"Yaratıcılık dediğin şey yeniliği sever"

Moda devi Michael Kors, lüks ve perakende sektörünün geleceğini anlattı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Aslı BARIŞ

Moda devi Michael Kors, pandemi ile nasıl mücadele ediyor? Lüks ve perakende sektöründe neler değişecek? Alışveriş sistemleri yeniden mi şekilleniyor? 60 yaşındaki dünyaca ünlü tasarımcı sektörün geleceğini anlattı: “Bu değişim, iyi bir şey yaratabilir.”

Bir anda bir virüs geldi ve hepimizin hayatı alt üst oldu… Sizin gündelik yaşamınızda neler değişti?

-Hayatı planlı yaşayan birisiyim. Sabah kalktığım andan gece başımı yastığa koyduğum ana, günümün her saati planlıdır. Hatta aylar sonrası bile… Zaten mecburdum; Moda sektöründe her şeyi aşırı planlı yaşıyorduk. Moda haftaları, koleksiyon rutinleri gibi unsurlar bizi böyle olmaya da itiyordu. Bir ayda üç farklı koleksiyon yaratmaya itiyordu süreç bizi. Bunun için tabii ki son derece düzenli bir sistemimiz olmalıydı. Fakat şu an yepyeni bir durumla karşı karşıyayız. Önümüzde büyük bir değişim süreci var. Ama işin olumlu tarafından bakalım:Yaratıcılık dediğin şey yeniliği sever. Bu yüzden bu değişim, iyi bir şey yaratabilir.

Bu, biraz bardağı dolu tarafında görme mantalitesi mi?

-Bunu her zaman söylüyorum; yapı olarak optimist biriyim. Çabuk hayal kırıklığına uğramam, olayların iyi tarafından bakmaya çalışırım. Ama bu dönemde ben bile duygu değişimleri yaşayabiliyorum. Bazen sakin oluyorum, bazen huzursuz… Maruz kaldığım haberler moralimi bozuyor, bir yandan omuzlarımda büyük bir sorumluluk… Ama sakin kalmaya çalışıyorum. İnsanlığın bu süreçten farklı dersler çıkararak, daha da aydınlanarak çıkacağını düşünüyorum.

Moda sektörü pandemiden en ağır darbe alanlardan… Özellikle küresel ölçekli markalar… Birçok koleksiyon üretildi ama satılamıyor, mağazalar kapalı, personel işini kaybetme endişesi içinde…

-Ne yazık ki öyle… Kim olursanız olsun gelecekten endişe ediyorsunuz. Ama ben her zaman şirketimi ailem olarak gördüm. Bu işte beraberiz. En az yarayla şu süreçten beraberce çıkabilmemiz için çabalıyoruz.

Peki her şey olup bittiğinde sektör, yeni düzene nasıl ayak uyduracak?

-Bakacak olursak moda, ‘ayak uydurma’ konusunda en tecrübeli alanlardan. Teknolojinin gelişimi ve küresellikle beraber moda zaten bir kabuk değişimi geçirmişti. Benim gençliğimde çok daha küçük bir topluluktuk. Tasarımcılar olarak defile yapardık, o defileyi davetliler takip ederdi, basında yer alırdı, o kadar. Sonra küreselleşmeyle beraber moda haftaları arttı. Bildiğim kadarıyla 25 moda haftası var dünya çapında. Ve sosyal medya sayesinde, herkes birbirine bağlı; defileleri izliyor, koleksiyonları görüyor. Yani başlangıç yıllarımdaki iş yapma biçimiyle bugünkü iş yapma biçimi birbirine hiç benzemiyor. Bu değişim sürecini, artısı ve eksisi ile yaşamıştık. Şimdi daha farklı bir sürece girdik. Ürün sergilemeden satışa her şey çok farklı olacak, olmak zorunda…

Siz halihazırda dijital platformlarda satış yapma konusunda oldukça aktif bir markasınız. Son olarak Çin’in en popüler ticaret sitesi Tmall ile işbirliğine gittiniz değil mi?

-Evet. Bir kapsül koleksiyon çıkardık. ‘MK Signature’ çantaları kişiselleştiriyoruz. Marka elçilerimiz Çin’in ünlü isimleri. Bunun dışında kampanyanın pek çok interaktif yanı var: ‘Michael’a sor’ adlı bir dijital kişiselleştirme testi var mesela. Müşteri bana soruyor ben yanıtlıyorum. İnteraktif bir deneyim sunuyoruz.

Nasıl yani?

-Video mesajlar yollayarak bana sorular soruluyor, kişiye özel aksesuar, renk ve tarz konusunda tavsiyeler veriyorum. 'Koşu mu yoga mı?', 'Sneaker mı stiletto mu?' bu tip soruları da yanıtlıyorum. 27 Nisan’da Tmall’da lansmanı yaptık, çok kısa zamanda küresel olarak da hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Yepyeni bir alışveriş deneyimi yani. Gelecek artık böyle mi olacak, her şeyi online olarak mı alacağız?

-Bunu bilemem ama markamızın dijital tarafı son derece kuvvetli ve inovatif. Ama mağazalarımızı geçici olarak bile kapatmak benim için hayli acı verici. Sonuçta ben insanlarla iç içe olmayı seven biriyim. Çalışanlarımı da ailem olarak görüyorum. Her şey normalleşip, yeniden müşterilerimizle bir araya gelip sohbet edeceğimiz günü de iple çekiyorum.

Moda bir anlamda lüks değil mi şu dönemde? Pandemi stresine rağmen alışveriş ruhu nasıl ayakta tutulur?

-Öncelikle evde oturmak, rahat kıyafetler giymek peşmürde olmak anlamına gelmiyor. Evde şık bir şekilde oturmak da mümkün. Ve buna ihtiyaç var. Michael Kors’un DNA’sı zaten rahat ve kadınları güzel gösteren parçalardan oluşur. Modaya gelince, trendler de önümüzdeki günlerdeki gelişmelere göre şekillenir.

Basit düşün, rahat ol, tutarlı kal

Normalde seyahat etmeyi seviyorsunuz bildiğim kadarıyla…

-Çok severim hem de. Sosyal bir yapım var. Sokakta olmayı, insanlarla vakit geçirmeyi, muhabbet etmeyi, yeni arkadaşlar edinmeyi severim. Yapım böyle. Onun dışında zaten işim gereği senede en az dört kez yollarda oluyorum. İtalya ve Çin’de merkezlerimiz var örneğin. Nasıl gideyim şimdi? Önümüz yaz; tatil zamanı, değil mi? Birincil önceliğin sağlığı korumanın olduğu, iş durumlarının belirsizlik içinde bulunduğu bir zamanda ‘tatil’den nasıl bahsederiz ki? Bilemiyorum… Bir daha eskisi gibi seyahat edebilecek miyiz, ondan da emin değilim.

Peki teknolojiyle aranız nasıl peki?

- Hiç anlamam açıkçası. Bunu söylerken bile kendimi yaşlı hissediyorum ama gerçek bu. Ama bu zaman insanı yapamayacağı şeyleri de başarmaya zorluyor, çözdüm bir şekilde. Sürekli FaceTime halindeyim.

Eski rutininize bakacak olursak; en çok neyi özlüyorsunuz?

-İnsanlarla iletişim halinde olmayı… Sinemaya, kitapçıya, restorana gitmeyi. Böyle basit şeyleri… Herkes gibi. Korona bizi birbirimizden kopardı maalesef. Müşterilerimle olan ilişkiyi de özlüyorum. Ama biliyorum ki tüm korona süreci bittiğinde birbirimize daha da bağlı olacağız. Biraz yavaşlamayı, dengeli yaşamayı, sahip olduklarımızın değerini bilmeyi öğreniyoruz.

Bu aralar verebileceğiniz en iyi nasihat ne?

-Sanırım annemin bana sık sık söylediği tavsiyeyi vermek durumundayım: ''Basit düşün, rahat ol ve tutarlı kal' derdi. Bu sözün değerini bu aralar daha iyi anlıyorum. Hayatı olduğu gibi kabul edeceksin. Oluruna bırakacaksın. Esnek olmayı bileceksin.

Türk tüketicisi Michael Kors’u çok seviyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

-Her zaman söylerim; Michael Kors demokratik bir marka. Sadece Amerikan modasını kapsamıyor. İtalyan kadını da giyiyor, Fransız da, İspanyol da, Türk de. Amacım kadınları en güzel haliyle göstermek. Başka bir gayem yok. Başarımın sırrının da bu olduğuna inanıyorum.