Dalgalara karşı tarih yazmak

O, henüz 21 yaşında bir öğrenci. İngiltere’nin Dover kentinden denize girip Fransa’nın Cap Gris-Nez kentinden çıktı. 16 saat 28 dakikada Manş Denizi’ni aşarak tarih yazdı. Peki nasıl başardı? Bodrumlu yüzücü Aysu Türkoğlu’yla serin suların sıcak muhabbetini yaptık…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

YASEMİN SALİH

Oldukça zor bir parkuru 16 saat 28 dakikada tamamladın, günlerdir hemen herkes senden bahsediyor. Sen ne hissettin o kulaçları atarken?

Sadece karaya çıkıp bu parkuru tamamlamayı düşünüyordum. Çünkü bunun için çok beklemiştim ve karşıma birçok engel çıkmıştı ama çalışmaktan vazgeçmedim. Aslında bir yıl önce Manş’ı geçecektim. Pandemi nedeniyle İngiltere, Türkiye’yi kırmızı listeye alınca ülkeye giremedim. Dört yıldır hazırlandığınız ve “artık tamam” dediğiniz bir noktada bir yıl daha bekleyeceğiniz söyleniyor. Bu benim için kolay olmadı. Sonra kendimi bir yıl daha her koşula hazırlıklı olmam gereken bir kafa tutuşa motive etmem gerekiyordu. Antrenmanlar ve diğer tüm süreç düşünüldüğünde bu kolay değil.

Bu bekleyişte seni en çok zorlayan neydi?

Artık zamanın gelmesini ve o denize girmeyi istiyorsunuz. O kadar hazırdım ki, son altı ay boyunca pimi çekilmiş bir bomba gibi hissediyordum. Patlayacağım anı beklemek zor oldu. “Lütfen artık gidelim, şu işi yapalım” modundaydım.

O an geldiğinde, yani Dover’dan denize girdiğinde neler yaşadın?

Aslında bu parkurda Manş’ı geçenlerin beklemediği, ihtimalde olmayan neredeyse her şey yaşandı. Bir gün önce hava durumuna bakıldığında görülmeyen durumlar oldu. Denize girer girmez 1,5 metrelik dalgalarla boğuştum. Bu, en baştan ekstra bir güç harcamama neden oldu. Normalde antrenmanlarımda 11-12 saatte tamamlayabileceğimi öngörüyorduk ama öyle olmadı. Ters akıntıya kapıldım. Süre uzayınca aslında bir kez denk gelmem gereken med-cezirin ikinci devri başladı. Benim hızım 2,5 kilometre, akıntı 2 kilometreydi. Beni sürüklemeye başladı. Böyle olunca da süre uzadı ve bitirmek zorlaştı.

Sana eşlik eden ekipte kimler vardı?

Antrenörüm Bengisu Avcı, babam Mustafa Türkoğlu dahil olmak üzere, teknenin kaptanı, uluslararası hakem, sağlık görevlisi olmak üzere beş kişi vardı.

İşlerin ters gittiğini fark ettiğinde, bitirmek için kendine neler söyledin?

Benim spor ve mücadele anlayışımda vazgeçmek yoktur. Kendime hep dayan, pes etme dedim. En büyük korkum kaptanın “Hadi artık, bu saatten sonra bitirmen mümkün değil” diye karar vererek beni sudan çıkarmasıydı. Çünkü onların böyle bir yetkileri var. Sadece bunu düşündüm.

Ne zaman girdi hayatına yüzmek?

Bu ailemde var. Ablam da profesyonel yüzücü. Yarışlara gidiyor, madalyalar alıyor ve çok eğleniyordu. Elbette Bodrumlu olduğum için küçük yaştan beri yüzüyorum ama kendimi yüzmeye odaklamaya sanırım yedinci sınıftayken karar verdim. Havuzda yüzmeye başladım. 14 yıllık yüzücülük maceramın son yedi yılı açık deniz. Lise birinci sınıftayken antrenörümüz, Marmaris’te açık deniz yüzme yarışları olacağını söyledi. “Kimler katılmak ister” dedi. Bana cazip geldi. İlk yarışta 6 kilometre yüzdüm ve bayanlar birincisi oldum. Bu benim açık deniz yarışlarına ilk adımımdır. Sonrası geldi.

Peki okul hayatın nasıldı? Üniversite için neler planlıyordun?

Kafamda iki seçenek vardı. Biri şu anda okuduğum beden eğitimi ve spor bölümü; diğeri de endüstriyel tasarımdı. Babamdan gelen bir çizim ve resim yeteneğim var. Çizmek, tasarlamak tutkum. Bunu da en iyi endüstriyel tasarım bölümünde yapabilirim diye düşünüyordum. Ancak daha sonra antenmanlarımın yoğunluğunu düşündüm, ikisini bir arada yapmam zor olacaktı. Yüzme tutkum, çizim tutkumun önüne geçti. Yine de kafamın bir yerlerinde çizimle ilgili hayalim canlı duruyor.

Manş Denizi’ni geçme kararını nasıl aldın?

Dört yıl kadar önceydi. Bir açık deniz yarışlarında yine derece almıştım. Başka yarışların da ödül töreni birleştirilmişti. Manş’ı geçen kadınlar da kürsüye çağrıldı. Bundan etkilendim. “Neden olmasın” dedim. Bu kadar yıl yüzüyorum, ismimin bir yerlere yazılmasını istedim. Bugünkü antrenörüm Bengisu Avcı Manş’ı geçmişti. O 22 yaşında geçmişti bu zorlu parkuru. “Ben de yapabilirim” dedim. 21 yaşında geçtim.

Şimdi hayalin ne?

Ben aynı zamanda öğrenciyim. Beden Eğitimi ve Spor Bölümü’nde okuyorum. Üçüncü sınıftayım. Akademik kariyer de benim için tamamlanması gereken bir parkur. Ama bununla kalsın istemiyorum. Sporda fark yaratan bir bilim insanı olmak istiyorum. Spor adına, bilimsel anlamda iyi şeyler yapan bir kadın olarak anılmak istiyorum. Elbette dünyadaki diğer önemli parkurları da tamamlayabilirim ama asıl varmak istediğim noktada bilimle sporu birleştiren bir rol var.

19 KG YAĞLANMAK ZORUNDA KALDIM

Nasıl bir beslenme programı izledin?

Ben çok ince biriyim. Yüzmeye başlayınca da bu devam etti. Ancak soğuk 17 derece suda uzun süre yüzebilmek için yağ kütlesine ihtiyacınız var. Ne kadar antrenman yapılsa da bir süreden sonra üşüme başlıyor çünkü. Vücut yağdan yemeye başlıyor. Bunun için bir beslenme uzmanıyla çalıştım. Tam 19 kg yağlandım. Karbonhidrat ağırlıklı beslendim. Başta çok zor oldu çünkü ne kadar karbonhidrat alırsam alayım çok antrenman yaptığım için kilo alamıyordum. Sonra üniversite için İzmir’de öğrenci evime geçince daha kolay oldu. Yüzerken de yarım saatte bir tekneden bana bir ipe bağlanmış şişe içerisinde özel bir sıvı gıda verildi. Tekneye dokunmanız yasak. Bu sıvıda izotonik jeller, protein tozu, BA gibi besleyici ürünler yer alıyordu.

Şimdi bu 19 kg kalıcı mı olacak yoksa vermek istiyor musun?

Dünya açık deniz yüzücüleri için önemli olan ‘Ocean Seven’ parkurları içinde Manş çok önemliydi. Ben de diğerlerine devam etmek istiyorum elbette. Bunun zamanı belli değil. O nedenle bu 19 kg’ı vermek istiyorum.

YAZIN BUZLU HAVUZDA ANTRENMAN YAPTIM

Nasıl bir hazırlık sürecin oldu?

Evet suyun derecesi ve çok bulanık bir su olması işin zorlukları. Ben Bodrumluyum, her zaman dibini gördüğüm bir suda yüzdüm. Antrenörüm benimle yan yana yüzdü ama onu göremediğim anlar oldu. Bir kulaç sonrasını göremiyorsunuz. Bu zor bir şey. Isıya alışmak için yaz kış yüzdüm. Kış boyunca her gün denize girdim. Sorun olan yazdı. Sular ısınıyor çünkü Ege’de. Bunun için de babamın yaptırdığı 3 metrelik bir havuza buzlar doldurulup içinde bekliyordum ki vücudum sıcak suya alışmasın. Bu nedenle Manş’ta hiç etkilenmedim.

AĞLAMAK BANA ÇOK İYİ GELDİ, GÜÇ VERDİ!

Sponsor sorunu yaşadın mı?

Evet, en büyük sorun sponsor bulmak oldu. Manş’ı geçmek çok pahalı bir iş. Burada toplam bütçeyi söylemek istemiyorum ama karşılaması zor bir tutar. 2 yıl önce kayıt yaptırıyorsunuz. Kaptandan geçiş günü alıyorsunuz. Sağlıkla ilgili taramalar, bunların deklare edilmesi gerekiyor. Sonra 16 derecelik suda dört saatlik yüzmeniz isteniyor. Bunun da raporları sunuluyor. Bence Türkiye’den bu tür projelerde çok fazla isim duymamamızın nedeni bütçe. Sponsor olsa, daha fazla Türk yüzücü bu projelerde dünyaya adını duyurur. Bana da son anda ATM Yatçılık sponsor oldu.

Bahsettiğin aksilikler nedeniyle yüzerken ağladığın yazıldı.

13, 14’üncü saatlerde artık sadece yüzüyordum. Denizanası sırtımı yakmıştı zaten. Zehirli yosunlar olacağını da biliyordum. Bunlar önemli değildi ama bitmesi gerek diye düşünüyordum. Yanımdaki tekneye baktım. Sinirim bozuldu. 15’inci saatte artık sinirlerim iyice laçkalaşmıştı. Bir anda ağlamaya başladım. Ağladım, ağladım. Sonra ağlamanın bana iyi geldiğini fark ettim. Karaya ulaşmamı sağladı. Beni deşarj etti. Ruh halimi değiştirdi. Rahatlayınca karaya ulaşmam kolaylaştı.