Kaliteli yargıyla milli gelir 5-6 kat artabilir

Türkiye’nin hukukun üstünlüğü endekslerinde puanının son yıllarda eridiğini söyleyen Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün, buna paralel milli gelirin de düştüğüne dikkat çekti. Gün, “Türkiye, kaliteli bir yargı ile hukukun üstünlüğünü sağladığı takdirde milli gelirini kısa zamanda 5-6 katına çıkarabilir.” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Merve YİĞİTCAN / İSTANBUL

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün, “Türkiye’de milli geliri artırmak için, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü şart” derken, dernek olarak hazırladıkları “A’dan Z’ye Yargı Reformu” kitabını kamuoyuyla paylaştı.

Sürdürülebilir kalkınmanın iyi yargı sistemi ile sağlanabileceğini savunan Gün, gelişen ekonomilerin, dünya ekonomisinden aldığı payı yıllar içinde artırırken, Türkiye’nin geride kaldığını söyledi.

Kişi başı gelir eridi

Uluslararası hukukun üstünlüğü endekslerinde Türkiye’nin puanının son yıllarda 0.80’lerden 0,20’lere düştüğüne dikkat çeken Gün, “Buna paralel olarak kişi başı milli gelirimiz 12 bin 500 dolar seviyesinden 2020’de 8 bin 500 dolar seviyesine geriledi.

Türkiye’nin dünya ekonomisinden daha yüksek pay alması, milli geliri orta gelir seviyesinden yukarıya çıkarması ve halkın refahını hızla artırması için Türkiye’nin halletmesi gereken en önemli meselesi yargıdır.” diye konuştu.

5-6 kat gelir artışı olur

Kaliteli yargı hizmetleri ve hukukun üstünlüğü ile güvenceye alınan iyi ve istikrarlı devlet yönetiminin refah artışı anlamına geldiğine değinen Gün, Türkiye’nin kaliteli bir yargı ile hukukun üstünlüğünü sağladığı takdirde milli gelirini kısa zamanda 5-6 katına çıkarabileceğinin altını çizdi.

Gün, sözlerine şöyle devam etti: “Hazırladığımız kitapla önerilen model, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve demokrasi endekslerinde dünyanın en ileri 10-20 ülkesi arasına girmesini sağlayacaktır. Bu ilerlemeler; Türkiye’nin uluslararası imajını, yatırımcı güvenini güçlendirecek, doğrudan yatırımları çekecek ve Türkiye’nin değer yaratma ortamını iyileştirecektir. Böylelikle Türkiye, dünyanın en ileri 10 ila 20 demokrasi ve ekonomisi arasına girecek, ekonomisi gelişecek, kişi başı milli gelir kısa sürede 25 bin dolar seviyesine ve üzerine çıkacaktır.”

‘Uyumlu eylemsizlik’ eleştirisi

Türkiye’nin yargı sorununu yeteri kadar ustalıkla tartışamadığını söyleyen Gün, siyasilerin hukukun üstünlüğü konusundaki tavırlarının sorunlu olduğunu ileri sürdü.

“Yargının sorunları ya hiç yokmuş ya da iktidar değişirse kendiliğinden bitecekmiş gibi davranıyorlar. Sorunları irdelemek, gerçekçi ve kalıcı çözümler üretmek için yeterli çaba göstermiyorlar. Çözümü aşikâr olan sorunlarını çözmemek; yargıyı görevini yapamaz halde tutmak konusunda sanki anlaşmış gibiler” diyen Gün, siyasilerin bu tavırlarını ‘uyumlu eylemsizlik’ olarak eleştirdi.

2023 seçimleri fırsat

Yargı sorununun sadece Türkiye’de değil farklı ülkelerde de farklı seviyelerde var olduğunu kaydeden Gün, popüler liderlerin yargıyı giderek bağımlı hale getirdiğini, muhalefetin yargıyla ilgili verdiği sözlerin altlarının çok dolu olmadığını, yargının siyasallaştığını ve güven kaybettiğini ifade etti.

2023’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Türkiye için iyi bir fırsat olduğunu ifade eden Gün, kıran kırana geçecek mücadelede siyasilere yargı reformu konusunda yapılacak baskıyla önerilen yeni yargı modellerinin hayata geçebileceğini kaydetti.

Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü konusunda vatandaşın bunu talep etmesinin öncelikli olduğunu kaydeden Gün, aynı zamanda kanaat önderlerine, sivil toplum kuruluşlarına ve medyaya büyük iş düştüğünü dile getirdi.

Yargı hizmetleri, güvenlik ve sağlık kadar önemli

Yargı teşkilatının bağımsız olması ve yargının vereceği hizmette bağımlılıkların ortadan kaldırılması gerektiğini kaydeden Mehmet Gün, “A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu” kitabında yargının da denetime gidebilmesi için ‘Adalet Yargı Mahkemesi’ modelini sunduklarını söyledi.

Yargı hizmetlerinin güvenlik ve sağlık kadar önemli olduğunu bildiren Gün, “Tütün üretiminde bile devlet içinde çok iyi bir teşkilatlanma varken, yargı hizmetlerinin düzenlendiği güçlü bir teşkilatın olmaması sıkıntı. Bu düzenlemeleri yapacak bir ‘Adalet Yüksek Kurumu’ tasarladık. 90 üyeli olmasını öngördüğümüz bu kurulu oluştururken toplumun tüm paydaşlarının temsil edilmesine dikkat ettik.” dedi.

Hukuk Şurası oluşturulmalı

Yargıda bir ‘hukuk şurası’ oluşturulması ve bunun daimi hale getirilmesi gerektiğini düşündüklerini belirten Gün, ayrıca yetkin insanların meslekte geçişini düzenleyecek yeknesak bir kariyer programı da tasarladıklarını kaydetti. Hukukun üstünlüğü konusunda en büyük söylemlerin avukatlar tarafından yapıldığını, çünkü meslek kuruluşları olduğunun altını çizen Gün, “Hakimler bu söylemleri yapamıyorlar. Çünkü meslek kuruluşları yok. Görevini yerine getiren bir hakimin, görevini yerine getirdiği için yerinin değiştirilmesine kim ses çıkarabilir? Bu nedenle bir ‘Hakimler Odası’ önerisi getirdik.” diye konuştu.