Ulusüstü şirketler nereye gidiyor? (küresel ekonomide ulusüstü şirketler)
Doç. Dr. Mustafa Hilmi Çolakoğlu / TTGV Danışmanı
mcolakoglu@ttgv.org.tr
Bugünkü yazımda Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yayınlanan World Investment Report 2012 (Dünya Yatırım Raporu) ve Dünya Ticaret Örgütü WTO) tarafından yayınlanan The World's Top 100 Non-financial TC's 2012 (2012 yılında 100 Ulusüstü Şirket Sıralaması, www.wto.org) bilgiler çerçevesinde ulusüstü şirketlerin gelişimini ve küresel ekonomide ulaştıkları gücü ve muhtemel etkilerini ele alacağım.
UNCTAD Raporu'na göre (www.unctad.org) 2000 yılında 1.4 trilyon dolar olan dünyadaki uluslararası doğrudan yatırımlar (UDY) müteakip yıllarda azaldı. 2006 yılında tekrar 2000 yılındaki seviyesine ulaşan yatırımlar 2007 yılında 1.98 trilyon dolar ile en üst seviyesine ulaştı. 2008 ve 2009 yıllarında krizin etkisiyle azalmaya başlayan yatırımlar 2010 yılında tekrar kısmen yükseldi. 2011 yılında 1.52 trilyon dolar UDY gerçekleşti. 2012 yılında 1.6 trilyon dolar, 2013 yılında 1.8 trilyon dolar, 2014 yılında ise 1.9 trilyon dolar UDY gerçekleşmesi bekleniyor.
Türkiye'de gerçekleşen UDY yıllık ortalama 5 milyar doların altında iken, ilk kez 2005 yılında önemli bir artışla 10 milyar dolar seviyesine çıkmıştır. 2007 yılında 22 milyar dolarla zirve yapan UDY, krizin etkisiyle 2005 yılı seviyesinin altına inmiştir. 2009 yılında ise 2010 yılına oranla %76 oranında artarak 15.9 milyar dolara çıkmıştır.
Dünyada ve Türkiye'deki UDY değişimlerine baktığımızda ekonomik krizlere paralel bir değişim izlendiği, ekonominin düzelmesiyle yatırımların arttığı görülmektedir.
En fazla UDY çeken ilk on ülke sırasıyla ABD, Çin, Belçika, Hong Kong, Brezilya, Singapur, İngiltere, Virgin Adaları, Rusya ve Avustralya'dır. İlk on ülkeyi Fransa, Kanada, Almanya, Hindistan, İspanya, Meksika, Endonezya, Lüksemburg ve Şili izlemektedir. İlk yirmi ülke 1,16 trilyon dolar yatırımla 2011 yılında dünyadaki toplam UDY'nin %75'ini gerçekleştirmiştir.
En fazla yatırım yapan ülkelere baktığımızda ABD, Japonya, İngiltere, Fransa, Hong Kong, Belçika, İsviçre, Rusya, Çin ve Virgin Adalarından oluşan ilk on ülkeyi Almanya, Kanada, İtalya, İspanya, Hollanda, Avusturya, İsveç, Singapur, Danimarka ve Güney Kore izlemektedir. İlk 20 ülkenin 2011 yılında yaptığı UDY tutarı 1.47 trilyon dolar olup toplam yatırım olan 1.52 trilyon doların %97'sidir.
Her iki listede de ilk sırada bulunan ABD, 2011 yılında 227 milyar dolar yatırım çekerken, 397 milyar dolar başka ülkelerde yatırım yapmıştır. Buna göre ABD çektiği yatırımdan fazlası dışarıda yapmaktadır. Diğer ülkelerin durumu da incelendiğinde görüldüğü üzere en çok yabancı yatırım çeken ülkeler aynı zamanda başka ülkelerde en çok yatırım yapan ülkelerdir. Son 10 yılın en hızlı gelişen ekonomisi Çin 2011 yılında 125 milyar dolar yabancı yatırım çekerek ikinci sırada yer alırken başka ülkelerde 65 milyar dolar yatırım yapmıştır. Çin'in UDY yatırımlarının önümüzdeki dönemde artması beklenmektedir.
Türkiye ise 2011 yılında dünya toplamının %1'i olan 15.9 milyar dolar tutarında UDY çekmiş, 2.5 milyar dolar UDY yapmıştır. Türkiye'nin UDY stoku 2012 yılında 140 milyar doları aşmıştır. Türkiye UDY stokunda 2010 yılında 45. sıradayken 2011 yılında 31. sıraya yükselmiştir. UDY stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranı ise %18'dir.
UDY stokunda 3.5 trilyon dolarla ilk sırada yer alan ABD'yi 1.2 trilyon dolarla İngiltere ve Hong Kong izlemektedir. Gelişmiş ülkeler UDY stokunun %50.9'una, gelişmekte olan ülkeler ise %49.1'ine sahip bulunmaktadır. Ekonomi bölgeleri olarak baktığımızda ise UDY stokunun %27.9'u Avrupa, %27.8'i Asya, %17.6'sı Kuzey Amerika, %14.2'si Latin Amerika ve Karayipler, %5.5'i Bağımsızlar Devlet Topluluğu'ndadır. Afrika Kıtası'nın payı ise sadece %2.8'dir.
Yukarıdaki bilgilerden sonra yazımızın asıl konusu olan bu yatırımları kimin yaptığı sorusuna gelelim. Bu sorumuzun cevabını Dünya Ticaret Örgütü tarafından yayınlanan "World Trade in 2011" raporunda bulmaktayız. Raporda dünyadaki en büyük ulusüstü 100 şirketin listesi verilmektedir. Ulusüstü şirketler merkezi belli bir ülkede olmasına karşılık ortakları ve yöneticileri birden fazla ülkeden olan, farklı ülkelerde yatırımları ve üretimleri bulunan ve istihdamlarını çok sayıda yabancı ülkeden sağlayan şirketlerdir. Diğer bir ifadeyle, uluslararası doğrudan yatırımlar ulusüstü şirketler tarafından yapılmaktadır.
Raporda yer alan 100 ulusüstü şirketi incelediğimizde 22'sinin ABD, 17'sinin Fransa, 12'sinin Almanya, 11'inin İngiltere, 6'sının Japonya, 5'inin İsviçre, 3'ünün İtalya, 2'sinin Hollanda-İngiliz, 2'sinin Avustralya-İngiltere orijinli olduğunu görmekteyiz. Çin (CITIC Corporation), İsrail (TEVA Farmasötik), Honh Kong birer şirket ile listede yer almaktadır. Türkiye'nin henüz ilk 100'e giren ulusüstü şirketi bulunmamaktadır.
Gelişmiş ülkelerin mal ihracatı 2009 yılında 7 trilyon dolar, 2010 yılında 8,2 trilyon dolar olmuştur. Gelişmiş ülkelerin dünya ihracatındaki payı %55'dir. Dünya ihracatı 2011 yılında 2010 yılına göre %15 artarak 17.5 trilyon dolara ulaşmıştır. Ulusüstü şirketlerin büyük bir kısmı gelişmiş ülkelerde olup 100 ulusüstü şirketin 2011 yılı satışı 5.7 trilyon dolardır. Buna göre gelişmiş ülkelerin ihracatının %60'ı, dünya ihracatının ise %32'si yani üçte biri 100 ulusüstü şirket tarafından yapılmaktadır. Bu veri ulusüstü şirketlerin dünya ekonomisindeki etkinliğinin gelmiş olduğu noktayı göstermektedir. Dikkat çekici olan bu oran giderek artmaktadır.
Listeyi biraz daha detaylı inceleyelim ve ülkemizin performansıyla bir karşılaştırma yapalım. 100 ulusüstü şirketin 12,4 trilyon dolar olan toplam yatırımlarının 7,8 trilyon doları UDY olarak (%63) başka ülkelerde bulunmakta. 2011 yılı toplam satışları 8,8 trilyon dolar olup 5,7 trilyon doları (%64) ihracattır. 100 ulusüstü şirkette çalışan 15,4 milyon kişinin 9 milyonu (%58) başka ülkelerin insanlarıdır.
Türkiye'nin aldığı UDY stokunun 140 milyar dolar olduğunu söylemiştik. Listede her birinin UDY stoku Türkiye'den fazla olan 12 ulusüstü şirket var. General Electric'nin UDY stoku 502 milyar dolarla Türkiye'nin 3.5 katı UDY yatırım stoku bulunmakta. Türkiye'nin 2011 yılı ihracatı 134 milyar dolar. Listeye baktığımızda her birinin 2011 yılı ihracatı Türkiye'nin ülke olarak ihracatından fazla olan 7 ulusüstü şirket var. Listede ilk sırada yer alan General Electric şirketinin ihracatı 147 milyar dolarla Türkiye'nin toplam ihracatından fazla. Dördüncü sıradaki ABD orijinli ulusüstü şirket Exxon'un 2011 yılında 316 milyar dolar olan ihracatı Türkiye'nin ihracatının neredeyse 2,5 katı. Listede 100. sırada yer alan İngiltere orijinli uçak şirketi BAE Systems plc. 30 milyar dolar UDY stokunun 10 katı yatırıma sahip. Türkiye'de yerli otomobil imalatının tartışıldığı günümüzde Volkswagen'in 2011 yılı ihracatı 174 milyar dolarla Türkiye'nin ülke olarak toplam ihracatından %30 daha fazla.
Bir başka gösterge olarak ISO 500 sıralamasında ilk sıradaki şirketlerimizle ulusüstü şirketler sıralamasında 100'üncü sıradaki şirketin 2011 yılı satış hâsılatını karşılaştırabiliriz. 100. Sıradaki şirketin 2011 yılı satış hâsılatı 28 milyar dolar. İlk 500 sıralamasında birinci sıradaki şirketimizin satış hâsılatı ise 20 milyar dolar. İkinci sıradaki şirketimizin ise 6 milyar dolar.
Yukarıdaki veriler ulusüstü şirketlerin dünya ekonomisinde giderek artan rolünü ve belirleyiciliğini ortaya koymaktadır. Gelişmekte olan ülkeler siyasi istikrarı sağlamak, belirsizlikleri gidermek, mevzuatı sadeleştirmek, engelleri kaldırmak, özelleştirmeye ağırlık vermek, sermayenin serbest hareket etmesini sağlamak ve yatırımlara geniş teşvikler vermek suretiyle yeni teknoloji getireceğine, istihdam yaratacağına, işgücünün kalitesini yükselteceğine ve verimliliği artıracağına inandığı UDY'nı çekmeye çalışmaktadır. Ulusüstü şirketler ise küresel rekabetin gereği olarak en iyi şartlarda yatırım ve üretim yapacaklar ülkeleri ve en iyi şartlarda satış yapacakları ülkeleri esnek yapıları sayesinde kolayca belirleyebilmektedir. Ülkeler küresel ekonomik krizlerden olumsuz etkilenirken ulusüstü şirketler operasyonlarını ekonomik ve siyasi şartların en iyi olduğu ülkelere hızla kaydırarak kriz dalgasından adeta kaçmakta, dalgaların arkasına dolanmaktadır. Küreselleşme süreci derinleştikçe ulusüstü şirketlerin önündeki engeller de açılmaktadır.
Biz ülkemizde AVM'ler karşısında esnaf ve sanatkârımızın durumunu, hangi tedbirleri almamız gerektiğini tartışmaya devam ederken görmekteyiz ki bizim büyük şirketlerimiz ulusüstü şirketler karşısında rekabet gücü açısından giderek esnaf ve sanatkâr ölçeğinde kalmaktadır. Borsadaki yabancı sermayenin %60'ının yabancı yatırımcılara ait olması, ilaç, sigorta, perakende satış ve benzeri sektörlerde ülkemizde ulusüstü şirketlerin payının artması v.b. gelişmeler yeni ekonominin bir işareti olarak algılanabilir.
Yukarıda ortaya konulan durum moralimizi bozmamalı, tam tersine 2023 yılındaki hedeflerimize ulaşmak için azim ve enerjimizi artırmalı, hedeflerimizi netleştirmelidir.
KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı'nda ulusüstü şirketlerin büyük şirketlerimize ve KOBİ'lerimize orta ve uzun vadede etkisini göz önünde bulundurmalı, tehditleri fırsata dönüştürecek tedbirleri gecikmeden almalıyız. Burada KOSGEB'e stratejik görevler düşmektedir.
2023 yılında Türkiye'nin de ilk yüze giren birkaç tane ulusüstü sanayi şirketine sahip olması Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nca hazırlanan Sanayi Stratejisi ve Ekonomi Bakanlığı ve TİM tarafından hazırlanan İhracat Stratejisi ve Eylem Planı'nda somut hedef olarak yer almalıdır.