Fransa Büyükelçisi Hervé Magro: AB dönem başkanlığımızda iddialı uzlaşma arayacağız

1 Ocak'tan itibaren AB dönem başkanlığını üstlenen Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Hervé Magro, DÜNYA'nın konuğu oldu. Magro, Türkiye ile aşamalı, orantılı ve geri alınabilir şekilde ilişki kurmaya hazır olduklarını söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Maruf BUZCUGİL

Gazetemizin Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Hervé Magro, Fransa olarak Türkiye’nin karbon nötr hedefine her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi. Magro, Fransa’nın 1 Ocak’tan itibaren üstlendiği Avrupa Birliği dönem başkanlığında izleyeceği politikalar hakkında da ipuçları verdi. Dönem başkanlıklarında iddialı uzlaşma arayacaklarını belirten Magro, “Türkiye ile aşamalı, orantılı ve geri alınabilir şekilde ilişki kurmaya hazırız” dedi. Hervé Magro, sorularımızı yanıtladı:

● Avrupa Yeşil Mutabakatı, iklim değişikliği ve yeşil dönüşüm konusunda en detaylı ve iddialı plan olarak karşımızda duruyor. Bu alandaki çalışmalar ne aşamada?

Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Aralık 2019’da Komisyon tarafından sunulmasından bu yana çok şey yapıldı. Nitekim Mart 2020’de Komisyon, Avrupa Birliği’ni ilk karbon nötr kıtaya dönüştürmek amacıyla, 2050 iklim tarafsızlığı hedefini bağlayıcı mevzuata dönüştüren ilk Avrupa İklim Yasası’nı önerdi. Net emisyonları 2030 yılına kadar en az yüzde 55 azaltma hedefi, daha sonra Avrupalı liderler tarafından Aralık 2020’de onaylandı ve ayrıca AB Konseyi ile Avrupa Parlamentosu arasında imzalanan bir anlaşma sonrasında Haziran 2021’de yürürlüğe giren Avrupa İklim Yasası’na da entegre edildi.

Bu tarihten beri AB, mevcut yasaları 2030 ve 2050 hedefl eriyle uyumlu hale getirmek amacıyla, “55’e Uygun” (Fit for 55) adı verilen paket kapsamında iklim, enerji ve ulaşımla ilgili mevzuatını gözden geçirme üzerinde çalışıyor. Bu paket; AB Emisyon Ticareti Sistemi (ETS), üye devletlerin emisyon azaltma hedefl eri, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, enerji vergilendirmesi ve karbon sızıntısını Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) uyumlu bir şekilde ele almak için Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) da dahil - ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere - çeşitli alanları kapsayan farklı yasa teklifl eri ve politika girişimlerini içeriyor.

Avrupa Birliği Konseyi Fransa Dönem Başkanlığı, üye devletler arasında iddialı bir uzlaşmaya varmaya çalışarak bu paket üzerindeki müzakereleri ilerletecek.

Ek olarak, Yeşil Mutabakat doğrultusunda, Fransa Dönem Başkanlığı, hem Avrupa’da hem de küresel düzeyde (COP15) biyolojik çeşitlilik konusunda acil eylem çağrısında bulunmaya devam edecek, Avrupa ekonomik modelinin sürdürülebilir ve dayanıklı hale getirilmesi amacıyla dönüşümünü ve daha sağlıklı bir çevreye geçiş sağlanmasını teşvik edecek.

● Fransa’nın yeni nesil nükleer enerji ve doğalgaz projelerini taksonomi kapsamına alma yaklaşımı biliniyor. Bu alanda ne gibi önlemler alınabilir?

Hatırlatmak gerekirse, AB taksonomisi, çevre üzerinde olumlu etkisi olan ekonomik faaliyetlerin sınıfl andırılmasını ifade ediyor ve daha önce bahsettiğim hedefl ere ulaşmak için ihtiyaç duyulan faaliyetlere yatırımları yönlendirmeyi ve harekete geçirmeyi amaçlıyor.

Taksonomiye ilişkin kararnamelerin uygulama süreci devam ediyor. Temmuz 2021’de yayımlanan ilk kararname kısmi olduğundan, 31 Aralık'ta Komisyon tarafından nükleer ve doğalgazı da içeren ve aynı zamanda çevresel açıdan da iddialı uygunluk koşulları belirleyen ek bir kararname taslağı önerildi.

Tüm üye devletlerin çabalarının ortak Avrupa iklim hedefl erine yönlendirilmesi amacıyla, AB taksonomisinin enerji karışımının karbonsuzlaştırılmasını teşvik etmesi Fransa için önemli görünüyor. Bu nedenle, önerilen versiyon Fransa’nın tatmin edici bulduğu çözümler sunuyor, ancak bu hedefl eri uygun şekilde güvence altına almak için metnin belirli noktalarda açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Komisyon tarafından nihai metnin yayınlanmasından sonra, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi dört aylık bir süre boyunca itiraz etme olanağına sahip olacak. Bakıp göreceğiz.

TÜRKİYE’NİN YEŞİL MUTABAKATA UYUM ÇABALARI TEŞVİK EDİLECEK

● Fransa’nın dönem başkanlığında Türkiye-AB ilişkilerinin seyri nasıl olacak?

Donmuş gibi görünen ilişkileri yeniden canlandırmak için ne yapılmalı? Size göre öne çıkan noktalar nelerdir? Fransa Dönem Başkanlığı, AB-Türkiye ilişkilerine dair AB Konseyi kararlarının uygulanmasını sağlayacaktır. Belirlenmiş şartlılıklara tabi olarak, bir dizi ortak çıkar alanında Türkiye ile aşamalı, orantılı ve geri alınabilir bir şekilde ilişki kurmaya hazırız.

İklimin kesinlikle bu alanlardan biri olduğunu vurgulamak isterim. Önceliklerimizin birçoğunun Türkiye üzerinde etkileri olacağını anlıyor ve bu konuda yalnızca Türk dostlarımızı ve ortaklarımızı Avrupa’nın “Yeşil Mutabakat” ına uyum sağlama çabalarını sürdürmeye teşvik edebiliriz.

TÜRKİYE’NİN KARBON NÖTR HEDEFİNE ULAŞMASINI DESTEKLEMEYE HAZIRIZ

● Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması ile ilgili yaptığı çalışmaları nasıl buluyorsunuz? Ayrıca, iklim değişikliği konusundaki işbirliğini detaylandırabilir misiniz?

İklim değişikliği ne yazık ki günümüzün en önemli küresel sorunlarından biridir. İklim değişikliğini kapsayan ilk bağlayıcı uluslararası anlaşma olan Paris Anlaşması, bu nedenle tarihi bir anlaşmadır. Bu bağlamda, geçen yazdan beri ve “Yeşil Mutabakat Eylem Planı”- nın yayımlanmasından bu yana Türkiye’nin iklim gündeminde çarpıcı bir ivme söz konusu. Ve geçtiğimiz Ekim ayında TBMM’nin Paris Anlaşması’nı oybirliğiyle onaylamasına çok sevindim. Bu ileriye dönük önemli bir adım. Türkiye’nin 2053 yılına kadar karbon nötr olma kararı iddialı. Fransa, bu hedefe ulaşmak için hem finansal hem de teknik olarak tüm desteğini vermeye elbette hazırdır. Mali açıdan Fransa, Dünya Bankası ve Almanya ile birlikte geçtiğimiz Ekim ayında Türkiye ile imzalanan İklim Mutabakat Zaptı’nın bir parçası. Önümüzdeki üç yıl için Fransa, taahhüt edilen toplam 3 milyar 157 milyon ABD Doları üzerinden 800 milyon Euro’luk bir finansman sağlamayı taahhüt etti. Teknik açıdan, Fransız şirketleri, azaltma ve uyarlama da dahil olmak üzere, sahip oldukları teknik bilgileriyle tanınıyor ve Eylül ayındaki son JETCO toplantısında bile, Türk şirketlerinin bu alanda onlarla ortaklık yapmaya istekli olduğunu fark ettim. Bakan Riester’in söylediğini tekrar etmek zorundayım: Nerede ihtiyaç duyulursa ve koşullar ne zaman karşılanırsa, Fransız Hükümeti kazan-kazan ilişkisi için bu tür bir işbirliğini mali olarak desteklemeye hazır!

“AFRİKA ZİRVESİ, AVRUPA-AFRİKA İTTİFAKI İÇİN FIRSAT”

● Türkiye’yi de ilgilendiren 17-18 Şubat AB-Afrika zirvesinden ne beklenmeli?

AB-Afrika Birliği Zirvesi, AB Fransa Dönem Başkanlığı ve daha genel olarak Avrupa için belirleyici bir an olacak. Ortakların her birinin egemenliğini güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir Avrupa-Afrika İttifakı çerçevesi dahilinde iki kıta arasındaki ortaklığı yenilemek için bir fırsat teşkil edecek. Yaklaşan zirve üç temel unsura dayanacak: ortak refah, güçlendirilmiş güvenlik ve iki kıta arasındaki gelişmiş hareketlilik. Bu alanların her birinde somut ve yapısal projeler ortaklaşa tanımlanacak. Zirve, Avrupa-Afrika ilişkileri için, özellikle Afrika’daki önemli sağlık, ekonomik ve iklimsel zorlukların damgasını vurduğu ve bu sorunlara çözüm bulmanın zorunlu olduğu kilit bir dönemde gerçekleşecek. AB, her bakımdan - ekonomik, ticari, fakat aynı zamanda güvenlik, resmi kalkınma yardımı ve insani yardım açısından - Afrika’nın önde gelen ortağı olduğu için baş gösteren bu çeşitli zorluklara yanıt verebilir ve vermelidir. AB ve Üye Devletleri, COVID-19 pandemisi sırasında Afrika'yı desteklemek için kitlesel olarak harekete geçti ve hem sağlık hem de ekonomi cephesinde bu desteği sağlamaya devam ediyor. AB, en savunmasız ülkelere 2022 ortasına kadar 700 milyon doz aşı göndermeyi taahhüt etti ve bunların 120 milyonu halihazırda AB Üye Devletleri tarafından Afrika’ya gönderilmiş durumda. Fransa da 38 Afrika ülkesine 37 milyon dozun ulaştırılmasını sağlayarak bu çabaya katkıda bulunuyor. AB-Afrika Zirvesi, sağlık krizi durumlarında sağlık ürünlerinin fikri mülkiyeti konusunda DTÖ’de savunulacak ortak bir tutum belirleme fırsatı da yaratabilir. Ekonomik düzeyde, zorluklardan biri özellikle Afrikalı ortaklarımızla birlikte, Afrika ekonomilerinin kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmasına ve bölgesel entegrasyona katkıda bulunan AB’nin de fon sağlayabileceği somut projeleri belirlemektir. Afrika’da bulunan tüm aktörler, bu kıtanın bahsettiğimiz zorlukların üstesinden gelmesine yardımcı olmasında olumlu bir rol oynayabilir. Ortak projeler gerçekleştirmeyi de düşünebileceğimiz ekonomik alanda rekabet doğaldır, ancak bu rekabeti bu alanla sınırlı tutmak ortak çıkarımızadır. Bu ülkelerde, her şeyden önce kalkınma ve güvenlik alanları başta olmak üzere, ortak hedefl ere doğru ilerlemek için birlikte ve Afrikalı ortaklarımızla yakın temas halinde hareket etmeliyiz.

“TİCARETTE DAHA FAZLASINI YAPABİLİRİZ”

● Fransa’nın Türkiye ile ikili ekonomik-ticari ilişkilerini değerlendirebilir misiniz? Büyükelçilik olarak ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalarınız nelerdir? Umut vadeden yeni işbirliği alanları nelerdir?

Dış Ticaret Bakanımız Franck Riester’in (geçen Eylül ayında Türkiye’ye yaptığı ziyaret de dahil olmak üzere) birçok vesileyle söylediği gibi, ticari ilişkilerin pandemiye rağmen 2020’de çok dirençli olduğu ortaya çıktı. 2021 için gelen ilk rakamlar da çok cesaret verici ve 2020’ye kıyasla bir toparlanma yaşandığını gösteriyor.

Ancak Fransa ve Türkiye daha fazlasını yapabilir ve daha fazlasını yapacağımıza kesinlikle inanıyorum. Bu bağlamda, yeni işbirliği alanlarının belirlenmesi ve doğru iş ortamının yaratılması, sadece ticari ilişkileri güçlendirmek için değil, aynı zamanda ikili yatırımları teşvik etmek için de elzemdir. JETCO’yu (Türkiye-Fransa Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu) bu konuları tartışmak için doğru yer olarak görüyorum. İşte Büyükelçiliğin de en çok dahil olduğu nokta bununla ilgilidir: JETCO toplantılarının bizzat hazırlanması ve bu kapsamda alınan kararların takibi. JETCO bünyesinde, ikili işbirliğimiz için karşılıklı olarak çok umut verici olduğunu düşündüğümüz alanlara odaklanan dört çalışma grubu bulunuyor: Tarım, Enerji, Şehircilik - Çevre ve Ulaştırma. Ve bu grupların üzerinde özellikle çalışabileceğimiz iki çapraz boyut olduğunu düşünüyorum: iklim değişikliğine karşı mücadeledeki ortak hedefimiz doğrultusunda “sürdürülebilir şehirler” ve dijital teknoloji bu alandaki hedefl erimize ulaşmamızı hızlandırabileceği için “teknoloji sektörü”.