19 °C

Karantina biter bitmez Türkiye’deyim

Dünyanın en ünlü doktoruyla konuştuk. İşte Dr. Öz’den pandemide sağlıklı kalma rehberi ve yeni hayatın şifreleri...

Karantina biter bitmez Türkiye’deyim

Aslı BARIŞ

Dünyanın en tanınan, en şöhretli doktoru o: “Oz Büyücüsü” lakaplı Mehmet Öz… 11 yıldır izlenme rekorları kıran “The Dr. Oz Show” adlı program sayesinde, doktordan çok rock yıldızı kıvamında…

Her açıklaması olay yaratan doktor, Hafta’nın sorularını yanıtladı.

Bu yaz seyahat edebilecek miyiz? AVM’ler ne kadar riskli? Daha ne kadar maske takarak yaşayacağız? Karantinada aldığımız fazla kiloları nasıl vereceğiz? Hiç mi kahvaltı etmeyeceğiz? Hepsi ve daha fazlası söyleşimizde…

Yakın zamanda YouTube programında New York ve İstanbul’u kıyaslaması yapmış, Türkiye’nin koronavirüsle mücadele sistemini övmüştünüz…

-Doğru.Diğer ülkelere kıyasla Türkiye doğru yolda. Bilim kurulu işleri son derece iyi yürüten başarılı bir organizasyon. Sağlık personeli işlerinde çok iyi, özverili, hastalara bakma konusunda özenli, muhteşem işler çıkarıyorlar. Ve tabii toplum olarak da çok disiplinli, saygılıyız. Sosyal mesafeye dikkat etme ve evde kalma protokolüne disiplinli bir şekilde uyduk. Bunun sonucu olarak hayat kaybı da diğer ülkelere kıyasla az. Ama burada şöyle bir durum var: Birincisi maske takma disiplinimizi sürdürme... İkincisi de yeniden hayata karışma sürecinde aynı dikkatliliğin sürmesi…Rehavete kapılmamalı, gevşememeliyiz.

Rehavet demişken… Havaların ısınmasıyla birlikte halk yeniden sokağa çıkmaya başladı, belli bir gevşeme var. Dahası, tatil konuları gündemde… Sizce tatile çıkmak, planlamak bir hata mı?

-Bence çoğu ülke çok büyük bir kriz yaşamadan yavaş yavaş açılacak. İnsanlar seyahat etmeye başlayacak bir yerde… Ama bazı merkezlerde bulunmak tabii ki daha riskli. Kalabalık başlı başına risk. Ama şu da bir gerçek: aşı bulunana kadar Koronavirüsle yaşamak zorundayız, hayatımız bir şekilde buna uydurmak zorundayız.

Eldivenlerden ve iki dakikada bir yıkamaktan çoğumuzun eli buruş buruş oldu. Maske takmaktan kulak arkalarımız yara bere içinde. Kendi nefesimizi dinlemekten yorulduk. Daha ne kadar böyle yaşayacağız?

-Aşı bulunana kadar… Ama o zaman da bu dertler bitmeyecek ki… Yeni bir virus hayatımıza girecek, yeniden bunları tekrarlamak durumunda kalacağız. Ne yazık ki artık gerçek bu, hayatımızın bir parçası haline gelecek.

Peki bu korkuyla nasıl yaşayacağız, gündelik hayatımıza nasıl devam edeceğiz?

-Çok basit. Maske takın. Yüzeylere temas etmeyin, ederseniz de hemen elinizi yıkayın. Sosyal mesafeyi koruyun, birbirinize 2 metreden fazla yaklaşmayın. Seyahat edeceklere ayrıca bir çağrım var: Lütfen başkalarının yaşam hakkına saygılı olun. Eğer ateşiniz varsa ya da öksürüyorsanız kesinlikle seyahat etmeyin. Gerçi bu belirtileri göstermeyenlerde de taşıyıcı olma ihtimali var…

Annemle her gün konuşuyorum ama…

Madem seyahatten bahsettik; Siz her yaz Türkiye’ye gelirdiniz, ailenizle tekne tatili yapardınız. Bu sene de gelecek misiniz?

-Kesinlikle. Karantina biter bitmez oradayım. Annemle her gün konuşuyorum ama yüz yüze görmek, sohbet etmekle aynı yeri tutmuyor.

Başka neleri özlediniz?

-Her şeyi… Kültürümüzü, yemekleri, özellikle de insanları… Dostlarımı çok özledim.

Ara sıra yayın yaparak hasret gideriyorsunuz ama… Geçenlerde Nusret Gökçe ile yaptığınız Instagram yayını oldukça ses getirdi…

-Nusret çok sevgili arkadaşım. Tabii ki onu çok özledim. Sürekli FaceTime yapıyoruz. Halit (Dr. Yerebakan) ve Mana (Gülan) ile de… Neyse ki teknolojinin nimetleri var. Ama asla yüz yüze olmak gibi değil, en kısa zamanda dostlarımla kavuşmak için gün sayıyorum.

Teknolojiyi aktif kullanan birisiniz. Bir YouTube kanalınız da var…Bu dönemde nasıl içerikler üretiyorsunuz?

-Geçen Eylül ayında “Dr. Öz ve Ekibi” adında Türkçe YouTube kanalı yayına aldık. Bu salgın döneminde Coronavirüs ile ilgili tüm gelişmeleri ve bilgileri de Dr. Halit Yerebakan ile birlikte düzenli olarak YouTube kanalımızdan paylaşıyoruz. Hem Amerika’daki hem de Türkiye’deki durumu haftalık değerlendiriyoruz. Türk vatandaşlarının yararına kullanmak için Türkçe bir kanalımız olmasını istedim. Yapılan çalışmalara baktığımızda internetteki sağlık haberlerinin yüzde 40’ının asılsız olduğunu görüyoruz. “Dr. Öz ve Ekibi” sağlık kanalı YouTube ve BiP applikasyonunda dijital ortamda sağlıkta ki gelişmelerin paylaşılacağı yeni mecralar oldu.

Bu dönemde verebileceğiniz en iyi tavsiyeler nelerdir?

-Uykunuza dikkat edin. Günde 7 saat kaliteli bir şekilde uyumaya çalışın. Zihninizin sağlığını meditasyon yaparak koruyun. Ben her gün yapıyorum mesela… Evde olmak egzersiz yapmaya engel değil; günaşırı şekilde günde yarım saat kardiyo yapın. Beslenme rutinlerinizi gözden geçirin; meyve ve sebze tüketiminizi artırın. Tabii çok iyi yıkamak koşuluyla…

Evde hareketsizlikten ve sıkıntıdan bir çoğumuz kilo da aldı bu süreçte…

-Hayatta disiplin önemlidir. Kendinizi bırakmayın. Sabah kalkın, egzersizinizi yapın. Ben her gün yoga yaparım mesela, herkese de tavsiye ederim. Evde yapabilirsiniz. İşe gidiyormuş gibi özenli giyinin. Günlük ritminizi imkanlar dahilinde bozmamaya çalışın. Toplantılarınızı yapın, üretin. Teknoloji buna imkan sağlıyor. Bugünler de geçecek, morali elden bırakmayın.

Sorun AVM’de değil, kalabalıkta

Amerika’da hayatın ‘normalleşmesi’ ile ilgili açıklamalarınız çok konuşulmuştu…

-Sözlerim yanlış anlaşıldı, buna açıklama getirdim. Bir şekilde kurallara uyarak yeniden gündelik yaşamımızı makul bir ölçüde devam ettirmemizden bahsetmek istiyordum.

Türkiye’ye gelirsek, ekonominin çarklarını döndürmek adına işletmeler, dükkanlar birer ikişer açılıyor. AVM’lerde açılmaya başladı. Peki sizce ne kadar güvenli?

-AVM’ler bir çok yere göre çok daha steril ve güvenli bence. Sorun, insan dolu olması. Kalabalıksa, risk yaratabilir. İnsanlarla aranızda sosyal mesafeyi korumayı ihmal etmeyin.

Kahvaltı etmeyin demiyorum…

Şu an üzerinden bir ömür geçmiş gibi ama korona gündeminden hemen önce “kahvaltı yasaklanmalı” açıklamanız çok ses getirmişti…

- Aslında ben kahvaltıyı tamamen iptal edin demedim, sadece erteleyin dedim. Kahvaltıyı kalkar kalkmaz değil acıkınca yani doğru zamanda yemek lazım. Amerika’da System 20 diye yeni bir plana başladık. System 20 ile ilgili tüm bilgileri de yine Dr. Öz ve Ekibi YouTube kanalımızda paylaşıyorum. Aralıklı oruç sistemini uyguladığımız bir plan bu. İddia ediyorum, bu sistemi uygulayarak 10 kilo vererek kalp krizi, diyabet ve inme riskinizi yüzde 20 azaltabilirsiniz.

Kulağa harika geliyor…Peki nedir bu sistem, nasıl uygulayacağız?

- Buradaki amaç günde yalnızca 8 saat yemek yemek ve kalan sürede herhangi bir şey yememek. Yemek yemediğiniz sürenin çoğu gece saatlerine denk geliyor, bu nedenle çok fark etmiyorsunuz.

Şöyle bir yol haritası var aslında: 11.00-19.00 arası yemek yiyin. En ağır öğününüz öğlen yemeği olsun. Gün içinde alacağınız kalorinin yüzde 80’inin tercihen saat 15.00’ten önce almalısınız, bu nedenle öğle yemeğiniz en dolu öğününüz ve akşam yemeğiniz en hafif öğününüz olmalı. Arkasından, gece saatleri itibariyle bir önceki öğününüz ile ertesi günkü öğününüz arasında en az 12 saat aralık bırakmalısınız. Hatta tercihen 16…

Sizin mönülerinizde neler var?

- Zaman aralığımı 16 saatte tutabilmek için kahvaltıyı es geçmeyi tercih ediyorum. Uyandıktan sonra yemektense, saat 11.00’i bekliyorum ve güne sağlıklı atıştırmalıklarla başlıyorum. Bir avuç badem veya küçük bir kase yaban mersini ekleyeceğiniz süzme yoğurt gibi… Öğle yemeği günümün en dolu öğünü. Bunun için, balık veya tavuk gibi yağsız protein ve yanında ise sebzeler veya fasulye, nohut gibi sağlıklı bitkisel proteinleri tercih ediyorum. Akşam 18.00 gibi veya olabildiğince erken bir saatte hafif bir akşam yemeği tercih ediyorum. Genellikle biraz protein eklenmiş hafif bir salata yiyorum.

Arada kaçamak yapmak istesek? Kesinlikle bir şey yemek yasak mı?

-Program çekimimden sonra eğer aç hissediyorsam beni akşam yemeğine kadar tutacak hafif bir atıştırmalık tercih ediyorum. Turşu, zeytin, kuruyemiş veya bir kaşık fındık ezmesiyle birlikte küçük bir elma gibi atıştırmalıklar düşünebilirsiniz.

Başa dönersek; şöyle menemenli, sucuklu, beyaz peynirli bir kahvaltıyı hiç mi canınız çekmiyor?

-O, hafta sonları... Yine kalkar kalkmaz değil tabii. Pandemiden önce hafta sonları evimizin yakınındaki bir mekânda Türk kahvaltısı ederdik…

Türk kahvesini de sevdiğinizi biliyorum…

- Çok severim. Az şekerli. Şeker bozuyor tadını.

Bununla ilgili bir tavsiye de vermiştiniz geçmişteki röportajlarımızda…

-Evet. Bir nevi iştah kapama formülü: Kahveyi az hindistancevizi yağı ile karıştırıp için. İçindeki kafein miktarını düşürür ve iştahınızı kapar.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap