Andrew Steele: İstanbul bana Sydney’i anımsatıyor

Raffles İstanbul Genel Müdürü Andrew Steele, nisan ayından bu yana İstanbul’da yaşıyor. Şehirle arasında geçmişten kalan bir sevgi bağı olduğunu söyleyen Steele, hafta sonları eşi ve kızıyla birlikte İstanbul'u keşfe çıkıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Fatoş BOZKUŞ

Andrew Steele, nisan ayından bu yana Raffles İstanbul Genel Müdürü olarak görev yapıyor. Kaşif ve yemek düşkünü olmanın yanı sıra tarih ve kültür sevdalısı biri olarak İstanbul’un gerçekten yaşanacak en iyi şehirlerden biri olduğunu düşünen Steele, ailece ziyaret etmeyi en çok sevdikleri şehirlerden birine gelme fırsatı elde etmekten çok mutlu.

İstanbul’u San Fransicsco ve Sydney’e benzeten Steele, “Bu şehrin bana birçok açıdan Sydney’i anımsatıyor olmasını çok seviyorum; örneğin Sydney Limanında feribot ile Circular Quay’den Manley yönüne gitmek tıpkı Beşiktaş’tan Kadıköy’e geçmeye benziyor. Her iki şehir de dünyada yaşanacak en iyi 10 şehirden birisi olmasıyla ünlü ve İstanbul’un da kesinlikle öyle olduğunu hissediyoruz” diyor.

Eşinin ve kızının kendisinden daha hızlı Türkçe öğrendiklerini anlatan Steele, yakın zamanda ailesiyle birlikte Kapadokya’ya gideceklerini de söylüyor. Türk mutfağında en çok mezeleri sevdiğini belirten Steele ile Türkiye’deki iş dışı hayatını konuştuk.

Maldivler’den sonra İstanbul’a taşınmak sizin için kolay oldu mu?

Maldivler’de geçirdiğimiz sürenin iyice tadını çıkardık, özellikle de pandeminin son iki yılında. Ancak bizim için kızımızı okula gideceği gerçek dünyayla tanıştırmanın ve normal bir yaşam tarzına dönmenin vakti gelmişti. Bu dileğimizin üzerine en sevdiğimiz şehirlerden birisinde bulunma fırsatının denk gelmesi çok iyi oldu.

İstanbul’a daha önce gelmiş miydiniz?

Evet, daha önce İstanbul’a geldim ve arkadaşlarımla şehri keşfetmek için bolca vaktim oldu. Bu, şehirle olan hoş bir sevgi bağının başlangıcıydı benim için. Şehrin yürüyerek keşfedilebilir olmasını çok seviyoruz. Galata Kulesi çevresinden başlayıp sokaklarda dolanarak Galata Köprüsü’nden karşıya Mısır Çarşısı ve Kapalıçarşı’ya, oradan Sultanahmet ve Ayasofya’ya, sonrasında Topkapı Sarayı’na geçmeyi, Anadolu yakasına feribotla geçerek Kadıköy’e varmayı ve yerel lokantalarda geçe kalmış bir öğle yemeği yemeyi çok seviyoruz. Deniz taksisi ile Ortaköy’e gidiyor ve dinlenmek için eve dönüyor ya da hala enerjimiz varsa eve dönmeden önce günbatımında bir kadeh şarap ile ufak atıştırmalıklar tatmak için Bebek’e gidiyoruz.

Size göre Türkiye ve daha önce ziyaret ettiğiniz ülkeler arasında ne gibi benzerlik ve farklılıklar var?

Bir gün Türk bir arkadaşımla balkonda oturup Boğaz’ı seyrederken kendisine bana göre dünyada böyle güzel bir manzaraya sahip olan yalnızca iki şehir olduğunu söylemiştim; onlar da San Francisco ve Sydney. Bu şehrin bana birçok açıdan Sydney’i anımsatıyor olmasını çok seviyorum; örneğin Sydney Limanında feribot ile Circular Quay’den Manley yönüne gitmek tıpkı Beşiktaş’tan Kadıköy’e geçmeye benziyor. Her iki şehir de dünyada yaşanacak en iyi 10 şehirden birisi olmasıyla ünlü ve İstanbul’un da kesinlikle öyle olduğunu hissediyoruz.

Türk kültürü hakkında sizi en çok şaşırtan ne oldu?

Merkezimiz Bali’de Türk arkadaşlarım var. Bu yüzden Türk samimiyetine ve misafirperverliğine az çok alışıktık. Türk kültürünün çok misafirperver olması yönünü seviyoruz. Nereye gitseniz birisi hemen çay, kahve ikram ediyor. Herkesin bu kadar arkadaş canlısı olmasına oldukça şaşırmıştık. Pek çok kez bir restoranda oturup yemek yerken yan masamızdaki kişiler nereden geldiğimiz, burada yaşayıp yaşamadığımız gibi sorularla bizimle muhabbet kurdu ve her biriyle koyu bir muhabbete dalarak masamızı paylaştık.

Hangi alışkanlıklarımız size farklı geldi?

14 farklı ülkede yaşamış ve çalışmış birisi olunca bence farklı alışkanlıklar ve gelenekler konusunda oldukça esnek birisine dönüşüyorsunuz. Sanırım burası hakkında en sevdiğim alışkanlık meze kültürü ve dostlarla oturup bir kadeh şarap veya bir duble rakı eşliğinde meze yiyip muhabbet edebilmek. Ana yemeğe geçme gereği bile olmuyor, bu yüzden meze, sohbet, kahkaha ve eğlenceyi birlikte paylaşma alışkanlığını seviyorum ve bundan çok keyif alıyorum.

Evle ilgili alışverişinizi genelde nereden yapıyorsunuz? Büyük marketleri mi, yerel esnafı mi tercih ediyorsunuz?

Yeni yerler keşfetmeyi sevdiğimizden yolumuzun üstünde karşımıza çıkan her yerden alabiliyoruz. Prensip olarak oldukça yüksek kalite ürünler satmalarından dolayı yerel esnafı desteklemek amacıyla onları seçmeye çalışıyoruz. Bu durum ayrıca berbat Türkçem ile konuşmaya çalıştığım esnaf muhabbetlerine (eşim benden çok daha iyi) ve oldukça fazla Google Translate kullanımına da yol açıyor.

Pazarlık etmek bizim kültürümüzde var, sizin pazarlık etme alışkanlığınız var mı?

Eşim Asyalı olduğu için ve hayatımın büyük bir kısmında Asya’da yaşadığım için pazarlık etmek bizim de kültürümüzde var. Fakat pazarlık şaka yollu ve saygı çerçevesinde yapılmalı, günün sonunda her iki taraf da kazanmalı ve yüzlerinde gülümseme olmalı. Bu durum gelecek alışverişler için bir arkadaş edinmeye ve tavsiye almaya da faydalı oluyor.

Ailenizle hafta sonları genellikle neler yapıyorsunuz? Yapmaktan en keyif aldığınız şeyler neler?

Keşif yapıyoruz. Kızımızla birlikte yapmayı sevdiğimiz şeylerden biri, devam eden eğitiminin bir parçası olarak onu tarihi bir yere götürmek. Hafta içinde okuması için bir ödev belirliyoruz ve ardından hafta sonu gidip bunu deneyimliyoruz. Bence bu, bulunduğunuz yerden faydalanmak ve onu hiçbir zaman hafife almamak için en önemli şeylerden biri. Ayrıca ülke içindeki farklı mutfakları denemek için farklı restoranlar, kafeler vs. bulmaktan da keyif alıyoruz. Ama Boğaz’da vapura binmek ve martıları simitle beslemek gibi eğlenceli şeylerden de çok keyif alıyoruz.

Türkçe öğrenmeye başladınız mı? Evde en çok Türkçe kelime bilen kişi kim?

Evet, haftada bir saat dersimiz var. Eşim Endonezyalı ve Endonezya alfabesi telaffuz açısından Türk alfabesine çok benziyor. O yüzden eşim benden bayağı önde (kızımdan da). Şükürler olsun Google Translate var, ama öğrenmeyi çok istiyoruz. Ülkenizde misafir olduğumuz için de saygıdan dolayı dilinizi öğrenmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

KAPADOKYA VE KIYI ŞERİDİNİ KEŞFE ÇIKACAK

Bu ay Kapadokya’ya seyahat etmeyi planladıklarını söyleyen Andrew Steele bu sayede bölgeyi keşfedecek olmaktan dolayı çok heyecanlı olduklarını belirtiyor. Steele, “Bir şarap tutkunu olarak ülkedeki eşsiz üzüm bağlarından bazılarını keşfetmeyi dört gözle bekliyorum. Bu üzüm bağlarının tarihsel olarak asırlık olduğunu ve Roma İmparatorluğu’na şarap ihraç ettiklerini biliyoruz. Bir dalış ustası ve denizci olarak güneydeki kıyı şeridini keşfetmek için de çok heyecanlıyım” diyor.