25 °C

Kalın'dan kıdem tazminatı açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Kıdem tazminatı fonuyla ilgili devam eden çalışma var. İlgili paydaşların da görüşleri alınacak. Şu anda bu süreç devam ediyor. Endişe verici bir durumun olmadığını ifade etmek isterim." dedi.

Kalın'dan kıdem tazminatı açıklaması

Kalın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

"Nihai karar Yüksek Seçim Kurulunundur"

Toplantıda seçim konusunun gündeme geldiğini, detayların ise sunumlar bittikten sonra yapılacak özel oturumda ele alınacağını anlatan Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımız da açılış konuşmasında bu seçimlerin başarıyla gerçekleşmiş olmasından, herhangi bir güven zaafına yol açmadan tamamlanmış olmasından duyduğu memnuniyeti ifade ettiler ve bundan sonra 2023 hedeflerine kenetlenerek el birliğiyle Türkiye toplumunun bütününü hedefleyen bir ittifak ile çalışmalarımıza devam edeceğimizin altını çizdiler." diye konuştu.

Kalın, kabinenin yoğun bir gündemi olduğunu ve ilgili bakanlıkların alanlarında çalışmalarını yoğun şekilde sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim sonuçlarına yönelik bir ön değerlendirmesi olduğunu dile getiren Kalın, seçimlerin millet için hayırlı olması temennilerini iletti.

Kalın, "Bu seçimler, aslında AK Parti'nin aldığı oyu, Cumhur İttifakı'nın aldığı oyu dikkate aldığınızda Cumhurbaşkanımıza olan güvenin tekrar teyit edildiğini bir kez daha göstermektedir." dedi.

Seçim sonuçlarıyla ilgili İstanbul başta olmak üzere bazı yerlerde hukuki süreçlerin devam ettiğini belirten Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımızın daha önce de ifade ettiği gibi nihai karar Yüksek Seçim Kurulunundur. Hukuki yolların tüketilmesinin ardından Yüksek Seçim Kurulunun vereceği karar da nihai olarak bizim temel kabulümüz olacaktır. Böylece milletin iradesi sandığa yansıdığı şekliyle de siyasi ve hukuki bir kimlik kazanacak, bağlayıcı hale gelmiş olacaktır. Yapılan itirazlar bu ikisi arasında, yani sandığa giden seçmen ile onun iradesinin olduğu gibi yansıtılması arasında yaşanmış olan muhtemel ihlalleri, hukuksuzlukları, kasıtlı veya kasıtsız yanlışlıkları ortaya çıkartmayı hedeflemektedir." değerlendirmesinde bulundu.

"Güvenli bölge fiilen aslında oluşmuş durumda"

Daha önce güvenli bölge ya da tampon bölge gibi konular gündeme geldiğinde bunun pratik olmadığı, uygulamasının zor olacağı, bu bölgelerde kimlerin olacağı gibi çeşitli sorular ve şüphelerin gündeme geldiğini hatırlatan Kalın, şunları kaydetti:

"Bu bölgeye baktığınızda, İdlib'de, Afrin'de ve Cerablus'a kadar olan aslında Münbiç'e kadar olan Türkiye Suriye sınırı içerisinde bugün güvenli bir bölge fiilen aslında oluşmuş durumda. Burada ne PKK terör örgütü vardır, burada ne DEAŞ terör örgütü vardır ne de rejim unsurları vardır. Burada yerel halk kendi imkanlarıyla ve Türkiye'nin desteğiyle bizim de ve uluslararası toplumun da desteklediği hür Suriye ordusu ve diğer Suriyeli unsurlarla kendi yönetimini sağlamakta, kendi ekonomisini yönetmekte, kendi iç dinamikleriyle bu bölgeyi güvenli bir şekilde yönetmeye devam etmektedir. Aslında bu bile kendi başına büyük bir başarı."

Bu bölgelere Türkiye'den dönen mülteci sayısının 350 bini aştığını belirten Kalın, "Yani Suriye savaşı boyunca yaklaşık 8 yıldır devam eden bu savaş boyunca bu yoğunlukta geri dönüşün olduğu bir başka bölge de yoktur. Bu da aslında Türkiye'nin izlediği politikanın ve sahadaki uygulamalarının başarısını göstermesi açısından özellikle not edilmeli." ifadelerini kullandı.

"Kıdem tazminatı endişe edilecek bir durum yok"

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın kabine üyelerine Kıdem Tazminatı Fonu'na ilişkin bir sunum yapıp yapmadığı ve bu konuda nasıl bir yol haritası çizileceğine ilişkin soru üzerine Kalın, kabine toplantısında böyle bir sunum yapılmadığını söyledi.

Bu konuda Albayrak ile görüştüğünü, Kıdem Tazminatı Fonu'yla ilgili geçmişten beri devam eden bir çalışma olduğunu hatırlatan Kalın, Bakan Albayrak'ın da bu çalışmaya atıf yaptığını ve ilgili bütün paydaşlar ve başta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıkların katkıları ve mutabakatıyla bir hazırlığın yapıldığını ifade ettiğini bildirdi. Kalın, şöyle konuştu:

"İşçi, işveren çevrelerimizin tedirgin olmasını gerektirecek bir durum söz konusu değil. Bu fonu en efektif bir şekilde nasıl kullanabiliriz sorusundan hareketle bir çalışma yapılıyor. İlgili paydaşların da tabii ki görüşleri alınacak. İlgili bakanlıklarımızın, kurumlarımızın da katılımı sağlanacak. Mutabakat temin edildikten sonra konu Cumhurbaşkanımıza arz edilecek. Yani şu anda bu süreç devam ediyor. Detaylar netleştikçe ilgili kurumlarımız paylaşacaktır. Bununla ilgili endişe verici bir durumun olmadığını özellikle ifade etmek isterim."

"Çeyrek dönemlik bir talip ve raporlama süreci olacak"

Üçüncü 100 günlük eylem planının ne zaman hazırlanacağına ilişkin soruya Kalın, şu yanıtı verdi:

"Bundan sonra bu yöntemi biraz değiştiriyoruz.100 günlük Eylem Planı ya da İcraat Programı açıklaması modelinden şöyle bir döneme geçiyoruz; çeyrek dönemlik bir takip ve raporlama süreci olacak. Yani her bir çeyrekle ilgili birimlerimizin yaptığı çalışmalar raporlanacak, Cumhurbaşkanımıza arz edilecek, Cumhurbaşkanımız da bu veriler ışığında ve bundan sonra yapılacak çalışmaları, yılda iki defa temmuz ve ocak aylarında bizzat kendisi açıklayacak. Her 100 günde bir eylem planı açıklamak yerine Sayın Cumhurbaşkanımız yapılan bu çalışmaları özetleyen, hülasa eden ama önümüzdeki dönemde de 3-6 ayda yapılan çalışmaları da ihtiva eden sunumlarını gerçekleştirecekler."

Kalın, ABD ile devam eden F-35 ve Patriot görüşmelerine ilişkin devam eden müzakerelerde gelinen aşamanın Türkiye'nin beklentilerine cevap verip vermediğine yönelik soru üzerine, bu hafta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın, kendisinin ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın da bu konuda temasları olduğunu, mevkidaşlarıyla bu konuyu görüştüklerini anımsattı.

S-400'lülerin alınması halinde Türkiye'ye birtakım yaptırımların uygulanacağına, F-35 programının dışına çıkartılacağına ve Patriot satışlarının engelleneceğine dair ifadelerin ABD makamları tarafından yapıldığını belirten Kalın, şöyle devam etti.

"Türkiye'ye dönük bu tür öncelikle tehdit, şantaj yahut yaptırım dilinin ters tepeceğini açık bir şekilde ifade ettik. İkili ilişkilerimizin dayanması gereken temel ilkeler karşılıklı çıkarların korunması, karşılıklı güven, ortak değerler ve ortak hedefler üzerine inşa edilmelidir. Bunun dışında tek taraflı, dayatmacı söylemleri tabii ki kabul etmemiz mümkün değil. Burada 'S-400'ler alınırsa F-35'lerle ilgili hassas bilgilere erişim olur, bu da F-35 programını tehlikeye sokar.' şeklindeki argümana karşı da bildiğiniz gibi Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, NATO toplantısı vesilesiyle Washington'da bulunduğu sırada bir teknik heyet kurulması teklifinde bulundu. Bu teknik heyet uzmanlardan oluşacak, NATO şemsiyesi altında böyle bir riskin olup olmadığını detaylı bir şekilde inceleyecek. Bizim bu teklifimiz, bu konunun bütün boyutlarıyla aydınlatılmasını amaçlıyor."

"Türkiye'nin S-400 kararı bir gecede verilmiş bir karar değildir"

Türkiye olarak parçası oldukları F-35 programının bir üçüncü ülke tarafından tehlikeye atılmasını veya bir başka savunma sistemi tarafından riske edilmesini istemeyeceklerini ve kabul etmeyeceklerini vurgulayan Kalın, bu riskleri analiz edecek bir çalışmanın yapılması gerektiğini ifade etti. Ancak bu çalışma yapılmadan, bu sonuçlara varılmasının doğru olmayacağının altını çizen Kalın, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin S-400 kararı bir gecede verilmiş bir karar değildir. Biz bunu da çeşitli vesilelerle her seviyede ifade ettik. Bundan sonra da ifade etmeye devam edeceğiz. Türkiye F-35 teknolojisinin bir ortağıdır, ortağı olmaya da devam edecektir. Biz, F-35'lerin sadece bir müşterisi ya da alıcısı değiliz. 10 ülke ile birlikte o projenin ortaklarından birisiyiz. Şu ana kadar yaptığımız yatırımlar var, buradan doğan hukuki haklarımız var. Bu teknolojiyi elde etmek, bunun bir parçası olmak da bizim hem öncelikli hedeflerimizdendir hem de en doğal hakkımızdır. S-400 meselesinin aslında merkezinde yer alan teknoloji transferi konusunda da bizim beklentimiz tabii ki müttefiklerimizin öncelikli olarak bu yolun önünü açmalarıdır. Yani NATO şemsiyesi altında, ikinci NATO'nun en büyük ordusu olarak, operasyonlara katılan, ittifaka destek veren, her tür riski alan, maddi katkı yapan Türkiye'nin, teknoloji transferi konusunda dışlanması elbette kabul edilemez."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde çok ciddi mesafeler katettiğine dikkati çekerek, bu sürecin devam edeceğini vurguladı.

Türkiye'nin bu alanda daha da güçlenmesini istediklerini dile getiren Kalın, "Egemen bir devlet olarak da hangi ülkeden hangi sistemi alacağımıza da Türkiye olarak biz karar veririz ama bunu yaparken tabii ki müttefiklerimizle iş birliği içerisinde hareket etmek isteriz. Onlardan alacağımız teknolojinin bir başka sistem tarafından tehdit edilmesini ya da riske girmesini elbette istemeyiz." dedi.

"Ya o, ya bu" şeklinde dayatılma yapılmasının da kabul edilebilecek bir durum olmadığının altını çizen Kalın, bu meseleyi çözmek için müzakerelerin devam edeceğini söyledi.

Konunun yaptırım ve tehdit gibi mecralara kaymaması, mevzuyu karşılıklı güven, ortak hedefler ve çıkarlar çerçevesinde çözme temennisini dile getiren Kalın, "Kongrenin perspektifinin ya da uygulamayı öngördüğü kanunların dışında Amerikan Başkanı'nın da bir dizi yetkisinin olduğunu, buralarda belki bunların devreye girebileceğini, bu süreç içerisinde başka ara formüllerin bulunmasıyla ilgili de çalışmaların yapılabileceğini de ifade ettik, bunların da takipçisi olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Kalın, "Kabine'de bir revizyon öngörülüyor mu?" sorusuna, "O konu Cumhurbaşkanımızın uhdesindedir, takdirler kendisine aittir. O konuda benim bir spekülasyonda bulunmam doğru olmaz." şeklinde konuştu.

"YSK'nin kararı nihai karardır"

Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Başkanlığı mazbatasını aldığı hatırlatılarak, hükümet tarafından meşru başkan olarak görülebilmesi için YSK'deki sürecin tamamlanmasının beklenip beklenmeyeceğine dair soruya da Kalın, şu yanıtı verdi:

"YSK'nı kararı nihai karardır ama hukuki süreç, itirazlar devam etmektedir. AK Parti ve MHP, İstanbul'da seçimlerin yeniden yapılması için bir olağanüstü başvuruda da bulunmuştur. Şu anda YSK bununla ilgili değerlendirmesini yapacak, vereceği karara göre süreç devam edecek. Dolayısıyla burada hukuki süreçlerin kullanılması, sonuna kadar tüketilmesi her partinin en demokratik hakkıdır. Tersi olsaydı bu kadar az bir farkla Cumhur İttifakı'nın adayı kazansaydı, Millet İttifakı'nın adayı da muhtemelen benzer bir itirazda bulunacaktı YSK'ya. Bunu da gayet normal, demokratik bir hak olarak görecektik. Bir gecikme, hak gaspı olarak hiçbir şekilde görmeyecektik. Burada da Cumhur İttifakı'nın böyle bir itirazda bulunması partilere ve adaylara tanınmış doğal, demokratik bir haktır. Bunlar tüketilir, tamamlanır, bunlar bittikten sonra YSK'nin vereceği karar bizim için de nihai karardır. O zamana kadar mazbatasını alan başkanlar başkanlıklarına devam ederler ama farklı bir durum söz konusu olursa da hukuki süreç neyi gerektiriyorsa o süreçler işletilir."

"657 ile ilgili bir değişiklik yok"

İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Memur-Sen Konfederasyonu Uluslararası İşin Geleceği, Tehditler ve Fırsatlar Konferansı'ndaki konuşmasında 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'yla ilgili açıklamaları konusundaki bir soru üzerine, "657 ile ilgili bir değişiklik öngörüsü, tasarısı şu anda gündemde yok." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın buna ilişkin açıklamalarını hangi bağlamda söylediğini hatırlatmakta fayda bulunduğuna işaret eden Kalın, şöyle konuştu:

"Yeni başkanların göreve gelmesiyle başka partilerden, keyfi uygulamalar olması halinde, haklı olarak belediyelerde çalışan işçilerimizin ya da memurlarımızın birtakım endişeleri olmuş olabilir. Bunlar tabii ki dile getiriliyor. Kendisi de bu konuşmayı Memur-Sen'de yaptı. Dolayısıyla burada onların bir yasal güvence altında olduğuna dikkati çekti Sayın Cumhurbaşkanımız. Bu aslında çok önemli bir mesaj çünkü yönetimler değişebilir ama devlette süreklilik esastır. Keyfi uygulamalarla işini doğru yapan, kanunen de o görevde bulunan hak ve hukuk açısından da herhangi bir eksiği olmayan kişilerin böyle bir endişe ve korku içinde tabii ki olmaması gerekir.

Yeni gelen başkan, hangi partiden olursa olsun önemli değil, ne tarafa doğru el değiştirmiş olursa olsun belediye, orada çalışan insanların da gönül huzuruyla devletine hizmet etmeye devam etmesi gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımızın dikkat çektiği nokta budur. Böyle bir şeye tevessül etmeleri halinde bunun yasal güvencesi vardır, bu da 657'dir. Bunu herkese hatırlatmakta fayda var."

İşsizlik rakamları

İbrahim Kalın, basın mensuplarının işsizlik rakamları ile ilgili sorusu üzerine, ekonomik birimlerin çalışmalarına devam ettiğini dile getirdi.

Yılın ilk çeyreğinde hizmet sektörünün de daha tam olarak devreye girmemesi nedeniyle zaman zaman rakamların biraz daha yüksek olabildiğine dikkati çeken Kalın, "Yıl içindeki toplama da bakmak lazım ama Türk ekonomisinin bünyesinin sağlam olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim." şeklinde konuştu.

Cari açık dengesinde çok ciddi bir iyileşmenin olduğunu vurgulayan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Önümüzdeki dönemde turizm sezonu tekrar hızlanıyor, yeni hedefler konuldu ve bu hedefler çerçevesinde turizm sektöründen çok ciddi gelir elde etmeye başlamış bulunuyoruz. Yatırımlar konusunda tasarruf tedbirlerine rağmen önemli yatırımlar hala devam ediyor. Yabancı sermayenin Türkiye'ye ilgisi yoğun bir şekilde devam ediyor. Dolayısıyla dönem dönem 'Türkiye'de bir ekonomik kriz var, tekrar inişe geçildi' gibi felaket senaryolarının çizildiğini, yazıldığını görüyoruz. Bunlar hep boşa çıktı."

Geçen 10 yılda, 2007-2008 küresel finans krizinden beri, "Türk ekonomisi patlamak üzere, çökmek üzere, iflas etmek üzere, firmalar kapanacak, işsizlik sokaklara dökülecek" gibi senaryoların yazıldığını belirten Kalın, bunların hiçbirisinin gerçekleşmediğini, alınan tedbirlerle bunların önüne geçildiğini anımsattı.

Son 10 ayda iki seçim yapıldığına işaret eden Kalın, "Seçim dönemlerinde ister istemez piyasalar etkilenir ama buna rağmen ne döviz endeksinde beklendiği gibi büyük patlamalar ya da büyük sapmalar oldu ne büyüme hedeflerinde büyük sapmalar oldu. Bu fotoğrafı, bütünlüğü içerisinde görmekte fayda var. Bu işsizlik olsun, enflasyon olsun diğer konularda da tabii ki gerekli iyileştirmeleri yapmak için ilgili birimlerimiz çalışmalarına bundan sonra da devam edecekler." değerlendirmesinde bulundu.

"Beklentimiz, Trump'ın Türkiye'yi ziyaret etmesi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD'ye, ABD Başkanı Trump'ın da Türkiye'ye herhangi bir ziyaretinin söz konusu olup olmayacağı sorusunun yöneltildiği İbrahim Kalın, şöyle konuştu:

"Şu anda Cumhurbaşkanımızın Washington'a planlanan bir seyahati yok fakat kendisinin sıra orada olduğu için ABD Başkanı'na ilettiği bir daveti söz konusu. Daha önceki görüşmelerimizde benim de mevkidaşlarımla yaptığım görüşmelerde bu konuyu gündeme getirmiştik. Beyaz Saray da 'buna olumlu baktığını, 2019 yılı içerisinde bu ziyaretin olabileceğini' ifade etmişlerdi ama bugün itibarıyla bizim bu ziyaretimizden sonra da kesinleşmiş bir gün, tarih şu anda yok, olursa paylaşırız. Bizim beklentimiz, Sayın Trump'ın Türkiye'yi bu yıl içerisinde ziyaret etmesi olacaktır."

"Yeni askerlik sistemi"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, soru üzerine, Milli Savunma Bakanlığının yeni askerlik sistemiyle ilgili kanun taslağını büyük oranda hazırlandığını, bugün bu konuya ilişkin daha önce bir sunum yapıldığından detaylı bir müzakerede bulunulmadığını bildirdi.

İbrahim Kalın, yeni askerlik sistemine ilişkin, "Bu tabii ki AK Parti grubu tarafından Meclis'e sevk edilecek. Orada da bu tabii komisyonlarda çalışıldıktan sonra kanun haline gelecek. Onunla ilgili hazırlıklar, daha önce açıklanan ana çerçeveyi esas alacak şekilde taslak büyük oranda hazırlandı ve Meclis açıldığında da bu gündeme gelecek." dedi.

Kaynak: AA