11 °C

Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem: Bildiklerimi anlatmak topluma borcum

Erkek hazır giyim markası Kiğılı'nın CEO'su Halil Suerdem için paylaşmak, hayata dair en kıymetli duygulardan. İki çocuk babası Siirtli iş insanı için deneyimlerini, bildiklerini gençlere aktarmak, belli bir yere gelmiş insanların topluma karşı borcu aslında. Bunun içi çaba sarf ettiğini söylüyor.

Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem: Bildiklerimi anlatmak topluma borcum

YASEMİN SALİH

Aile şirketlerindeki sıradan ikinci jenerasyon hikâyelerinden oldukça farklı Hilal Suerdem’inki. Kazanımlar kadar kayıpların da yön verdiği, kurallar ve prensiplerin, en çok da hedeflerin şekillendirdiği bir öykü bu. Babasının Tahtakale’deki tıbbi gereçler satan dükkânında öğrencilik yıllarında başlayan ticaret hayatı, annesinin okul sonrası fazla oyalanmadan dükkana gitsin diye hızlıca önüne koyduğu tavada yumurta, kulağına üflenen tatlı-sert hayat nasihatleri bu hikâyenin şekillenmesinde önemli mihenk taşları olmuş.

1991’de anne ve babasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra Abdullah Kiğılı’nın yanında tezgâhtar olarak işe başlaması, arkasından kızıyla evlenerek aileye girmesi, şirkette bütün departmanlarda çalıştıktan sonra CEO’luğa doğru yürümesi bu yolculuğu sıra dışı yapan unsurlar.

Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem'le tüm bunları Çekmeköy Doğa Parkı’nda spor eşliğinde konuştuk...

Bizler sizi Kiğılı ile biliyoruz, evveliyatına da bir bakalım. Nerelisiniz?

Siirtliyim. Zaman zaman gidiyorum. Orada hâlâ teyzem ve kuzenlerim yaşıyor. Teyzem Türkçe bilmez, Arapça konuşur. Ben de Arap kökenliyim. Benim için aile bağları çok önemli. Ebeveynlere saygı, kurallara uymak önemli değerler. Ailenin içinde gerçek sevgi var. Yardımseverlik, derdi ve sevinci paylaşmak, bağlı kalmak bizim için önde gelen değerler. Benim için bunları sadece yaşamak değil, başkalarına da örnek olmak önem taşıyor.

Gençlere yol göstermeyi önemsiyorsunuz...

Evet, kesinlikle. Bu bir paylaşımdır, aktarımdır. Bunu topluma borç görüyorum. İşin tezgâhından başladım. İnsanların beklentilerini değerlendirme yönüm çok gelişti. Koçlukta ve kariyer belirlemede bunlar beni öncü yaptı. 40 yıldır ticaret hayatındayım, 24 yıldır da perakende sektörünün içindeyim. Artık tecrübelerimi insanlara, bu alanla ilgilenenlere ulaştırmak, paylaşmak istiyorum. Hem şirketimde koçluk yapıyorum hem de Birleşmiş Markalar Derneği’nde (BMD) yedi yıldır sosyal sorumluluk başkanıyım. Topluma katkı yaratmayı önemsiyorum. Bu kapsamda üniversitelere konuşma yapmak üzere davet ediliyorum. Özellikle Anadolu’daki üniversitelerde çok verimli toplantılar yapıyoruz, gençler çok istekli, meraklı. Ayda bir kez mutlaka bir araya geliyorum gençlerle. Onlara, “Herkes iyi sanatçı, iyi çalışan olabilir ama iyi insan olmak önemli” diyorum.

İyi boksör olmak

Sizce gençlerin eksikleri neler?

Sabır. Çok heyecanlı ve sabırsızlar. Bence hayatta başarılı olmak için iyi bir boksör gibi davranmak gerek. Dayak yiyince yıkılmamayı öğrenmeli, güçlü olmalı insan. Hareket ve sözleri iyi algılamalı. Empati çok önemli. Eğer doğru empatiyi kurarsanız doğru çözümler üretirsiniz.

Sizin başarınız buradan mı geliyor?

Benim çok ilginç bir patronum var. Çok enteresan, çok yönlü bir insan. Çevresindekiler de hep onunla aynı yöne bakıyorum. Bense başarılı olmak için onun bir adım önüne geçmeliydim. Abdullah Kiğılı’yı geçmeliyim dedim hep. Bu yolda bana en doğru, dürüst gelenin bir adım önüne geçmeye çalışıyorum. Bu bir bayrak yarışı, onu doğru yönetmek gerek.

Geçebildiniz mi sizce?

Bence iyi gidiyorum. Birileri de beni geçecek. Şimdiden onları şirkette görüyor ve destekliyorum.

"Tavlayla kendimi rehabilite ediyorum''

Sporla aranız nasıl?

Vaktiyle profesyonel hentbol oynadım. İstanbul karmalarına seçilmiştim. Şimdi yüzüyorum, yürüyorum daha çok. Gün aşırı mutlaka bunları yapıyorum. Yürürken bütün stresimi atıyor, doğru kararlar alıyorum. Bu yüzden genellikle yalnız yürürüm. Beynimi tamamen boşaltırım. Herkesin stresten kurtarmak, rehabilite olmak için bir yöntemi vardır. Benimki tavla. Babamla Tahtakale’de çalışırken öğrenmiştim. Tavla oynarken her şeyi unutuyorum. Arabamın bagajında mutlaka hazırda tavla bulunur. İstediğim an oynayacak bir arkadaş, akraba da mutlaka vardır.

Bir de Fenerbahçe meselesi var. Memnun musunuz son gelişmelerden?

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe için çok şey yaptı. Ona çok teşekkür ediyoruz. Ama Ali Koç bence kulüpte yenilik ve vizyon olarak, bu işi götürecek doğru isimdir. İyi şeyler olacağına inanıyorum.

'Işık gördüğüm insana yatırım yaparım'

İnsan ilişkilerinde örneğin dostluk kurarken kural nedir?

Ben boş dostluk kurmam. Manevi olarak ya alacağım ya da vereceğim vardır. Maddi menfaati öne çıkaran, yalan söyleyen, saygı ve sevgi kriterleri bozuk, kurallara uymayan, hedefsiz insanlardan uzak durmaya çalışırım. İyi ışık gördüğüm insanlara yatırım yaparım.

Abdullah Bey’in size yetkiyi kademeli verdiğini söylemişsiniz, o süreç hangi aşamada?

İş yüküm çok. Hem CEO hem de CFO’yum. İki yıldır böyle şirketi yeniden yapılandırıyoruz. Bu süreç iki yıl daha devam edecek. Sonra ayrılacak ama şimdi böyle gerekiyor. Yani icra yüzde 100 bende. Büyük satın almalar, koleksiyonun son onayı ve mağaza lokasyonlarının teyidi Abdullah Bey’de.

Hiç ölmeyecekmiş gibi çalış, yarın ölecekmiş gibi iyi ol

Hayat doğmak, yaşamak ve ölmekten ibaret ama benim düsturum; Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmak, yarın ölecekmiş gibi iyi olmak. Bunun yazılı kuralları var. Onlara iyi çalışıp, uymaya gayret ederim. İnsan sevgisi, canlı hakları, saygı, yardımseverlik, dost olmak, pozitif yaşamak benim için önemli. İnsanlarla alışverişte bu kriterleri öne çıkarırım.

'İyi görünmeyi çok severim'

Sağlığınıza dikkat eder misiniz? Ne yer ne içersiniz?

Yemeyi, içmeyi çok severim. Öte yandan iyi görünmeyi, iyi giyinmeyi de çok seviyorum. Her ikisi bir arada zor tabii. Bu yüzden dikkat ediyorum. Benim de bazı sırlarım var elbette. İki günde bir uyguladığım kürler var. Sırayla yapıyorum. Sabahları kekik suyu, çörek otu yağı, kabuğuyla blenderden geçirilmiş bir limon tüketirim. Sabahları kahvaltıyı ben hazırlarım. Onun dışında mutfakla pek aram yoktur. Kuzu eti, pilav, makarna, büryan kebabı, sumak ekşili dolmayı çok severim.

'Babam kulağımı çekti'

Babanızla da uzun yıllar birlikte çalıştınız değil mi?

Evet. Babamın Eminönü, Tahtakale’de tıbbi cihazlar dükkânı vardı. Onunla çalışırdım okuldan sonra. Babam çok prensipli, dürüst bir adamdı. Şırınga satıyoruz bir gün. Müşteri geldi, ona paketini teslim ettim. Tezgâha şöyle bir oturur gibi yapmışım, yaslanmışım. Babam kulağımdan tutup, “ekmek teknesine oturulmaz” dedi. Eğer o gün kulağımı çekmeseydi ekmeğin bu kadar kutsal olduğunu öğrenemeyecektim. Abdullah Bey ile de yakından tanışırdı.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.