28 °C

Günde 9 kilometre yürürüm, hayatı bırakmam

SABAH YÜRÜYÜŞLERİ - Yasemin Salih

Günde 9 kilometre yürürüm, hayatı bırakmam

YASEMİN SALİH

Akdeniz’in önde gelen ihracatçılarından biri Bülent Aymen. İskenderunlu işadamı, üniversiteden sonra planlamadığı bir şekilde kendini babasının meyan kökü şirketinin başında bulsa da, bu hızlı girişten çok da pişman değil. Bugün Cemay Meyan Kökü Sanayi’nin yanı sıra Sabay Lojistik, Sabay Denizcilik ve Bay Dış Ticaret şirketlerinin patronu olarak birkaç şapka taşıyor. Bunun yanında işadamı yapılanmalarında da 25 yıldır aktif rolü var. Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin Onursal Başkanı... Merkezi Londra'da olan International Air Shipping Association'da da Başkan Yardımcısı unvanıyla görev yapıyor. Yıllarca sivil toplum kuruluşlarında başkanlık dahil birçok görevde bulunmuş ve halen de aktif olan bir isim.
Peki hayatından bu çok tempolu iş şapkalarını çıkarırsak geriye ne kalıyor? İşte biz de bunları öğrenmek için Bülent Aymen’le bir sabah yürüyüşünde bir araya geldik.

- Nerede başlıyor hikayeniz?

Tam bir Akdenizliyim. Babam Mersinli, annem İskenderunlu. Babamın işi meyan kökü ticaretiymiş, biz de onu devraldık. Aslında babam maceracı bir adamdı, 20 yıl önce kendisini kaybettik. Hep yeni işlere meraklı biri olmuş. 1940’lı yıllarda İskenderun Limanı’nda çalışırken Amerikalıların meyan kökü ticareti yaptıklarını görüyor, o da bir şekilde iletişim kuruyor bu insanlarla. 1980’lerde ise tüm bağlantıları, işi babama bırakıyorlar. Şu anda Güney ve Doğu Anadolu’dan meyan kökleri toplanıyor yaz boyunca, yüzde 100’ü ihraç ediliyor.

- Sizin de tarıma ilginiz var mı? Nasıl girdiniz şirkete?

Daha okul yıllarında ilgim vardı iş hayatına. Babamın işleriyle hep ilgileniyordum. 1985’te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldum. Amacım Amerika’ya gidip master yapmaktı, ağabeyim yurtdışındaydı, benim de planım aynıydı. Ancak işler planladığımız gibi gitmedi. Babam mezun olmadan iki ay önce bir kriz geçirdi ve ben mecburen şirkette sorumluluk aldım. Her insanın hayatında kırılma noktaları vardır, benimkilerin ilki üniversiteydi, ikicisi de bu olay oldu.

- Nasıl karşıladınız bu durumu?

Bu noktaya gelinceye kadar babam birçok işe girip çıkmıştı, ben de hep yanında olmuştum. O yüzden bocalamadım, "Hayallerim var" deyip sırtımı da dönmedim. Zaten bir gün şirkette çalışacaktım, bu planladığımdan erken oldu. Burada benim için önemli olan, babamın daha önceki hatalarından kendime ders çıkarmaktı. O deneyimlerin tamamında babamın yanında olduğumdan birtakım şeyleri görebiliyordum. Öncelikle insan sarrafı olmuştum, doğru insanları seçme yeteneği kazanmıştım farkında olmayarak. İş hayatında kazık yememek mümkün değildir, ne kadar tanısanız da yersiniz ama önemli olan iki kere olmamasıdır. Bu nedenle ne olursa olsun babam benim her zaman rol modelimdi. Başka rol modellerim de oldu, iş hayatının farklı seviyelerindeki insanlardan çok şey öğrendim. Babamdan ise dürüstlüğü, hak yememeyi öğrendim. Onun en büyük hatası çok güvenmek olmuştu, ben bunu da gözlemledim. İnsanlarla arama hep bir mesafe koydum.

- Sonuç ne oldu; daha mı az düştünüz, daha mı az hata yaptınız?

Düştüm elbette. Bu bir süreç. Hata yaparsınız ama her hata için bir kere hakkınız vardır. 1980’lerdi, sadece ben değil, Türkiye kabuk değiştiriyordu. Dış ticaret, bankacılık sistemleri yenileniyordu. İlk iş şirkette tasarruf yöntemlerini geliştirdim. İhracatta yeni pazarları devreye soktum, yeni ürünlere yöneldim. Lojistik ve denizcilik şirketlerini kurdum. Sonuç olarak doğrudan 450 kişinin istihdam edildiği bir grubuz. Meyan kökü ile köylüleri de kapsayarak bakarsak 4 bin kişiye gelir sağlıyoruz. Meyan kökünün doğal çubuk halini satıyoruz. Ar- Ge yapıyoruz, dünya çapında ses getirecek, kozmetik ve kanser tedavisinde kullanılabilecek ileri teknoloji bir formül üzerinde çalışıyoruz. Böylece tonunu 6 milyon dolara satmamız mümkün olacak, yani katma değerli ihracat yapacağız.

Bu yatırımı kur artışı nedeniyle askıya aldık ama anlaştığımız üniversite araştırmalara devam ediyor.

- Siz sivil toplum kuruluşlarında (STK) da çok aktif birisiniz, bu her işadamının tercihi değildir. Sizin için ne ifade ediyor?

STK’larda görev almak benim için önemli. Bunu da bir sorumluluk olarak görüyorum. 25 yıldır ihracatçı birliklerinde başkanlık da dahil olmak üzere birçok rol aldım. 10 yıldır Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi’yim. Bunlar hayatımın birer parçası.

İşe çok odaklandım çocuklarımın nasıl büyüdüğünü kaçırdım

- Peki iş, STK ve özel hayat dengesini nasıl kuruyorsunuz?

Günde 10 saat çalışıyorum. Biraz işkolik olduğumu söyleyebilirim. Denge konusunda çok başarılı olduğumu ise ne yazık ki söyleyemeyeceğim. Çocuklarımın büyüme dönemlerini kaçırdım. Yani belki de hayatta asıl önemli olan şeyleri kaçırmışımdır. Emeklilik bana göre değil, hayatınızın belli dönemini çalışarak geçirmişseniz, bırakma şansınız yok. Sadece strese karşı dayanıklılığınızı artırmanız gerekiyor. Ben de bunun için çalışıyorum.

- Neler yapıyorsunuz?

Ben uzun dönem stresten korunma yöntemlerimi geliştiremedim. Baktım ki vücuduma zarar veriyorum. 2012’de yüksek tansiyon çıktı. Anjiyo yaptırdım, ana damarlardan biri kireçlenmiş. Yani vücudumda tahribatlar olmuş. Gençlik yıllarımda basketbol oynuyordum, spor hayatımda vardı. Yine spora başladım. Crossfit yapıyorum. Günde 9 kilometre yürüyorum. Eskisi kadar olayları takmıyorum ama bunu 50 yaşından sonra öğrendim. Siz ne kadar “Gencim, etkilenmiyorum” deseniz de bir nokta geliyor ve “Daha kaç yıl yaşayacağım?” diyorsunuz. Genelde de yanıtınız "Değmez" oluyor.

Gençliğimde Beymen’in mankenliğini yaptım

- Oldukça fit görünüyorsunuz, beslenmenize dikkat ediyor musunuz?

Ben gençliğimde Beymen’in mankenlerindendim. Uzun yıllar modellik yaptım. Hayatım boyunca hep sağlıklı beslenmeye dikkat ettim. Son yıllarda refl u problemi çıktı. Bu yüzden akşamları geç saatte yemek yemem. 3-4 yıldır kırmızı eti haftada en fazla bir kere yiyorum. Mutfağımız et ağırlıklıydı oysa, 10 yıl önce hayatıma sebze yemeklerini soktum. Son 20 gündür de bir diyet uyguluyorum. Karbonhidrat, şeker ve süt ürünlerini tamamen kestim. Tavuk, sebze ve yumurta ağırlıklı besleniyorum. 15 günde 3.5 kilo verdim, hedefim 5 kilo vermek. Gençlere bakıyorum da onlar bize göre daha bilinçli, sağlıklı beslenmeye önem veriyorlar. Bu hoşuma gidiyor.

"30 yaşıma dönsem daha fazla seyahat ederdim"

- Şimdi filmi geri sarma hakkı verilse, kaç yıl önceye gider, süreyi nasıl değerlendirirdiniz?

Bu aklım ve tecrübemle gitmek şartıyla elbette; 30 yaşıma dönmek isterdim. Öncelikle çok daha fazla seyahat etmek isterdim. Hayatımda çok daha iyi bir ekosistem yaratmaya çalışırdım. Ailemle daha çok zaman geçirirdim. Örneğin yelken yapmak isterdim. Yoksa öyle çok da içimde kalan bir şey yok aslında. Beklediğimden geç oldu ama işleri yoluna koyduktan sonra yurtdışına gittim, 1988’de Amerika’ya gittim, 6 ay kadar kaldım. O da dönüm noktalarından biridir benim için. Öte yandan 30 yaşıma dönsem çalışmaya da daha çok zaman ayırmak isterdim. 10 saat değil, 16 saat çalışırdım günde. Şimdi Arsus’ta bir yazlığımız var. Taze balıklar, deniz vs. harika bir dünya var. Orada daha çok zaman geçirirdim. Eşime de orada âşık olmuştum. Yakın gelecekte orada daha çok zaman geçirmek istiyorum. Örneğin ekim ayına kadar yılı orada geçirmek istiyorum.

"Keskin çizgilerim yoktur, prensiplerim vardır"

- Uyumlu bir insan mısınız, çevreniz sizi nasıl tanır?

Prensipleri olan biriyim ama öyle keskin çizgilerim yoktur. Hak yememek ve saygılı olmak hassas noktalarım. Çok katı olmanın hayatta fayda sağlayacağına inanmıyorum. “Bu olmazsa yaşayamam” dediğim hiçbir şey olmadı bugüne kadar. Genelde uyumlu bir insanımdır ve öyle olunması gerektiğine inanırım. Hayatta kazanmak kadar kayıplara da ayak uydurmak gerekebilir. Genelde mantığımla hareket ettim bugüne kadar, duygularım mantığımın önüne geçmedi.

"Bırakmayı da bilmek gerek bazen"

- İnatçı biri misiniz? Başka hikâyelere bakıp hırs yapar mısınız?

İyi sanayici hikâyeleri elbette var, hele de bizim bölgede oldukça başarılı sanayici arkadaşlarımız var. Önemli olan azmetmek, çalışmak, sabırlı olmak. Bunun adı inatçılık değil. Vazgeçmek, pes etmek bende yoktur. Ümitsizliğe kapılabilirim ama “Yapacağım” der, yine yola koyulurum. Bunun yanında olmayacak şeylere de inat etmem. Bence başarı biraz da bırakmayı bilmektir.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap