Şentop: İçtüzük gereği yapılmalı

TBMM Başkanı Şentop, "Türkiye, teröre karşı yıllarca çok ağır bedeller ödeyerek mücadele yürüttü. TBMM çatısı altında görev yapan kişilerin teröre bir mesafe koymaları gerekir. Bu yapılmadığı takdirde o zaman hukukun, Anayasa’nın, İçtüzük gereği yapılmalıdır." dedi.

ANKA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in öldürülen PKK teröristi ile fotoğraflarının çıkmasına ilişkin soruya, “TBMM çatısı altında görev yapan kişilerin teröre bir mesafe koymaları gerekir. Bu yapılmadığı takdirde o zaman hukukun, Anayasa’nın, İçtüzük gereği yapılmalıdır.” dedi.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla TBMM’deki siyasi partilerin temsilcileri Parlamento Muhabirleri Derneği’ni (PMD) ziyaret etti. PMD’yi sırasıyla DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Hakkı Saruhan Oluç ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop ayrı ayrı ziyaret etti.

Şentop, HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in öldürülen PKK teröristi ile fotoğraflarının ortaya çıkmasına ilişkin soruya şu yanıtı verdi.

“Biliyorsunuz Meclis’te Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyonu’nda çok dosya var. Bunun başlı başına üzüntü sebebi olduğunu söylemek isterim. Bu dosyalar arasında bazı vahim iddialar içeren dosyalar da var. Bilhassa ‘anayasal düzene karşı suçlar’ bakımından ve ağır suçlar içeren dosyaların, dokunulmazlığın kaldırılması ve yargılamanın önünün açılması gerektiği kanaatindeyim, gerekir diye düşünüyorum. Bu basında çıkan fotoğraflar bağlamında da gördüğüm 2019 yılı mart ayında hazırlanmış bir belge bu. Bu belgenin içinde bulunduğu dosya var mı diye sordum, bakacaklar. Meclis’e ya gelmiştir ya gelecektir. Örgüt üyeliği ile ilgili adı geçen arkadaşımıza suçlama var. Burada şunu hep söylüyoruz. Türkiye, teröre karşı yıllarca çok ağır bedeller ödeyerek mücadele yürüttü. TBMM çatısı altında görev yapan kişilerin teröre bir mesafe koymaları gerekir. Bu yapılmadığı takdirde o zaman hukukun, Anayasa’nın, İçtüzük gereği yapılmalıdır.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun limanlarla ilgili kanun teklifi konusunda kendisine yönelttiği eleştirilerin sorulması üzerine Şentop, şunları söyledi:

“TBMM Başkanı ve Başkanvekilleri mensubu olduğu siyasi partilerin toplantılarına katılamazlar. Meclis Başkanı oy kullanmaması yönünde de hüküm var. Meclis Başkanlığı görüş açıklayamıyor ve oy kullanamıyor. Tarafsızlık dediğimizde herkes kendine göre onun tanımını yapıyor. Anayasa tanımı ile sözlükteki tanım aynı değil. Bu sebeple siyasi partilerin genel başkanlarıyla ve milletvekili arkadaşlarımızla mümkün olduğu kadar siyasi polemiğe girmek istemiyorum. Ancak Sayın Genel Başkanın daha önce yaşandığı, mesela geçen haftaki grup konuşmasını yaptığı gün komisyondan geçmiş ve Genel Kurul gündemine gelen kanunla ilgili ‘bunu geri çeksin’ diyor. Milletvekilleri kanun teklifinde bulunur, Meclis Başkanı komisyona havale eder, sıra sayısı alınır, Genel Kurul gündemine yazılır, ne zaman görüşüleceği milletvekillerinin takdirindedir. Bu konuyla ilgili gündemleriyle ilgili, gerekirse oylama yaparlar; Meclis Başkanını bu süreçlerle ilgisi yok. Meclis Başkanına Anayasa ve İçtüzüğün vermediği bir yetkiyi, bir siyasetçi istiyor diye kullanması nasıl tahayyül edilir. En başta demokratik sisteme karşı bir hakaret olduğunu düşünüyorum. TBMM Başkanı olarak TBMM ve TBMM Başkanlığı’nın birtakım siyasi çalışmaların, kampanyaların malzemesi olarak kullanılmasına müsaade etmeyeceğim.”

"Kamu vicdanını rahatsız etmemeli"

Engin Altay, emekli vekillerin maaşlarıyla ilgili düzenleme gelip gelmediğine ilişkin soruya “Bize resmi olarak gelen bir teklif yok. Emekliler, enflasyon farkı alabiliyorlar. Vekil maaşları, cumhurbaşkanı maaşına endekslendiği için şikayet var. Bana gelmiş bir metin yok. Bu hafta bakarız ama Meclis’te yapılacak hiçbir işin kamu vicdanını rahatsız etmemesi lazım.” dedi.

"Kimsenin gerekçe sunmaması lazım"

Engin Altay, HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel ile ilgili soruya ise “Siyasi partileri terör örgütlerini hiçbir şekilde masum meşru görmeyiz. Ne gerekçesiyle olursa olsun kimsenin gerekçe sunmaması lazım. Hiçbir siyasi partili bir terör örgütü ile bağını asla ve asla doğru bulmayız.” dedi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel konuyla ilgili açıklama yaptı.

Açıklamada şunları kaydetti:

“Önceki gece de şahsıma yönelik bir itibar suikastı işlenmiş, gerçeği yansıtmayan ve iktidarın kadın düşmanı politikalarının bir parçası olarak cinsiyetçi bir psikolojik operasyon yürütülmüştür. Gerçekleri anlatmadan önce ifade etmek isterim ki, bu kişi ve odaklara yönelik hukuk mücadelemi sürdürüp, yargı önünde bu odaklarla hesaplaşacağımın bilinmesini isterim. Hatırlarsak, 2013 yılında mevcut iktidarın da taraf olduğu bir çözüme barış sürecinde silahlar susmuş, çatışmalar durmuştu. Bu süreçte taraflar arasında bir mutabakat oluşmuş, devlet yetkilileri ve çeşitli heyetler tarafından haberde bahsedilen bölgelere gidiş-gelişler yaşanmıştır. Bunların hepsi mevcut iktidarın bilgisi ve onayı çerçevesinde gerçekleşmiş, Türkiye toplumu ve kamuoyu da buna tanıklık etmiştir.

Söz konusu fotoğraflara gelince... Volkan Bora ile üniversite yıllarımda tanıştım ve bir süre arkadaş olarak görüştüm. Kendisi ile yaşadığımız duygusal yakınlık sonucunda, aileler arasında yaptığımız bir tören sonrasında sözlendik. Volkan Bora gazetecilik yaparken, 2009 sonlarında maruz kaldığı soruşturma ve davalar neticesinde yurtdışına gitmek zorunda kaldı. Ulaşmaya çalışmama rağmen, 2014 yılına kadar kendisiyle hiçbir şekilde görüşemedik. 2013-2015 yılları arasında başlatılan çözüm ve barış sürecinin olumlu havası içerisinde çocuklarını, annelerini, babalarını ve sevdiklerini görmeye çalışan birçok kişi gibi ben de Volkan Bora’ya ulaşmaya çalıştım. Bahsi geçen bölgeye gittiğimde iki kadın tarafından karşılandım. Bana güvenlik koşulları nedeniyle kendi kıyafetlerinden giymem gerektiği söylendi. Bir süre bekledikten sonra orada olduğunu öğrendim ve görüştük. İşte basına servis edilen fotoğraflar bu görüşmeye ait fotoğraflardır. Sadece benim değil milyonlarca insanın geleceğe dair umutlandığı ve barışı arzuladığı bir süreçte, bizatihi hükümetin karşı tarafla görüşmeler yaptığı göz önüne alınırsa, bu fotoğrafların bugün hakkımda yürütülen karalamalara, kumpas girişimlerine ve suçlamalara dayanak yapılmaya çalışılması kabul edilemez.

2014 yılı içerisinde kamu alanında görev yapmaktaydım ve hiçbir siyasi partiye üyeliğim yoktu. 2017 yılında, Volkan Bora’nın yaşamını kaybetmesinin ardından ele geçirilen kimi materyaller sonucu açılan soruşturma dosyalarında bana dair herhangi bir işlem olup olmadığını bilmiyorum. Fakat 2018’de milletvekili seçilene kadar, hiçbir şekilde hakkımda bir soruşturma başlatılmadı ve ifadeye dahi çağrılmadım. 5 yıl önce ele geçen fotoğrafların yargıya konu edilmeden bugün basına servis edilmesi erkek-devlet aklının bir tezahürüdür. Son derece çirkin ve cinsiyetçi söylemlerle yapılan fotoğraf ve haber servisinin partim hakkında siyasi iktidar tarafından yürütülen kirli propagandaların bir devamı olduğu aşikardır.

“5 yıldır neden soruşturma başlatılmadı?”

Medya tetikçilerine ve onların arkasındaki güçlere soruyorum: Madem bu fotoğraflar 5 yıl önce elinize geçti, milletvekili olmadığım bir yıl boyunca neden hakkımda herhangi bir soruşturma başlatılmadı? Madem bu fotoğraflar 5 yıl önce elinize geçti, attığım twitten dahi fezleke hazırlanırken, vekillik çalışmalarını yürüttüğüm üç buçuk yıl içerisinde neden bu dosyaya dair Meclis’e iletilen herhangi bir fezleke olmadı? Bu fotoğraflar nasıl oluyor da bir ‘gazetecinin’ eline geçiyor? Bu ‘gazeteci’ bu fotoğraflara habercilik yeteneği sayesinde mi ulaştı, yoksa bu fotoğraflar bizatihi Emniyet veya bir devlet kurumu tarafından kendisine servis mi edildi? Nasıl oluyor da bu fotoğraflar öncelikle bir fezlekede değil de bir ‘gazete’ sayfasında yayınlanıyor? Yaşadığımız coğrafyada, insanların sevdiklerini, çocuklarını, arkadaşlarını kaybetmenin acısını artık yaşamamayı ve uzaktaki sevdiklerini bir gün görmeyi umdukları bir barış arayışı var. Anılarımız, hikâyelerimiz, yaşanmışlıklarımız ve acılarımız var. Bugün maalesef insanlıktan nasibini almamış bazı kimseler tarafından insanların acıları, hayat hikâyeleri kirli siyasi amaçların, komplo ve kumpas girişimlerinin aracı haline getirilmek isteniyor. İnsanlıktan biraz nasiplenmiş hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği bu yaklaşım bir kez daha gösterdi ki, karşımızdaki iktidarın ne ahlakla, ne vicdanla, ne de toplumsal değerlerle hiçbir ilişkisi kalmamıştır.

Bir Kürt kadın olarak bu iğrenç oyunlara bugüne kadar pabuç bırakmadım, bundan sonra da bırakmayacağımın bilinmesini isterim. İktidar odaklarının yıllardır elinde tuttuğu fotoğrafların, yıllar sonra bir siyasi kumpasın parçası olarak şimdi basına ve kamuoyuna servis edildiği açıktır. 2014’te HDP ile herhangi bir üyelik ilişkim yoktu. 2018 yılındaki milletvekili adaylığına kadar da olmadı. Yürütülen linç kampanyasına ve gerçeği yansıtmayan kirli ithamlara karşı hukuk yollarını da kullanacağımı özellikle belirtmek isterim."