Kılıçdaroğlu: Merkez Bankası’nın kasası eksi 53 milyar 200 milyon dolar

"‘Merkez Bankası’nın rezervi 109 milyar dolar oldu, yakında 115 milyar dolar olacak’ dedi, devleti yöneten kişi. 6,5 milyar da IMF’den gelecek, ama IMF’yi söyleyemiyor." diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “SWAP’la başkasından almış, kendi kasamıza koymuşuz. Bu para bizim paramız değil. Gerçekte Merkez Bankası’nın kasası eksi 53 milyar 200 milyon dolar.” açıklaması yaptı.

ANKA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’nın Keçiören ilçesinde muhtarlar, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, Ihlamur Kasrı’nda gerçekleşen toplantıda gündemi değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları kaydetti:

“Devleti yöneten kişi milletten toplanan vergilerin hesabını, millete vermek zorundadır. Buna biz, devlette saydamlık, devlette şeffaflık diyoruz. Demokrasinin temel kuralı budur. Zaman zaman sorarım, şehir hastaneleri, otobanlar, havaalanları yapıyor, güzel. Ben bir şey soruyorum, yaptınız kaça yaptınız? Benim bilmeye hakkım var, çünkü o parayı ben ödüyorum. Çiftçinin, ev kadınını da bilmeye hakkı var. Demokrasinin temel kuralında devlet sırrı olmaz. Dünyada böyle bir demokrasi örneği yok. Bizler vergi veriyorsak, vergi harcayan kişi de bize hesap verir.

Şöyle bir ülke düşünün, o ülkenin İçişleri Bakanı çıkıyor açıklama yapıyor. Diyor ki ‘Bir siyasetçiye her ay 10 bin dolar rüşvet veriliyor’. Rüşvet suçtur. Bunu ben söylesem, muhtar söylese, sivil toplum kuruluşu başkanı söylese ‘Ya nereden bilecek’. Bunu devleti yöneten İçişleri Bakanı söylüyor. Kim bu adam, rüşvet alan siyasetçi kim? Ahlaksız birinin de TBMM’de yerinin olmaması lazım. Kul hakkı yiyorsa, rüşvet alıyorsa, bunun ortaya çıkarılması. Savcının derhal harekete geçmesi lazım. Geçiyor mu, geçmiyor. O zaman şunu soracağız, Türkiye Cumhuriyeti adaletle yönetiliyor mu? Türkiye Cumhuriyeti Devleti doğru yönetiliyor mu, erdemle yönetiliyor mu, yönetilirken vatandaşın hakkı, hukuku korunuyor mu? Bunlar olmuyor.

Söylediğim sadece 10 bin dolar, bir de 128 milyar doları düşünün. Bizim paramız, Merkez Bankası’nda, kefen paramız. Nereye gitti, kime sattın, kaça sattın belli değil. Soruyoruz bunu, afiş asıyoruz, indiriyorlar ‘Efendim bunu soramazsınız.’ Ya 1 lira değil, 10 lira değil, 100 lira değil. 128 milyar dolar, hala bilen yok. ‘Vatandaşın cebinde’ diyorlar. Esnafa, sanayiciye, vatandaşa sordu; yok. Nerede bu para ve kimlere verildi?

“Merkez Bankası’nın kasası ekside”

‘Merkez Bankası’nın rezervi 109 milyar dolar oldu, yakında 115 milyar dolar olacak’ dedi, devleti yöneten kişi. 6,5 milyar da IMF’den gelecek, ama IMF’yi söyleyemiyor. 115 milyar dolar, kimin parası, benim param mı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin parası mı? Katar, Çin, Güney Kore, IMF’den borç almışız. Getirmişiz, Merkez Bankası’nın kasasına koymuşuz, ekonomideki adı SWAP’la başkasından almış, kendi kasamıza koymuşuz. Bu para bizim paramız değil, başkalarının parası. Gerçekte Merkez Bankası’nın döviz rezervi nedir? O rakamı da söyleyeyim. Eksi 53 milyar 200 milyon dolar. Devleti yöneten kişilerin halka doğruları söylemesi lazım.

“Bir saatte 2 milyon 400 bin dolar faiz”

Dünyada döviz bolluğu var. Almanya eksi faizle borçlanır. Bazı ülkelerde yüzde 1’dir, 1000’de yarımdır. Biz, dünyanın en yüksek faizini ödeyen ülkelerden biriyiz. Niye? Hangi gerekçeyle? Faizi siyasetçi mi ödüyor, bizler ödüyoruz, hep beraber. Londra’daki tefecilere ödediğimiz faiz bir ayda 1 milyar 800 milyon dolar, bir günde 57 milyon 800 bin dolar, bir saatte 2 milyon 400 bin dolar faiz ödüyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Niye ödüyoruz? Son 18 yılda ödediğimiz faiz 187 milyar 588 milyon dolar. Neden bu kadar yüksek faizleri vatandaştan toplayıp, onlara veriyoruz.

“En tepedeki söylüyor”

Bütün komşularımızla barış içinde olmak zorundayız. İlişkilerimizi büyütmek ve geliştirmek zorundayız… İlişkilerimizi iyi bir zeminde götürmek zorundayız. Bakınız 3 milyon 600 bin Suriyeli var resmi kayıtlara göre, gayrı resmi kayıtlara göre 5 milyon Suriyeli var. Resmi açıklamaya göre 40 milyar dolar harcamışız bu insanlara. Bu insanlar ne olacak? Bu yetmedi şimdi Afganistan’dan geliyor. Üstelik binlerce kilometre aşarak geliyor. İran’dan aşarak geliyor. Bir kişi, 100 kişi değil. Suriye’deki gibi kadın, yaşlı, çocuk da değil. Hepsi cepheden gelmiş gençler… Şu söz bana ait değil, Erdoğan’a ait: ‘Finansmanı iyi yönettiğimiz için mültecileri Türkiye’ye alıyoruz, daha da almaya devam edeceğiz.’ Kıyameti kopardım, sen Türkiye’yi nasıl mülteci deposu yaparsın. Parti sözcüsü açıklama yapıyor, ‘Mülteci almayacağız.’ Ya seni kim takar, en tepedeki söylüyor.

“Biz parasını verelim onlar katlansın”

Biz üçüncü sınıf bir ülke miyiz? Beyler rahat etsin diye bütün sıkıntıyı biz mi çekeceğiz. Para veriyorlar külfete katlanın diyorlar. Biz parasını verelim onlar katlansın…. Bu ırkçılık değildir. Allah’ın yarattığı en değerli varlık insandır, insana saygı duyarım. Ama benim ülkemde izlenen yanlış politikalarla hem sığınmacılar mahvoluyor hem biz mahvoluyoruz. Adamlar, ‘burada kalmayacağım, Avrupa’ya gideceğim’ diyor, biz burada tutuyoruz… Bazen sığınmacılara kızıyoruz, niye kızıyoruz, onları günahı yok ki. Onlara kapıyı açana, izin verene kızacaksın… Binlerce Afganlı Türkiye’ye nasıl geldi, izin vereni suçlamamız lazım. Para için bunları yapıyorlar. Hazine tam takır, onları getirin biz burada yapılım.

Bir yerde terör varsa insan hakları bağlamında eleştirirsin ama terörü İslam’la bağdaştırmak olmaz. Bir yerde terör varsa üzerine gidersin, yakalarsın. Terörü İslamofobi olarak tanımlarsan doğru değil. Batılı siyasetçilerin buna dikkat etmesi gerektiğini ısrarla vurguluyorum.

Şimdi sanayici, birisi benim mal varlığıma çökerse diye yatırım yapmıyor. Birinci kural adaleti sağlamamız lazım. Bütün ekonomi politikalarını üretime yöneltmemiz lazım. 10 milyon kişi, 1 milyon üniversite mezunu işsiz. Buğday, makarna, mercimek dışarıdan. Türkiye’de toprak, su, tohum mu yok? Ayçiçeği hasadı başladı Trakya’da, asgari fiyatı 6,5 lira olması lazım. Ne yapıldı, ‘Dışarıdan getireceğiz ayçiçeğini, gümrük vergilerini de sıfırlayacağım’. Çiftçi nasıl rekabet etsin, ne oluyor ekemiyor. Dışarıdan getirdiğin çiftçi kendi ülkesinde teşvik alıyor, bir de ihraç ediyor. Bizimki vergi ödüyor, bir de dışarından ürün geliyor.

Dış politikayı barış üzerine inşa etmek zorundasınız, kavga üzerine değil. Allah nasip eder, sizler de destek verirseniz; mülteci sorununu çözmeye kararlıyım. En geç 2 yıl içinde, mülteci sorununu çözmekte kararlıyım. Onların evini, yolunu, kreşlerini, okullarını; yapıp diyeceğiz ki evini, yolunu, hastaneni yaptık. Parayı nereden bulacağız, gideceğiz Avrupalılara, o zaman destek vereceksin. Gaziantep’teki sanayicilere gidin fabrika kurun diyeceğiz, sizi teşvik ediyoruz. Esat ile görüşeceğiz. Kardeşim buraya gelen, kendi vatanına gelen vatandaşlardan bir kişinin bile burnu kanamayacak. Onların güvenliğini gerekirse siz, gerekirse biz beraber sağlayacağız. Bir kişinin bile burnu kanamayacak. Suriye, Mısır’da hemen büyükelçiliği açacağım. Allah nasip ederse bunların tamamını yapacağız. Devleti yönetecek kişini mal varlığı dolayısıyla egemen güçler tarafından tehdit edilmemesi lazım. Bir kişi mal varlığı dolayısıyla tehdit ediliyorsa, o kişinin Türkiye’ye vereceği yoktur.

 “Bu soygun düzenine son vereceğiz”

Sizin sırtınızdan devleti soyanlar var. Biz bunlara 5’li çete diyoruz. Otoyol yaptın, kaça yaptın belli değil. Milletin cebinden 5 kuruş çıkmayacak, milletin cebinden milyar dolarlar çıkıyor. Onları kamulaştıracağız… Bu soygun düzenine son vereceğiz. 27,5 yılımı devlete verdim. Siyasete girdiğim gün karamın yüzüğü dahil bütün mal varlığımı internet siteme koydum. Hesabını veremeyeceğim 5 kuruşum dahi yoktur…

Devleti temiz yöneteceğiz, 5 yıl içinde Türkiye farklı bir ülke olacak. Türkiye bölgesinde en güçlü, en dinamik ülke olacak. 5 yıl içinde sığınmacı sorunun çözeceğiz. İstihdam alanları yaratmak zorundayız, bütün yatırımlar İstanbul’da. Bu ülkenin Hakkari’si, Giresun’u yok mu? Bütün bunları düzelteceğiz. Devleti yönetmek bilgi, birikim gerekir. Dış politikayı milli yapacağız.”