15 °C

Müzik 4.0: MixArt ile müziği demokratikleştirdiler

Albüm kayıtlarının oluşması için enstrümanlardan alınan kanal kayıtlar, genelde albümler çıktıktan sonra kullanılmazmış. Ancak MixArt, bu kanal kayıtları interaktif bir platformda kişiselleştirilebilir bir müzik altyapısı haline getirerek tüm kullanıcılarını bir ‘maestro’ya dönüştürüyor.

Müzik 4.0: MixArt ile müziği demokratikleştirdiler

HİLAL SARI

MixArt biri müzisyen biri yönetmen iki başarılı sanatçının adından da anlaşılacağı gibi sanatların karışımından oluşan eşsiz bir işitsel ve görsel bir şölen deneyimi. Şu anda beta sürümü bir web adresi olan MixArt projesinin hedefi, her cebe indirilen bir uygulama olmak ve bu şölenden keyif alan müzikseverlerin sayısının her geçen gün artması. MixArt ne derseniz, dinlediğiniz kaliteli albüm kayıtlarında duyduğunuz her bir enstrümanın normalde çöpe giden kanal kayıtlarının müzik severlere kendi maestroları olabilecekleri bir ortamda kesitler halinde işlemeye hazır ‘loop’lar olarak sunulması ve hem ekonomiye hem sanata geri kazandırılması.

Peki nasıl bir şey MixArt? Bunu sorduğumda “BİRAZ SPOTIFY, BİRAZ YOUTUBE, BİRAZ GARAGE BAND, BİRAZ SOUNDCLOUD AMA HİÇBİRİ VE HEPSİ” diyor kurucu Yasin Soyöz ve Cenk Kaptan. Şu anda ücretsiz olan websitesinde (gelecekte uygulamada) bir son kullanıcı olarak, örneğin Türk saykodelik rock grubu BabaZula’nın son albümü Kervan Yolda’nın albüme adını veren parçasıyla istediğiniz kadar ‘oynayabiliyorsunuz’. Parçanın istediğiniz enstrümanlarını istediğiniz süreyle çalıyorsunuz, klavyeden kontrol edilebilen hayli kolay komutlarla beğendiğiniz soloları 40 saniye değil, 40 dakikalık bir DJ setine dönüştürebiliyorsunuz. Sistem size bir de kişiselleştirdiğiniz müziğinize göre real time bir klip oluşturuyor. İsterseniz saatlerce aynı şarkıda eğlenebiliyor, isterseniz dört dakikalık süre boyunca parçanın orjinaline alternatif, kendi versiyonunuzu yaratıyorsunuz. Hem müziği kişiselleştirerek kendi müziğinizi yaratıyorsunuz, hem de katılımcısınız, dinlediğiniz müziğin ve izlediğiniz videonun geliştirilmesinde sizin de ciddi bir payınız var. Çok sevdiğiniz bir parçanın hastası olduğunuz gitar solosunu veya trompet solosunu isterseniz saatlerce dinleyebiliyorsunuz. Çünkü maestro sizsiniz. MixArt markasını tescillemişler ve sloganları Mix it easy! Kolayca miksleyin! İstediğiniz enstrümanı istediğiniz süreyle çalın. Peyk’in Don Kafa parçası da şu an MixArt’ta siz müzikseverlerin hayal gücüne göre işlenmeye hazır bekliyor. Bestesi MixArt’ın kurucularından Yasin Soyöz’e ait olan etnik elektronik grup Bairam’ın Souz adlı parçası da yine MixArt deneyimimde en keyif alarak dinleyip izlediğim eserler.

Müzisyenlere açık kapı, hayranlarına deneyimle ulaşacaklar

Şu anda beta sürümü yayında olan MixArt.ist tüm bağımsız müzisyenleri projenin bir parçası olmaya davet ediyor. “Bu aşamada sanatçıların ücretsiz şekilde parçası olabileceği proje, her müzisyen için kullanıcılarına seslenebileceği muhteşem bir vitrin olacak” diye aktarıyor MixArt’ın kurucuları Cenk ve Yasin. Albüm lansmanı öncesi MixArt.ist’e eklenip, kitlelerine deneyimle ulaşabilirler, ya da albüm lansmanları sonrası çok sevilen parçalarını hayranlarına kişiselleştirilebilir bir tepside sunabilirler.

İki kurucu beyin: Biri işitsel, biri görsel master

Kuruculardan biri, müzisyen, söz yazarı, prodüktör ve klarnet başta olmak üzere enstrümanist de olan Yasin Soyöz. Halk müziği ile başlayan müzik yolculuğu, gitar ve rock ve sonrasında üflemeliler ve etnik elektronikten sahip olduğu tüm müzik donanımını tek potada erittiği prodüktörlüğe kadar uzanıyor. Müzik teknolojilerine olan ilgisi de Yasin’i Altınbaş Üniversitesi’nde ses tasarımı dersleri vererek eğitim tarafına da bulaştırmış. Etnik elektronik müzik yapan Bairam diye bir grubu da var, kendi ünlü besteleri de var, Peyk gibi ünlü underground müzisyenlerle feat de yaptı. Fakat kendisini Türkiye’nin farklı sahnelerinde Farfara İstanbul gibi bağımsız müzisyenlerle klarnet ve saksafonuyla müziği icra ederken de görebilirsiniz. MixArt gibi bir projenin beyinlerinden biri olması hiç şaşırtıcı değil, çünkü Türkiye’nin genç ve yetenekli müzisyenlerinden biri. Anadolu ezgilerini elektronikten jazz ve blues’a birçok genre ile füzyonlamak gibi güzel bir alışkanlığı var.

MixArt’ın görsel beyni ise 2010 yılında ‘Mukadderat’ isimli kısa filmi ile Altın Portakal’da finalist olmaya hak kazanan ve birçok yapımı olan yönetmen ve senarist Cenk Kaptan. Ancak sinema ve yapım dünyasına geçmeden önce uzun yıllar 3D modelleme ve animasyon alanında çalışmış. 2010 yılında içinde kaynayan müzik ateşi alevlenmiş ve Kadıköy’e de taşınınca küçük bir video-audio stüdyo kurmuş, burada müziğe daha da yakınlaştığı prodüksiyonlar gerçekleştirmiş. MixArt da bu prodüksiyonların yapıldığı VCS Yapım’ın bir meyvesi aslında. Yasin gibi Cenk de bir akademisyen ve Altınbaş Üniversitesi’nde sinema ve animasyon alanlarında dersler veriyor. Son üç yıldır da yoğun şekilde MixArt projesiyle ilgileniyor. Hatta bazı MixArt parçalarının klibini de Cenk çekmiş.

Müzik tutkunu yazılımcı bir ortak arıyorlar

Cenk ve Yasin şu anda ‘müzik tutkunu bir yazılımcı’ arıyor. Bu yazılımcı, MixArt’ın iOS ve Android’lerde bir uygulamaya dönüşmesini sağlayacak, bu projenin ortaklarından biri olacak ve belki de MixArt’ı yurtdışında yatırım turlarına çıkartacak bir yolculuğun en önemli parçası olacak.

'Etnik yükselirken Anadolu geri mi kalsın?'

Aslında ilk hedeflerinin girişimi San Francisco’da kurmak olduğunu söylüyor, kuruculardan Cenk. Ancak yaptıkları iş özellikle de bağımsız müzisyenlerle çok yakın bir iş. Anadolu’nun ezgilerinin dünya genelinde yaşanan etnik müziğin yükselişi trendine girememesine içerleyip, Türkiye’den devam etmişler. “Mali’de adamlar açlıktan ölüyor, Afro blues almış yürümüş. Bu bir trend belli ki ve devam da edecek. Şu anda tek yükselmeyen yer Anadolu. Anadolu’nun zenginliğini biliyorsunuz, biz de bu zenginlik üzerinden startımızı verelim, sonrasında Londra mı olur San Francisco’mu bakarız, diye düşündük” diye anlatıyor Cenk Türkiye’de devam etmek istemelerinin nedenini. Yoksa dünyada örneği olmayan bir kullanıcı deneyimi ve gerçekten Silikon Vadisi’nde de bir şansı olabilirdi.

Yatırım turlarına da çıkacaklar

Şimdiye kadar birçok yatırımcı ile görüşen Cenk ve Yasin, şimdilik bu işi yazılımcı ortağı bulduktan sonraya erteledi. Böyle bir projenin parçası olmak isteyen tüm yazılımcılara duyurulur. 

Öte yandan Spotify’dan SoundCloud’a YouTube’dan Radyo Uygulamalarına kaydadeğer bir müzik faturası olan bir son kullanıcı olarak, MixArt’ın birgün dev risk sermayedarlarından ciddi fonlar alabileceğini düşünüyorum. MixArt’ı denerseniz, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Birkaç yakın arkadaşıma hemen bu deneyimi yaşatmak istedim ve minik bir MixArt parti gerçekleştirdik (tabii ki sosyal mesafeli). Etkilenmeyen tek bir kişi olmadı. Müziğin evrenselliğine vurgu yapan ve MixArt’ı bu nedenle İngilizce başlattıklarını aktaran kurucu Yasin “Bu bütün dünyadaki müzisyenlerin ve kullanıcıların dahil olabileceği şekilde tasarlanmış bir proje” diyor.

MixArt partileri de oluyor(du)

MixArt DJ’liğin açık mikrofonu gibi. İsteyen bilgisayara - gelecekte sadece cep telefonuna - geçip saatlerce müzik yapabiliyor. Bu nedenle de şimdilik COVID-19 pandemisi nedeniyle yapılamasa da, sadece MixArt’la hem işitsel hem görsel bir şölen yaşanabilen MixArt partiler de yapılıyor. Daha önce bir kez Babylon’da da gerçekleşmiş MixArt parti. Kabak Koyu’ndaki Yerdeniz Kamp’tan İstanbul sahnelerine MixArt partileri müzikseverlerin tutkuyla katıldığı bir etkinlik olmuş şimdiye kadar.

MixArt deneyimini MixArt.ist adresinde yaşayabilir, MixArt ile gelişmeleri Facebook, Youtube ve Instagram hesaplarından da takip edebilirsiniz.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap