20 °C

Boş koltuklar önünde, milyonların sesi olabilmek beni derinden etkiledi

Duomo Katedrali’nde “Umut İçin Müzik” adlı Paskalya konserini YouTube'de bir günde 3.4 milyon kişi gözyaşları içinde izledi. Rakam, bir hafta bitmeden 45 milyonu buldu. Peki bu karanlık günlerde sesiyle insanlığa umut dağıtan 61 yaşındaki ünlü opera sanatçısı Andrea Bocelli oradayken neler hissetti?

Boş koltuklar önünde, milyonların sesi olabilmek beni derinden etkiledi

Aslı BARIŞ

Rakam giderek artıyor ama en son YouTube’a girdiğimde Duomo Katedrali’nde verdiğiniz konseri 45 milyon kişinin izlediğini gördüm. O ihtişamlı ama bomboş katedralde şarkı söylerken milyonların sizi izlediğini bilmek nasıl bir histi?

-Öncelikle bir şeye açıklık getirmek isterim. Bu bir konser değil, bir duaydı. Bu kara günlerde dua etmek için gittim ve herkesin buna eşlik edeceğini umdum. Sonucundan da çok memnunum. Memnunum derken; acı verici zamanlardan geçsek de bu deneyimi hiç unutmayacağım. Çünkü sevgiyi hissettim. Bu ara geçirdiğimiz durumu şöyle özetlemek isterim. Bir aradayız ama bir o kadar da yalnızız. Hep birlikte yalnızız. Bu hissi de iliklerimize kadar hissediyoruz. Bunu azaltmak için yaptım biraz da bunu. Boş koltuklar önünde milyonların sesi olabilmek beni derinden etkiledi…

Süreç nasıl gelişti peki? Öneri sizden mi geldi?

-Hayır, Milano Belediye Başkanı ve kilise yetkililerinden teklifi aldım. Düşünmeden kabul ettim. Bu etkinliği mümkün kılan herkese de en derin şükranlarımı sunuyorum.

90 milyondan fazla albüm satan ikonik bir sanatçı olarak sizi büyük kalabalıkların izlemesine alışkınsınız. Ama sahne korkunuz olduğu da biliniyor… Performansın seyircisiz olması nasıl bir deneyimdi?

-Karşımda bir seyirci olmasa da bu özel performansta bana yöneltilen sevgiyi hissetmeme engel olmadı. Sevgi bir lütuftur. Tüm dünyadan bu buluşmaya katılan, yüreklerimize cesaret ve iyimserlik getiren herkese sonsuz teşekkürler.

Sahne korkunuz devam ediyor mu peki?

-Her konser benim için heyecan verici. Sahne almadan önce paniklemem de benden beklentilerin hayli yüksek olmasından dolayı… Yirmi beş yıldan fazla oldu, her performansımdan önce hâlâ panikliyorum. Sanırım bunun nedeni biraz duygusal bir yapımın olması. Ama bende olan bu anksiyete hissini yok edemesem de, en azından kontrol altına almayı öğrendim. İnsanların benden beklentisini biliyorum ve elimden geleni yapıyorum.

Sizin karantina günleriniz nasıl geçiyor?

-Kendi adımı taşıyan bir vakfım var, Andrea Bocelli Vakfı. Bu kapsamda hastanelerin ihtiyacı olan ekipman ve sağlık çalışanlarını korumak için gerekli malzemeler için bir bağış kampanyası başlattık. Onunla ilgileniyorum. Onun dışında ailemleyim. Aile her şeydir. Ben de aileme çok borçluyum. O yüzden aile ile bir arada olmak önemli.

Bu karanlık zamanlarla evde baş etme konusunda bir tavsiye verebilir misiniz peki, sizin yöntemleriniz ne?

-Ben kendimi hiçbir zaman tavsiye verecek bir konumda görmem... Sadece ne yapıyorum, rutinlerimden bahsedeyim. Yaşadığımız şey normal değil, bizi evimizde oturmaya zorluyor. Ben bu vaziyeti şöyle değerlendirdim. Yapmak isteyip de günlük koşturmadan fırsat bulamadığım şeylere yoğunlaştım. Yani diyeceğim, çocuklarınızla konuşun, aile içi ahengi kaybetmemeye çalışın. Okuyun, dinleyin, mümkün mertebe imkanlarınız dahilinde spor yapmaya gayret edin. Eninde sonunda yok olacak bir virüsün endişesiyle yaşamayın. Şöyle düşünün. Sonuçta her gün yola çıkarken kaza yapma riski olduğunu biliyorsunuz. Ama bu sizi direksiyon başına geçmekten alıkoymuyor. Hayat böyle bir şey ve daha önümüzde çok yollar var.

Her şey olup bittiğinde, o yollar acaba yeniden İstanbul’a düşer mi? Yıllar önce, 2014’te kentimizde bir konser vermiştiniz, aklınızda o anlara dair neler kaldı?

-İstanbul beni büyüleyen yerlerden, harika bir enerjisi var; Doğu- batı senteziyle eşsiz. Hatırlıyorum, Türk izleyici beni coşku ve sevgiyle izlemişti. Konser verirken hissettiğim en önemli şey seyirciyle aramdaki elektrik. İzleyiciden böyle bir elektrik aldıktan sonra ne kadar gelsem de bıkmam.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap