31 °C

Gezi Parkı olaylarına ilişkin dava başladı

Gezi Parkı odaklı olaylara ilişkin, Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala'nın da aralarında bulunduğu 2'si tutuklu 6'sı firari 16 sanığın, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan yargılanmasına başlandı.

Gezi Parkı olaylarına ilişkin dava başladı

Gezi Parkı odaklı olaylara ilişkin, Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala'nın da aralarında bulunduğu 2'si tutuklu 6'sı firari 16 sanığın, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan yargılanmasına sanık savunmalarının alınmasıyla devam ediliyor.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmada, sanıkların savunmalarının alınmasına geçildi.

Tutuklu sanık Osman Kavala, 20 aydır cezaevinde bulunmasına sebep olan suçlamaların bir dizi iddiaya ve varsayıma dayalı olduğunu, somut olayların taklit edilerek fantastik bir kurgu oluşturulduğunu savundu.

Gezi eylemlerinin George Soros tarafından finanse edildiği, kendisinin de bu planlama sürecine katıldığı, provokatör olduğunun iddia edildiğini anımsatan Kavala, "Bu son derece haysiyet ve rencide edici suçlamadır. Ben 1970'li yılların sonunda ülkemizde de iç savaş anlamında şeylere şahit oldum. Hayatımın hiçbir safhasında seçimlerde oy kullanma hariç hükümet değişikliği düşüncesine yakın olmadım." dedi.

Bilimsel eserlerin yayınlanmasına destek verdiğini belirten sanık Kavala, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yer aldığını, Anadolu Kültür AŞ'yi kurmadan önce Türk-Yunan Dostluk Derneğinin kurucuları arasında bulunduğunu, bu kuruluşlar bünyesinde toplumsal kesimler arasında diyalog geliştirici projelerde yer aldığını ifade etti.



Kavala, 40 yıla yakın süredir yürüttüğü faaliyetlerle ilgili gerçekleri kamuoyuna çarpıtmadan olduğu gibi aktardığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Hiçbir zaman gizli planım, faaliyetim, bir cemaatle ilişkim olmadı. Hiçbir faaliyetimde gizlilik unsuru bulunmamaktadır. Anlaşılması zor hiçbir ifade yok. Tüm konuşmalarım aynı telefondan, tüm yazışmalarım aynı bilgisayardan yapılmıştır. Bu gizli bir şebeke yöneten kişinin davranış biçimi değildir. 20 ay önce emniyette yapılan sorguda, iddianamede yer alan iddialar bana sorulmadı. Emniyetteki sorgumda telefon görüşmeleri dinlemelerimin 2012'nin Temmuz ayında başladığını öğrendim. Dinlemeler, Gezi kitlesel olarak yayıldıktan sonra başlamıştır."

Sanıklardan Mehmet Ali Alabora ile tek temasının Gezi eylemleri başladıktan sonra iki telefon görüşmesinden ibaret olduğunu belirten Kavala, "Soros'un finansmanı Açık Toplum Vakfı ve Anadolu Kültür vasıtasıyla Gezi olaylarına aktardığım iddia ediliyor. Ancak bunu hangi örgüt aracılığıyla yürüttüğüm belirsiz." diye konuştu.

"Benim aracılığımla aktarılmış maddi bir kaynak söz konusu değildir"

İddia makamının kendisini sorgulamaya gerek duymadan, Gezi olaylarını organize ettiği kanaatine vardığını belirten Kavala, Soros aracılıyla geziye finansman aktarmasının iz bırakmadan gerçekleşmesinin imkansız olduğunu söyledi.

Kendi aracılığıyla Gezi'ye aktarılmış maddi bir kaynak olmadığını belirten Kavala, 30 Mayıs 2013'te, Mine Özerden'in kendisi arayarak gençler için gaz maskesi tedarik edilmesi önerisinden söz ettiğini belirterek, birisi hesap açarsa böyle bir girişime katkıda bulunabileceğini söylediğini, bunun Gezi parkında bulunanların gazdan etkilenmemeleri için faydalı olacağını düşündüğünü anlattı.

Gezi olaylarını konu alan bir film projesine hazırlık maksadıyla üretilmiş olduğu iddia edilen videonun ne kendisiyle ne de Çiğdem Mater ile ilgisinin olduğunu dile getiren Kavala, bu projeyle ilgili girişimin işlerini kaybetmiş gazeteciler ve televizyon çalışanları tarafından başlatıldığını ifade ederek, "Amaçlanan, gazetecilerin yönetiminde, eleştirel bir bakış açısıyla nesnel haber veren bağımsız bir medya organının kurulmasıdır." diye konuştu.

Demokratik ülkelerde yapılan protestoların iktidar değişikliğine yol açmayacağını aktaran Kavala, şunları kaydetti:

"George Soros'un şüpheliler arasında bulunmaması ve ifadesinin alınması için herhangi bir çaba harcanmaması, cezalandırılmam için tutukluluğumun devamına karar verilmesi, Gezi olaylarına katılan binlerce insanın protestosunun değersiz gösterilmeye çalışılmasından başka bir şey değil.

Hükümet yetkilileriyle konuşarak, onlarla protesto eylemlerine katılanlar arasında uzlaşma sağlamaya çalışan birisinin kaos ve kargaşa ortamı yaratarak darbeye zemin hazırlıyor olmasının nasıl bir mantıkla açıklanabileceğini anlayamıyorum. Gezi olaylarında yer alan yüz binlerce kişiden farkım olmadığını belirterek, tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum."

"Şiddetle değişimden yana olmadım"

Savunmasını yapan tutuklu sanık Yiğit Aksakoğlu da aldığı eğitimler ve katıldığı sosyal sorumluluk projelerini anlatarak, 2011'de yarı zamanlı olarak Hollanda merkezli Bernard Van Leer Vakfı'ndan çalıştığını, 2012'de vakfın Türkiye temsilcisi olduğunu, bu nedenle vakfın o tarihteki yöneticilerinden Marc Mataheru ile irtibatı bulunmasının normal olduğunu söyledi.

Aksakoğlu, tutuklanmasından birkaç hafta önce Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile bir proje için görüştüğünü, Şahin'in iddianamede mağdur olarak yer aldığını belirterek, uzmanlığı kapsamında çok çeşitli çalışmalara destek verdiğini, bunlardan birinin de zorunlu askerlik sırasında yurttaşların uğradığı kötü muameleye ilişkin olduğunu söyledi.

Bu çalışmalar kapsamında dönemin Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'la da görüştüklerini anlatan Aksakoğlu, Yılmaz'ın da iddianamede mağdur olarak yer aldığını anlattı.

Şiddetle değişimden yana olmadığını ancak hep değişimden yana olduğunu aktaran Aksakoğlu, bunun için vakıflarla ve derneklerle çalıştığını ifade etti.

"Gezi'ye gittim, gördüm, geldim ama bir gece bile yatmadım"

Aksakoğlu, Gezi'yle ilgili sadece bir toplantı yaptıklarını ve Gezi olaylarında nelerin neden olduğunu akademisyenlerle konuştuklarını söyledi.

Toplantıda kolaylaştırıcılık yaptığını anlatan Aksakoğlu, şöyle devam etti:

"Kolaylaştırcılık, moderatörün büyük gruplar için olanıdır. Ne kolaylaştırıcılık ne de toplantı yapmak suçtur. Bu toplantı, Gezi'den sonra gerçekleşen yüzlerce toplantıdan sadece biri. Gezi olaylarını Anadolu'ya yaymaya ve derinleştirmeye çalıştığımız iddia ediliyor. 2,5 milyonun katıldığı eylemleri ben mi organize ettim. Madem öyle 6 yıldır ne bekliyorlardı? Anadolu Kültür ya da Açık Toplum Vakfıyla bir ilişkim yok. Olması da suç değil. Gezi'ye gittim, gördüm, geldim ama bir gece bile yatmadım. Gezi'yle ilgili bir Tweetim bile yok. Koca Gezi'yi organize etmişiz bir tane WatsApp grubumuz yok. Böylesi toplumsal bir olayla ilgili elimde bir fotoğrafım yok. Neden 220 gündür tek başıma bir hücrede tutuluyorum, neden ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyorum?"

Aksakoğlu, tahliyesini ve beraatini talep etti.

Duruşmaya tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediliyor.

Kaynak: AA

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap