18 °C

Erdoğan'dan Fırat'ın doğusu mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Maalesef, özellikle Fırat'ın doğusunda bu yöntemle arzu ettiğimiz neticelerin hemen hiçbirine ulaşamadık. Türkiye'nin artık bu konuda kaybedecek tek bir günü dahi yoktur. Geldiğimiz noktada, kendi yolumuzda devam etmekten başka çaremiz kalmamıştır." dedi.

Erdoğan'dan Fırat'ın doğusu mesajı

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Mustafa Şentop başkanlığında toplandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27. Dönem 3. Yasama Yılı'nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulunda milletvekillerine hitap etti.

Erdoğan, "Terörle ve şiddetle arasına mesafe koyan tüm kesimleri, milli meselelerde aynı ortak paydada buluşmaya davet ediyoruz." dedi.

Türkiye'nin Suriyeli sığınmacıların yanında olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Suriye krizi uzadığı için, halen sınırlarımız içinde yaşayan 3 milyon 650 bin misafirimizin yol açtığı ekonomik, sosyal ve kültürel sınamaların tabii ki farkındayız. Türkiye’den başka böyle bir yükü omuzlayabilecek ve bu kadar uzun süre yönetebilecek bir başka ülke olmadığını da biliyoruz. Bununla birlikte, milyonlarca sığınmacıyı ilanihaye kendi topraklarımızda misafir etmeye devam etmek gibi bir düşüncemiz de yoktur. Yaklaşık 8 yıldır ülkemizde misafir ettiğimiz bu insanların evleri, yurtları, vatanları zaten vardır. Bize düşen, sığınmacıların bir an önce kendi ülkelerinde hayatlarını sürdürebilecekleri güvenli bir iklimi oluşturmaktır. Bu konuda uluslararası topluma şimdiye kadar pek çok çağrıda bulunduk. Türkiye, kendi güvenliğini ve kardeşlerinin geleceğini, bölgede hesabı olan güçlerin keyfine terk edecek değildir."

Erdoğan, Fırat'ın doğusundaki bölgeyle ilgili uzun ve zahmetli bir süreç yaşadıklarını, bugünkü noktaya tüm bu gelişmelerin sonunda geldiklerini ifade etti.

"Kendi yolumuzda devam etmekten başka çaremiz kalmamıştır"

Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünden, Suriye halkının siyasi ve idari birliğinden yana olduğunu söyleyen Erdoğan, "Suriye'deki mevcudiyetimizin tek sebebi, sınırlarımıza yönelik terör tehditlerinin, aynı zamanda ülkemizdeki Suriyelilerin geri dönüşlerini de engelleyen bir bariyer haline dönüşmüş olmasıdır. Biz asla savaştan, çatışmadan, kan dökülmesinden, ölümden, acı çekilmesinden yana değiliz. Tam tersine, hem kendimiz hem de Arap'ıyla, Kürt'üyle, Türkmen'iyle, Süryani'siyle, Ezidi'siyle, Hristiyan'ıyla tüm Suriye halkı için güvenli, huzurlu, müreffeh bir gelecek istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Buna karşılık birileri, terör ve sığınmacı yükünü ülkemizin omuzlarına yükleyerek, adeta bize diz çöktürmeye çalışıyor." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Soruyorum sizlere. Türkiye böyle bir dayatmayı, böyle bir şantajı, böyle alçakça bir oyunu kabul edecek kadar aciz bir ülke midir? Türkiye, birtakım nevzuhur devletlere yapıldığı gibi masa başında yazılan senaryoların figüranlığını yapacak kadar köksüz bir ülke midir? Türkiye, ecdadından tevarüs ettiği tüm değerleri bir çırpıda kenara atacak, geleceğini başkalarının eline teslim edecek kadar sahipsiz bir ülke midir? Şayet böyle olduğunu düşünenler varsa, hiç kusura bakmasın, milletimizi de bizi de tanımıyor demektir. Açık ve net söylüyorum; biz bu dayatmaya, bu senaryoya rıza göstermeyiz. Millet olarak gerekirse ser veririz ama istiklalimizden ve onurumuzdan kesinlikle taviz vermeyiz.

Suriye konusunda karşı karşıya bulunulan durum tam da budur. Türkiye'yi, terör örgütünün tasfiyesi ve Suriye topraklarının sığınmacılar için güvenli hale getirilmesi konusunda yıllardır oyalayanların bizzat yüzlerine, artık bu oyunun sonunun geldiğini defaatle söyledik. Sınırlarımızın bitişiğindeki sıkıntıyı müttefiklerimizle birlikte çözmek için her yolu denedik, ziyadesiyle sabırlı davrandık, kararlılığımızı da sürekli ifade ettik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları bu konudaki kararlılığımızın somut birer tezahürüdür. Maalesef, özellikle Fırat'ın doğusunda bu yöntemle arzu ettiğimiz neticelerin hemen hiçbirine ulaşamadık. Türkiye'nin artık bu konuda kaybedecek tek bir günü dahi yoktur. Geldiğimiz noktada, kendi yolumuzda devam etmekten başka çaremiz kalmamıştır."

Münbiç dahil, Fırat’tan Irak sınırına kadar oluşturulacak 30 kilometre derinliğindeki güvenli bölgede bir milyonu yeni yerleşim yerlerinde, bir milyonu mevcut yerlerde olmak üzere, iki milyon kişiyi iskan etmeyi planladıklarını belirten Erdoğan, "Planlarımız hazır. Proje çalışmalarımız hazır. Bunları, devlet başkanlarıyla, başbakanlarla, hepsiyle BM Genel Kurulundaki ikili görüşmelerde paylaştık." diye konuştu.

Uluslararası toplumun desteğiyle inşa edecekleri 5 bin nüfuslu 140 köye ve 30 bin nüfuslu 50 ilçeye bir milyon kişi yerleştireceklerini anlatan Erdoğan, kurulacak köyler ve ilçelerle ilgili ön çalışmaları yaptıklarını, yerleri tespit ettiklerini ve maliyetleri çıkardıklarını söyledi.

Diğer bölgelerde de iyileştirme çalışmaları yürüteceklerini kaydeden Erdoğan, "Bölgeyi terör örgütünün işgalinden kurtarır kurtarmaz, inşallah, uluslararası toplumdan alacağımız destekle derhal işe başlayacağız. Bu bakımdan bir Uluslararası Donörler Toplantısı yapmak suretiyle bu adımı da atacağız. Hem ülkemizin bekası hem terör örgütleriyle mücadelemizin başarısı hem de Suriyeli misafirlerimizi evlerine huzuru kalple geri döndürmek için bu adımı atmak mecburiyetindeyiz." ifadelerini kullandı.

"S-400 sistemini satın alma yoluna giderek kendi çözümlerimizi ürettik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tabii bu arada, daha 4-5 yıl önce sınırlarımızdan içeriye bombalar, roketler yağarken bize hava savunma sistemi satışının reddedildiğini de unutmadık. Tehditlerin önüne geçmek için S-400 sistemini satın alma yoluna giderek kendi çözümlerimizi ürettik. NATO'nun bizim bu beyanımızı destekler mahiyetteki açıklamalarına rağmen bu konu bahane edilerek ülkemize karşı gösterilen düşmanca tavrın rasyonel bir açıklaması yoktur. Tüm bu tecrübeler bize, atmakta olduğumuz adımın ardından karşı karşıya kalacağımız fotoğrafla ilgili bir fikir veriyor.

Türkiye, kendi güvenliğini ve kardeşlerinin geleceğini, bölgede hesabı olan güçlerin keyfine terk edecek değildir. Birlikte çalışma imkanlarını sonuna kadar zorlarız ama bu mümkün değilse de kendi yolumuzu açarız, nitekim şu anda açmaya da başladık. Hiç şüphesiz işimiz kolay olmayacak. Ama Allah’ın yardımı, milletimizin desteği, mazlumların duası, güvenlik güçlerimizin kahramanlığı sayesinde bu mücadeleden de alnımızın akıyla çıkacağımızdan şüphe duymuyorum. TBMM'nin tüm milletvekilleri ve gruplarıyla, bu süreçte devletimizin, hükümetimizin, güvenlik güçlerimizin yanında yer alacağına inanıyorum."

Türkiye’nin, iç ve dış güvenlik konuları yanında, ekonomi başta olmak üzere, birlik ve beraberlik içinde çözüm yolları araması gereken başka meselelerinin de olduğunu belirten Erdoğan, "Bugünün Türkiyesi, diğer alanlarda olduğu gibi ekonomide de 2000 yılı öncesinin Türkiyesi değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Yargı Reformu Strateji Belgesi

Yargı Reformu Strateji Belgesinin ilk paketinin hazırlıklarını tamamladığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Böylesine önemli bir konunun, Mecliste mümkün olan en geniş uzlaşmayla tartışılması ve kabul edilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Daha çok hak ve özgürlükleri genişletmeyi amaçlayan hususları içeren bu paketi yenileri takip edecektir. Gerek komisyonlarda, gerekse genel kurulda bu reform paketlerinin yapıcı bir anlayışla tartışılacağını umut ediyoruz."

"Tüm zamanların turist rekorunu kıracağız"

Turizmde çok bereketli bir sezon geçirildiğine dikkati çeken Erdoğan, "Muhtemelen bu yıl tüm zamanların turist rekorunu kıracağız. Turizm gelirlerimiz geçen yıl yüzde 12 artmıştı, bu yıl yüzde 10 daha artacak. Burada da 50 milyon turisti inşallah yakalayacağız." dedi.

Erdoğan, "Ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirene kadar durup dinlenmeden çalışmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hem bütçe açığımızın hem de borç stokumuzun milli gelirimize oranı, AB standartlarına göre çok çok iyi bir seviyededir." diye konuştu.

"Deprem gibi hayati meseleler siyaset üstüdür"

Türkiye’nin 17 yıl öncesine göre afetlere daha hazırlıklı olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Deprem gibi hayati meselelerin siyaset üstü olduğuna ve bu şekilde konuşulması, tartışılması, çalışılması gerektiğine inanıyoruz. Aksi yöndeki her tavır ve beyan, hiç kimseye, ülkemize zarar vermekten başka fayda sağlamayacaktır."

Kaynak: AA

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap