10 °C

'Olağanüstü durum olmadığını Ankara'da gördük'

AK Parti Sözcüsü Çelik, "CHP'nin Ankara adayı mazbatasını aldı. Herhangi bir olağanüstü durum olmadığını Ankara'da gördük." dedi.

'Olağanüstü durum olmadığını Ankara'da gördük'

AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Çelik, İstanbul Barosunun, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) organı olmadığını belirterek, Baronun, yargı denetiminde yürüyen bir sürecin sonuçlanmasını beklemeden tutum almasını eleştirdi.

Cumhuriyet Halk Partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'nun son birkaç gündür kullandığı argümanların aynısının İstanbul Barosu tarafından kullanıldığını ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi adayının konuşma metinlerindeki eleştirileri, İstanbul Barosu'nda bu açıklamayı yapanlar mı yazıyor, yoksa onlar mı Cumhuriyet Halk Partisinin adayından kopya çekiyor? Bu da son derece şaşırtıcı bir benzerliktir. İstanbul Barosunun, kendisini Yüksek Seçim Kurulu yerine koyması, adeta marjinal parti gibi davranması, kendi üyelerinin iradelerine ipotek koymuş bir tutum sergilemesi, doğrusunu söylemek gerekirse son derece vahimdir. Bu kurum kendisinin parti olmadığını, kendisinin hukuk kurumu olduğunu bir kere daha hatırlamalıdır. İstanbul Barosunun üyelerini tek bir siyasi sürece angaje etmek gibi antidemokratik bir tutumu, o üyelerin de değerlendirmesi gereken bir durumdur."

"Vatandaşımızın talimatları doğrultusunda siyaset yapmayı erdem kabul ediyoruz"

Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili "Ellerinizi oy sandıklarından, oy torbalarından çekin." diye açıklama yapıldığını anımsatan Çelik, "Temel bir vahim yanlış var. O da şu, Yüksek Seçim Kurulu gözetiminde yürütülen süreçleri, Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız yürütüyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bu süreci Yüksek Seçim Kurulunun yürüttüğüne CHP tarafından bir türlü alışılamadığını belirterek, şöyle devam etti:

"Bunu bir türlü öğrenemediler. Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız ile ilgili konularda eleştiri getirdikleri konular, bakanlıkların görev alanında değil, Yüksek Seçim Kurulunun görev alanındadır. Ayrıca eğer birilerinin ellerinin oy torbasında olup olmadığını merak ediyorlarsa, Twitter'a oy çuvallarının üzerine saygısız bir biçimde uzanarak, oy çuvallarının üzerinde fotoğraf veren ve bu fotoğrafı Twitter'a koyan kendi milletvekillerini sorgulamalarında büyük bir fayda vardır. Önce bu saygıyı kendileri gösterecekler, ondan sonra temeli olmayan bir takım yaklaşımlarla herhangi bir siyasetçiyi suçlamayacaklar. Bugün Ankara seçimlerinde de ortaya çıktığı gibi itirazlar sonuçlanıyor. Gayet doğal bir şekilde... Gayet olağan bir şekilde devir teslim gerçekleşti. Karşılıklı olarak teşekkürler edildi, mazbata teslim edildi, diğer prosedürler yerine getirildi. Süreç bu şekilde devam ediyor."

"Memleketin sahibinin vatandaşlar"

Herhangi bir olağanüstü durum olmadığını baştan beri söylediğini vurgulayan Çelik, memleketin sahibinin vatandaşlar olduğunun altını çizdi.

Çelik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sahibinin millet, demokrasin sahibinin de vatandaşlar olduğuna ve vatandaşların iradesinin üstünde herhangi bir irade olmadığına dikkati çekti.

Vatandaş siyasetçiye hangi talimatı veriyorsa siyasetçinin buna uymakla mükellef olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:

"Demokrasinin temel prensibi budur. Biz vatandaşımızın talimatları doğrultusunda siyaset yapmayı bir erdem kabul ediyoruz. İradesi nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin başımızın üstünde bir emanet gibi taşıyacağız. Hukuki meşruiyet ve sayısal meşruiyet birleştiği zaman siyasal meşruiyet, demokratik meşruiyet ortaya çıkar ve hepimizin üzerinde varolduğu zemin de budur. Bu zemin kalktığı andan itibaren hiçbirimiz varolamayız, hiçbirimiz bir yetki sahibi olamayız. Her türlü meşruiyetin kaynağı budur ve bütün siyasetçiler bu meşruiyetle ancak görev yaparlar. Bu meşruiyet yoksa siyasetçinin bir yetkisi de yoktur. Siyasetçinin patronu millettir, vatandaştır. Siyasi süreçlerin patronu da böyledir.

Dolayısıyla bu sandıklara sahip çıkan, bu itiraz süreçleri çerçevesinde oylara sahip çıkan vatandaşımızın iradesi bir oy bile heba olmadan tam olarak belirginleşsin diye görev yapan bütün siyasi partilerin tabanlarındaki vatandaşlarımız, gençler, kadınlar, erkekler demokrasimize sahip çıkarak, ülkemize sahip çıkmanın önemli bir vatanseverlik örneğini gösteriyorlar. O yüzden lütfen hiç kimse, bu bahsettiğim siyasilerin kem sözlerine aldanıp da bir diğerine kem söz söylemesin. Lütfen kimse bir diğerine kem gözle bakmasın. Hepimiz kardeşiz, partnerlerimiz farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti."

Ömer Çelik, demokrasinin milletin ve devletin gücü olduğunu hatırlatarak, "Kurumları tehdit eden, insanları tehdit eden siyaset diline herhangi bir şekilde pirim vermeye gerek yok. Hepimiz topyekün vatandaşımızın iradesine saygılıyız. Bu hukuki süreçler de sonuçlanacak. Türkiye'nin her tarafında bugün Ankara'da görüldüğü gibi gayet sağlıklı, gayet olağan bir geçiş süreci yaşandı. Kazanırsak biz aynı şekilde davranacağız itiraz ettiğimiz yerlerde. Eğer herhangi bir şekilde rakip adaylar kazandığında da bunlar gayet olağan bir şekilde karşılanacak. Milletimiz bize bu emri vermiştir, başımızın üstünde yeri vardır diyeceğiz. Türkiye, dirayetle yönetilmeye, basiretle yönetilmeye devam edecek." diye konuştu.

Önemli olanın, karşılıklı olarak bütün partilerin tabanlarındaki vatandaşlarla birlikte nezaketi koruması olduğuna dikkati çeken Çelik, "Biz, sadece birbirine vatandaşlık bağıyla bağlı bir millet değiliz. Arada büyük bir duygudaşlık ve aynı zamanda da geçmişten gelen geleceğe yürüyen büyük bir kaderdaşlık var. Duygudaşlıkla, kaderdaşlıkla, vatandaşlıkla birbirimize bağlıyız. Bu tehditler, bu yanlışlar bir kenara itilecek ve geleceğe hep beraber ilerlemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.