23 °C

'Dolar ‘makas’ riski ve Asya fırsatı getirdi'

İSO Başkan Yardımcısı ve İç Giyim Sanayicileri Başkanı İrfan Özhamaratlı, ihracatçının önünde kurdaki değişimle birlikte makasta kalma riski kadar parite kaynaklı fırsatlar da olduğunu anlattı.

'Dolar ‘makas’ riski ve Asya fırsatı getirdi'

Özlem ERMİŞ BEYHAN

İhracatçı hazır giyim firmaları siparişi günlük alıyor, fiyatı günlük veriyor; dolayısıyla son günlerde deyim yerindeyse kurla yatıp kalkıyor. Kurdaki değişim sektörde büyük risklerin yanı sıra fırsat da barındırıyor.

Tüm İç Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı ve İstanbul Sanayi Odası Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ihracatçı için en kötü senaryonun dövizin artıp sonra geri gelmesi olduğunu söyledi. “Çünkü fiyatlar artan kura göre belirleniyor, sonra kur geri geldiğinde zaten çok düşük karlarla çalışıldığı için ciddi zararlar veriyor. Bu zig zaglar çok etkiliyor” diyen Özhamaratlı müşterilerinin kurları çok yakından takip ettiğini ve her yükselişte ‘kurunuz değer kaybetti, artık şu fiyatı vermelisiniz’ dediğini anlattı. Özhamaratlı ihracatçının bu noktada karşı karşıya olduğu riski şöyle ifade etti: “Henüz daha tedarik ettiğiniz ürünlerde bir fiyat artışı olmamış durumda. Piyasa daha uyum sağlamadı. Bugünün maliyetleri ile fiyatınızı hesaplıyor kura bölüyorsunuz. O aşamada düşük bir fiyat ortaya çıkıyor. Ancak şu an şok durumunda piyasa. Pamuk aynı fiyata satılıyor örneğin. Burada bir makasa girme riski var. Bir taraftan döviz bir pik noktadan geri gelmeye başlıyor. Diğer taraftan maliyetler artmaya başlıyor. Bu çift taraflı makas ihracatçının önündeki en önemli risk.” Özhamaratlı ihracatçının TL’nin değerinin doğru seviyede olmasını istediğini vurguladı, ne kaynakları hak ettiğinden değersiz gönderecek kadar düşük ne de rekabet gücünü olumsuz etkileyecek kadar değerli...

Euro da risk yaratıyor

Özhamaratlı’ya göre önümüzdeki döneme dair bir diğer önemli risk de euro kaynaklı. “İhracatımızın yarısını AB ülkelerine euro bazında yapıyoruz” diyen Özhamaratlı euro/dolar paritesinin düşmeye devam edeceğini, euronun dolar kadar değer kazanmadığını vurguladı. Oysa maliyetler hep dolarla belirleniyor. Bu olumsuzluğun sektörün önündeki bir risk olduğunu belirten İrfan Özhamaratlı, hazır giyimcinin bu açıdan da kuru iyi yönetmesi gerektiğini anlattı. AB ile yaşanan gerilimin ise sektör tarafından çok büyük risk olarak görülmediğini paylaşan Özhamaratlı, “Onların bize, bizim de onlara ihtiyacımız var” dedi.

Her şeye rağmen AB

Özhamaratlı’ya göre satışın euro, maliyetlerin dolar bazında olmasının ve euro/dolar paritesinin düşmesinin hazır giyim açısından yarattığı önemli bir fırsat da var. “Bizim rakibimiz olan pazarların satışı dolar bazında. Dolayısıyla Avrupa pazarı bizden almayı tercih ediyor. Bu tercih giderek güçleniyor. Son haftalarda bunu görüyorum. Çok çabuk hissettiriyor bu değişim kendini. Bakıyorum Uzakdoğu’dan yavaş yavaş siparişler Türkiye’de doğru kaymaya başladı. Kar marjları çok düştüğü için kurdaki yüzde 10-15’lik değişim bile çok fark ediyor.”

Kader böyleymiş demiyoruz

Öngörülebilirlik ihracatçı için bugün en önemli şey. “Malesef işimize odaklanamıyoruz” diyen Özhamaratlı, her pazarda farklı sorunlarla uğraştıklarını anlatıyor. İç giyim sektörü Ortadoğu ile de yoğun iş yapıyor. Ancak geçtiğimiz dönemde petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki düşüş işleri ciddi oranda etkilemiş. Keza Rusya’nın da talebi aynı süreçte etkilenmiş. “Petrol gelirleri düştükce harcamaları da geriledi. Rusya ile uçak krizi oldu ama onun öncesinde işler zaten ciddi biçimde gerilemişti. İran ve Azerbaycan’da devalüasyonlar da bizi ciddi etkiledi.”

Bu sıkışıklıktan yeni pazarlar ile çıkmayı hedeflediklerini anlattı İrfan Özhamaratlı: “Derneğimiz TİGSAD İç Giyim Sanayicileri Derneği’nin tescilli markası olan LİNEXPO İstanbul İç Giyim ve Çorap Fuarı’nı Yeşilköy İstanbul Fuar Merkezi’nde 9-11 Şubat tarihleri arasında gerçekleştireceğiz. Fuarda 140 iç giyim ve çorap firması katılımcı olarak yer almakta, 50’nin üzerinde ülkede derneğimiz tarafından görevlendirilen üye firmalarımızca fuar tanıtım çalışması yapılıyor. Ürünlerimiz hafif ülkeler, bu nedenle tüm dünya bizim pazarımız. Geçen yıl 52, bu yıl 60 ülkeye gittik. Avusturya, Güney Afrika, Güney Amerika... Bu ülkelerdeki potansiyel alıcılarla tanışıp onları yüzyüze fuarımıza çağırıyoruz. Yerimizde rahat durmuyoruz, kader böyleymiş demiyoruz, şartları zorluyoruz. Elbette bir süre sonra bizim doğal pazarlarımızda da işler düzelecek, bu yeni pazarlar da o süreçte eklenince bir patlama yaşanacak. Ben ümitliyim. Bu illa ki olacak.”

Babam İnönü’nün hanımının terzisiydi, oğlum robot yapacak

İrfan Özhamaratlı mühendislik eğitimi almış, üretimi çok önemseyen bir sanayici. Peki nasıl olmuş da kendini iç giyim üretirken bulmuş? “Babam kadın terzisiydi, Vehbi Koç’un hanımının, İsmet İnönü’nün hanımının giysilerini dikerdi. Döneminin en usta terzilerinden biriydi Mehmet Özhamaratlı. Sonra hazır giyim de yaptı ve sonuçta bize iyi bir hazır giyim kültürü bıraktı. Memleket Kayseri olunca çocukluktan tezgahın bir kenarında olmak zorundasınız. Biz şimdi malesef çocuklarımıza bu imkanı veremiyoruz. Ben kalıp almayı da dikmeyi de bilirim. Yönetimde güçlü olmak istiyorsanız üretimle iç içe olmanız lazım. Biri gelip bir şey sorduğunda nasıl yaparsan yap demek farklı, bir de gel şöyle yap diyebilmek farklı. Bildiğiniz işi yapacaksınız ya da yaptığınız işi bileceksiniz. Biz çekirdekten öğrendik bu işi. Şimdi büyük oğlum bu yıl bilgisayar mühendisi olarak mezun olacak. O daha çok öğrenen makineler, robotik ile ilgileniyor. Pek benim işimle ilgilenmiyor.”

Ar- Ge desteği sektörde ciddi hareket yarattı

Hazır giyim kilo başına ihracatta 3’üncü sırada, hazır giyim içinde iç giyim ise en üst seviyede. İç giyimin kilo başına ihracatı 30 dolar seviyesinde. “70 centlik pamuğu biz 30 dolara satıyoruz. Katma değer dediğimiz şey bu” diyen Özhamaratlı bu noktada son dönemde tasarıma gelen Ar-Ge desteğinin çok önemli olduğunu vurguladı. “Bizim Ar-Ge’miz de tasarım diyorduk, sağ olsun Nihat Zeybekçi Bakanımız tasarımı Ar-Ge kapsamına aldı. Şu anda ciddi bir hareket var. Tasarıma yatırım yapan şirketlerin sayısı artıyor. İç giyimde tasarımcı açığı vardı, dernek olarak üniversitelerle çalışarak başlattığımız tasarım yarışması ile bu açığın kapatılması için çalışıyoruz. Üniversite öğrencilerinden başvuru kabul ediyoruz, onlar bizi tanısın biz gençleri tanıyalım. Üniversite-sanayi işbirliği denilen olay da budur. Bundan sonra hedef modayı takip eden değil belirleyen ülke olmak. O noktaya da geldiğimizi söyleyebilirim. Ortaya özgün ürünler çıkarıp dünyanın bizi taklit etmesi noktasına gelmemiz önemli. Tüm iç giyim ihracatımız 6 milyar dolar seviyesinde. Pijaması, ev giysisi hepsi iç giyim olarak düşünüldüğünde 10 milyar dolarlık bir üretim kapasitemiz var.”

İşsizlik değil, iş beğenmeme var üretemezsek duvara toslarız

300 bin kişilik istihdamı olan iç giyim üretiminde sektörün en az 50 bin kişilik istihdam açığı var. Tasarım ürünlerine yönelen sektörümüzün istihdam açığı ciddi bir sıkıntı. İnsanlar malesef üretimde çalışmaktan kaçınıyor. Genç nüfus işsizliği yüksek ama AVM’lerde çalışmayı tercih ediyorlar. Üretimde maaş yüksek ama vasıfsız eleman bulmakta bile sıkıntı yaşıyoruz. İşsizlik değil iş beğenmemek söz konusu. Ortada iş var, işsiz de var ama işsizler işi beğenmiyor. Böyle bir handikap var. Sırf bizim sektör değil, inanın bana ben sanayinin içinden biri olarak söylüyorum. Üretimde çalışmak istenmiyor bugün. Bir yerde duvara çarpacağız bu şekilde, üretmeyen bir toplum nereye gidebilir. Muhasebeye eleman arasak telefon kilitleniyor. Sadece masa başı çalışmak istiyoruz.

Türkiye’de çocuk işçi çalıştırılmıyor artık. Suriyelilerin şirketleri o belgeseldeki. Bu sıkıntıları sektöre mal etmemek lazım. Kayıt dışı işler yapan yok mu var ama o şirketler bizim gibi kayıtlı işyerleri için de çok adil olmayan bir rekabet doğuruyor. Şimdi gelip bizi sigortasız çalıştırın diyorlar. Eskiden sigorta yapılmadığı için işten ayrılırdı insanlar, şimdi geliyorlar ve işsizlik maaşı alıyor diye sigortasız çalışmak istiyor. Elbette mümkün değil böyle bir şey olması.

Yurtdışından arayıp şu şirketten alım yapıyorum, sıkıntı olur mu’ diye soran oldu

“Devlet büyük bir badire atlattı. Düğmeye basmak gerekti. Ama şu da yadsınamaz ki bu işin ekonomiye bir etkisi oldu. Çok hassas bir dönem, imkanlar da kısıtlı. Şirketlerimiz borçlu. Türk özel sektörünün 310 milyar dolar dış borcu var. Her dolar artışında insanların içi cız ediyor. Bir taraftan da iç piyasada tahsilatta olan güvensizlik insanları tedirgin ediyor, işi sıkıntıya sokuyor. Yurtdışından müşterilerim arasında beni arayıp da şu şu şu firmalardan alım yapıyorum, bir sıkıntı olur mu diyen çok oldu. Malı tedarik edememek de çok büyük risk. Firmada sorun olur da üretemezse adamın rafları boş kalacak. Rahatlatmaya çalışıyoruz. Bir taraftan Türkiye’ye gelmeme yolunda bir eğilim var, çok farklı gösteriliyor. Kapılarına gidiyoruz ürünümüzü orda satmaya çalışıyoruz ama aynı şey değil, müşterinin buraya gelmesi farklı. Gelip buranın yazılıp çizildiği gibi olmadığını görmeleri lazım. Kolundan tutup getirip gösterelim diye uğraşıyoruz.”

Gündeme dalıp işi bırakmayalım

“2017 için bir belirsizlik hakim. Bu ortamda herkes önündeki işi hakkıyla yapmaya odaklanmalı. Üretimi biz yapacağız, siyaseti siyasetçiye bırakacağız. Gündeme dalıp işleri bırakmamak lazım. Öyle bir ortamdan geçiyoruz ki...”

Kumdan kaleler yıkılıyor Kalifornia’yı izliyor musunuz?

“Dünyada artık farklı rüzgarlar esiyor, dengeler yeniden kurulacak bu artık belli. Belirli bir sarsıntı var, bir rüzgar esiyor. Plajdaki kumdan kaleler bu dalgalarla yıkılacak, farklı kumdan kaleler yapılacak. Brexit mesela herkesi şaşırttı, geçen hafta Londra’daydım orda inanılmaz bir kutuplaşma var. Kanada’ya yerleşmek isteyenlerin sayısında patlama var. Kalifornia ciddi ciddi ABD’den ayrılmayı düşünüyor, muhtemel de bunu yapacaklar. Böyle bir dünyaya geldik. bu değişimi iyi okumak lazım. Daha radikalleşen bir dünyaya gidiyoruz. Bunun altında da toplumların üretimden uzaklaşması yatıyor. Avrupa ve ABD üretimi Asya’ya kaydırdı. Bunun etkileri olacak. Yazın Amerika’daydım, oğullarım Harvard’da ders aldı. Şöyle bir dolaşınca en güzel şehirlerden biri olan Boston’da altyapının felaket durumda olduğunu görüyorsunuz.

Marka yaratmak sörf yapmaksa board, tasarımdır

“Güzel bir marka ya da reklamla, iyi lokasyonla marka yaratamazsınız. Sörfün bordu fikirdir, tasarımdır, idare edecek beceri insan, götürmek için gereken rüzgar ise finansmandır. Orada bir eksiklik vardı, üzerinde duracağımız kendimizi güvende hissedeceğimiz bir tasarım altpyapısı yoktu. Şimdi yavaş yavaş oluşuyor bu. Bizim sektörümüz komşu ülkelere ürünlerini kendi markaları ile satıyor. Avrupa’ya kendi markaları ile üretmek durumundayız ama kendi markamızla da ihracat yapıyoruz. Bu markalar bir süre sonra serpilip büyüyecek.” Metrolar, Harvard denilen okullar dökülüyor. Trump boşuna kazanmadı seçimleri.”

Ayda 1.5 milyon adet iç giyim üretip tamamını ihraç ediyor

İrfan Özhamaratlı’nın şirketi Hamaratlı Tekstil’in iç giyim üretiminde ciddi bir payı var. İç pazarda rekabeti 15 yıl önce bırakmış, tamamen ihracata odaklanmışlar. “İki iş birarada yürüyemedi, bir tarafa odaklanmak istedik” diyen Özhamaratlı, ayda 1- 1.5 milyon adetlik üretim yaptıklarını söyledi. Avrupa’daki dev markalara iş yapıyor Hamaratlı Tekstil. İyi bir tasarım ekibi kurduklarını, tasarım yapıp koleksiyon sattıklarını anlatan Özhamaratlı, “Müşterilerimizle çok uzun zamandır iş yapıyoruz. Biz onların üretim ayağıyız, onlar bizim pazarlama ayağımız. Bu yapı sürerken onların pazarlarına girip onlara rakip olmak pek uygun gelmiyor” ifadesini kullandı.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız. Daha önce üye olmadıysanız lütfen üye olunuz.
Giriş Yap Üye Ol!

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.