördüğünü sorguluyor. Amacımız bağcıyı dövmek değil,üzüm yemektir. Bu üzümü yeniden yiyebilmek için ne yapılmalıdır, bunlar mutlaka konuşulmalı ve çözüm üretilmelidir.Elbette bütün bu şikayetler, ilimizin çok kötü olduğunu göstermiyor. Mağdur edildiğini ve yalnız bırakıldığını gösteriyor. Şimdi devletten haksızlıkların, zararların telafisini istiyoruz. Sanayicilerimizin daha fazla umutlarını kırmadan, yeni bir heyecan vermek için, devletin desteğine büyük ihtiyaç var. Özellikle zorda bulunan ve banka ile problemleri bulunan işletmelere acilen, 2 yıl ödemesiz ve faizsiz can suyu kredilerinin verilmesi, bu işletmelerin devlete olan vergi ve SSK borçlarının 2 yıllık süre ile ertelenmesi, elektrik ve enerji fiyatlarının belirli bir süre için düşürülmesi sanayicilere nefes aldıracak, çalışmayanları da çalışır duruma getirecektir. İlimizin sorunları da, çözümleri de bellidir. Derdini söylemeyenler çaresini de bulamazlar. Bütün şikayetler çaresizliğin ifadesidir. Denizli gerçeğini görmezlikten gelemeyiz, bu serzenişlerden herkesin bir ders çıkartmasını, devletin de ilimize destek olmasını bekliyoruz.