20 °C

'Yargının vereceği karar önünü kesebilir'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ordu-Giresun Havalimanı'nda yaşanan VIP kriziyle ilgili olarak, "Bu konuda yargının vereceği kararı ben şu anda bilemem ama yargının vereceği karar bu işte önünü kesebilir" dedi.

'Yargının vereceği karar önünü kesebilir'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kral FM'le birlikte 15 ulusal ve 200 yerel bölgesel radyodan ortak canlı yayınlanan "Mehmet'in Gezegeni Seçim Özel" programının konuğu oldu.

Merhum Sanatçı Ahmet Kaya'nın da katıldığı konserden anların verildiği programla ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada Cumhuriyetin 75. Yıl dönümüne katılan sanatkarlar geceye çok farklı zenginlik kattılar. Hepsine ayrı bir sevgim, muhammetim var. Fakat bunların içinde özellikle Ahmet Kaya'nın, rahmetlinin o akşamki anneme olan o şarkısı, o türküsü, annem öldükten sonra ben de çok farklı bir dünyayı meydana getirdi. Ne ne zaman Ahmet Kaya'nın bu 'Şafak Türküsü'nü dinlediğim zaman çok duygulanırım. Annemle adeta haşır neşir olmaya başlarım." ifadelerini kullandı.

"Böyle bir şeye biz hazırız"

"Ahmet'e o otelde yaptıkları o hainliği, o ihaneti, o alçaklığı, 'sanatçıya, sanata sevgi' diye konuşanlar, köşelerinde yazanların o gece ne yaptıklarını da hiç mi hiç unutamıyorum" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kendi sanatçısına sahip çıkan değil, kendi sanatçısını bu ülkeden kovana kadar ellerinden geleni yaptılar ve ne oldu Ahmet, vatan topraklarında değil, gurbette durdu. Başbakanlığım döneminde, o zaman Kültür Bakanlığımız vasıtasıyla aslında Ahmet Kaya'nın bir nakli mekan ile kendi topraklarımıza getirilmesini de arzu ettim. Eşine de haber gönderdik. Bugün yine Ahmet Kaya ile ilgili böyle bir imkan olsa, ailesi Ahmet Kaya'nın topraklarımıza getirilmesini kabul etse, biz elimizden gelen her şeyi yaparız. Bizim inancımızda buna 'nakli kubur' deriz. Yani 'kabrin taşınması' deriz. Böyle bir şeye biz hazırız."

Sunucunun, Yeni düzenden sonra bazıları 'Cumhurbaşkanım' diyor. Bazıları da 'Başkanım' diyor" ifadesini kullanması üzerine Erdoğan, "Her ikisi de kabulümüzdür." dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine değinen Erdoğan, "İstanbul seçimleri neden iptal edildi?" sorusu üzerine şöyle devam etti:

"Burada iki tabir kullanacağım. Bunlardan biri hukukidir, diğeri siyasidir. Siyasi olan, oylar çalınmıştır. Çalındığı için bu seçimlerin tekrarı noktasında AK Parti olarak Yüksek Seçim Kurulu'na bunu götürmek durumunda kaldık. Çünkü bu sandıkların yüzde 10'u adil bir şekilde sayılmış yüzde 90' maalesef sandık kurullarındaki yolsuzluklarla usulsüzlüklerle ne yazık ki bu safhaya gelmiştir. 'Usülsüzlük nedir?' noktasına gelince burada da özellikle sandık kurullarında, mesela sandık tutanakları sandık başına gelince kurul tarafından imzalanmaz. Sandık kurulu üyeleri oyları sayar, oyları saydıktan sonra bunu imza altına alırlar. Şimdi buradan bir çok sandıkta ne yazık ki sandık kurulu üyelerinden imzalar peşinen alınmış ama gel gör ki sayım meselesine gelince orada sandık kurulunun başındaki kişiler, bu tutanaklara istedikleri rakamları koymak suretiyle işi neticeye bağlamışlar."

"Oyların çalındığı" şeklindeki ifadelerden AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım'ın rakibinin rahatsızlık duyduğunu dile getiren Erdoğan "Niye rahatsız oluyorsun. Biz 'Gelin bu oyları sayalım.' dedik. Eğer bu oyların tamamı sayılmış olsaydı bu pazar tekrar bir seçim olmayacaktı. Bunlar yüzde 10'una katlandılar, ne yazık ki yüzde 90'ı sayılmadı." diye konuştu.

"Yargının vereceği karar bu işte önü kesebilir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul Büyükşehir Belediyesinde israf iddialarına ilişkin cevabınız ne olacak? Sayıştay raporlarını ortaya koydu Sayın Ekrem İmamoğlu. Sayıştay sonrasında 'Doğru değil bu raporlar.' açıklaması yaptı. Ne diyeceksiniz?" sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu zatın söyledim dediği şeylerin hepsi yalan. Bay Kemal de yalanla bugüne kadar geldi. Onun için hiçbir netice alamadı. Ama bu da tam bir yalancı. En önemli yalanlarından bir tanesi, Ordu Valisi'ne yaptıkları terbiyesizlik. Sen bu ülkenin Valisine 'it' diyemezsin. Ne dedi? 'Ben ona it demedim, basitleşme dedim.' Bütün görsel medya ortada. Yazılı medya ortada. Oradaki bütün polislerin, hepsinin kayıtları ortada. 'Ben bunu demedim.' diyorsun. Oradan kendisini kurtaracak. Aynı zamanda polisimize hakaret etti. Bizim polisimize sen hakaret edemezsin. Bunlar yarın gelecek senin de koruman olacak eğer kazanırsan. Senin genel başkanının da koruması, başkalarının da koruması. Böyle bir hak yok. Ama bunlar yalan üzerine işlerini hep bina ettiler. Böyle bina etmek istiyorlar."

"Seçilsen bile bu görevi yapamazsın.' gibi bir ifadeniz oldu mu?" sorusuna Erdoğan, "İşi Ordu Valimiz yargıya götürmesi halinde ki götürecek, polislerimiz hakeza. Tabii bu konuda yargının vereceği kararı ben şu anda bilemem ama yargının vereceği karar bu işte önü kesebilir." yanıtını verdi.

"Elimizde belgeleri var"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu'nun katıldığı ortak yayında neden muhalif moderatör seçildi?" sorusu üzerine, "Bu konuya zerre kadar müdahil olmadım adayımız burada rahat hareket etsin diye." dedi.

Binali Yıldırım'ın Uğur Dündar'ın isminden bahsettiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sonra o olmadı, tekrar bu isimler ortaya geldi. Burada da İsmail Bey'in adını ortaya attılar. Muhalif olması, olmaması bunlar önemli şeyler değil. Duruş önemli. Şimdi düşünün sen kalkacaksın programdan önce CHP'nin adayıyla ki orada da yalanlar dönüyor malum. Ama elimizde belgeler var şimdi. 45 dakika görüşme yapacaksın ve soruları kendisiyle paylaşacaksın. Şu anda elimizde onların da belgeleri var. Yani oturum esnasında bütün o kartların konulduğu kutuların, vesairelerin elimizde belgeleri var.

Bu kutuların falan hepsi bunların resimleri falan çekilmiş vaziyette elimizde bunlar. Buradan soru soruluyor, hemen oradan alınıyor. Yani sen şimdi buna hazırlıklı olmamış olsan, böyle o kartı oradan nasıl çekip alacaksın? Gayet güzel hepsi yanlarında yazılmış, oradan çekiyorsun alıyorsun ve ondan sonra masada önüne koyuyorsun ve oradan aktarıyorsun. İşte bir yalan da bu. Böyle bir şey olabilir mi? Bu tamamen ahlaksızlıktır. Ahlaksızlıktır. Eğer vereceksen veya görüşme yapacaksan, mesela biz Sayın Dündar'la yaptığımız Deniz Baykal programında her iki tarafın danışmanlarını davet etmişti. Her ikisiyle görüşmeler yapmıştı ve o görüşmelerden sonra da biz programa çıkmıştık. Bu başka bir şey. Ama tek taraflı böyle bir şey yapıp ondan sonra da kalkıp dürüstlükten bahsetmek bambaşka bir şey."

Kaynak: AA

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap