14 °C

TBB Yönetim Kurulu Başkanı Aydın: Bankacılık sektörü geleceğe güvenle bakıyor

Son bir asırlık dönemde bankacılık sektörü, ülkemizin büyümesinden güç almış, aldığı gücü ekonomimizin menfaatleri doğrultusuna ve büyümesinde kullanmıştır. Ekonomimiz geliştikçe ve güçlü oldukça bankacılık sektörü büyümeye, güçlü ve sağlıklı olmaya devam edecektir.

TBB Yönetim Kurulu Başkanı Aydın: Bankacılık sektörü geleceğe güvenle bakıyor

Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın

Türkiye’de bankacılık sisteminin tarihi 1856 yılına kadar uzanmaktadır. Bu tarihte kurulan Osmanlı Bankası, Türkiye Bankacılık Sistemi’nin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Sektör, Osmanlı Devleti döneminde (1863-1919) büyük ölçüde kamu kesiminin borçlanması için kaynak sağlama görevini üstlenmiştir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında bankacılık sistemi, yerli sanayinin kurulmasının finansman görevini üstlenmiştir. 1923 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresi’nde, ekonomik gelişme için ulusal bankacılığın kurulması ve geliştirilmesinin gerekliliği vurgulanmıştır. 1930 yılında TC Merkez Bankası, ardından öncü sektörlerin güçlendirilmesine yönelik finansman için çoğunlukla kamu sermayeli bankalar kurulmuştur. Bankacılık sektörü bu dönemde kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirmiştir.

Özel sektörün 1950’li yıllardan itibaren güçlenmeye başlamasıyla beraber, özel bankalar da kurulmuş ve ekonomik faaliyetin finansmanına güçlü şekilde destek vermeye başlamışlardır. Bu dönemde, özel kesime ve piyasa ekonomisine önem veren bir ekonomi politikası izlenmiştir. Buna rağmen, önceki dönemlerde uygulanan, getirisi düşük olduğu için özel sektörce yapılmayan yatırımların kamu tarafından gerçekleştirilmesine ve bu alanlara giriş için özel kesimin teşvik edilmesi politikasına devam edilmiştir. 1958 yılında “bankacılık sektörünün ve mesleğinin gelişmesi, bankalar arasında dayanışmanın arttırılması, bankalar ile kamu arasındaki ilişkinin sağlıklı çalışması ve haksız rekabetin önlenmesi amacıyla Türkiye Bankalar Birliği kurulmuştur.

1960-1980 arasındaki planlı dönemde bankacılık sektörü önemli ölçüde kamu kontrolü ve etkisi altında kalmıştır. Finansal baskılama, müdahaleci ve enflasyonist politikaların uygulanmasına bağlı olarak bankacılık sektörü yeterince güçlenememiş, finansal sektör büyümemiş, tasarruf oranları düşmüş ve finansal varlıklar reel bazda azalmıştır. Mevduat ve kredilere uygulanacak faiz oranları, banka komisyon oranları ve kredi limitleri, izlenen ithal ikamesi politikası doğrultusunda kamu tarafından belirlenmiş; bankaların temel işlevi kalkınma planlarında yer alan yatırımların finansmanının sağlanması olarak tanımlanmıştır.

1980’ler kambiyo ve sermaye  hareketleri serbestleşti

1980’li yıllardan itibaren piyasa mekanizmasının geçerli olduğu, liberal politikaların uygulandığı bir döneme geçilmiştir. Finansal ve diğer sektörlerde fiyatların piyasaların tarafından belirlenmeye başladığı bu dönemde piyasa ekonomisinin daha etkin çalışmasını sağlayacak kurumsal ve hukuksal altyapı oluşturulmaya başlanmıştır. Kambiyo rejimi, ardından sermaye hareketleri serbestleştirilmiştir. Bankacılık sektörüne yeni yerli/yabancı sermayeli bankaların girişine izin verilmiş, mevduat-kredi faiz oranlarının, ücret ve komisyonların serbest bırakılmasıyla rekabet daha güçlü hale gelmiştir. Bu dönemde, bankacılık sektörü ve finansal sistem büyümeye başlamış; milli gelir artışı hızlanmış, sermaye piyasası oluşturulmuş ve çok sayıda yeni finansal araçlar kullanılmaya başlanmıştır.

2001 yeniden yapılandırma…

1990’lı yıllarda, yüksek kamu kesimi borçlanması ve enflasyon nedeniyle finansal ve ekonomik istikrarsızlık artmıştır. Bu dönemin ikinci yarısında sık aralıklarla yaşanan ekonomik sorunlara çözüm üretilmesi yerine sorunların büyük ölçüde bankacılık sektörü üzerinden çözülmesine yönelik uygulamalar finansal istikrara zarar vermiştir. Bankacılık sektörü ekonomik faaliyetin finansmanını yapamaz hale gelmiştir. Bu nedenle 2001 yılında bankacılık sektörü kapsamlı bir yeniden yapılandırmaya tabi tutulmuştur.

Yeniden yapılandırma kapsamında, bilanço yapısı düzelemeyecek durumda olan bankalar sistemden çıkarılmış, kamu bankalarının yüksek görev zararları finanse edilmiş, sektöre özkaynak takviyesi yapılmış; kamusal denetim fonksiyonu yeniden örgütlenmiş, bankaların risk yönetimi sistemleri yenilenmiş; kurumsal ve hukuki yapı yeniden düzenlenmiştir. Ekonomi politikalarında, bütçe, fiyat ve finansal istikrara aynı anda önem veren bir uygulama olmuştur.

Bankacılıkta yeniden yapılandırma ve ekonomi politikasındaki değişiklik, hem bankacılık sektörünün mali açıdan güçlendirilmesi, hem de güvenilir fiyat oluşturucu piyasalara dayalı liberal bir finansal yapının oluşturulması sürecini desteklemiştir. Bankacılık sektörü büyümüş ve özel sektör başta olmak üzere ekonomik faaliyetin finansmanına daha fazla katkı vermeye başlamıştır.

Bilanço büyüklüğünün GSYH’ye oranı son yirmi yılda yaklaşık olarak ikiye katlanmıştır. Milli gelir hızlı ve istikrarlı bir artış göstermiştir. Bankacılık sektörü bu hızlı büyümeye destek olmuştur. Özel sektör yatırımları yanında, ulaşım, haberleşme, enerji gibi temel alt yapı yatırımlarının finansmanı bankacılık sektörünün katkısıyla gerçekleşmiştir. Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelinin yeniden farkına varılmasıyla birlikte 2005’ten itibaren bankacılık sektörüne yoğun sermaye girişi olmuştur.

Şoklara direnç dönemi

2008 küresel kriz ve sonrası dönemde, bankacılık sektörü, kamudan kaynak ve destek talep etmeden işlevini sağlıklı olarak sürdürmüş ve ekonomik faaliyetin finansmanını sağlamayı devam ettirmiştir. Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü, iç ve dış kaynaklı maruz kaldığı çok sayıda şoklara gerekli direnci göstermiştir.

Ekonominin güçlü bir şekilde büyüdüğü 2010-2018 döneminde bankacılık sektörü de büyümeye devam etmiştir. 2007–2018 döneminde aktiflerin GSYH’ye oranı yüzde 66’dan yüzde 104’e çıkmıştır. Kredilerdeki artış bu dönemdeki güçlü ekonomik büyümeyi destekleyen önemli unsurlardan bir tanesi olmuştur.

Aktiflerin finansmanında mevduat en önemli kalem olmaya devam etmiştir. Buna karşın, yurtiçi tasarrufların yetersiz kalmasına bağlı olarak, mevduatın toplam bilanço içindeki payı azalmıştır. Kredi/mevduat oranı yüzde 100’ü aşmıştır. Finansmanda yurtdışında borçlanmanın payı artmaya başlamıştır.

Bankacılık sektöründe büyümenin istikrar içinde sürdürülmesinde en önemli etki özkaynakların güçlendirilebilmesinden gelmiştir. Özkaynaklar güçlü bir büyüme sergilemiştir. Karın büyük oranda özkaynaklara eklenmesinin de katkısıyla sermaye yeterliliği yüksek seyretmiştir.

Bankacılık sektörü bilanço büyüklüğü, bilanço dağılımı, performans göstergeleri esas alındığında sağlıklı, güçlü ve istikrarlı bir yapıdadır. Ürün ve hizmet çeşitliliği artmıştır. Yenilenen teknoloji kullanılarak hizmet kanalları sürekli çeşitlenmektedir. Çalışanları yetenekli, yönetimleri tecrübeli ve bankacılık sektörünün gerektirdiği müdebbir olan niteliklerine sahiptir.

Son bir asırlık dönemde bankacılık sektörü ülkemizin büyümesinden güç almış, aldığı gücü ekonomimizin menfaatleri doğrultusuna ve büyümesinde kullanmıştır. Ekonomimiz geliştikçe ve güçlü oldukça bankacılık sektörü büyümeye, güçlü ve sağlıklı olmaya devam edecektir. Temel büyüklüklerde son 20 yılda gelişmekte olan ülkeler ortalamasını yakaladık. Önümüzdeki dönemde gelişmiş ülkeler ortalamalarına ulaşmaya çalışacağız.

100. yaşında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni saygıyla kutluyoruz. Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Ecdadımızı rahmetle ve minnetle anıyoruz. Ülkemize emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap