13 °C

Su baskını sonrasında zararları en aza indirmek için yasal yollardan faydalanın…

Su baskını sonrasında zararları en aza indirmek için yasal yollardan faydalanın…

 

AV. Derya YAVUZ YÜKSEL

İstanbul ve çevresi hafta başından bu yana şiddetli yağışlar ve sel baskınları ile boğuşuyor. Son yılların en büyük afetlerinden birini yaşayan İstanbul'da yoğun yağış nedeniyle birçok ev ve işyerini su basmış durumda ve bu nedenle birçok vatandaşımız maddi ve manevi anlamda büyük kayıplar ile karşı karşıya.

Genellikle su baskınları nedeniyle yaşanan maddi kayıpların en aza indirilmesi ve ileride bir zarar doğmasının önlenmesi için yapılması gerekenler ise olayın yarattığı panik nedeniyle göze ardı edilmektedir. Nitekim su baskını sonrasında hem evlerde hem de işyerlerinde suların derhal tahliyesi, evin veya işyerinin eski haline getirilmesi için çalışmalar yapılmaya başlanır. Ancak oluşmuş olan veya ileride oluşması muhtemel maddi zararlar konusunda ise her hangi bir girişimde bulunulmaz, bu zararlar sineye çekilir.

Oysaki su baskınları sonrasında işyerlerinde ve konutlarda oluşan ve/veya gelecekte oluşması muhtemel zararlar nedeniyle durumun derhal kayıt altına alınması, oluşan zararların yasal yollardan ve uzman bilirkişiler eliyle tespit edilmesi gerekmektedir. Bu durumda oluşan zararların olayın etkileri geçmeden yerinde belirlenmesi ve sonrasında zararların tazminin sağlanması mümkün olacaktır. Bu husus göz ardı edilerek işyerinin ve konutun bir an önce temizlenmesi, suların tahliyesi ve oluşan zararın tamir edilmesi bu zararların tazminini imkânsız kılmaktadır.

Zararın tespiti öncelikle sigortalı olan konut ve işyerleri bakımından önem arz etmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta hukukunu düzenleyen hükümleri incelendiğinde 1263. maddede "Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli birtakım hâdiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır" denilmektedir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere sigortacının zarar nedeniyle ödeme yapmasının başlıca koşulları rizikonun meydana gelmesi ve sigorta yaptırmış olan kişinin zarara uğramasıdır. Ayrıca Ticaret Kanunu'nun 1300. maddesinde de "Sigorta edilen malın değeri poliçede gösterilmemiş ise sigorta ettiren kimse, bu malın rizikonun gerçekleştiği andaki değerini ispata mecburdur" denilmektedir. Yasanın açık hükümlerinden de anlaşılacağı üzere zararlarını sigorta şirketinden eksiksiz şekilde tahsil etmek isteyenlerin öncelikle rizikonun gerçekleşmiş olduğunu ve zarar miktarlarını ispatlamaları gerekmektedir.

Su baskınlarında rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve hasar miktarının belirlenmesi sigorta şirketleri ile çalışmakta olan eksperlere yaptırılmaktadır. Nitekim su baskını sırasında sigorta şirketlerinin çalışmakta oldukları sınırlı sayıda ekspere ulaşılması ve bu eksperlerin tarafsız ve eksiksiz bir şekilde oluşan zararları belirlemesi mümkün olmamaktadır. Sigorta şirketlerinin eksperleri tarafından yapılan zarar ve hasar tespitleri neticesinde genellikle sigorta yaptıranın zararının sadece bir kısmı karşılanmakta ve bu durumda da yıllarca sigorta primi ödenmesi anlamsız bir hale gelmektedir. Oysaki su baskını sonrasında bir hukukçudan yardım alınarak yetkili mahkemeye başvuru yapılması halinde mahkeme tarafından tayin edilecek uzman bilirkişilerce yapılacak olan zarar tespiti tarafsız ve objektif nitelikte olacaktır. Nitekim yapılan bu tespit sayesinde de sigorta şirketi tarafından karşılanmayan zararların yasal yolara başvurularak tazmin ettirilmesi mümkün hale gelecektir. Ancak bu zararların hızlı bir şekilde tespit ettirilmemesi halinde sigorta şirketi tarafından yaptırılmış olan ekspertiz incelemesine itiraz etmek veya oluşan zararların daha fazla olduğunu ispat etmek imkansız hale gelecektir. Sonuçta da sigorta şirketinin insafı gereğince zararın karşılanması beklenecektir.

Bunun yanı sıra sigortasız işyerleri ve konutlar bakımından ise durum çok daha vahimdir. Nitekim zararların tazmin ettirilmesi için zarara uğrayanların ellerinde objektif delillerin bulunması gereklidir. Bu da ancak yetkili mahkeme tarafından olayın etkileri ortadan kalkmadan yapılacak inceleme ve delil tespiti ile mümkün olmaktadır. Bu tespitin yaptırılması sonrasında ise altyapı hizmetlerinden kaynaklanan bir su baskını olduğunun anlaşılması üzerine başta belediye başkanlıkları ve İSKİ olmak üzere zarara kusurlu hizmeti ile sebebiyet vermiş olan ilgili kurum ve kuruluşlardan bu zararların tazmini talep edilebilecektir. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süratle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir" denilmektedir. Bu durumda zararların derhal ve eksiksiz tespit ettirilmesi, delillerin toplanması, zararın tazmini için 1 yıl içerisinde başvuru yapılması ve dava açılması gerektiği açıktır. Aksi halde oluşan zarar için her hangi bir talepte bulunmak mümkün olmayacaktır.

Su baskınlarının uzun vadede işyerlerine vereceği zararlardan biri de kıymetli evrakların, ticari defter ve belgelerin zayi olmasıdır. Olay anında işyerini yeniden faaliyete geçirmek için hızlı bir şekilde hareket edilmesi ve işyerinden sel sularının tahliyesi gerekmektedir. Bu sırada ileride ortaya çıkabilecek idari sorunlar ise kesinlikle göz ardı edilmektedir. Ancak resmi belgelerin, ticari defterlerin ve bunlara benzer evrakların su baskını sonucunda zayi olduğunun tespit ettirilmemesi halinde birçok ceza ve yatırımla karşı karşıya kalınmaktadır. Oysa ki Vergi Usul Kanunu bakımından su baskınları yasanın 13. maddesinde mücbir sebep başlığı altında düzenlenmiş olup bu yasal hükümlerden faydalanabilmek için de bu durumun yasal yolardan tespit ettirilmiş olması zorunludur. Uzun süre saklanması zorunlu olan bu belgelerin ilgili resmi kurumlar tarafından incelenmek üzere istenmesi halinde bu defter ve belgelerin su baskını neticesinde zayi olduğunun mahkeme vasıtasıyla yapılmış bir delil tespiti raporu kanıtlanması zorunludur. Zorunluluğu yerine getirmeyen işyerleri ise vergisel anlamda büyük cezalar ile karşılaşmaktadır.

Bir kısmından bahsetmiş olduğumuz bu zararların tespit ettirilmesi hem su baskını nedeniyle ortaya çıkan zararların tazmin ettirilmesini sağlamakta hem de ileride yeni zararların ortaya çıkmasına engel olmaktadır. Mahkemeye yapılacak olan delil tespiti başvuruları bir dava niteliğinde olmayıp zararların tazmin ettirilmesini sağlayacak bir tedbir, bir belirlemedir. Nitekim Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz da olay anında belirlenip tespit edilmezse ileride ortadan kalkacak ya da temin edilemeyecek olan delillerin tespit olunması olanağını sunmaktadır.

Su baskınlarının vermiş olduğu zararların karşılanmasını sağlayabilmek için yasanın vermiş olduğu imkânlardan faydalanarak maddi zararları azaltmak imkanı elimizde olup paniğe kapılarak bu imkânı göz ardı etmememiz gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; elinde delil bulunmadan hiç kimsenin oluşan zararının tazminini talep etmesi mümkün değildir. Nitekim mahkemeler her talebi gerekçelendirmek suretiyle sonuca ulaştırırlar. Bu gerekçeler ise öncelikle hukuka uygun delillere dayanmak zorundadır. Yani hukuka uygun şekilde, yetkili bir mahkeme vasıtasıyla ve olayın etkileri devam ederken elde edilmiş deliller olmaksızın ispatlananmış iddialar ile zararın tazminini talep etmek sadece zaman ve para kaybı olacaktır.

Hem zaman hem de para kaybetmemek ve olaşan zararlarınızı tazmin edilebilir kılmak, ileride bir zarar ve yaptırımla karşılaşmamak için su baskını sonrasında paniğe kapılmadan bu konuda deneyimli bir hukukçu ile irtibata geçerek zararlarınızın tespit edilmesini sağlamanız gerektiğini, bu şekilde hareket etmeniz halinde olaşan zararlarınızı geçici olacağını kesinlikle unutmayın.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap