Son 24 saatte 17 can kaybı, 922 vaka

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son 24 saatte 922 kişiye COVID-19 tanısı konulduğunu, 17 kişinin ise hayatını kaybettiğini açıkladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son 24 saatte 922 kişiye COVID-19 tanısı konulduğunu, 17 kişinin hayatını kaybettiğini, toplam vaka sayısının 173 bin 36 ve can kaybının 4 bin 746 olduğunu, 2 bin 241 kişinin daha iyileşmesiyle COVID-19 tedavisi tamamlananların sayısının 146 bin 839'a ulaştığını bildirdi.

Koca, Bilkent Yerleşkesi'nde video konferansla gerçekleştirilen Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından "Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu"nu paylaştı.

Son 24 saatte 17 hasta vefat ederken 2 bin 241 hasta iyileşti.

Toplam test sayısı 2 milyon 451 bin 700, vaka sayısı 173 bin 36, vefat sayısı 4 bin 746 olarak kayıtlara geçti. Yoğun bakımdaki hasta sayısı 631, solunum cihazına bağlı hasta sayısı 280, iyileşen hasta sayısı 146 bin 839 oldu.

"Son vakayı en kısa zamanda görmek, tedbirlere uyumla mümkündür."

Sağlık Bakanı Koca, normalleşme sürecinde kılavuzun, "riskin devam ettiği gerçeği" olduğunu belirterek, "Son vakayı en kısa zamanda görmek, tedbirlere uyumla mümkündür." dedi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınına ilişkin, "65 yaş üstü büyüklerimize sokağa çıkma yasağı konmadan önce vakaların yüzde 15,7'si bu yaş grubundandı. Sokağa çıkma yasağından sonra bu oran yüzde 7,5'e düştü. Bu dönem içinde bu yaş grubunda, hastalığa yakalanma oranı yaklaşık yüzde 50 oranında azalmıştır." dedi.

Koca, Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi'nde yapılan Koronavinüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına, herkesi sağlık dilekleriyle selamlayarak başlayan Koca, "Haftalar boyunca kendilerini salgından korumaya çalışan büyüklerimizi, başkalarını korumak için evde kalan gençlerimizi, çocuklarımızı, tedbirlerle tehlikenin önüne set çekme mücadelesi veren insanlarımızı selamlıyorum. Hekimlerimize, hemşirelerimize, bütün sağlık personelimize, riskleri göze alarak verdikleri özverili hizmet için bir kez daha teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. En yakın çalışma arkadaşlarım içinde yer alan ve bizlerle gece gündüz mesai yapan Bakanlık görevlilerimize, sevgi ve takdirlerimi ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

Bakan Koca, salgının seyrini günbegün takip eden il sağlık müdürlüklerini ve 81 ilde hastalığın izini süren filyasyon ekiplerini de gelinen nokta için kutladığını söyledi.

"Salgınla mücadelede 83 milyon, birlikte sahip olduğumuz başarı, temeli bugüne kadar gerçekleştirilmiş büyük sağlık yatırımları olan vizyoner bir liderlikten güç alan bir başarıdır." değerlendirmesinde bulunan Bakan Koca, devletin, salgınla mücadelenin kahramanlarına gerekli bütün imkanları sağladığının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında, devletin bütün kurumlarına ve kabine üyelerine saygı ve teşekkürlerini sunan Koca, sözlerine şöyle devam etti:

"Teşekkürlerimizin arzı, uzun sürer. Bu duyguların en isabetli ve güzel ifadelerini bulmaksa şu an için kolay değildir. Fakat son derece önemli bir nokta var. Sizlere teşekkürlerim, tam bir zaferle sona ermiş, mutlak surette kazanılmış bir mücadelenin teşekkürü değildir. Bu teşekkürler, neticesi kuvvetle öngörülen bir savaşta, birbirimize güç veren teşekkürlerdir.

Bildiğiniz gibi ülkemiz koronavirüs sebebiyle uygulanan kısıtları, bu kısıtların yerini, tedbirlere tam uyumun alacağı inancıyla büyük oranda kaldırdı. Cumhurbaşkanımız, önlemlerin ve yeni durumun değerlendirilmesi sonucu alınan kararları dünkü kabine toplantısının ardından açıkladı. Bu açıklamada üzerinde durulan şart, 'koronavirüs musibetinin kökü tamamen kazınana kadar hayatımızı maske-mesafe-temizlik ilkeleri çerçevesinde düzenlememiz' şartıdır."

"Tedbir tamsa, korkuya mahal yoktur"

Bakan Koca, bugüne kadar sokağa kısıtlı şekilde çıkabilen 65 yaş üstündekilerin artık haftanın her günü, sabah 10.00 ile akşam 20.00 arasında dışarı çıkabileceklerini anımsatarak, "Bu grubun bugüne kadar evde kalmasının sebebi, COVID-19 hastalığına karşı ciddi bir dezavantaja sahip olmalarıdır. Dolayısıyla kısıtın neredeyse tümden kalkmış olmasının anlamı, dezavantajın ortadan kalkması değildir." uyarısında bulundu.

Koca, şunları kaydetti:

"Bilindiği gibi 65 yaş üstü, vücut direncinin düşüklüğü ve kronik hastalıklar sebebiyle COVID-19'a karşı zayıftır. 65 yaş üstü büyüklerimize sokağa çıkma yasağı konmadan önce vakaların yüzde 15,7'si bu yaş grubundandı. Sokağa çıkma yasağından sonra bu oran yüzde 7,5'e düştü. Bu dönem içinde bu yaş grubunda hastalığa yakalanma oranı yaklaşık yüzde 50 oranında azalmıştır. Bu bilgiler akılda tutulmalıdır. Evde kalarak elde edilen bu sonuçlar dışarıda tedbirlere tam uyumla sürdürülmelidir. Tedbir tamsa, korkuya mahal yoktur.

Dünkü kabine toplantımızın akabinde Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan kararlarla 18 yaş altıyla ilgili kısıtlamaların tümü kaldırıldı. Bu yaş grubu, başta çocuklarımız olmak üzere hastalığı belirtisiz taşıyan ama bulaştırıcılıkta potansiyeli olan gruptur. Kısıtlarla birlikte vaka sayımızın, kayıplarımızın etkileyici düzeyde azalması gençlerimizin ve büyüklerimizin fedakarlığına büyük oranda bağlıydı. Kısıtlar, yayılıma ve kayıplara engel oldu. Umarım gençlerimiz ve büyüklerimiz bu serbestliği hem bir hak hem de hak edilmiş bir teşekkür olarak görürler."

'Lütfen büyüklüğünüzü göstermeye devam edin'

Bakan Koca, salgın döneminde gençlerin, hastalık belirtisi göstermeden virüsü yayma potansiyeli taşıması nedeniyle günlerini evde geçirdiğini belirtti.

Genç ve güçlü olmanın, güçlü olmayan kişileri koruyucu olmayı gerektirdiğini vurgulayan Koca, gençlere, "Güç de mesuliyet de artık sizde. Bugünlerin örnek genci maskesini takan, mesafesini koruyan gençtir. Bir ağabeyiniz olarak aklım sizde olacak. Bunu bilmenizi rica ediyorum." diye seslendi.

Koca, yaşlıların evde kaldıkları günler boyunca riskten uzak kaldığını belirterek şimdi serbestlik olmasının, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini; riskin devam ettiğini vurguladı.

65 yaş ve üstü vatandaşların, günde 10 saatlik serbest zaman hakkını ihtiyatlı kullanabileceğine işaret eden Koca, "Sizden istirhamım, evde geçen günleri riske atmamanız. Lütfen büyüklüğünüzü göstermeye devam edin." diye konuştu.

Türkiye'nin büyük bir sınav verdiğini, şimdi bu sınavın finaline hazırlanılması gerektiğini belirten Koca, şunları kaydetti:

"Tedbirler konusunu... Bunları layıkıyla uygulamakta her ne kadar bazı sorunlar yaşasak da iyi çalıştık. Bugün sahip olduğumuz bilgiye, tecrübeye, alışkanlıklara kısıt döneminde sahip değildik. Şimdi ise hastalıktan kendimizi nasıl koruyacağımızı son derece iyi biliyoruz. Salgınla mücadelede adeta pasif mücadele günlerinden, kontrollü sosyal hayat ilkelerine uyarak aktif mücadele günlerine geçtik. Mücadeleyi evlerimizden çıkıp ekonomik, sosyal, kültürel hayata katılarak, işimize dönerek vermeye başladık. Aktif mücadelede iki koruyucu silahımız var. Bunlardan ilki koronavirüs maskesidir, ikincisi koronavirüs riskine 1,5 metre mesafedir. Bu iki tedbirden biri tek başına yeterli değildir. İki tedbir birlikte tam tedbirdir."

Bakan Koca, el temizliğinin önemine de dikkati çekerek, virüsün bazı yüzeylerde bir müddet canlı kalabildiğini, yüzeylere temas sonrası elin ağza veya burna dokunulması durumunda bulaşmanın olduğunu söyledi.

"Bu teşekkürü çok görmeyin"

Koronavirüse karşı etkili bir ilaç ya da aşının henüz bulunmadığını, ancak ilaç gibi etkili tedbirlerin olduğunu belirten Koca, ev dışındaki her ortamda virüsten korunmanın yolunun tedbir olduğunu vurguladı.

Koca, Türkiye'nin geride kalan dönemi, özellikle Avrupa ülkelerine kıyasla en az kısıtlama, can kaybı ve ekonomik sıkıntıyla atlattığını dile getirerek, uzun süredir uygulanan kısıtlamaların kalkmasının nedeninin, sağlanan başarı olduğunu kaydetti.

Kısıtlamaların kalkmasının güvencesinin ise vatandaşların tedbirlere yüksek uyum göstereceği inancı olduğunu ifade eden Koca, şöyle konuştu:

"Başta pandemi hastanelerinde çalışanlar olmak üzere, tüm hekim arkadaşlarım, kıymetli hemşirelerimiz, bütün sağlık çalışanlarımız, bilim insanlarımız, salgınla mücadelenin tüm mensupları şimdi sizden iyi haberler bekliyorlar. Onlar için maske, mesafe kuralına, tedbirlere uymanızdan daha güzel bir haber ve teşekkür yoktur. Bu teşekkürü çok görmeyin. Sizleri bugünlere hazırlamak için hayatlarını feda eden dünya çapında önemli bilim insanlarımız ve hocalarımız, hatıraları halen çok canlı olan hekimlerimiz, hemşirelerimiz olduğunu unutmayın. Beş bine yakın insanımızın bu salgın sebebiyle aramızdan ayrıldığını hatırlayın. Tedbirlere uyum, kayıplara saygımızın da bir gereğidir. Normale dönüş sürecinde gözümü salgının geride bıraktığı tablodan ayırmayalım."

"Kontrollü sosyal hayat" vurgusu

Bakan Koca, 10 gün önce başlayan normalleşme sürecinin, sağlık alanı başta olmak üzere, çok geniş bir alanı içeren, büyük önem arz eden bir süreç olduğunu kaydetti.

Dünya çapındaki salgının, ölüm kalım endişesiyle insanların evlerine kapanmasına yol açmakla kalmadığına; üretime, ticarete, ekonomiye, eğitime, kültür hayatına ve tüm hayata darbe vurduğuna dikkati çeken Koca, Türkiye'nin bu süreci en az hasarla yaşayan ülkeler arasında olduğunu belirtti.

Koca, tedbirlere uymanın, normalleşme sürecini kurallara uyarak geçirmenin öneminin bu bakımdan da büyük olduğunu vurgulayarak "Tedbirlere uymak şimdi devletimize, milletimize karşı da birer ödevdir. Normale dönüşün geri dönüşsüz olmasını sağlarsak daha mutlu bir ülke olacağız." dedi.

Kontrollü sosyal hayatın önemine işaret eden Bakan Koca, bu hayat tarzından taviz verilmemesi gerektiğini söyledi.

"Son vakayı görmek için..."

Normalleşme sürecinde kılavuzun, "riskin devam ettiği gerçeği" olduğunu belirten Koca, "Son vakayı en kısa zamanda görmek, tedbirlere uyumla mümkündür." dedi.

Bakan Koca, gelecek hafta 6 ayı geride kalan salgının dünya genelindeki seyrini, Dünya Sağlık Örgütünden aldığı verilerle anlatacağını ve genel bir değerlendirme yapacağını aktardı.

Koca, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Pandemi döneminde yurt dışından gelenlere test yapılacak mı, bir karantina söz konusu olacak mı?" sorusu üzerine Koca, şunları kaydetti:

"Dünyada özellikle bu normalleşme döneminde uçuşlarla ilgili çok büyük tartışmalar olduğunu biliyorsunuz. Özellikle hava yolu şirketleri, ülkeler boyutuyla bu uçuşların nasıl yapılabileceği konusu çok tartışıldı. Dünya Sağlık Örgütü dahil olmak üzere Avrupa ülkeleri bu süreçte havalimanlarında test yapılmasını önermedi. Avrupa ülkeleri de şu an bu anlamda herhangi bir testi önermiyor ve yapmıyor. Türkiye'de özellikle turizmin yoğun olduğu bölgelerde oteller dahil olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığımızla yoğun çalışarak, oralardaki yerleşim yerlerini sertifikalandırarak ve nasıl hareket edilmesi gerektiği, yani restoranlar, çalışanların çalışma şekilleri dahil olmak üzere bu anlamda bütün detayları belirlemiş olduk. Burada biz, Avrupa'dan farklı olarak şunu yapmak istiyoruz, yurt dışından gelen bütün vatandaşları sağlık taramasından geçirmek istiyoruz. Bütün vatandaşlarımızın dolayısıyla ateşlerine bakılmış olacak. Biz, herhangi bir semptomu olup olmadığını da bilmek istiyoruz. Eğer hastalık bulgusu varsa, ateş yüksekliği söz konusu ise en ufak bir şüphemiz olması durumunda biz gerektiğinde hastanede tedavisini planlıyor olacağız."

"Test yapmak istiyoruz"

Kültür ve Turizm Bakanlığı, THY, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile ülkelerin salgın durumunu göz önüne alarak hangi takvimle uçuş izinleri verileceğini belirlediklerini aktaran Koca, bütün ülkelerle görüşülerek takvimlerde mutabık kalınmaya çalışıldığını kaydetti.

Koca, uçuşların yapıldığı dönemde ülkelerdeki vaka durumunun ne olduğunu bilmek ve test yapmak istediklerini dile getirerek "Ülkelerle ilgili bir risk olduğunu tespit ettiğimizde, bunu tekrar değerlendireceğiz." diye konuştu.

'65 yaş üstü kısıtlamadan son derece büyük fayda gördük'

Kısıtlamalara rağmen ölüm oranlarında 65 yaş üstü vakaların yüksek olup olmadığının sorulması üzerine Bakan Koca, yanlış algıyı oluşturan durumun oranının yüksekliğinden kaynaklandığını, 1 Nisan'da 65 yaşından büyüklere kısıtlama uygulanmaya başlandığını, bu tarihten önce toplam vakanın içinde 65 yaş üstü oranının yüzde 15,7 olduğunu hatırlattı.

Koca, şöyle devam etti:

"Kısıtlama sonrası 65 yaş üstü bu oran yüzde 7,5'a düştü. Yarı yarıya azalmış oldu. Eğer 15,7 şeklinde 1 Nisan öncesinde olduğu gibi devam ediyor olmuş olsa idi. O durumda bu sayı iki katına kadar hayatını kaybeden vatandaşımızın olması ile sonuçlanabilirdi. Oran yine yüksek olurdu ama sayı 5 binlere yakın değil, 8, 9 bin belki 10 binlere kadar çıkabilirdi. O nedenle biz Türkiye olarak 65 yaş üstü kısıtlamadan son derece büyük fayda gördüğümüzü özellikle söylemek istiyorum. Halen 65 yaş üstü ve kronik hastalıklara bizim önem vermiş olmamızın Türkiye'de elde ettiği başarıyı, Dünya Sağlık Örgütü yeni yeni fark ediyor, maske kullanımının tanımlamasında ilk defa 65 yaş üstü ve kronik hastalar için kullanılması gerektiği şeklinde kullanmaya başladı."

Geçen hafta çalışmalarına başlayan Toplum Bilimleri Kurulunun nasıl çalışacağına yönelik soru üzerine Koca, Toplum Bilimi Kurulunun, "kontrollü sosyal hayat" olarak adlandırılan bu dönem için çok büyük bir fonksiyon icra edeceğini belirtti.

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun daha çok tıbbi boyutu ile bugüne kadar fonksiyon gösterdiğini ve göstermeye de devam edeceğini kaydeden Koca, şunları söyledi:

"Bundan sonraki süreçte, özellikle 20 yaş altı, 65 yaş üstü vatandaşımızın uzun süre içeride kalmış olmaları dahil olmak üzere, psikolojik ve sosyolojik etkilerini de konuşacağımız ve bunları da değerlendireceğimiz bir dönem olduğunu görüyoruz. Barometre ve yer yer bir takım çalışmalarla bu etkileri de görmek istiyoruz. Bunu primer anlamda psikolog, psikiyatr, sosyolog ve din ilahiyatçısı olmak üzere birçok uzmandan oluşan bu psikolojik ve sosyolojik yönlerini irdeleyebileceğimiz bir dönem olarak görüyoruz. Bu kuruldan da bunları bekliyoruz. Bu dönemde iletişim dilinin de nasıl olması gerektiği önemli. Bu çerçevede Toplum Bilimleri Kurulumuzdan beklentilerimiz var. Önümüzdeki haftalar, günler daha net, doyurucu ve yapılanları aktarma noktasında bir çaba içinde olmuş olacağız."

Diyarbakır'da artan vaka sayıları ile artış gösteren başka illerin olup olmadığı sorusuna Bakan Koca, vaka sayısının yüzde 60 oranında olduğu İstanbul ve İzmir gibi illerde vaka sayılarının azaldığını, hastane yükünün de azalmaya doğru gittiğini ve bu illerde daha kontrollü olunduğunu rahat söyleyebildiğini vurguladı.

Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama her geçen gün özellikle 1 Haziran ve sonrası, bayram ve sonrası dahil olmak üzere Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da giderek bir kısmi artışın olduğunu söyleyebiliriz. Bu hareketliliğin getirdiği ama özellikle maske, mesafe ve el hijyeni noktasında hassasiyet göstermediğimizin de bir sonucu. Bu anlamda Diyarbakır son 3, 4 gündür bir yükseliş içinde. 100 vakaya kadar çıkan bir artışı görüyoruz. Burada da genel bir artıştan öte daha çok kültürel, sosyal, nişan ve benzeri gibi etkinlikler sonrası artışın daha fazla olduğunu görüyoruz. Bugün de bir yükseliş içinde. Buralarda filiasyon çalışmalarımızı yoğunlaştırmış durumdayız. Vatandaşımızın bu noktada daha hassas davranması ve tedbirler noktasında katı davranmamız gerektiğini buradan tekrar hatırlatmak istiyorum. Ankara'da son 2-3 gün bir yükseliş söz konusuydu. Bugünden itibaren Ankara da düşüşe geçmiş oldu. Benzer şekilde Konya'mızda bir fabrika ve iki yerleşim yerinde yapılan tarama sonrası bir yükselişin olduğunu gördük. Bugün itibarıyla düşüşün olduğunu söyleyebilirim."

Bundan sonraki süreçte herkesin özellikle toplu alanlarda, sosyal, kültürel ve benzeri durumlarda mutlaka mesafe kuralına ve maskeli olmaya, el hijyenine dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Koca, şu uyarılarda bulundu:

"Bu döneme 'kontrollü sosyal hayat' dedik. Bundan sonraki süreçte serbestlikle birlikte eğer kontroller yapılmaz, tedbirlere uyulmazsa o durumda daha üzücü sonuçlar karşımıza çıkabilir. O durumda başa dönme riski taşıyabiliriz. Bu anlamda herkesin üzerine düşen sorumluluğu, mutlak yerine getirmesi gerektiğini tekrar hatırlamak istiyorum. Çünkü bu bir salgın ve bu salgında sadece sağlımız değil, bütün toplumun sağlığı önemli. Hiç kimsenin farklı davranmaya hakkının olmadığını söylemek istiyorum. Toplum olarak birbirimizi yumuşak, olması gereken iletişim diliyle uyarmayı da ihmal etmememiz gerektiğini hatırlatmak ve bu noktada da hakkımızın olduğunu söylemek istiyorum."

'Hafta sonu kararı, hükümetimizin bir kararıydı'

Bir basın mensubunun, 65 yaş ve üstü vatandaşların sokağa çıkmasında uygulanan saat sınırlamasının nedenini sorması üzerine Koca, "65 yaş üstünde, vücut direncin düşüklüğüne bağlı olarak istemediğimiz sonuçların olduğunu biliyoruz. Geçmişe dönüp baktığımızda da rakamlarda bunu çok net görüyoruz ama hareket kısıtlılığının getirdiği birtakım sorunların olduğunu da biliyoruz. Bu çerçevede, hareketliliğin, belli saatlerle sağlanması gerekiyor. 10 saat gibi bir zaman dilimini büyüklerimizin dışarıda kullanmaları gerekmiyor. Mümkün mertebe büyüklerimizin kendi sağlıkları için ve ihtiyaçlarını gidermek anlamında zorunlu zaman dilimlerini dışarıda geçirmelerini, diğer zaman dilimini evde geçirmelerini istiyoruz." diye konuştu.

Koca, geçen hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasının kaldırılması ile 65 yaş ve üstü ile 18 yaş altı için kısıtlamanın kaldırılmasının Bilim Kurulu'nun kararı olup olmadığına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:

"Hafta sonu kararı, hükümetimizin bir kararıydı. Bu çerçevede, Bilim Kurulu'muzun daha önce söylediğim şekliyle gündemine gelmemişti ama Bilim Kurulu'muz da genel olarak hareket serbestliğinin artık büyüklerimiz için gerekli olduğunu genel anlamda zaten söylemişti. Dolayısıyla bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanı'mızı toplumdaki genel beklenti doğrultusunda açıklamasını hepimiz görmüş olduk. Bu anlamda alınan bir kararın hangi sebeplerle alındığını da daha net görmüş olduk. Yani daha önce alınan karar bir hükümet kadarıydı, devamında da toplumdaki beklentiler doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanı'mız bütün detaylarla birlikte zaten hepimize açıkladı."

"Yüce yargımızın gereğini yapacağına inanıyorum"

Son günlerde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarından örnekler verilip bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine Koca, "Pandemi dönemindeki fedakar ve özverili çalışma ve gayretinden sonra sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti asla duymamamız gerekiyor. Daha öncesi için de aynı şeyi söylüyorum ama özellikle bu dönem hayatlarını ortaya koyacak bir gayret içine giren sağlık çalışanlarımızın şiddet olayıyla karşı karşıya kalmaları kabul edilebilir bir durum değil. Yüce Meclis'imizin 'Şiddet Yasası'nı çıkardığı bir dönemde böyle bir durumu asla yaşamamalıydık. Erken dönemde salıverildikleri şeklinde bir haber oldu. Yüce yargımızın bu konuda gereğini yapacağına inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu çalışma gerçekten bölge için son derece önemli"

Bakan Koca, 81 ilde yapılacak antikor testiyle neyin hedeflendiğinin sorulması üzerine de şu bilgileri paylaştı:

"Bu çalışma, daha önce de belirttiğim şekliyle çok önemsediğimiz bir çalışma. Bugün Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Direktörü ile dönemi değerlendirme görüşmemiz oldu. Bu konuyla ilgili Avrupa'da bu derece büyük çaplı bir çalışmanın olmadığını ve sonuçlarını merakla beklediklerini ifade ettiler. Yani bu çalışma gerçekten bölge için son derece önemli. Çünkü 153 bin kişiyi kapsayacak şekilde örneklem yöntemiyle TÜİK ile aileler belirlendi. Kimlere bu testlerin yapılacağı şu an belli. Burada yapılmak istenen sadece PCR değil aynı zamanda kanları da alınarak antikor düzeyine de bakılmış olacak. Yani aktif vaka olup olmadığı veya geçirip geçirmediğini de bağışık durumunu da bileceğiz. Bütün Türkiye için bu planlandı. Şu an 8 ilde başlandı, yarın 5 ilimiz daha ilave olmuş olacak. Ayın 15'inde 81 ilde devam edecek. İki hafta içerisinde bitmiş olur. Bu çalışmayla toplumdaki bağışıklama durumumuzun düzeyini bölge bölge de il il de bilmiş olacağız. Aktif vaka oranımızı ne olduğunu da görmüş olacağız veya 'sürü bağışıklığı' denen durum ne kadar gerçekçi bir durum olup olmadığını da görmüş olacağız. Yani yüzde 60-65 ile sürü bağışıklığının olabileceğini biliyoruz. Yüzde yüzde 60-65'lere ulaşmak böyle bir pandemide ne kadar gerçekçi ya da değil. Ben öyle çok yüksek bağışlama organımızın olduğunu düşünmüyorum. Sonuçlar çıkınca onu daha net Bilim Kurulu'muzla birlikte de tartışmış oluruz. Yani dünyaya örnek olabilecek bir çalışma ve sonuç olabileceğini bilelim. Bunun sonuçlarını yayın haline de getirip bildirmiş olacağız."

"Virülansın azaldığına dair dünyada ortaya konmuş doğru bir çalışma yok"

"Sosyal medyada yer alan mesajınızda, 'Virüsün etkisinin zayıfladığını gösteren bilimsel bir veri yok.' dediniz. 1 Haziran itibarıyla normalleşme adımları bilimsel verilerle atılmadı mı? Bilim Kurulu bu yönde bir öneride bulunmadı mı?" sorusu üzerine Koca, normalleşme döneminin bilimsel veriler doğrultusunda oluşturulduğunu vurguladı.

Koca, özellikle vaka sayısının azalması, hastane yükünün giderek düşmesi ve vefat sayılarının azalması gibi bilimsel veriler doğrultusunda normalleşme dönemine geçildiğine işaret ederek, "Virülansın azalıp azalmadığı başka bir şey. Virülansın azalmış olması bizi zaten son derece sevindirir ama şu ana kadar virülansın azaldığına dair dünyada ortaya konmuş doğru bir çalışma yok, bizde de yok. Önümüzdeki aylar olabilir mi? Kestirmek zor, bunun için bir şey demek şu an mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu.

"Kronik hastalarla ilgili liste daraltılmadı"

Kamuda izinli sayılan kronik hastalara yönelik listenin normalleşme döneminde daraltıldığına ilişkin iddiaları değerlendiren Koca, şunları söyledi:

"Kronik hastalarla ilgili liste aslında daraltılmadı. Merkezden, e-nabız üzerinden özellikle direnci düşük olan, insülin tedavisi alan ve kemoterapi gibi direnç düşüklüğüne sebep olabilecek ilaçları alan hasta grubunu özellikle tanımladık. Doğrusu bu anlamda o tanımlama çerçevesinde idari izinli sayılmalarını 60 yaş üzeri şeklinde planlamış olduk. Yani ciddi bir sınırlama değil ama istismar edilmesini de doğrusu çok istemedik. Bu anlamda direnç düşüklüğü oluşturan hastalıkları sıralayarak bunu sağlamaya çalıştık.”

Toplumda tanınmış kişilerin son günlerde medyaya yansıyan görüntülerinde maske ve mesafe kuralına uymadığının hatırlatılması üzerine Koca, "Toplum büyüklerimizin, büyüklerimizin topluma bu anlamda örnek olması için özellikle daha hassasiyetle maske ve mesafe kuralına uymalarını bekliyoruz." ifadesini kullandı.