Tasarruflarımızı nerede değerlendirebiliriz?

DÖRDÜNCÜ BOYUT / Erkin ŞAHİNÖZ

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Hem dış hem de iç piyasalarda hava son dönemde oldukça sakin. Ancak bunu soğuk geçecek kış dönemi öncesi yaşanan “pastırma yazı” olarak görmek lazım. ABD Merkez Bankası Fed tahvilalım programını piyasaları alt üst etmeden sonlandırabildi. Fed üyeleri hem konuşma metinlerinde hem de toplantı bildirilerinde ilk faiz artırımının “önceden belirlenmiş bir takvim”den ziyade “ekonomik verilerin gidişatına” bağlı olduğunu vurguluyorlar. 

Her ne kadar ilk faiz artırımına her geçen gün yaklaşıyor olsak da Fed’in piyasaları tedirgin etmeyen bu yaklaşımı Fed kaygısının en iyi göstergesi konumundaki ABD 10 yıllık Hazine faizlerinin düşük seyretmesini sağlıyor. “Fed barometresi” olarak değerlendirdiğim 10 yıllık Hazine faizlerindeki düşük seyir de borsa endekslerinin gelişmiş ekonomilerde yeni rekorlara yelken açmasını sağladı. Risk alma iştahındaki yükseklik son haftalarda iç piyasalara da yaradı. Gösterge faiz yüzde 8’lere, dolar-tl kuru 2.20-2.22 bandına kadar geriçekilirken BIST100 83.000 düzeyinin üzerine yerleşme çabasında. Dış piyasalardaki yüksek risk iştahının yanı sıra kredi derecelendirme kuruluşlarından not indirimi gelmeyeceği yönünde kuvvetlenen beklentiler de iç piyasaların yelkenini doldurdu. Son haftalardaki eğilimin ivme kaybederek de olsa yılın son haftalarına kadar devam etmesi söz konusu olabilir. İç piyasalar 21 Kasım engelini aştı. Derecelendirme kuruluşu S&P, geçen hafta Cuma günkü değerlendirmesinde Türkiye’nin notunu ve görünümünü sabit tuttu. 5 Aralık tarihinde de ülkemizi “yatırım yapılabilir” düzeyde negatif görünümle değerlendirmekte olan Moodys’den güncelleme gelecek. Kuvvetle muhtemel not ve görünümde değişiklik yapmayacaktır. Dolayısıyla Fed’in 16-17 Aralık tarihlerinde yapacağı toplantı dışında iç piyasaları önümüzdeki haftalarda belirgin bir şekilde bozabilecek bir faktör yok. Yukarıda da belirttiğim gibi olumlu havanın “ivme kaybederek” de olsa yıl sonuna kadar sürme ihtimali yüksek. 

Peki içinde bulunduğumuz dönemde tasarruflarımızı hangi yatırım araçlarında değerlendirebiliriz? Trendlere odaklanmak şart. 

Hazine kağıtlarıyla başlayalım. Gösterge faiz yüzde 8’ler düzeyinde bulunuyor. Enflasyon görünümümüz ve gelişen ekonomilerin para birimlerinde önümüzdeki yıl daha da güçlenebilecek değer kaybı baskısı (Fed’in ilk faiz artırım sürecine yaklaşılmasıyla) Merkez’in “anlamlı” bir faiz indirim süreci başlatmasına engel. Üstelik kur nedeniyle önümüzdeki yıl Merkez Bankası’nın faiz artırımı yapmak zorunda kalabileceği kanaatindeyim. Haliyle de gösterge faizin yüzde 7.5-8.0 bandını altında kalıcılaşması çok zor. Önümüzdeki yıl da gösterge faizlerin yeniden çift hanelere yönelmesine neden olabilecek temel faktörler var. Faizlerin yükseleceği trendsel dönemde Hazine kağıtlarına yatırım yapmanın çok cazip olmadığı kanaatindeyim. 

BIST100 için de yukarıda belirttiğim gibi yukarı yönlü eğilim biraz daha patinajlı bir şekilde 85000 bölgesine kadar sürebilir. Ancak yukarı yönde fazla bir marj kalmadığı ve Fed nedeniyle 2015’in borsa endeksleri açısından sıkıntılı olabileceği göz önüne alınırsa hisse senedi piyasasının da cazibesinin düşük olacağını söyleyebiliriz. 

Altın konusunu iki hafta önceki köşe yazımda oldukça detaylı bir şekilde işlemiştim. 1200 dolar bölgesinde bulunan altının radara alınması gerektiği kanaatindeyim. Önümüzdeki yıl Fed’in ilk faiz artırımına yaklaşıldıkça ABD 10 yıllık Hazine faizlerinin yüzde 3.00’e çıkması hatta üzerine yerleşmesi ihtimalini yüksek görüyorum. ABD faizlerindeki yükseliş altında son bir sert düşüşe yolaçabilir ve altında dip oluşumu 2015’in ilk yarısı içinde tamamlanabilir. Altın fiyatlarının 1000-1050 dolar bölgesinin altında kalıcılaşması zor. Haliyle de bu bölgeye de yaşlanabilecek geriçekilmelerde altını portföye dahil etmek oldukça uygun bir yatırım stratejisi olabilir. 

Tasarrufların kayda değer bir kısmını dövizde değerlendirmek uygun olabilir. Özellikle dolar-TL’de yaşanan son geriçekilme dolar yönünde pozisyon almak için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Fed adımlarının 2015 boyunca kur üzerinde belirgin bir baskı yaratmasını bekliyorum. Önümüzdeki haftalarda kur bir miktar daha düşebilir ancak 2.18-2.20 bandının altına yerleşmesi ihtimalini düşük görüyorum. Belirttiğim bant portföylerde dolar cinsinden mevduat miktarını artırmak için uygun görünüyor mevcut konjonktürde. Önümüzdeki yıl içinde kurda ikili tepe (2.38-2.40 bandına kadar yükseliş) beklentimi koruyorum. Bu noktada hükümetin Orta Vadeli Program’daki kur tahminlerini de hatırlatmakta yarar var: 2015 için 2.2882, 2016 için 2.3704, 2017 yılı için ise 2.4406.