21 °C

Kim demiş 'sağlıklı çevre için geç' diye!

Araştırmalar global çevresel etkilerin toplum sağlığının bozulmasında etkili olduğunu ortaya koyuyor. Çevresel bozulmaların kısa ve uzun vadeli etkileri incelendiğinde ise yerel düzeyde hava kirliliğinin hastalıkların oluşmasında rol oynadığı görülüyor.

Kim demiş 'sağlıklı çevre için geç' diye!

SİBEL SANCAKLI

Çevre kirliliği sadece hayvan türlerinin azalmasına, göz zevkimizin bozulmasına neden olmuyor. Araştırmalar hava kirliliği başta olmak üzere su, toprak ve çalışma ortamındaki kirlenmenin dünya çapında 9 milyon kişinin erken ölümünden, yani toplam ölümlerin yüzde 16'sından sorumlu olduğunu söylüyor.

Türkiye için de rakamlar çarpıcı. Genel çevre kirliliğinin her yıl 41 bin 723 kişinin ölümünden sorumlu olduğu söyleniyor. Bunun 33 bin 431'i ise tek başına hava kirliliğinin marifeti olarak gösteriliyor. Peki kaynak kim? Çevre kirliliğiyle ilgili 75 uluslararası kurumu bünyesinde bulunduran Sağlık ve Çevre Birliği'nin (HEAL) Türkiye Danışmanı Funda Gacal paylaşıyor bu bilgileri. Bulgularını ise HEAL'ın yayınladığı rapora dayandırıyor.

Rapora göre dış ortamdan kaynaklanan hava kirliliğine maruz kalmak, tahrişten ölüme kadar geniş bir yelpazede sağlık sorunlarına neden oluyor. Solunum, kalp/dolaşım hastalıkları üzerindeki etkileri kanıtlanmış olan hava kirliliği; çocuk ve yaşlılar başta olma üzere ciddi sağlık sorunları yaşayanlar için de önemli riskler doğuruyor. Binlerce kilometre uçabilen ve yağmurla suya karışabilen maddeler nedeniyle kömürlü termik santraller sadece yakınında yaşayanları değil uzaktakileri de hasta ediyor.

Ömürden 10 yıl gidiyor

Gacal'ın paylaştığı verilere göre ulusal ölçekli yapılan projeksiyonlarda Türkiye’de sadece 2010 yılında kömürlü termik santraller nedeniyle hava kirliliğine maruz kalan kişilerin ömrü yaklaşık 79 bin saat (kabaca 10 yıl) kısalıyor. Hesaplamalar, sadece 2010'da kömürlü termik santrallerin neden olduğu ölümlerin trafik kazası kaynaklılardan yaklaşık 2 kat fazla olduğunu söylüyor.

Ayrıca nedenle 800 bin astım krizi yaşandığı ve toplamda 8 milyon güne ulaşan solunum hastalıkları yükünün oluştuğu öngörülüyor. Veriler Türkiye’de yaşamını yitiren her 100 kişiden 2.2’sinin buna bağlı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını kaybettiğini gösteriyor.

Lüks tutkusu bitmeli!

Gacal'a göre tablonun sorumlusu insanın bitmek bilmeyen konfor tutkusu ve buna bağlı olarak doğadan kopuş. Bu tutku nedeniyle sürekli yayılıyor; ulaşım, su ve elektrik şebekesi gibi altyapı ağlarını doğal hayata zorla yerleştiriyoruz. Lüksün trendleşmesini tehlikeli bulan Gacal, sadece gayrimenkul geliştirmede değil, iklim değişikliği mücadelesinde de harekete geçilmesi gereken bölgesel kalkınma planlarına dikkat çekiyor.

Diğer yandan Türk Çevre Koruma Mevzuatı'ndaki farklı kanun ve yönetmeliklerin henüz birbiriyle uyumunun sağlanmamış ve kurumsal görev tanımlarının netleştirilmemiş olduğunu hatırlatan Funda Gacal, "Çevre koruma ve doğa yönetiminde birbiriyle çatışan uygulamalardan yol yakınken vazgeçilmeli. Geç kalmış sayılmayız" diyor.

Denetimler halka açık olmalı

Konu kirlilik olunca bölgesel anlamda ciddi önlemler alındığını ancak uygulamada yetersiz kalındığı kaydeden Funda Gacal, bu konuda yapılan kontrollerin halka açık hale getirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışılması gerektiğini belirtiyor. Gacal, sözü geçen bölgesel eylem planları gibi bir dizi önlem hayata geçirilebilirse çevre kirliliğinin ve sebep olduğu sağlık sorunlarının yüzde 74 oranlarında önüne geçilebileceğini dile getiriyor.

81 ilden sadece Çankırı sınırın altında

Hava kirliliğine yol açan kaynakların kükürt dioksit (SO2), partikül madde (PM 10 ve PM 2,5), azot oksit, karbonmonoksit ve ozon olduğunu ifade eden Gacal, “Özellikle partikül madde, solunum enfeksiyonu ve kansere neden oluyor. PM10 ve PM 2.5 kirleticilerin kent merkezlerinde geniş kitleleri etkileyerek erken bebek ölümleri, sakat doğumlar ve kitlesel ölümlere sebep olduğunu biliyoruz” diyor. Gacal sözlerini şöyle sürdürüyor: "AB hava kalitesi limiti dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında Türkiye'de 81 ilin 62’sinde izin verilen normal sınırın üzerinde hava kirliliği yaşandığı gözleniyor. 81 ilden sadece Çankırı’nın bu sınırın altında hava kalitesine sahip olduğu, diğer tüm illerde izin verilen normal sınırın üzerinde hava kirliliği yaşandığı görülüyor."

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.