“Festivalin sokaklara taşan ruhunu insanlar çok sevdi”

Troya’da festival coşkusu başlıyor. Sergi, konser, söyleşi ve atölyelerden oluşan 100’den fazla etkinliğe ev sahipliği yapacak Çanakkale Troya Kültür Yolu Festivali, sanatı tüm şehre yayacak. Etkinliği konuştuğumuz Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, “Bu tematik bir festival değil. Tabiri caizse sanatın sokaklara taştığı bir şehir festivali” diyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Fotoğraf: Mehmet Bars

Gülseren ÜST POLAT

Geçen yıl İstanbul’da Beyoğlu ile başlayan ardından Ankara’ya ulaşan ‘kültür yolu’nun son durağı Çanakkale… Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen festivaller serisine eklenen Çanakkale’de, 16-25 Eylül tarihleri arasında her yerde sanat konuşulacak. Bir anlamda şehrin müzeler ve sanat merkezleri dışındaki unutulmaya yüz tutan mekanlarını da sanatla buluşturacak festivalde, gençlerden yaşlı ve çocuklara kadar oldukça geniş bir yelpazede herkes için bir etkinlik her yerde bir etkinlik olacak. Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin bundan sonraki yolculuğunu ve bugün başlayan Çanakkale Troya Kültür Festivali’nde sanatseverleri nelerin beklediğini Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz’dan, Hafta okurları için dinledik.

Türkiye Kültür Yolu’na başlarken bu yolda hedeflenen neydi?

Bu festivalleri tasarlarken aslında kültür sanat etkinliklerinin tüm şehre yayılmasını amaçladık. Kıymetli kültür sanat kurumlarımız çeşitli müzik festivalleri, sinema festivalleri düzenliyorlar. Bizler de bakanlık olarak tiyatro festivali ya da opera festivali gibi tematik festivaller yapıyoruz. Fakat Kültür Yolu Festivali tematik değil. Sanatın belirli bir aks üzerinde şehre yayıldığı, tabiri caizse sokaklara taştığı bir şehir festivali konsepti çalıştık, uzun yıllar boyuncu. Burada bir kaç amacımız vardı: Her şeyden önce kültürel ve sanatsal mekanları festivalle birlikte insanlara bir kere daha hatırlatmak... Çünkü bazen insanlar günlük hayatın koşturması içerisinde yaşadıkları şehirlerdeki mevcut değerleri unutabiliyorlar. Şehre gelen ziyaretçilerin ise bazen o mekanları bilme ve bulma şansı olmuyor. Hem şehirde yaşayan hem ziyaretçiler için aksın kültürel ve sanatsal mekanlarını ön plana çıkarmak ve bu mekanlardan başlayan sanatı da sokaklara taşırmaktı niyetimiz. İnsanların da hiç beklemedi alanlarda sanatla karşılaşmasını ve buluşmasını sağlamak... Şehir festivali olarak bunu tasarlamamızın nedeni buydu. Başarılı da oldu ve festivalin bu sokaklara taşan ruhunu insanlar çok sevdi.

Bir diğer özelliği de bu festivallerin hem yatayda hem dikeyde kapsayıcı olması. Bir kere sanatın her alanından etkinlik var. Tiyatrosu var, operası var, klasik müziği var, tasavvufu var, çağdaş sanat var. Sineması, sempozyum ve panelleri var. Yelpazemiz çok geniş. Dolayısıyla çok kapsayıcı bir festival. İlginiz, zevkiniz ne olursa olsun hangi yaş grubundan olursanız olun mutlaka festivalin içinde gitmek isteyeceğiniz bir etkinlik buluyorsunuz. Bu da toplumda kapsayıcı bir faaliyet yapmamıza ve herkesi kucaklamamıza vesile oldu. Ben festivalin başarısını bu iki unsurda buluyorum.

Beyoğlu Kültür Yolu ile başladı, ardından Ankara’da Başken Kültür Yolu eklendi ve şimdi de Çanakkale’de Troya Kültür Yolu Festivali başlıyor. Belli ki bu genişleyen bir yol. Peki, bundan sonro bu yol nereye ya da nerelere gidiyor?

İlk festivalimiz olan Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’ni geçen yıl Atatürk Kültür Merkezi’nin açılışıyla birlikte planlamıştık. “AKM, şehre sanat ve yeni bir enerji getirdi” diyerek aynı gün festivalimizi başlattık. Çok da beğenildiği için Ankara’da da yaptık. Ankara Roma’da da önemli bir kent. Cumhuriyet’in Ankara’sı, 21. yüzyılın modern yapılarıyla Ankara… Daha az ziyaret edilmeye başlanan tüm müzelerini, tarihi yerlerini ön plana çıkaran bir festival yaptık, inanılmaz ilgi gördü. Bunun üzerine bunları şehirlere yaymaya karar verdik. Tabii bir anda her yerde yapabilmek lojistik olarak da mümkün değil ama belli bir mantıkta bu illeri çoğaltarak ilerliyoruz. Çünkü her şehrin bir potansiyeli var ve nüfus olarak da bunu talep eden bir kitle var. Konya’da yıllardır devam eden bir Mistik Müzik Festivali vardı. Bunu büyütelim istedik ve festival olarak şehre yaymak istedik. Orada da bir rota yarattık. Ardından Türkiye’nin bir doğusundan bir de batısından şehir katarak Türkiye’yi de kapsamayı hedefledik. Çanakkale de çok sevilen bir yer; doğasıyla, iklimiyle güzel bir şehir. Bu nedenle batıdan Çanakkale’yi, doğudan Diyarbakır’ı festival programına ekledik. Önümüzdeki yıl da Adana ve İzmir eklenecek bu illere. İlerleyen süreçte de yeni iller eklenmeye devam edecek.

Elinizde ortalama bir rakam var mıdır peki? Bu güne kadar kaç insan bu festivaller ile sanatla buluştu?

Geçen yıl İstanbul’da 10 milyon, Ankara’da 5 milyon olmak üzere toplam 15 milyon ziyaretçi sayısına ulaştık. İnanılmaz bir kullanıcı sayısıydı. Bu sene 5’li seride toplam 15 bin sanatçı görev alacak. Çanakkale’de ise 10 günde bin 500 sanatçı görev alacak.

Belli bir yaş grubuna ya da belli bir kitleye hitap etmemesi bu kadar geniş kitlelere yayılmasında etkili oldu sanırım…

Biz müze ya da sanat galerileri gibi geleneksel sanat mekanlarını zaten kullanıyoruz. Bu anlamda kıymetli bir kültür altyapımız var ama bu festivallerde hiç beklenmeyen bir mekanda -mesela Çanakkale’de bir hangarı kullanacağız- ya da sokakta sanat yapıyoruz. Orada sanatsever vatandaşlar ile sanatçının yüz yüze gelmesini sağlıyoruz. Örneğin Çanakkale’de ressamlar sokaklarda Çanakkale’yi resmedecekler. İnsanlar onlara soru sorabilecek, çocuklar belki de görüp ilham alıp ressam olmak isteyecek. Yani doğru rol modelleri de insanlara sunmak lazım. Ki biz bunu beklenmedik alanları da kullanarak yapıyoruz.

Program çok yoğun tek tek anlatmak mümkün değil ama Troya Kültür Yolu’nda neler bekliyor Çanakkalelileri? 10 gün boyunca neler görecek ya da izleyecekler?

Çanakkale’de 5 büyük açık alan mekanı kullanacağız. Biri Hamidiye Tabyaları’nın olduğu alan. Bu alanda en büyük sahnemizi kuruyoruz. Burada ilk gün Troya gösterisi ile başlayacak ardından opera ve senfonik konserler düzenlenecek. Kilitbahir Kalesi önüne sahne kuracağız ve kalenin muhteşem manzarasında İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası 57. Senfoniyi çalacak. Klasik müzik konserlerimizi ağırlıklı orada yapacağız. Çanakkale olunca antik kentleri kullanmamak mümkün değil. Asos’da dünya müzikleri konseri olacak ve Parion Antik Kenti’nde de bir gün Türk müziği akşamı yapacağız.

Gelibolu’da Türkiye’nin en güzel Mevlevihanelerinden biri var. Orada da hem tasavvuf müzik konseri hem düzenli olarak sema gösterileri yapılacak. Çanakkale’de şehrin içinde bir kilise var. Biz Troya Müzesi’ni 1960’larda ilk orada kurmuşuz. Eski fotoğrafları bulduk. Burası eskiden müzeydi demek için orada bir fotoğraf sergisi yapacağız. Şehrin tarihini ve şehrin anılarını da bir şekilde anlatıyoruz aslında. Festivallerin amacından biri de şehirlilik bilincini güçlendirmek, ‘kentini sev’ bilincini geliştirmek. Hamidiye Tabyalarının içinde boş bir hangar vardı. Biz de burayı bir sanat mekanı haline getirelim dedik ve orada on ülkeden on farklı sanatçının eserinin yer alacağı “Bir Hikayem Var” isimli bir sergi gerçekleştiriyoruz. Festival bitiminde de bu hangar sanat mekanı olarak kullanılacak.

Çanakkale’de dünyanın en güzel deniz müzelerinden biri Çimenlik Kalesi var. Başında da bir kadın albay var. Biz orayı sinema etkinlikleri için kullanacağız. Bu müzede sinema için açık ve kapalı alanlar yaratıldı. Ayrıca paneller düzenleyeceğiz.

Çevre illerden de talep oluyor mu?

Çanakkale’yi özellikle komşu iller çok soruyor. Oralarda da festival tanıtımını yapıyoruz.

Sanat merkezleri dışında tarihi mekanların seçilmesi bir anlamda bölgeyi tanıtmak adına da önemli bir alan açıyor. Uluslararası boyutu da var mı? Bu anlamda da tanıtımlar yapılıyor mu?

Festivalin ilk üç günü çok farklı ülkelerden gelen uluslararası basını ağırlıyoruz. Onlar için özel programlar yaptık. Ayrıca daha önce Çanakkale’de dalış merkezi yaratmıştık. Orada batıklar var ve Çanakkale’deki bu alan dünyanın en önemli dalış merkezi olabilir. Bu nedenle yurtdışından bu anlamda hizmet veren tur operatörlerini de getiriyoruz. Çanakkale’yi bir turizm destinasyonu olarak da bir yandan anlatmaya, konumlandırmaya çalışıyoruz. Bunların dışında Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) da Türkiye’nin hali hazırda tüm destinasyonlarını tanıtıyor. Festival olduğu zamanlarda da ajansımız o bölgeye özel daha güçlü tanıtımları yapılıyor.

Aslında festival sadece sanatla buluşturmuyor insanları. İşin içinde gastronomi de konaklama da giriyor. Festival şehri de ekonomik anlamda hareketlendiriyor diyebilir miyiz?

Başka esnafımız ve turizmcilerimiz olmak üzere bu festivallerimizden ekonomi tarafı da faydalanıyor. Aslında kültür şehre çok büyük bir ekonomi jenere eden bir faaliyet. Kültür endüstrisinin ekonomik bacağı çok önemli. Beyoğlu ve Başkent Kültür Yolu festivalinde de bu memnuniyete şahit olduk. Bunlar önemli endüstriler ve kente, kentliye para kazandıran, şehriyle de gurur duymasını sağlayan etkinlikler. Yerel kalkınmanın da bir aracı.

Aynı mantıkta kentte de bir dönüşüm de sağlar mı sizce?

Herkes kendini toparlıyor, çeki düzen veriyor. Yerel markalar güçlenmeye ve farklı markalar da şehre gelmeye başlıyor. Şehrin ekonomisine ve imajına çok büyük katkıları var şehir festivallerinin.

“SPORU SANATLA BİRLEŞTİRİYORUZ”

“Festival kapsamında “Rüzgarin demir atlıları Troya’ya sürüyor” adlı bir bisiklet etkinliğimiz olacak. Şehrin merkezinde buluşup yaklaşık 35 km Troya Müzesi’ne kadar pedal çevireceğiz. Bu etkinliğin yapıldığı tarih aynı zamanda Avrupa Hareketlilik Haftası’na denk geliyor. Festivalin son günü de Gelibolu Maratonu gerçekleştiriyoruz. Böylece sanatla sporu da birleştiriyoruz.”

TROYALILAR YÜRÜYOR

“Festivalin ilk günü ‘Troyalılar Geldi’ yürüyüşümüz var. Troyalı kıyafetlerimizi giyip bu yürüyüşe katılacağız. Buna civar köylerden de insanlar katılacaklar. Amacımız Troya’nın bir Anadolu kenti olduğunu vurgulamak. Herkes Troya’yı bir Yunan kenti sanıyor. Oysa Troya Yunanlılar tarafından saldırıya uğrayan bir Anadolu kenti… Biliyoruz ki diğer Anadolu kentleri Troya’ya yardıma gidiyorlar savaşta. Burası bir Anadolu medeniyeti. Troyalılar da bugünkü Çanakkaleliler.”

“KÜÇÜK SANATSEVERLERİ ÖNEMSİYORUZ”

“Festivalde çocuk aktivitelerimiz çok fazla. Bakanlık olarak küçük sanatseverlerimizi çok önemsiyoruz. Çocukların da aileleri ile birlikte katılacağı özel çocuk programlarını mutlaka yapıyoruz. Onların etkinliklerini hafta sonu anne ve babalarıyla gelecekleri şekilde ayarladık. Hafta içi de okullarıyla katılacakları atölyeler düzenliyoruz. Bir de gezici kamyon tiyatromuz var. 10 gün boyunca Çanakkale’yi gezip çocuk oyunları oynayacak bu tiyatromuz.”