TÜİK'e Kılıçdaroğlu tepkisi

İYİ Partili Usta, "Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bir kamu kuruluşunu ziyaret etme hakkı vardır. Bu bir genel başkan, bir milletvekili ise onun zaten randevusuz bir şekilde TÜİK’teki istediği yetkiliyle görüşebilme hakkının olması lazım." dedi. Öztrak da, "TÜİK bir devlet kurumudur. Öyle de davranmalıdır. Milletin hakkını gasp edenler, hesabını da verir." ifadelerini kullandı.

ANKA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında iktidarın faiz kararını ve enflasyonla mücadele yönetimini eleştirdi. Usta, özetle şunları söyledi:

“Hem Merkez Bankası Başkanı’nın hem hükümetin, Sayın Erdoğan başta olmak üzere açıklamaları, Türkiye’de enflasyon beklentilerini bozdu ve enflasyon hızlı bir şekilde yükseliyor. Önümüzdeki dönemde enflasyonun çok daha hızlanacağını maalesef hep birlikte yaşayacağız. Türkiye’de enflasyonun yükselmesinden hiç kimse mutlu olacak değil. Enflasyon, çünkü yoksul halk kitlelerini daha fazla ezen; sabit gelirlileri, dar gelirlileri daha fazla ezen, onları daha fazla yoksullaştıran bir makroekonomik göstergedir. O yüzde biz enflasyonla mücadele edilmesini istiyoruz.

Cari açığın temel sorun olduğunu söyleyen bir Merkez Bankası Başkanı var. Ona da destek veren, aynı politikayı benimseyen bir Cumhurbaşkanı var. Şimdi son halka olarak da kendi kafalarından bir Hazine ve Maliye Bakanı buldular. Hazine ve Maliye Bakanı’nın, çok enteresandır, dünkü ilk açıklaması faize ilişkindi. Öyle bir ortam yaşıyoruz ki Merkez Bankası Başkanı üretim, yatırım, istihdam, teşvik sistemi gibi konulardan bahsediyor; Hazine ve Maliye Bakanı faizden bahsediyor. Bunun tersi olması lazım. Tamamen roller birbirine girmiş şekilde duruyor. Böyle bir ortamda enflasyon çığırından çıkacaktır.

"Öğrenciden faiz alırken Nas yok mu?"

Bir öğrenci kredisi; kredinin bitiş tarihi 30 Haziran 2021. 31 Temmuz 2021’de, yani bir ay sonra aldığı kredilerin ne kadar ödeyeceği konusunda kendisine bir dekont geliyor. 28 bin 440 lira alıyor, bir ay sonra diyorlar ki ‘senin ödeyeceğin para 48 bin 196 lira’. Yani yüzde 70’ten fazla, öğrencinin aldığı paraya siz faiz işleteceksiniz. Ondan sonra çıkıp bana ‘ortada nas var’ diyeceksiniz. Yüzde 70, bir öğrenciden faiz alırken nas yok mu? Bu bir akıl tutulması?

Bu ülkede asgari ücretli, şu an da yüzde 20’lik dilimden vergi ödüyor. Açlık sınırının altındaki bir çalışandan yüzde 20 vergi alacaksınız, milyarlarca lira TL mevduattan faiz geliri elde edenlerden sıfır vergi alacaksınız. Kim faizci dostu, kim faiz lobisine çalışıyor; bu hükümet. Bütçenin en büyük gider kalemi faiz gideri, 240 milyar lira. 20 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz, niye bütçenin en büyük kalemi faiz gideri haline geldi, bunun hesabını versinler.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TÜİK’e alınmamasına ilişkin bir soruya Usta, şu yanıtı verdi:

"Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bir kamu kuruluşunu ziyaret etme hakkı vardır. Normal bir vatandaş dahi bugün Türkiye İstatistik Kurumu’na gitse ‘siz buraya niye geldiniz’ demez, en azından içeriye alınır. En azından dış demir parmaklıklarda karşılanmaz. Böyle bir şey olmaz. Bu bir genel başkan, bir milletvekili ise onun zaten randevusuz bir şekilde TÜİK’teki istediği yetkiliyle görüşebilme hakkının olması lazım. TÜİK’in yaptığı davranışı son derece antidemokratik bir davranış olarak görüyorum. Hiçbir şekilde hukuk devletinde de böyle bir şey olmaz. Sayın Soylu’nun bunu ‘mekan basma’ olarak ifade etmesi de çok talihsiz bir açıklamadır. Mafya jargonu ile konuşan bir İçişleri Bakanı’mız var. Bu bir mekan basma değildir, bir kamu kurumunu ziyarettir. İçeriye de Sayın Kılıçdaroğlu’nun alınması gerekirdi."

Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan torba teklife sağlık çalışanlarına da zam yapılmasını öngören maddenin eklenmesinin görüşülmesi sırasında Genel Kurul’un kapanmasına ilişkin sorulan bir soruyu da Usta, şöyle yanıtladı:

"Sıkıntılı bir şey yaşandı. Doktorlarla ilgili bir maaş düzeltmesi yapılacağına ilişkin AK Parti grubundan bize bir bilgi geldi. Sayın Genel Başkanı’mız bize talimat verdi. Çünkü İç Tüzük gereği bir kanun görüşülürken yani komisyondan gelmeyen bir şey madde ilavesi, o mümkün değil. Ancak biz, ‘Madem çalışanlarımız ile ilgili bir düzenleme yapılacak, onların ücretlerinde bir iyileştirme yapılacak’ deyip bir Danışma Kurulu’nda ortak karar çıkartarak desteğimizi verdik. Fakat önerge elimize geldikten sonra bunun son derece eksik olduğunu, yanlış olduğunu ifade ettik. Ve önergeye o anlamda imza atılmadı. İlkesel anlamda bir destek veriyoruz ama orada iki tane kaydımız var. Emekli maaşı, çalışırken ki maaşının üzerinde olursa kim çalışır. Oradaki o hatayı söyledik. Ayrıca sağlık çalışanları doktorlardan da ibaret değil, diğer sağlık çalışanlarımız var, onun da genişletilmesini talep ettik. Fakat şu anda geldiğimiz nokta da AK Parti’nin hem Meclis grubu olarak hem de aslında Bakanlık olarak kapasitesinin ne kadar zayıfladığını, bir kanun yapma ehliyetini yitirdiğini de gördük. Bir düzenlemeyi önümüze getirip yapma kabiliyeti olmayan bir Meclis grubu ve Bakanlık tarafından bu ülke yönetiliyor."

"Türk demokrasi tarihi açısından utanç duyulacak bir gün"

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, TÜİK’in kapılarını Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmaylarına açmamasına tepki gösterdi. Öztrak, sosyal medya hesabından yapığı açıklamalarda, “Şu anda asgari ücret görüşmeleri devam ediyor. Saray talimatı ve ince işçilikle enflasyon rakamlarının budanması, milyonların hakkını gasp etmektir. TÜİK bir devlet kurumudur. Öyle de davranmalıdır. Milletin hakkını gasp edenler, hesabını da verir.” değerlendirmesini yaptı.

Öztrak’ın açıklamaları şöyle:

"Bugün Türk demokrasi tarihi açısından utanç duyulacak bir gün yaşandı. Bu ülkenin 11 milyon 354 bin 190 yurttaşının oy verdiği ana muhalefet partisinin liderine devletin resmi istatistik kurumunun kapıları açılmadı.

Devlet kurumlarındaki çürüme ve çöküş, bir kez daha gözler önüne serildi. Bu kurumlar kimsenin tapulu malı değildir. Bu devlet hepimizin. Bu kurumlar hepimizin. Milletine kapı, pencere kapatan yöneticiler, devletin memuru gibi değil, Saray’ın memuru gibi davranmıştır.

Ana muhalefet partisi liderinin devlet kurumlarından bilgi alması, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak en doğal hakkıdır. Bugün sayın Genel Başkan’ımızın karşısına çıkamayanlar neyin telaşındadır?

TÜİK ’in enflasyon rakamları, 22 milyon çalışanı ve 12 milyon emekli başta olmak üzere tüm milletimizi yakından ilgilendirmektedir. Bugün tencereler boş, mutfaklar yanıyor. TÜİK’in enflasyonu ile halkın enflasyonu arasında büyük bir uçurum var.

Farklı kurumların açıkladığı enflasyon rakamları ile TÜİK rakamları arasında büyük farklar var. Bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’nun açıkladığı enflasyon, TÜİK’in iki katından fazla. Bu kadar farkın sebebi nedir?"

HDP'den tepki

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TÜİK’e alınmamasını, “Ana muhalefet partisi genel başkanı TÜİK’e ziyarete gidiyor. Çok doğaldır. Bundan doğal bir şey olamaz. Ama kapılar kapanıyor. İçeri alınmıyor. Böyle bir rezalet görülmemiş bir şey” sözleriyle değerlendirdi.

Oluç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Oluç’un konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Dün itibariyle Meclis’te bir kanun teklifi görüşülüyor ve hekimlerle ilgili bir madde ihdası teklifi geldi. Biz de bu öneriyi inceledik, baktık. Özellikle TTB ve sendikalarla görüştük. Eksik ve yetersiz olmasına rağmen bu madde ihdasını kabul ettik. Bunu grup başkanvekilimiz Meral Danış Beştaş da imzaladı. Şunu özellikle vurguladık. Doktorlar için önemlidir fakat eksiktir. Teknik personelini ve sağlık emekçilerini içermemesi nedeniyle yeni bir kanun teklifi verdik. Dün akşam itibariyle adım atılabileceğine dair iktidar partisinden gelen sözlere ilişkin bugün Genel Kurul’un yeniden açılması konuşuldu. Peki ne oldu? Akşam konuşulanlar gerçekleşecek diye geldik. Bütün partilerin ortaklaşa vermiş olduğu madde ihdasında doktorlara verilen emeklilik hakkının bir kısmı geri çekilmeye kalkışıldı. ‘Yani verilen azdır’ derken verilenden bir kısmını geri çekmeye çalıştılar. Mesele verileni almak değil eşitliği sağlamak. Hele hele enflasyonun bu kadar yükseldiği dönemde tabi ki kabul etmedik. Herhangi bir gelişme sağlanamadı, görüşmeler sona verdi. Doktorlara verilmiş olan hakların geri çekilmesi değil, yapılması gereken tam tersine eşitliğin sağlanmasıdır. Doktorlar için yapılmış olan tüm sağlık emekçilerine yapılması gerekir. Hala pandemi koşulları sürüyor. Yeni enfekte oluyor. Yüzlerce insan ölüyor. Sağlık emekçilerinin haklarının tartışılması bile insani değildir. Sağlık emekçileri bugün her şeyi hak etmektedirler.

TÜİK tarafından enflasyon verilerini açıkladı. Bu TÜİK’te çalışanlar, bu halkın vergileriyle oluşan bütçeden maaşlarını alıyorlar. Siz halkın aleyhine bu kadar yalanı dolanı nasıl açıklıyorsunuz? En ufak ahlaki sorumluluğunuz kalmadı mı? Yalana bakın. Su, elektrik ve doğal gazda artış olmadı diyor. Hangi memlekette çalışıyorsunuz? Nasıl vicdansızsınız? Utanmanız kalmamış. Halkın vergilerinden aldığınız maaşlarınız sizin boğazınızdan rahatlıkla geçmeyecek. Hesap mı bilmiyorsunuz? Soframızda ne bulunuyorsa azalmaya başladı.

‘Yeni ekonomi rotası’ diye açıklama yapıyor ya Recep Tayyip Erdoğan. İddiaları düşük faiz yüksek döviz. ‘Maaşını dolarla mı alıyorsun’ diye sorunlar vardı. Bu artışı görüyor musunuz? Bu görsel, dolardaki bir yıllık artış grafiği. Enflasyondaki bir yıldaki artış. Döviz arttıkça enflasyon yükseliyor. Sizin yeni ekonomi rotası dediğiniz şey, neye yol açıyor? Yüksek kur, yüksek işsizlik, yüksek enflasyon, yüksek yoksulluk. Sizin dediğiniz budur. Yeni ekonomi rotasının politikası işsizlikte, yoksullukta yükselme demektir.”

Oluç, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TÜİK’e alınmamasına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Bazı şeyler oluyor bu ülkede. İnsan nasıl yorumlama yapmasını bilemiyor. Ana muhalefet partisi genel başkanı TÜİK’e ziyarete gidiyor. Çok doğaldır. Bundan doğal bir şey olamaz. Ama kapılar kapanıyor. İçeri alınmıyor. Böyle bir rezalet görülmemiş bir şey. TÜİK, kapılarını kapatıp ana muhalefet partisi liderini dışarıda bırakma tutumunu, ‘bu rakamları nasıl ayarlayalım efendim’ diye saraya sorarak yaptıysa, ki böyle yapmıştır, sarayın büyük ayıbıdır. Sarayın demokratik ve parlamenter siyaset açısında nasıl büyük zaaf ve eksiklik içinde olduğunu gösterir. Saray rejiminin demokrasiyle alakası kalmamıştır. TÜİK bunu sormayıp kendi başına yaptıysa; bunların hiçbirinin demokrasiyle alakası yoktur. TÜİK Başkanları ve yardımcıları değişmiştir. Onların da zamanları da bir süre sonra dolar. Böyle bir utancı da kendi cv’lerine taşımaya devam ederler. Kabul edilir bir şey değildir.”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Kılıçdaroğlu’nun TÜİK’e gitmesi ile ilgili olarak “Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı mekan basmaya gitmez” açıklaması için de Oluç, şunları söyledi:

“İçişleri Bakanı’nın söylediklerini bütçe tartışmalarında değerlendiririz. Ama şunu söyleyelim. İçişleri Bakanı, bugün Türkiye’de hukuku asla tanımayan, Anayasa’yı asla tanımayan, demokrasiyi asla tanımayan, demokrasiye ve hukuka karşı bütün saldırıların arkasında olan ve o saldırıları bizzat gerçekleştiren kişidir. Dolayısıyla İçişleri Bakanı’nın bu parlamentodaki muhalefet partileri hakkında söylediği her şey, hukuksuzdur. Demokrasi düşmanlığın ifadesidir. Aynı zamanda muhalefet partilerini sokak çetelerine hedef gösterme amaçlıdır. İçişleri bakanı muhalefet partilerine yönelik işlenmekte olan suçların arkasında durma anlayışına durma odak haline gelmiştir. Parlamentoya, demokrasiye, halkın seçtiği milletvekillerine saygılı olmayı mutlaka öğrenecektir. Öğrenmiyorsa zamanı geldiğinde hukuk önünde yaptıklarının hesabı sorulacaktır.”