Dünyayı Kral Charles mı kurtaracak?

Ve sonunda Kral Charles dönemi başladı… Henüz prens iken insanlığın doğayı sömürüsünü “delilik” olarak nitelendirmiş ve “Bulunduğumuz yeri sömürmeye devam edersek, doğaya tüm yaptıklarımızı kendimize yapmış olacağız” demişti. Peki ‘Kral’ Charles da aynı fikir de mi?

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Didem ERYAR ÜNLÜ

Geç de olsa taht artık onun: İngiltere Kraliçesi 2’nci Elizabeth’in hayatını kaybetmesinin ardından, kraliyet ailesinin ilk varisi olan Prens Charles tahta geçti. Annesi 6 Şubat 1952’de taç giydiğinde 4 yaşında olan Galler Prensi, dile kolay 70 yıl sonra Kral oldu. Gelin ‘eko-kral’ı yakından tanıyalım…

Hayat hikayesi ile başlayalım. Eğitimine 7 yaşındayken, Hill House School’da başladı. Cambridge Üniversitesi‘nde antropoloji, arkeoloji ve tarih okudu, 1970’de mezun oldu. 1976’ya kadar Kraliyet donanmasında ve hava kuvvetlerinde görev yaptı. 29 Temmuz 1981’de Diana Spencer ile evlendi. Charles-Diana çiftinin William ve Harry adlarında iki oğlu dünyaya geldi. Çift, 28 Ağustos 1996’da boşandı. Bundan yaklaşık bir yıl sonra da Lady Di Fransa’nın başkenti Paris’te paparazziler tarafından takip edildiği sırada geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Prens Charles, 9 Nisan 2005’de Camilla Parker Bowles ile evlendi. Ondan sonrası ise malum…

Ama bugünkü tüm hareketlerinin ekseninde çevre konusundaki hassasiyeti var. En önemli özelliklerinden birisi ise bugüne kadar asla taviz vermediği çevre ve doğanın korunmasına olan tutkusu oldu. Öyle ki, devlet liderlerinin cenazenin yapılacağı tören yerine giderken makam araçlarını kullanmamaları, bunun yenine topluca otobüsle taşınmaları belirtildi.

DOĞANIN SÖMÜRÜLMESİ BİR "DELİLİK"

Kral III. Charles, insanlığın doğayı sömürüsünü “delilik” olarak nitelendirdi her zaman. Geçtiğimiz yıl, BBC Radio 4’un Today Programme’ında romancı Margaret Atwood’a konuşan Charles, “Makrokozmos içindeki bir mikrokozmosuz ama bunu unuttuk veya doğayla hiçbir alakamız bulunmadığını, doğanın sömürülebileceğini düşünecek şekilde beynimiz yıkandı. Bulunduğumuz yeri sömürmeye devam edersek, doğaya tüm yaptıklarımızı, bu büyük kirliliği, kendimize yapmış olacağız. Bu delilik. Geçen sene Kanada’daki pek çok İlk Halklar lideriyle görüştüm. Onların ve dünyanın dört bir yanındaki yerli halkların bilgeliğine dikkatimizi daha çok vermemizin tam vakti. Onlardan dengeyi yeniden kurmak ve kutsal olanın duygusunu yeniden keşfetmeye başlamak konusunda çok şey öğrenebiliriz, çünkü doğa yani Doğa Ana bizi ayakta tutuyor ve bizler doğanın parçasıyız. Biz doğayız” yorumlarını yapmıştı.

TÜM ZAMANLARIN EN ÖNEMLİ ÇEVRESEL FİGÜRÜ

Charles, bazı insanların neden “Extinction Rebellion” gibi organizasyonlarla sokaklara çıkmak için motive olduklarını anladığını söylemiş ve “insanlar bu kadar çok gencin ne kadar umutsuz olduğunu gerçekten fark etmeli” demişti. Harekete geçmeme riskine gelince, yeni Kral her zaman çok netti: “Bir felaket olacak. Bu felaketi aslında daha şimdiden yaşamaya başladık. Doğadaki hiçbir şey bu aşırı hava koşullarının yarattığı strese dayanamaz.”

Natural England’ın başkanı ve Charles’ın uzun vadeli danışmanı olan tecrübeli yeşil kampanyacı Tony Juniper, yeni Kral’ı “muhtemelen tüm zamanların en önemli çevresel figürü” olarak değerlendiriyor ve Charles’ın bilgisinin “derinliğine” ve sahip olduğu “muazzam” etkiye dikkat çekiyor.

“KAFAYI SIYIRDIĞIMI DÜŞÜNDÜLER”

Kral III. Charles, çevresel sorunlardan 1970’li yıllarda bahsetmeye başladı. Fakat o dönemlerde, bu konular çok fazla insanı ilgilendirmiyordu. Kral, Atwood ile yaptığı söyleşide o dönemi, “Epeyce tepki gördüm ama o zaman kimse bu konuyu gerçekten öğrenmek istemiyordu, kafayı tamamen sıyırdığımı düşünüyorlardı” sözleri ile açıklamıştı.

Kral III. Charles, geçtiğimiz sene eylül ayında Brezilya’da gerçekleşen Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’ne yönelik önemli açıklamalarda bulunmuş ve iklim değişikliği gibi önemli konular üzerindeki eylemsizliğin “yıkıcı” sonuçları konusunda katılımcıları uyarmıştı. Yorumları şöyleydi: “En kötüyü beklemek, adım atmak için geç olacak. Riskleri görmezden gelmenin potansiyel sonuçları olacak. Ayrı ayrı toplanan su, enerji, biyoçeşitlilik, orman ve toprak hakkındaki verilerin bir bütün olarak incelenmesi gerekiyor. Bu yapıldığı takdirde en azından yeryüzünün ne durumda olduğunu öğrenebiliriz. İnsanoğlu, en kötü durum ortaya çıkmadan harekete geçmeyen bir yapıda. Bu aşama her şey için çok geç olabilir. Bir an önce gerekli olan tedbirler alınmalı.”

İKLİM KRİZİ İLE MÜCADELEYİ DESTEKLEYEN KANAL KURDU

Charles, doğaya olan tutkusunun bir yansıması olarak, Amazon Prime’da iklim kriziyle ilgili programları destekleyecek bir televizyon kanalı kurdu. RE:TV isimli kanalın hedefi, Kral’ın çevreye daha duyarlı bir dünya için yerkürenin dört bir yanından seçtiği projelere dikkat çekmek olarak belirlendi. “Hayatımın büyük bir kısmını hem halkın hem de şirketlerin iklim kriziyle ilgili sorun ve çözümleri dikkate alması için çaba harcayarak geçirdim. RE:TV insanlığın iradesini ve hayal gücünü yakalamak ve dünyanın dört bir yanındaki en ilham verici sürdürülebilirlik çözümlerine destek olmak amacıyla kuruldu” sözleri ile açıkladı kanalın kurulmasının ardındaki nedeni.

İŞ DÜNYASINA ÇAĞRI YAPTI

Özel sektördeki sürdürülebilir uygulamaları teşvik etmeye yönelik yeni bir tüzük çıkaran Charles, her hareketinde kararlı bir şekilde iklim krizine karşı eyleme geçmeyi savundu.

Terra Carta Tüzüğü şirketlerin karbon ayak izini 2030’a kadar büyük ölçüde azaltması için tasarlanan iyileştirme planı kapsamında 10 maddelik bir eylem planı açıkladı.

Apple’ın eski Baş Tasarım Sorumlusu Sör Jony Ive’ın tasarladığı Terra Carta, Dünya Ekonomik Forumu’nun Ocak 2020’de Davos’taki yıllık toplantısında Prens Charles’ın başlattığı Sürdürülebilir Piyasalar Girişimi kapsamında hayata geçirildi. Ocak 2021’de düzenlenen Tek Gezegen Zirvesi’nde konuşan Kral ise şunları söyledi: “Bugün, gelecek 10 yılda refahı doğa, insan ve gezegenle uyumlu hale getirmek için tüm sektörlerdeki ve dünyanın dört bir yanındaki liderleri Terra Carta’yı acilen desteklemeye davet ediyorum. Pratikte özellikle sanayi ve finans sektöründekileri bu ortak projeye liderlik yapmaya teşvik ediyorum çünkü küresel ekonomimizde değişim için gereken inovasyonu, ölçeği ve kaynakları yalnızca onlar harekete geçirebilir.”

ÇEVRE TUTKUSUNU KRAL OLARAK DA KORUYACAK MI?

Bugün gündeme gelen soru, Kral olmanın, çevre tutkusunu yok edip etmeyeceği yönünde… Charles’ın eski basın sekreteri Julian Payne, “Kral, insanları ve kuruluşları olasılıkları ortaya çıkaracak ve çözümler yaratacak şekilde birbirine bağlayan bir birleştirici. Charles en iyi beyinler ve en deneyimli insanları davet eder, onların fikirlerini ve tavsiyelerini dinlerdi” diyor.

Charles, geçtiğimiz sene düzenlenen BM İklim Zirvesi COP26’yı açarken, “Küresel özel sektörün gücünü bir araya getirmek için askeri tarzda geniş bir kampanyaya ihtiyacımız var” demişti.

Şimdi beklenen, Kral Charles’ın, Prens Charles’ın genç ve aktivist ruhunu korumaya devam etmesi… Çünkü bu bir ideoloji değil, bu gerçek anlamda, geleceğe dair küresel bir mesele…

ORGANİK BAHÇELER BİR HAYAT FELSEFESİ

Kral III. Charles, Highgrove, Birkhall ve Clarence House evlerinde doğaya uyum sağlayan organik sergi bahçeleri oluşturdu. Highgrove’u organik tarımcılık prensiplerine göre yönetmeye başladı. Bugün İngiltere’de organik hareketin öncüsü konumunda. Hatta, Kraliçe’nin de organik bahçecilik tutkusunu keşfetmesini sağlamış olduğu ifade ediliyor. Nitekim bugün Buckingham Sarayı’nda da ‘Queen of Hearts’ domatesleri, ‘Northern Queen’ marulları ve ‘Royal Red’ fasulye çalısı gibi çok farklı organik sebze sergileniyor. Organik bahçeler yeni Kral’ın hayat felsefesini temsil ediyor.