"Sonsuz enerji ile bambaşka bir dünya yaratmak mümkün..."

Tayfun Hız, imkânsız denen her ne varsa üzerine gidip "mümkünmüş" dedirten bir mühendis. İş yükünün büyük kısmını yenilenebilir enerji projeleri oluşturuyor. İki büyük tutkusu var: Yelken ve arkeoloji.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Bu haftaki konuğumuz Ankara'da bir yelkenci. Yanlış duymadınız. Tayfun Hız, imkânsız denilen ne varsa üzerine gidip "meğerse mümkünmüş" dedirten bir mühendis. Bugün "alternatif enerji kaynakları" üzerine Türkiye'de parmakla gösterilen bir uzman ve yönetici. Rüzgâr ve güneş enerjisi projeleri yapılıyorsa Tayfun Bey'i dinlemeden yola çıkmak riskli olabilir. Bilişimde dünyanın geleceği konusunda fikirleri olduğu gibi yerkürenin geçmişiyle de ilgili fikirleri var. Çünkü bir arkeoloji tutkunu. Hayat hikâyesini dinlerken kullandığı tarzı "akılcı mütevazılık" diye adlandırdım. Hani "Hey koca yurt" demiş ya Halikarnas Balıkçısı, Tayfun Hız da "koca yurdun" en harika evlatlarından. Paylaşmasak olmazdı...

- Okuyucuların anlaması için tam olarak ne yaptığınızı kısaca anlatır mısınız ?

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden bilgisayar mühendisi derecesiyle mezun olduktan sonra işletme yüksek lisansı ve araştırma görevliliği yaptım. Genelkurmay Başkanlığı'ndaki askerlik hizmetimi tamamlayıp, teskere aldığımın ertesi günü Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na geçip HvBS projesinde görev aldım. Daha sonra ODTÜ Teknokent'te kurulu ve Amerikan kökenli bir firmada ağırlıklı olarak Ar-Ge ve kamu bilişim projeleri yürüttüm. Mühendis olarak girdiğim bu şirkette genel müdür pozisyonuna kadar ilerledim. Bir yandan üniversitede ders vermeye de devam ettim. Kamu için yaptığımız projelerden birinde rüzgâr enerjisi ile tanıştım ve bu alan bana çok heyecan verici geldi. Daha sonra çalıştığım firma ile yolumu ayırarak rüzgâr ve güneş enerjisi alanlarında bağımsız danışmanlık hizmetleri veren iki Alman firmasının Türkiye direktörlüğünü üstlendim. Halen iş yükümün önemli bir kısmını yenilenebilir enerji projeleri oluşturuyor. Ancak bilişimden de kopmam mümkün değil. Öte yandan şu sıralar tekno-girişimciler için mentor olma yönünde kendimi geliştiriyorum.

- Anne ve babanızın hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu? Nasıl bir ailede büyüdünüz ?

Bir memur ailesinin çocuğuyum. Ailem, çoğu Türk ailesi gibi, her türlü imkânını fedakârca seferber etti. Fakat yolumu çizme konusunda hep özgür oldum. 80'li yıllarda azımsanmayacak bir paraya ilk bilgisayarımı aldılar, ama koşullu olarak: Oyun programı satın almam yasaktı. Programlama öğrenmekten başka şansım yoktu. Yazılım ve bilişim dünyasına böylece adım atmış oldum.

- Bu işi yapmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz ?

Her zaman, yaptığım işi yapmaya daha az önce karar vermişim gibi heyecanla yapan birisiyim. Ama bilişimden yenilenebilir enerjiye geçmeye ne zaman karar verdin derseniz, büyük ihtimalle yaptığımız bir kamu yazılım projesinin bitmek bilmeyen kabul heyeti toplantılarından birinin akşamıdır,
diyebilirim.

"ASIL MESELE YARININ YAZILIMLARINI ÜRETMEK...."

- Özellikle güneş enerjisi ve alternatif enerjiyle ilgili neler diyeceksiniz?

İnsanlar içinde yaşadığımız çağa bilgi çağı, iletişim çağı gibi isimler vermeyi seviyor. Henüz devam eden bir sürece isim koymak zor. İnsanlık en büyük devrimi üzerinde yaşadığımız bu topraklarda avcılık / toplayıcılıktan tarıma geçiş ile yaşamış. Hazır olanı tüketmek yerine kendi üretmeyi bulmuş. Son birkaç yüzyıldaki özellikle ekonomik ve jeopolitik gelişmelere baktığımızda enerjinin diğer tüm kaynaklardan daha etkili olduğunu görebiliriz. Rüzgâr ve bilhassa güneş enerjisiyle toprağın altındaki fosil kaynakları toplayıp kullanmak yerine kendi enerjimizi üretir hale geliyoruz ki ben bunu tarım devrimine eşdeğer bir olgu olarak görüyorum. Üzerimizde bizi her gün aydınlatan sonsuz bir enerji kaynağı var ve sonsuz enerji ile bambaşka bir dünya yaratmak mümkün.

- Peki ya yazılım ve teknoloji ?

Normalde masanızın üzerinde ya da cebinizde siyah ekranlarıyla bekleyen elektronik devreler var. Ama bunlar aslında müthiş işler yapıyor, karmaşık hesaplar, eğlenceli oyunlar ya da inanılmaz animasyonlar. Bunların hepsini mümkün kılan unsur ise yazılımlar. Yazılımda yapılacak çok iş var, ama, bence asıl mesele yarının yazılımını üretmek. Bunun da yolu yarının teknoloji eğilimlerini iyi kestirip bunlara yönelik yazılım çötopzümleri geliştirmekten geçiyor. Bizim öğrenciliğimizde hep bir "muhasebe programı mı yazalım" şakası vardı. Evet, yeni gelişen teknoloji bize meselâ akıllı faturalar kullanma imkânı sunuyorsa, yeni bir muhasebe programı en çok satacak ürün haline gelebilir. Özellikle nanoteknoloji sayesinde bugün aklımıza dahi gelemeyecek ürünler yarın yanıbaşımızda, belki de derimizin altında olacak. Fütüristlerin sözünü ettikleri teknolojilerin altyapısında nanoteknoloji büyük rol oynayacak.

"SEVDİKLERİME AYIRDIĞIM ZAMANA GÖLGE DÜŞÜRMEM"

Huzur önemli, bir o kadar da bulunması zor bir şey. Ev ve iş arasındaki ahenk ve huzuru nasıl sağlıyorsunuz ?

Bugünün teknolojik ortamında ev ile iş arasındaki sınırı çizmek çok zor. Ben ikisini karıştırmamak için hiç gayret sarf etmiyorum. Bazen işimi erken bitirip eve döndüğüm de olur, bazen evde geç saate kadar çalıştığım da. En doğru yaklaşımın sıkıntı ve zorlukların hayatın bir parçası olduğunu kabullenip bunların sevdiklerimle geçirdiğim değerli zamanlara gölge düşürmesine izin vermemek olduğunu düşünüyorum. Huzura gelince, ben huzuru yelkenlerin açılıp teknenin motorunun stop edildiği an olarak tanımlıyorum. Rüzgârın ve denizin inanılmaz gücü karşısında, insanlığın binlerce yıldır biriktirdiği bilgiyle, yani denizcilik teknolojisiyle üretilmiş bir tekneyle durabilmek insana güven veriyor.

"DENİZ HASRETİ BASTIRDI MI HER ŞEY GÖZE ALINIYOR..."

- Ankara'da yelkenci olmak nasıl bir şey?

Düşünebileceğinizden çok daha keyifli ve tutkulu. İstanbul ya da İzmir'de 30 dakikada ötedeki marinaya gidip tekneye binmek hep erteleniyor. Ama Ankara'da deniz hasreti bir bastırdı mı, saatlerce yolu göze alıp gidiyorsun ve onca emek ve zamanın hakkını vermek adına çok kaliteli zaman geçiriyorsun.

- Arkeolojiye ilginiz devam ediyor mu ?

Arkeoloji tutkusunun biteceğini hiç sanmıyorum. Ailemin ve orta öğrenimimi gördüğüm İzmir Saint Joseph'teki Lüksemburglu bir öğretmenimin aşıladığı bir sevgi bu. Çoğu antik kenti henüz çocukken gezmiştim. Meselâ, Roma döneminden birkaç yapı kalıntısını dikkatle inceleyen bir çocuğun mimarlığa, mühendisliğe veya güzel sanatlara yönelmesi çok doğal. Daha sonra ODTÜ Arkeoloji Topluluğu'nda bu ilgimi akademik diyebileceğim bir düzeyde bilgiye dönüştürürken Türkiye'nin neredeyse her yerini de gezdim. O gezilerde edindiğim saha ve arazi deneyimleri bugün enerji projelerinde hâlâ işime yarıyor. Üstelik, ayağıma naylon çizmeleri çekip birkaç kazıya da katıldım ve binlerce yıl aradan sonra bir seramik parçasına ilk kez dokunan insan olmanın hazzını yaşadım. Yaşadığımız topraklarda nice kültürün, teknolojinin, devrim niteliğinde buluşun yeşerip serpildiğini daha iyi bilsek eminim ihtiyaç duyduğumuz büyük atılımları yapmak için ülke olarak özgüvenimiz yerine gelir.
 
BAŞARININ SIRRI DENGEYİ KURABİLMEK…

- Başka hangi mesleği tercih ederdiniz ?

Gençlik hayalim gemi inşaatı mühendisliğiydi. Hâlâ da geç değil diye düşünüyorum.

- Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı size göre yüzde kaçtır?

Özellikle sizin mesleğinizde. Bu üçü birbirine o kadar bağlı ki... İstediğiniz kilit insanları tanıyın, eğitimden edindiğiniz altyapıyı tecrübelerle geliştirmediyseniz ilişkilerinizi mobilize edemezsiniz. Tersi de söz konusu, en gözde okulları en iyi derecelerle bitirip loş bir laboratuvarda keşfedilmeyi bekleyerek tükenen ömürler var. Herkes kendi kişiliğine ve değerlerine göre dengesini kurmalı. Başarının sırrı bu dengeyi kurabilmek sanırım.

GENEL OLARAK KISSA DEĞİL, HİSSE BİRİKTİRİYORUM...

- Bu işte ekmek var mı ?

Var. Zaten ekmek olmayan faaliyetlere iş demiyoruz, değil mi?

- Hiç unutamadığınız bir anı var mı ? Sizi çok güldüren ya da şaşırtan, belki de kızdıran ?

Genel olarak kıssa değil, hisse biriktiren biriyim sanırım.

- Hayal ettiğiniz hedef nedir ?

30 yıldan fazladır Ankara'da yaşasam da ben hep bir İzmirliyim. Elbette hayalim İzmir'e dönmek, ama emekli olmadan önce.

 

 

Bu konularda ilginizi çekebilir